Uğur
Aydın
DOLAR13.4726
EURO15.2894
ALTIN793.64
Şenol BABACAN

Şenol BABACAN

Mail: [email protected]

AYDIN’DA JEOTERMAL TEHLİKESİ

Doğa insan olmadan da yaşar; ama insan doğa yok olduktan sonra yaşayamaz.Paul Ehrlich

 

Yaz aylarının göz kırptığı,baharın son günlerini karantina eşliğinde yaşıyoruz.

Tatilde çocukların halk plajlarında cıvıldaşmalarını, dallarda dans eden zeytinleri, mis gibi kokan köy domateslerini ve incirlerin yavaş yavaş sarılaştığı günleri özlemeyen var mıdır?

Hadi bit ve git artık dünyamızdan KORONA!

*

Memleketimizde ne güzeldir doğa. Saf, temiz, çıkarsız, dedikodusuz…

Güzelliklerden yana yakıştıracağınız herşeye yakışan bu cennet topraklarımız için tabiri caiz ise ‘adam diksen adam yetişir’ derler.

 

Verimli topraklarımız ile güneşin ve suyun ihtişamlı birleşmesiyle oluşur yeşil.

Rabbim emreder, tabiat ana verir de verir.

Meyvesi ve sebzesi boldur Ege’nin, Nazilli’nin.

*

Zaman zaman gerek köşe yazılarımda, gerekse sosyal paylaşım sayfalarımda doğaya ve çevre kirliliğine karşı duyarlılık temalarını işlemeye çalışıyorum.

Bizler köylerde büyüdük.

Yüzmeyi, verimli pamuk tarlalarının sulandığı sulama kanallarında öğrendik. Deniz kenarına gidemediğimiz zamanlarda, kanal kıyılarındaki tarlalar plajımız, verimli topraklarımız da deniz kumumuz oluyordu.

Traktörün iç lastiğinden can simidi yapar, akıntıya karşı yüzerdik.

Gözlerimizi suda açıp su kaplumbağalarının yaradılış mucizesini seyrederdik tertemiz kanal suyunda.

O zaman da kanala girmek tehlikeli ve yasaktı ama bu yasak sadece boğulma tehlikesine karşıydı.

Şimdi;

Ölüm akıyor, hastalık akıyor, pis su üzerinde parlayan yağ akıyor, katran akıyor sulama kanallarından.

Zaten sularda ne kaplumbağalar kaldı ve de su yüzeyinde uçuşan yusufçuklar (helikopter böceği).

Neden?

Çünkü;

Sanayi ve jeotermal atıklar, ne nehirlerimizi temiz bıraktı ne de içinde yaşayan canlıları.

Gelelim konunun özüne, yani JES (Jeotermal Enerji Santrali) meselesine,

Aydın’ın batısından Germencik’e kadar olan bölgedeki otobandan geçerken iğrenç bir koku eşliğinde görüntü ve gürültü kirliliğini görmezden gelebilen var mıdır?

Geçtiğimiz yıllarda sağlık bakanlığının verilerine göre o bölgenin ‘Türkiye’nin en kirli havası’ olduğunu bilmeyen var mıdır?

O bölgenin zeytin ağaçlarının kuruduğuna, incirlerin dalında aktığına şahit olmayan var mıdır?

Tedbirsizce jeotermal atıkların topraklarımıza verdiği zarara kahrolmayan var mıdır?

En önemlisi de o bölgede yaşayan insanların sağlığının tehdit altında olduğuna acımayan var mıdır?

 

Yapmayın ey bu toprakların seçilmişleri, atanmışları!

 

Siz de bu ‘ENERJİ AÇIĞIMIZ ÇOK BÜYÜK’ türküsü ile baronların verimli topraklarımıza konuşlanmalarını istemiyorsunuz ancak, susmak hatta bu türküyü söylemek zorunda kalıyorsunuz biliyoruz.

Ama n’olur yapmayın!

VİCDANINIZIN SESİNİ DİNLEYİN!

Enerji açığımız varsa bu memleketin güneşini neden boşa harcanıyor?

Güneş enerjisinden niçin faydalanmıyoruz?

Neden Almanya’yı görmüyor, bu konuda üniversitelerdeki bilim insanlarını yetiştirmiyoruz?

Almanya bizden kat kat daha az güneşe sahip olmasına rağmen enerjisinin ciddi bir bölümünü güneşten elde ettiğini bilmiyor musunuz?

Niçin güneş enerjisi tarlaları yerine JES sondajlarına bel bağlıyoruz?

Neymiş efendim re-enjekte sistemiyle jeotermal atık tekrar toprağa geri verilecekmiş.

Kusura bakmayın ama siz çocuk mu kandırıyorsunuz?

Kirletmeyin, tesisleri kurmayın, başka enerji alternatifleri üzerinde yoğunlaşın diyoruz arkadaş!

Sütten ağzımız yandı.

Yoğurt bile yemek istemiyoruz.

Çünkü yavaş yavaş ölüyoruz.

Eğer para kazanma hırsının önemi, doğa ve insan sağlığının önüne geçmişse orada ne insanlık kalmıştır ne de inanç…

Bu konuda artık yöneticilerin ve efe yürekli vatandaşlarımızın duyarlı davranmasını diliyorum.

Yol yakınken,

Bu verimli topraklarımız tüm bereketiyle size hizmet etmeye hazır iken

Durdurun bu yasayı!

Doğayı ve insanlarımızı yaşatın diyorum!

Yaşatın artık !

Sağlıcakla…

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar