<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Muhabir Gazetesi</title>
        <link>https://www.muhabirgazetesi.com/</link>
        <description>Aydının cesur sesi, halkın muhabiri, halkın gazetesi</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Bazen kaybetmek, kazanmaktır...</title>
                <category>Eray Gökçe</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/bazen-kaybetmek-kazanmaktir-169</link>
                <author>eraygokce@yandex.com (Eray Gökçe)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/bazen-kaybetmek-kazanmaktir-169</guid>
                <description><![CDATA[Bazen kaybetmek, kazanmaktır...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>En son yazacağım cümleyi en başta yazmak istedim.</p>

<p>Aday adaylık sürecinde adaymış gibi çalıştı. Adaylık sürecinde milletvekili gibi çalıştı.</p>

<p>Sadece poz verip işi şovan döken milletvekilleri ile karıştırmayın.</p>

<p>İşini düzgün yapan, çalışkan milletvekilleri de var. Aynı o şekilde görevini tamamladı.</p>

<p>Aydın'da gitmediği ilçeyi bırak neredeyse köy kalmadı. Sabah 7'de başlayan mesai, her gece saat 2'de bitti.</p>

<p>Günlerce bu şekilde devam etti. Vücut doğal olarak kaldıramadı. Gündüz serum yiyip, akşam köy gezilerine devam etti.</p>

<p>Tempoyu daha da arttırdı. Günde 30 bin adım attı. Sıkmadık el bırakmayacağız dedi. Sıkmadık el bırakmadı.</p>

<p>Ailesini günlerce göremedi. İki kız çocuğuna sarılamadı. Sabah evden çıkarken uyuyorlardı. Gece eve girdiğinde uyuyorlardı.</p>

<p>Güzel ekip kurmuştu. Ekip arkadaşları asla yalnız bırakmadı. Harcanan emek, umutlardan daha büyüktü. Fakat umutsuzluk hiç yoktu.</p>

<p>Seçim zamanı geldi çattı. Olmadı. Değişen seçim sisteminin kurbanı oldu. 2018 seçimlerindeki seçim sistemine göre Ankara yolcusuydu. Son durak Ankara olmadı.</p>

<p>CHP'li olup üzülenler, AK Partili olup üzülenlere yakındı. Kişisel olarak seveni çoktu.</p>

<p>AK Partililerden seçim günü oy sayımı başladığında çok telefon aldım. CHP'lilerden telefon aldım. İYİ Partililerden telefon aldım.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı seçimi adeta unutuldu. 'Abak ne oldu' diye sordular. Böyle bir seçim süreci yaşandı.</p>

<p>Hal böyleyken bu emek, teveccüh ve sevgi yarım kalmaz diyor vatandaşlar. Hala telefon alıyorum. 'Abak ne yapacak' diye.</p>

<p>Nazilli'de vatandaşlar hala Abak'ı konuşuyor. İnsanlar verdiği emeğin farkında. Bizim insanımız emek vereni sever. Arkasından da gider.</p>

<p>Nazilli'nin il olma durumu var. Heran herşey olabilir. Siyaset farklıdır. Her teşkilatta farklı işler.</p>

<p>AK Parti'de görev istenmez, görev verilir. Görev verilirse ne olursa olsun o görevi icra etmek için yola çıkılır.</p>

<p>Zaman ne gösterir bilmem ama bazı hikayeler yarım kalmaz derler.</p>

<p>Bazen kaybederken kazanırsın. Sadece gerekli olan şey doğru zamanda doğru hamledir...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 Jun 2023 15:55:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/-6b9a8d49e0569fff785a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ünal Önal</title>
                <category>Eray Gökçe</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/unal-onal-167</link>
                <author>eraygokce@yandex.com (Eray Gökçe)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/unal-onal-167</guid>
                <description><![CDATA[Ünal Önal]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>1995 yılında işçi olarak işe başladığı Örkoop'ta 2013 yılında müdür, 2014 yılında Genel Müdür ve 2018 yılında üyelerin büyük desteği ve tarihte en yüksek oyu alan başkan olarak kooperatifin Yönetim Kurulu Başkanı oldu.</p>

<p>-Kooperatif ortaklarının takdiri ile 17.07.2021 Cumartesi günü yapılan genel kurulda da rakipsiz başkan olarak 4 yıl daha seçilmiş oldu.</p>

<p>- Buharkent, Kuyucak, Karacasu, Nazilli, Bozdoğan, Yenipazar, Sultanhisar, Köşk, ve Koçarlı ilçelerinde, Muğla Kavaklıdere ve Fethiye, Uşak Karayahşilerden toplam 4 bin 956 üreticiden süt alımı yapan ve 2971 ortağı olan ülkemizin en büyük Tarımsal Kalkınma Kooperatifi'ni son 5 yıl içinde kazandırdığı Yem Fabrikası, Soğuk Hava Tesisleri, Paketleme tesisi gibi yatırımlarla büyütmüş,</p>

<p>Ulaşılması güç bir başarıya imza atarak, günlük 360 ton gibi süt toplayan kooperatif son yıllarda satış market ve kahvaltı salonu sayısını çoğaltmış, sadece süt ve süt ürünleri değil kendi markasıyla incir, zeytin, zeytinyağı, tahin, pekmez, bal, sucuk, kestane şekeri gibi bölgenin has ürünlerini ÖRKOOP markasını tüketicilerle buluşturdu. </p>

<p>-Şimdide kendi Örkoop markasıyla dondurma üretimine başlayan kooperatif, üretici ortaklarının ihtiyaç duyacağı başta incir ve Zeytin fidanı olmak üzere  fidan tedariki için fidancılık faaliyetlerinede başladı. </p>

<p>Lafı dolandırmadan Sezar’ın hakkı Sezar’a;</p>

<p>1979 yılında kurulan ve Türkiye’nin en büyük Tarımsal Kooperatifleri’nin başında yer alan S.S. ÖRKOOP Nazilli ve Çevresi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi emin ellerde. Ünal Önal diye yazılır, “Bölgenin parlayan değeri” olarak okunur…</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Jul 2021 14:17:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/-6b9a8d49e0569fff785a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Saldırıları Göğsünde Bröve Yapan Devrimci</title>
                <category>Mehmet Gürkan  TIĞOĞLU</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/saldirilari-gogsunde-brove-yapan-devrimci-166</link>
                <author>nazillimuhabir@gmail.com (Mehmet Gürkan  TIĞOĞLU)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/saldirilari-gogsunde-brove-yapan-devrimci-166</guid>
                <description><![CDATA[Saldırıları Göğsünde Bröve Yapan Devrimci]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>“Cumhuriyet Savcıları;<br>
Meriç kıyılarında çalışan Türk köylüsünün kaybolan sabanından tutunuz da, bu yurtta yaşayanların uğrayacakları en ufak bir haksızlıktan, hatta Bingöl dağlarıının ıssız kuytularında nafakalarını bekleyen öksüzlerin göz yaşlarından siz sorumlusunuz!”<br>
Mahmut Esat BOZKURT – 3. Dönem Türkiye Hükümeti / Adliye Vekili</p>

<p>Yer: İsviçre – 1919 Haziran ayı sonları.<br>
Mahmut Esat, Şükrü Saraçoğlu ile birlikte İsviçre’de eğitim görüyorlar.<br>
Anadolu’da Kuvâ-yi Milliye ruhu canlanıyor.</p>

<p>Ateşli iki genç, İtalya-Napoli üzerinden Rodos’a oradan da gizlice İtalyan gemisi ile Kuşadası’na geliyorlar, İtalyan işgali altındaki Kuşadası’nda ulusal direnişe katılıyorlar.<br>
Direnişi Demirci Mehmet Efe’nin yanında, Aydın dağlarında sürdürüyorlar.<br>
Avrupa’nın göbeğindeki en ünlü hukuk fakültesinden, elleri kalem tutan yalçın gencin, Aydın dağlarında direnişe süren bir macerasına..<br>
Yunan ilerleyişini sürdürmek üzere Aydın yöresinde kurulan “Genç Aydınlar” grubunun kurucuları arasında yer aldı.<br>
1920’de TBMM’ye katıldı. İzmir milletvekili olarak yaşamının sonuna dek sürdüreceği yasama görevinde tam bağımsızlıkçı tutumundan ödün vermedi. <br>
İtalyan Generali Senni ile yaptığı görüşmelerde, İzmir’de tek bir Yunan askeri bırakılmasına izin verecek barışın asla kabul edilmeyeceğini vurguladı.<br>
1922’de İktisat Vekilliği’ne getirildi.<br>
Halkı şirketler kurarak yerli sanayinin geliştirilmesi yönünde özendirdi. Köy Bankaları Projesi ile halkı tefecinin elinden kurtarmayı, üretime dayalı, köylülerin ekonomik ve toplumsal durumlarını düzeltmeyi, köyleri bayındırlaştırmayı hedefledi.<br>
Türkiye’de kişi ve sınıf egemenliğinin değil, gücünü Türkiyeli üreticinin ekonomik ve toplumsal çıkarlarından alacak halk saltanatının kurulması tezini savundu. <br>
Tek egemen gücün ulus olduğunu ısrarla vurguladı. <br>
1924’te Adliye Vekilliği’ne getirildi.<br>
1924 Anayasa tasarısı görüşmelerinde “Cumhurbaşkanına veto ve fesih yetkisi veren maddelere ulus egemenliğine aykırı” olduğu gerekçesiyle karşı çıktı.<br>
Çağrısı üzerine Çankaya’da Atatürk ile konuyu tartıştı ve ikna etti.<br>
Cumhuriyetin ilk yıllarında ofisi olmadığı için bir tren vagonunu çalışma ofisi olarak kullandı.<br>
Düşünsenize;<br>
O tren vagonunda, Çağdaş Türk Medeniyetinin, hukukî ve adli tarihi, yapı taşı satır satır yazıldı..<br>
İnançla bağlandığı Atatürk ile dahi tartışabilecek kadar medeni cesaret ve hukukun üstünlüğüne adanmışlık sahibi.<br>
1925’te TBMM’de yapılan törende göğsüne Kırmızı-Yeşil Şeritli İstiklal Madalyası takılan bu yalçın devrimci;<br>
1926’da Medeni Yasa’nın, Ceza Yasası’nın, Borçlar Yasası’nın, Kara Ticaret Yasası’nın,<br>
1927’de Hukuk Davaları Yargılama Usulü Yasası’nın,<br>
1929’da Ceza Davaları Yargılama Usulü Yasası’nın, Ticaret Yasası’nın Deniz Ticareti’ne yönelik ikinci kitabının, İcra ve İflas Yasası’nın TBMM’de kabulünde önemli hizmetleri oldu.<br>
Hâkimler Yasası ile de yargıçların atama, yükseltme ve görevden alma işlemlerini yasal güvenceye bağladı.<br>
Bu yasa ile Türk kadınlarının mesleğe girmesine de olanak sağladı. Böylece Türkiye Almanya’dan sonra kadın yargıcı olma onuruna erişen ikinci ülke oldu. <br>
Geleneksel düşünceyi temsil edenlerin tüm itirazlarına karşı var gücüyle savaşarak Ankara’da Adliye Hukuk Mektebi’nin açmasını sağladı ve çağdaş Türkiye’nin çağdaş hukukçularının yetiştirilmesinde öncü rol oynadı.<br>
Soyadını, Lozan’da kabul edilen kapitülasyonların kaldırılmasının da fiilen yürürlüğe girdiğinin göstergesi olan ünlü Bozkurt-Lotus Davası’ndan aldı.<br>
Hatta Atatürk’ün davadaki başarısından dolayı “Ateştentürk” soyadını önermesine rağmen af dileyerek “Bozkurt” soyadını almayı rica etti.<br>
Türkiye Cumhuriyeti’nin laik hukuk düzenine taşınmasında katkısı olan Mahmut Esat, bu sürecin devrimci kuşaklara aktarılmasında da etkin rol oynadı. <br>
1933’te Ankara İnkılap Kürsüsü’nde Atatürk tarafından Türk Devrimi’nin “hukukî ve adli tarihini” okutmakla görevlendirildi.<br>
1940’lı yıllarda Milis Yüzbaşı Rütbesi ile onurlandırılan Kuvâ-yi Milliye kahramanı Mahmut Esat Bozkurt silahıyla cephede, konuşmalarıyla mecliste, kalemiyle basında çağdaş Türkiye’nin yapılanmasında, Türk devriminin genç kuşaklara aktarılmasında etkin rol aldı.<br>
51 yıllık yaşamı süresince kaleme aldığı 7 kitap, 500’e yakın makale yazdı.<br>
Bir gün dost hatıratında şöyle dedi:<br>
“Benim düşmanlarım ve sevmeyenlerimin hakkımda yaptıkları ithamlar ve saldırılar benim nezdimde birer onurdur. Çünkü onlar sayesinde azimle ve hınçla mücadele ettim. Ben onları göğsümde bröve olarak onurla taşırım!”<br>
Mahmut Esat BOZKURT – Çağdaş Türkiye’nin yapılanmasında etkin rol almış bir Türk devlet adamı, Türk Devrimcisi</p>

<p>Vatan toprağı ve bayrağı için kanının son damlasına kadar mücadele etmiş tüm babalarımızın Babalar Günü kutlu olsun!</p>

<p><strong>Mehmet Gürkan TIĞOĞLU</strong></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Jun 2021 12:58:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/24898305e72e955acaa9ef85a316ede6.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nazilli siyasetinden pis kokular geliyor</title>
                <category>Eray Gökçe</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/nazilli-siyasetinden-pis-kokular-geliyor-165</link>
                <author>eraygokce@yandex.com (Eray Gökçe)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/nazilli-siyasetinden-pis-kokular-geliyor-165</guid>
                <description><![CDATA[Nazilli siyasetinden pis kokular geliyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son günlerde Nazilli’de siyaset hareketlenmeye başladı. Erken seçimin habercisi mi bilinmez ama siyasetin de belli bir ahlak sınırları içerisinde yapılması gerekmez mi? Nazilli’de siyaset bu zamana kadar bu sınırlar içinde yapılmıştır. Siyasi ahlak sadece bir kavram olarak kalmamıştır. Yarın yüz yüze bakacağın insanlara, eşine dostuna karşı bu siyasi ahlak kavramına uyman gerekir. Kısacası pis siyaset yapmamak gerekir. Gelelim gündemimizdeki konumuza. Nazilli’de muhtarlara imzalatılmak üzere, “Nazilli Belediyesi ve Aydın Büyükşehir Belediyesi’nden hizmet almakta ciddi sıkıntı çekiyoruz” şeklinde ifadenin yer aldığı dilekçeyi AK Parti Nazilli İlçe Başkanı Mustafa Abak’ın hazırlattığı ortaya çıktı. Muhtarların bana söylediği bu yönde ve elimde kanıtlarım da var. Bu yüzden bu kadar net konuşuyorum. Öncelikle benim 3 sorum olacak. 1- AK Parti Nazilli İlçe Başkanı Mustafa Abak’a soruyorum. Böyle siyasi bir oyun size yakıştı mı? Neden böyle bir siyasi oyun içine girdiniz? 2- Ya sen Nazilli Muhtarlar Derneği Başkanı Zeki Açık, nasıl böyle bir siyasi oyunun içine düşersin? 3- Mahallesine milyonluk yatırımlar aldığını bildiğimiz muhtarlarımız, siz nasıl bu tuzağa düştünüz, vicdanınız rahat mı?</p>

<p><strong>MUHTARLARI SİYASETE NEDEN ALET ETTİ? </strong></p>

<p>AK Parti Nazilli İlçe Başkanı Mustafa Abak’ın muhtarların imzalaması için hazırlattığı dilekçede “Nazilli Belediyesi ve Aydın Büyükşehir Belediyesi’nden hizmet almakta ciddi sıkıntı çekiyoruz” şeklinde ifadenin yer alması akıllara “Muhtarları belediye başkanlarıyla karşı karşıya mı getirmek istiyor?” sorusunu getirdi. Muhtarların bunun bir siyasi oyun olduğunu söylemesi ve hem Aydın Büyükşehir hem de Nazilli Belediyesi’nin hizmetlerinden memnun olduklarını söylemesi üzerine Abak’ın konuyla ilgili nasıl bir açıklama yapacağı merak ediyorum.</p>

<p><strong>ZEKİ AÇIK BİLEREK Mİ O DİLEKÇEYE İMZA ATTIN?</strong></p>

<p>Nazilli Muhtarlar Derneği Başkanı Zeki Açık, sen nasıl böyle bir siyasi oyunun içine düşersin? Bunu bilerek ve isteyerek yaptıysan o koltukta bir dakika daha oturmanın anlamı yok. Hayır, ben bunu bilerek yapmadım diyorsan bundan sonra bu 81 muhtar sana nasıl güvenecek? Üzülerek gördük ki bu muhtarların arasında, mahallesine tarihinde görmediği hizmetleri, Aydın Büyükşehir Belediyesi ve Nazilli Belediyesi tarafından alan muhtarlar var. Nasıl imzaladınız o dilekçeleri. Dilekçeyi okumadan imza atan muhtarları tenzih ederek soruyorum. Belediyelerin yapmış olduğu hizmetlerden memnun olan vatandaşların yüzüne nasıl bakacaksınız?</p>

<p><strong>TEKRAR MUHTAR AÇIK’A HATIRLATALIM</strong></p>

<p>Eğer bilerek bu siyasi oyunun içine girdiyse Muhtarlar Derneği Başkanı Zeki Açık’a muhtarların görevlerini hatırlatalım; Muhtarlar köy ve mahalleleri yöneten kişilerdir. Muhtarların öncelikli görevi yaşam standardını arttırmaktadır. Muhtarlar belediye ve öteki kamu kuruluşları ile ilişkilerin yönetilmesinden yükümlüdür. Mahalle sakinlerinin ihtiyaçlarının belirlenmesi ile birlikte mahalle sakinlerinin resmi evraklarını düzenlemekle de görevlidir. Görevlerini yükümlülüklerine nazaran yerine getirmeyen kişiler, muhtarlar yönetimsel kurul kararları ile görevden alınabilmektedir. Çok açık bir şekilde görevleri içerisinde muhtarların kendisini siyasi bir kimliğe kullandırtması, siyasi bir oyunun içinde yer alması yazmıyor. Bunları tüm vatandaşların adına kendisine hatırlatıyorum. Kamu görevini yerine getirip, en kısa sürede olayın iç yüzünü vatandaşlara açıklaması gerektiğini düşünüyorum.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 24 Apr 2021 13:27:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/-6b9a8d49e0569fff785a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Atatürk ve Gönüllülük</title>
                <category>Mehmet Gürkan  TIĞOĞLU</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/ataturk-ve-gonulluluk-164</link>
                <author>nazillimuhabir@gmail.com (Mehmet Gürkan  TIĞOĞLU)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/ataturk-ve-gonulluluk-164</guid>
                <description><![CDATA[Atatürk ve Gönüllülük]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Merhaba, </span></p>

<p><span xss=removed>İlk yazımı satırlara dökerken sizlere ilham kaynağım, rehberim ve önderim Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile girizgâh yapmak arzusundayım. </span></p>

<p><span xss=removed>Onu övme sözlerini bir yana bırakarak, anlamak kısmında şahsımın da hayat anlayışımı ifade eden “GÖNÜLLÜLÜK” kısmıyla inceleyecek olursak; </span></p>

<p><span xss=removed>Mavi Gözlü Engin Yürekli Adamın, milleti ve vatanı için hayatını adadığını ve ömrünü sadece devrimler ila cephelerde geçtiği yanılgısına kapılmadan aslında gönüllülüğün en büyük bilincine sebep olduğunu farketmiş miydiniz? Pekala böylesine inanılmaz eserleri ile kitleleri ardından getirebilecek kadar kudrete sahip bu yüce şahsiyetin ardında bulunan “rol model” olmasına sebep olabilecek liderlik kabiliyeti nereden geliyordu? Yani nasıl oluyorda insanlar Mustafa Kemal’e gönül vererek onunla gönüldaş olup cepheden cepheye koşabiliyorlar, canlarını dahi feda edebilecek kadar onu benimsiyor ve saygı duyuyorlardı? </span></p>

<p><span xss=removed>Cevabı çok basit. </span></p>

<p><span xss=removed>O’nun doğa ve hayvan sevgisinde gizli. Osmanlı Devletinin son günlerinde Halep’te Subay Mustafa Kemal, İstanbul’a gelmek için zor da olsa atlarının satılmasına razı oluyor ve onlardan ayrılırken belki de ilk defa göz yaşlarını saklamadan hıçkıra hıçkıra ağlıyor. Aradan yıllar geçtikten sonra bir gün Atatürk; “İstanbul’a gelirken sattığım o atlarımın parası yeni girişimlerimde bana destek olmuştu. Bunu belirtmeyi kendime görev sayarım.” diyor. 1914 Yılında Sofya’da Yarbay olan Mustafa Kemal iken yanı başından ayırmadığı hatta yardımcısı Niyazi Ahmet Banoğlu tarafından bakımı yapıldığı halde, köpeği ALP’in imrendiren sadakatiyle Mustafa Kemal’e bağlı olması. Çanakkale Savaşı sırasında cephede çekilen bir fotoğrafta askerlerle birlikte köpeklerin ve dikkatle incelendiğinde bir geyiğin de olduğu dikkat çekiyor. Savaşın tüm yokluğuna rağmen askerlerimiz geyiğe asla kıyamamış aksine harp meydanında dahi askerlerin hayvanlar ile bir arada olduğunun duygusal bir boyutunu gözler önüne seriyor. Üstelik belki de o fotoğraftan bir süre sonra bir çoğu şehit olmuştu. Ruhları şad olsun. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Çankaya Köşk’ü yapılırken o dönemin Ankara’sında Gazi Meclis yolunda bir tek iğde ağacının önünden geçerken aracı yavaşlayarak onu selamlayarak geçen adamdır Mustafa Kemal. Bir gün o ağacı yolu genişletmek için kestiklerinde ağlayan adamdır yine Mustafa Kemal.. Dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya verdiği ”Çocuk, o 3 ağaçta kalacak kesilmeyecek, ne yaparsanız yapın” talimatıyla Ulus’tan Çankaya’ya yapılan yolun kavisli olmasına sebeptir Mustafa Kemal.. Sırf bir ağaç kesilmesin diye Yalova’da yürüyen evin hikayesidir Mustafa Kemal.. Ruam hastalığından ölmek üzere olan can çekişen atının başında ağlayan adamın hikayesidir Mustafa Kemal.. İnönü cephesinde uykusuz ve yorgunluktan birbirini tanıyamayan askerlere karşı, atlarınıza güvenin, onlar size yoldaş, yorgan, düşmanı tanıyan birer dost ve yönlendiricidir öğüdünü veren adamdır Mustafa Kemal.. Sofrasında bıldırcın kebabını gördükten sonra “Bu tabağı kaldırınız ve bir daha soframa bu kuşun yemeğini getirmeyiniz.” diyen adamdır Mustafa Kemal.. Ölen son köpeği Foks’u içi doldurulmuş vaziyette görünce “Sevdiğim bir mahluku böyle görmek istemem, kaldırın onu!” diyen adamdır Mustafa Kemal.. Bir düşünsenize, daha sayamadığımız onlarca hatıratı olan böylesine bir şahsiyet ile karşılaşarak tanış olduğunuzu… “Bu vatan, çocuklarımız ve torunlarımız için cennet yapmaya değer.” anlayışını ve bu uğurda verilen “gönüllülük” ilkesini bir defa daha tartalım mı şimdi? Gönüllülük demek bu yüzden sorumluluk demek. Hepimizin üstüne düşen nice sorumluluk varken, müreffeh günler uğruna bir arada olabildiğimiz güzel günlerde buluşmak umuduyla; </span></p>

<p><span xss=removed>Şimdi ben gidiyorum, Size yokluğum kalıyor.. </span></p>

<p><span xss=removed>Kaynak: Çanakkale Deniz Müzesi Arşivi Niyazi Ahmet Banoğlu – Nükte ve Fıkralarla Atatürk Afet İnan</span></p>

<p> </p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Apr 2021 17:16:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/24898305e72e955acaa9ef85a316ede6.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AK Parti Nazilli’de dağılma ve çöküş dönemini yaşıyor</title>
                <category>Eray Gökçe</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/ak-parti-nazillide-dagilma-ve-cokus-donemini-yasiyor-163</link>
                <author>eraygokce@yandex.com (Eray Gökçe)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/ak-parti-nazillide-dagilma-ve-cokus-donemini-yasiyor-163</guid>
                <description><![CDATA[AK Parti Nazilli’de dağılma ve çöküş dönemini yaşıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Nazilli’de AK Partiye oy vermiş binlerce vatandaşımıza sormak istiyorum.</p>

<p>Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum geçtiğimiz gün Aydın’a geliyor. Nazilli programını biranda iptal ediyor. Nedeni de hiçbir şekilde açıklanmıyor.</p>

<p>AK Parti’nin Aydınlı 4 Vekili Bakan’ı Nazilli’ye getiremiyor. Soruyorum size; Bakanı Nazilli’ye getiremeyen Vekiller, yaşadığınız yere hizmet gelmesi için sizce aracı olabilir mi?</p>

<p>AK Partiye oy vermiş binlerce vatandaş Bakanın Nazilli’ye gelmesini ister. İster ki dertleşelim derdimizi anlatalım. </p>

<p>Ardından da Bakan müjdelerle geldi diye algı oluşturma çabası. Ne müjdesi ile gelmiş.</p>

<p>Yerine yenisi yapılması için Polis okulunu yıkacaksın. Ardından oraya millet bahçesi yapacaksın. Bir tane de şehir merkezine yapılacak diye sözde müjde vereceksin. Milleti kandırmayın. Nazilli’nin millet bahçesine mi ihtiyacı var, iş sahasına mı?</p>

<p>Nazilli’de AK Partiye oy vermiş binlerce insan iş sahası istiyor. Fabrika istiyor. Çiftçiler teşvik istiyor. Esnafı destek bekliyor. İşçisi daha iyi şartlarda çalışmak istiyor. Verdikleri oylara sahip çıkılmasını istiyor.</p>

<p>18 yıllık iktidarlık dönemizde Nazilli’ye ne yaptınız?</p>

<p>Nazilli’de fabrika açıp iş sahası mı yarattınız? Size oy vermiş insanların daha iyi şartlarda yaşaması adına ne yaptınız?</p>

<p>Bu soruları AK Partiye oy vermiş binlerce vatandaş adına soruyorum.</p>

<p><strong>İHANETLE SUÇLAMAK YANLIŞLARI GİZLEMEKTİR</strong></p>

<p>AK Parti Nazilli’de iki önemli ve değerli isim kaybetti. Birisi AK Parti’nin kurucularından Ali İhsan Dilmen, diğeri Siyaset Bilimci, Uluslar Arası İlişkiler Uzmanı Hakan Çağlar Erürker.</p>

<p>Bu değerli isimleri partiye küstürüyorsun. Biri yeni kurulan Gelecek Partisi’ne gidiyor, Aydın İl Başkanı oluyor. Diğeri Demokrasi ve Atılım Partisi(DEVA)’ya gidiyor, Aydın İl Başkanı oluyor.</p>

<p>Şunu çok net söyleyebiliriz. AK Parti Aydın’da çok büyük sorunlar var. Nazilli’de de keza öyle.</p>

<p>Hem parti içinde belli yerleri hak eden insanları dışlayıp onları küstüreceksin, hem de daha sonrasında onların yaptığı tercihleri ihanetle suçlayacaksın.</p>

<p>Kimse kimseyi kandırmasın. Bu parti içinde yapılan yanlışları gizlemektir. Yapılan hataların üstünü örtmektir.</p>

<p>Bu konuda cesaretinden dolayı Ümit Özcan’ı kutlarım. AK Parti Nazilli’de çeşitli görevlerde bulunmuş bir isimdir.</p>

<p>Bazı AK Partililerin eleştirisine maruz kalsa da çıkıp AK Parti’den DEVA’ya geçen Hakan Çağlar Erürker’e başarılar diledi.</p>

<p>Hataları gören, yanlışları gören bir partili olarak eleştirilerin hepsine de cevap verdi. AK Parti’nin Nazilli’de böyle insanlara ihtiyacı var.</p>

<p>Ama doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar diye bir atasözü var. Ne yazık ki siyaset böyle bir şey.</p>

<p>Özetlemek gerekirse, bir yanda bakanı Aydın’a gelmesine rağmen Nazilli’ye getiremeyen 4 AK Partili Vekil, diğer yanda parti için önemli ve kilit iki ismi rakip partilere kaptırmış bir teşkilat. Bunlar gösteriyor ki AK Parti hem Aydın’da hem de Nazilli’de dağılma ve çöküş dönemini yaşıyor.</p>

<p><strong>NAZİLLİ CEZALANDIRILIYOR MU?</strong></p>

<p>Yaklaşık 10 yıldır MHP'li bir belediye başkanı tarafından yönetilen Nazilli'de geçtiğimiz yerel seçimlerde Millet İttifakı zafere ulaştı. İYİ PARTİ-CHP'nin belediye başkan adayı Kürşat Engin Özcan koltuğa oturdu. AK Parti-MHP'nin Cumhur İttifakı adayı Haluk Alıcık seçimi kaybetti.</p>

<p>Uzun yıllardır Polis Okulu alanının(Şimdi millet bahçesi oluyor), Eski Devlet Hastanesi alanının, Eski Sigorta Hastanesi alanının atıl durumda olması ve tinerci yuvası durumunda kalması, vatandaşlar tarafından sürekli eleştiriliyor. Uzun yıllardır AK Partinin Nazilli Belediyesini alamamasından dolayı ilçeyi kaderine terk ettiği konuşuluyor. Hal böyle olunca da vatandaşlar kendilerine seçimden dolayı ceza kesildiğini de iyice dillendirmeye başladı.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Jul 2020 16:04:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/-6b9a8d49e0569fff785a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkan Özcan 45 bin 50 oyun namusunu koruyor</title>
                <category>Eray Gökçe</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/baskan-ozcan-45-bin-50-oyun-namusunu-koruyor-161</link>
                <author>eraygokce@yandex.com (Eray Gökçe)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/baskan-ozcan-45-bin-50-oyun-namusunu-koruyor-161</guid>
                <description><![CDATA[Başkan Özcan 45 bin 50 oyun namusunu koruyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Nazilli Belediye Başkanı Kürşat Engin Özcan, daha belediye başkanı adaylığı açıklanmamışken, ofisime ziyarette bulunmuştu.</p>

<p>2019’un Ocak ayının sonu olması lazım. Başkanla adaylık üzerine konuşurken, kendisine sorular yönelttim. Eğer ki başkan adayı olur ve seçilirseniz en büyük kriteriniz ve ince çizginiz ne olur demiştim. Başkan hiç düşünmeden kesinlikle kul hakkı yemem, yedirtmem demişti.</p>

<p>Nazilli’ye şu hizmeti yaparım, şu projeleri yaparım demedi. Kul hakkından bahsetti. Aslında Nazilli halkı şuan o kadar şanslı ki kul hakkı yemenin en büyük günah olduğunu bilen, başkanlık profilinin ilk sırasına bunu koyan, gece kafasını yastığa koyduğunda vicdanı ile yüzleşmeden rahatça uyuyan bir belediye başkanına sahip. Bu kafa yapısında olan birinin sizin oylarınıza sahip çıkmama gibi bir durumu olabilir mi?</p>

<p>Bir seçmen olarak, Nazilli’de yaşayan vatandaş olarak düşünelim. Bir belediye başkanına hangi kriterlere göre oy veririz. Kul hakkı yememe kriterini en başa koymaz mıyız?</p>

<p>Bir Belediye Başkanında görmek istediğimiz ilk ve önemli özelliği de kul hakkı yememesi değil midir?</p>

<p>Aile ve din ahlakının da temelini bu özellik oluşturmuyor mu?</p>

<p>Bu ahlakı hayat felsefesi edinmiş bir belediye başkanından korkmayın. Bu ahlaki değere sahip biri sizin verdiğiniz 45 bin 50 oyun namusunu korur.  </p>

<p><strong>Nazilli halkına seslenmek istiyorum..</strong></p>

<p>Bir gazeteci olarak yüzlerce kez şahit oldum. Makam aracıyla evine giderken benzin parasını kendi cebinden ödeyen bir belediye başkanına sahipsiniz. Bu şehir makam aracına atlayıp dağ köylerine kar yağdığında kartopu oynamaya giden belediye başkanlarını gördü. Bunları unutmayalım.</p>

<p>Belediye bünyesindeki restaurant ve kafelerde istediği gibi para ödemeden yiyip içebilir buna da kimse bir şey diyemez. Ya da belediyenin kasasından sizin paranızla bunu öder. Fakat her gittiğinde ve misafirleri geldiğinde hesabı hep kendi cebinden ödeyen bir belediye başkanına sahipsiniz. Bazen küçük gibi görünen olaylar, aslında hayat boyunca satın alınamayacak kadar büyük değerlerdir. Bu şehir misafirlerinin yiyip içtiklerini, belediyenin kasasından sizin paranızla hesap ödeyen belediye başkanları da gördü. Bunları unutmayalım. </p>

<p><strong>HİZMET KONUSUNDA İÇİNİZ RAHAT OLSUN</strong></p>

<p>Herkesin görmezden geldiği, belediyenin elinin kolunu bağlayan borçlar yüzünden bazı hizmetlerin aksadığına şahit oluyoruz. Başkan Özcan, bundan önceki belediye başkanları gibi ne yazık ki şanslı bir şekilde başlamadı görevine. Borçsuz bir belediye alan diğer belediye başkanlarının aksine 102 Milyon TL borçla göreve başladı. Tabi ki elinizi kolunuzu bağlar. Yapmak istediğiniz hizmetleri erteletir. Eski belediye başkanı döneminden kalan SGK ve Vergi Borçları 50 Milyon TL’nin üstünde. Bunların faizine ödenen parayı düşünün bir de. Fakat buna rağmen bunların arkasına sığınmadan nokta dokunuşlarla yıllardır hizmet gitmeyen yerlere hizmet gitmeye başladı. Bazı vatandaşların haklı serzenişleri de oluyor. Esnaflarımız da oluyor. Biraz hayatımızla empati yapalım.</p>

<p>Bir esnaf olarak düşünürsek, yeni bir iş yeri açıyorsunuz ve 102 Bin TL borcunuz daha ilk günden var. Size vergi dairesinden geliyorlar. SGK’dan geliyorlar ve borçlarınızı yapılandırmanızı söylüyorlar. Daha ilk günden ensenize biniyorlar. Ne oluyor kardeşim demez misiniz.  Bunun aynısı Başkan Özcan’ın başkanlığa seçildiğinin ilk haftasında yaşandı. Bu borçlar yüzünden kendi işinizdeki hizmet ne kadar verimli olur? Basit bir örnek fakat bir düşünün derim.</p>

<p>Bir belediye başkanı göreve seçilir ve 5 yıl görev yapar. Belediye başkanını da bu 5 yıllık görev sonunda hizmet anlamında başarılı ve başarısız diye değerlendiririz. Henüz 16 aylık bir zaman geçmişken bu belediye başkanı başarılı veya başarısız diye yorumlarsak haksızlık etmiş oluruz.</p>

<p><strong>Biraz sabır diyelim…</strong></p>

<p>Büyükşehir ile birlikte Nazilli’ye yatırımlar gelecek. Bunun duyumu da aldık. Başkan Özlem Çerçioğlu’nun planları dahilinde Nazilli şuan çok önemli bir konumda. Nazilli’yi de hizmet anlamında güzel günler bekliyor. Başkan Özcan’ın ittifak ortağı olduğu Büyükşehir ile uyumlu çalışmasının meyvelerini Nazilli hizmet anlamında görecek. Biraz daha sabır edelim. Nazilli’yi güzel günler bekliyor…</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2020 21:33:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/-6b9a8d49e0569fff785a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜLEN ADAMIN SUSTUĞU GÜN  </title>
                <category>Şenol BABACAN</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/gulen-adamin-sustugu-gun-159</link>
                <author>senol09tr@hotmail.com (Şenol BABACAN)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/gulen-adamin-sustugu-gun-159</guid>
                <description><![CDATA[GÜLEN ADAMIN SUSTUĞU GÜN  ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Sevgili dostlar, <br>
Pandemi sürecinin kabak tadı verdiği, hava sıcaklığının da 40 dereceyi aştığı günler yaşıyoruz.</span></p>

<p><span xss=removed>Eeee, olacak o kadar İNCİRLER ERECEK YA...</span></p>

<p><span xss=removed>×</span></p>

<p><span xss=removed>Bugün benim doğum günüm.</span></p>

<p><span xss=removed>Bundan tam 20 yıl önceydi,</span></p>

<p><span xss=removed>3 Temmuz 2000</span></p>

<p><span xss=removed>24 yaşındaydım.</span></p>

<p><span xss=removed>Üniversiteyi yeni bitirmiştim.</span></p>

<p><span xss=removed>Nazilli’ye geldiğimde İsabeyli’de dedem ve anneannemlerle kalırdım. (Her ikisi de nurlar içinde yatsın.)</span></p>

<p><span xss=removed>Televizyonun olduğu odada tahta divan üzerinde yatardım. Dedem de her gün erken kalkar, televizyonu açardı… Asıl amacı beni uyandırıp bahçelere gezmeye götürmekti.</span></p>

<p><span xss=removed>Gençlik ya,  geç saatlere kadar arkadaşlarla takıldığımızdan, sabahları biraz daha uyumak isterdim…</span></p>

<p><span xss=removed>Keşke dedem yaşasaydı da, o kahrolası traktör kazasında feci şekilde can vermeseydi de,</span></p>

<p><span xss=removed>Günlerce, aylarca bahçelerde gezseydik beraber, diktiği her ağacın öyküsünü dinleseydim, canım dedemden…</span></p>

<p><span xss=removed>Ancak değerler, maalesef kaybedilince anlaşılıyor hayatta…</span></p>

<p><span xss=removed>O sabah da, her sabah olduğu gibi televizyonu yine açtı dedem…</span></p>

<p><span xss=removed>O gün benim doğum günümdü… Çok fazla doğum günü meraklısı biri değilim ama,  o gün bahane edilip, arkadaşlarla hünkar sofrası kuracaktık kendimize…</span></p>

<p><span xss=removed> Felekten bir gece çalacaktık çocukluğumdan beri omuz omuza olduğum can dostlarımla.</span></p>

<p><span xss=removed>Yaz günüydü, üşümemek için değil de, duymamak için örtünüyordum.</span></p>

<p><span xss=removed>Pikenin altından televizyonun sesi duyuluyordu.</span></p>

<p><span xss=removed>Bütün kanallar son dakika deyip, Kemal Sunal’ın kalp krizi sonrası öldüğünü söylüyordu…</span></p>

<p><span xss=removed> Duyduklarımın rüya olması için cenin pozisyonunda pikenin altından rabbime yalvarıyordum… Maalesef gerçekti.</span></p>

<p><span xss=removed> Dedemin, ‘ Şaban ölmüş oğlum’ demesi, ölümün gerçek olduğunun ve o gün İnek Şaban’ı kaybetmenin sağlamasıydı.</span></p>

<p><span xss=removed>Uçakta kalp krizi sonucu yitirmiştik Gülen Adam’ı…</span></p>

<p><span xss=removed>Ne doğum gününü düşündük o gün, ne de hayalini kurduğumuz hünkar sofrasını.</span></p>

<p><span xss=removed>Sadece benim doğum günüme değil, Tüm Türkiye ‘ye yaz ortasında karakış gelmişti yaz sıcağında.</span></p>

<p><span xss=removed>O yüzden doğum günlerimde hiç sevinemem ben…</span></p>

<p><span xss=removed>Tam 20 yıldır,</span></p>

<p><span xss=removed>Benim doğum günlerim, gülücüklerin sustuğu günlerdir.</span></p>

<p><span xss=removed>2020 Temmuz’unda, 12 yaşındaki kızım da 9 ve 5 yaşındaki oğullarım da, kumandayla  kanalları gezerken, rastladıkları bir Kemal Sunal filminde, üçü birden ‘yaşasın Şaban’ın filmi, bu kalsın’ diyorsa,<br>
 Mutluluk ve gülücüklerle izlemeye koyuluyorlarsa,</span></p>

<p><span xss=removed>Kemal Sunal hala büyük bir efsanedir arkadaş!</span></p>

<p><span xss=removed>×</span></p>

<p><span xss=removed>Sönmemiş bir meşaledir, yeri doldurulamamıştır.</span></p>

<p><span xss=removed>Kemal Sunal bir ekoldür, Kemal Sunal bir kültürdür.</span></p>

<p><span xss=removed>Ruhun şad olsun Gülen Adam…</span></p>

<p><span xss=removed>Unutmadık.</span></p>

<p><span xss=removed>Unutmayacağız.</span></p>

<p><span xss=removed>Unutturmayacağız.</span></p>

<p><span xss=removed>Sağlıcakla.......</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Jul 2020 11:06:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/d9944cf2992a6858fbe28ad8ee9a4f61.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KIRSAL KALKINMA, NAZKOOP VE ÖNERİLER…</title>
                <category>Ali PETEK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/kirsal-kalkinma-nazkoop-ve-oneriler-157</link>
                <author>apetek@adu.edu.tr (Ali PETEK)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/kirsal-kalkinma-nazkoop-ve-oneriler-157</guid>
                <description><![CDATA[KIRSAL KALKINMA, NAZKOOP VE ÖNERİLER…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>     </span></span><span xss=removed><span xss=removed>Kırsal kalkınmanın ana hedefi topraksız köylü yada küçük ölçekli tarım yapan yoksul köyiüyü kalkındırmaktır. Bunun için yeni ve yenilikçi ürün geliştirilmesi zorunlu olduğu gibi yoksul                 köylünün ölçek ekonomilerinden yararlanabilmesi içinde kooperatifleşme ve hatta üst üretici birliklerinin oluşturulması elzemdir.</span></span></p>

<p xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Başka bir anlatımla Nazilli bölgesinde zeytin, incir gibi ürünlerin pazarlanmasına yönelik kooperatifleşmeyi gerçekleştirmek bu işin ruhuna aykırıdır. Çünkü bu ürünler zaten geleneksel ürünlerdir ve piyasası mevcuttur; üstelik de bu ürünlerin kooperatifleri hatta üst birlikleri uzun yıllardır vardır (Taris Zeytin ve İncir Birliği) Ayrıca Kırsal Kalkınma kooperatifleri tipik bir pazarlama şirketi de hiç değildir.</span></span></p>

<p xss=removed><span xss=removed><span xss=removed><strong>NAZKOOP İÇİN ÖNERİ: TIBBİ ARAMOTİK BİTKİLER</strong></span></span></p>

<p xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Dünyada tarım sektöründe pazar payı en hızlı gelişen ve büyüyen ürün çeşitleri Tıbbi ve Aramotik bitkilerdir. Birleşmiş Milletler ve Tarım Bakanlığı tarafından kabul edilmiş 100 e yakın çeşidi vardır. Bu nedenle de Tarım Bakanlığı bu bitkilerin üretimini Kırsal Kalkınma programına alarak desteklemektedir. Milli Emlak hazineye ait tarım arazilerini bu tür bitkilerin üretimini desteklemek amacıyla arazileri kiralayabilmektedir. Ayrıca ön ödemesiz veya uzun vadeli ucuz destekleme kredileri de mevcuttur.</span></span></p>

<p xss=removed><span xss=removed><span xss=removed><strong>Ancak asıl katma değer bu bitkilerden elde edilen yağlardadır. Bu yağlara uçucu yağda denmektedir</strong>.</span></span></p>

<p xss=removed><span xss=removed><span xss=removed><strong>LAVANTA VE LAVANTA YAĞI</strong></span></span></p>

<p xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Dünyada Tıbbi ve aramotik bitkilerin yağlarının piyasa payı 2019 yılı itibariyle 13 Milyar dolardır. En büyük payda 8 Milyar dolarla Lavanta ya aittir. En büyük üreticilerde Fransa ve Bulgaristan'dır. Bulgaristan’da üretim alanları 40 Bin dönüme ulaşmıştır. Fransa’da sadece bir beldenin hasılatının 500 bin doları aştığı rivayet edilmektedir. Ama daha önemlisi uçucu yağların pazarı her yıl yaklaşık yüzde 8 ila 10 arasında büyümektedir. Bu müthiş bir büyüme rakamıdır. Günümüzde 1 kg Lavanta yağının fiyatı 70 Avro civarındadır ve 1 dönümden 10-15 kilo yağ elde edilebilmektedir.</span></span></p>

<p xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Türkiye’de ise durum şudur; Verilen onca destek ve teşviklerle Lavanta üretim alanları 2018 de 8.700 dönüm den 2019 a 10.000 dönüme ulaşmıştır. Bu artışa rağmen Türkiye Lavanta yağı ithalatçısıdır. <strong>Türkiye Lavanta yağında dış ticaret açığı vermektedir. </strong>Türkiye 2019 yılı sonu itibariyle 211 Milyon dolarlık ithalat yaparken 156 Milyon dolarlık ihracat yapabilmektedir.</span></span></p>

<p xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Lavanta yağını istenilen koşullarda elde etmek ve saklayabilmek küçük ölçekli bir köylünün yapabileceği bir iş değildir. Bunun için birlik şartır. <strong>Bu birliğin adı da KOOPERATİF'tir.</strong></span></span></p>

<p xss=removed><span xss=removed><span xss=removed><strong>YATIRIMCIYA NOT…</strong></span></span></p>

<p xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Borsa da bir süre yatay seyir bekleniyor. Bu da her hissenin prim yapmayacağı anlamına gelir. Emlak fiyatlarında artış var <strong>DİKKAT!</strong></span></span></p>

<p xss=removed><span xss=removed><span xss=removed><strong>(Haftaya lavanta yağını, maliyetlerini ve karlılığını detaylıca anlatacağım..)</strong></span></span></p>

<p xss=removed> </p>

<p xss=removed> </p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 27 Jun 2020 12:55:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/a349d4ea4a142803b289956a8dfa8d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KIRSAL KALKINMA</title>
                <category>Ali PETEK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/kirsal-kalkinma-152</link>
                <author>apetek@adu.edu.tr (Ali PETEK)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/kirsal-kalkinma-152</guid>
                <description><![CDATA[KIRSAL KALKINMA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Sevgili okurlarım en son ki yazımda NAZKOOP bir hedef değil bir araç olmalıdır diye yazmıştım. Çünkü herhangi bir yerde üretici birliği kurmak herhangi bir tüzel kişilik oluşturmaktan öteye geçmez ve işlevsizleşir. Değilse hedef kırsal kalkınmadır ve  kırsal kalkınmanın en önemli aracı da üretici birlikleri yani kooperatiflerdir.</span></p>

<p><span xss=removed>Türkiye de son 20 yılda izlenen politikalar nedeniyle tarım ihmal edilmiş gerilemiş çiftçi yoksullaşmıştır. Acı gerçek şudur, ülkemizde son yirmi yılda yaklaşık 700 bin hektar sulanabilir tarım arazisi terk edilmiştir. Yani ekilip dikilmemektedir. Tarımda gelinen nokta bu haldedir. Çiftçinin durumu vahimdir. Covit 19 nedeniyle farkettiğimiz bir gerçek daha var, o da  sağlıklı gıda ve beslenme. Ayrıca bunların güvenilir kaynaklardan elde edilmesi.. Artık Dünya da beslenmenin ve gıda güvenliğinin önemi çok daha iyi anlaşılmıştır. İşte tam da bu nedenlerle Kırsal Kalkınma da Kooperatifler yeniden akla gelmiş ve hayata geçirilmeye başlanmıştır.</span></p>

<p><span xss=removed>Merkezi yönetimin tarımı ihmal etmesi; yerel yönetimlerin tarımda yeni projeler ortaya koyarak kooperatifleşmenin öncülüğünü yapmasını da zorunlu kılmıştır. Bugün Türkiye’nin bir çok belediyesi özellikle metropol belediyeler artık Üretici Birliklerinin/Kooperatiflerin öncülüğünü yapmaktadır.</span></p>

<p><span xss=removed><strong>Geçmişde Kırsal Kalkınma da Kooperatifçilikte KÖYKOOP deneyimi oldukça başarılı olmuş bir deneyimdir.</strong> Ancak KÖYKOOP lar 12 Eylül darbecileri tarafından işlevsizleştirilmiştir. Bugün KÖYKOOP lar yeniden ayağa kaldırlmış kırsal kalkınmanın da motoru olmuş durumdadır. Yöneticiliğini Neptün SOYER'in (İzmir BB.Tunç SOYER'in eşi) yaptığı bu kooperatıfler Seferhisar'dan başlayarak tüm Ege'yi dalga dalga sarmış yeniden çiftçinin umudu olma yolunda hızla ilerleme kaydetmekte ve başarılı bir seyir izlemektedir.</span></p>

<p><span xss=removed><strong>Geliştirilen modelin en dikkat çekici yönü şudur; Kooperatifler çiftçiye öncülük ederken geleneksel ürünlerin yine geleneksel yöntemlerle sadece pazarlama ve satışını yapmamaktadır</strong>. Hatta tam tersine yeni ürünler ve yeni yöntemler geliştirerek başarılı olabilmektedirler. Kooperatifleri bekleyen tehlike tüccar gibi davranmaktır. Bir süre sonra konjonktüre bağlı olarak zarara uğraması ve başarısız olması kaçınılmaz bir sondur. Buda umutların yok olmasına daha da kötüsü Kırsal kalkınmaya olan inancın yok olmasına neden olur. Yani bedeli ağırdır. Bilinçsiz veya  beceriksiz yöneticilerin elinde telafi edilemeyecek sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle günümüz deneyimlerinden yararlanmak son derece önemlidir.</span></p>

<p><span xss=removed><strong>Seferhisar deneyimi oldukça yol göstericidir</strong>. Seferhisar’da Turgut köyünde Tıbbı ve Aramotik bitkiler üretimi yapılırken hatta orada Lavanta festivali yapılmaktadır, başka bir köyde ata tohumu olan Karakılçık buğdayı üretimi yapılmaktadır. İlginç olan Karakılçık buğdayının serüvenidir. Bir avuç buğdayla başlayan serüven bugün bin dönümlük ekilmiş araziye ulaşmıştır. Elde edilen buğdayın unundan Ata ekmeği markası yaratılarak üretimin katmadeğeri arttırılmıştır. Yine Gümüldür'de mandalinanın esansı (kabuğundan yağı) elde edilirken diğer yandan mandalinalar vakumlanmış slaj haline getirilerek paketlenmekte ve pazarlanması yapılmaktadır. Hatta  bu amaçla kurulan distilasyon (Esans/yağ elde etme) merkezi full doludur. Yörede yok olmaya yüz tutmuş mandalina bahçeleri yeniden gün yüzüne çıkmaya başlamıştır. Başka bir köydede güneş tarlaları kooperatıfı vardır, bu çok ilginç deneyimdir. Köyün güneş tarlaları vardır ve köylü buradan ekonomik getiri elde etmektedir.</span></p>

<p><span xss=removed><strong>Görüldüğü gibi Kooperatifçilik ve Kırsal Kalkınma bambaşka bir şeydir. Zaten üretilmekte ve pazarlanmakta olan inciri kestaneyi götürüp bir fuarda satmak değildir.</strong></span></p>

<p><span xss=removed>(Sevgili okuyucularım haftaya NAZKOOP ve Kırsal Kalkınma ile ilgili önerilerimi anlatacağım)</span></p>

<p><span xss=removed><strong>YATIRIMCIYA NOT</strong></span></p>

<p><span xss=removed><strong>DİKKAT.. Borsa da fiyatlar oldukça yükseldi. Piyasa son derece kırılganlaştı.</strong></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 06 Jun 2020 15:05:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/a349d4ea4a142803b289956a8dfa8d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KARANTİNA BAYRAMI</title>
                <category>Şenol BABACAN</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/karantina-bayrami-147</link>
                <author>senol09tr@hotmail.com (Şenol BABACAN)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/karantina-bayrami-147</guid>
                <description><![CDATA[KARANTİNA BAYRAMI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong xss=removed><em><span xss=removed><span xss=removed>“Sen çiçek olup etrafa gülücükler saçmaya söz ver. Toprak olup seni başının üstünde taşıyan bulunur.”</span></span></em></strong><strong xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>(<em>Mevlana)</em></span></span></strong></p>

<p><span xss=removed>Ramazan Bayramı,</span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Her müslümana farz kılınmış, Ramazan ayı boyunca tutulan oruçların bir ödülü, dargınların barıştığı toplumsal kaynaşma günleridir adeta.</span></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Bütün dünyayı per perişan eden COVID19 karantina günlerinde yaşayacağımız bu bayrama <strong>KARANTİNA BAYRAMI</strong> dememiz en doğru terim olsa gerek.</span></span></span></p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed><span xss=removed>Her okurumun ayrı ayrı bayramını tebrik ediyorum.</span></span></strong></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Hani bir söz vardır ya<strong> ‘kul plan yaparmış yaradan gülermiş’</strong></span></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Bu pandemi yaşanmasaydı ne planlar yapılmıştı bu bayram tatilinde, hele hükümet tatili 9 güne çıkardı mı <strong>‘değmeyin milletin keyfine’</strong></span></span></span></p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed><span xss=removed>Turlar, tatiller, geziler, lerlerler…</span></span></strong></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Son yıllarda bayramlar büyüklere hürmet etmekten çok farklı boyutlara gelmişti. Dini bayramlarımız yazın denize,  kışın kar tatillerine gidilecek mini tatil günlerine dönüşmeye başlamıştı.</span></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Yaradan <strong>‘DURUN!’ </strong>dedi.</span></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Dertlerin dinlenmesi ve küslerin barışması içindi bu günler.</span></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Düşkün olanlara yardım etmek, büyüklerin gönlünü alıp onlarla vakit geçirmemiz gerekirkenbiz hep kendi telaşımıza düştük.</span></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Süslü bir bayram mesajı ile geçiştiriliyordu arkadaşlar bile…</span></span></span></p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed><span xss=removed>Sabah erken kalkılacak, Erkekler bayram namazına gidecek,</span></span></strong></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Nasırlı eller öpülecek, mendiller verilecek, baklavalar yenecek,</span></span></span></p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed><span xss=removed>En önemlisi geleceğimiz olan çocuklarımız(<em>kaldığı kadarıyla</em>) bayram kültürümüze devam edecektik…</span></span></strong></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Son yıllarda tatil sevdasına bunları bile unutur olmuştuk.</span></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>***</span></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Daha önceki bir yazılarımda, popüler kültürün gerçek öz kültürümüzü yok etmeye başladığından defalarca bahsetmiştim.</span></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong><span xss=removed><span xss=removed>Eskiden bayram namazı çıkışlarında, cami imamı önderliğinde bayramlaşma merasimi için herkes sıraya girerdi.</span></span></strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Cemaat birbiriyle gülümseyerek el sıkışır, dargınlar barışırdı.</span></span></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong><span xss=removed><span xss=removed>Bayram, <u>gerçek amacına</u> işte o zaman ulaşırdı.</span></span></strong></span></span></p>

<p> </p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Son yıllarda, bu anlamlıadetimiz çok çok azalmıştı.</span></span></span></span></p>

<p><span xss=removed>Hani kilişeleşmiş bir söz söylenir ya bayramlarda,</span></p>

<p><strong xss=removed><em><span xss=removed><span xss=removed>‘Nerde o eski bayramlar?’</span></span></em></strong></p>

<p><span xss=removed> O eski bayramları yaşayamaz olmuştuk.</span></p>

<p><span xss=removed> Çağımız değişti. İnsanların yaşam şartları kolaylaştı.</span></p>

<p><strong xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>İşte o kolaylaştırıcılar ( teknolojik aletler ) yüzünden bayramlarımız artık dijitalleşti.</span></span></strong></p>

<p><span xss=removed>Eşlerin bile mesajlaşarak haberleştiği çağımızda</span></p>

<p><span xss=removed>Beyinlerimiz gibi bayramlarımız da dokunmatik olmuştu adeta.</span></p>

<p><strong xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Kahrol sen popüler kültür.</span></span></strong></p>

<p><span xss=removed>Hep sen kazanıyorsun.</span></p>

<p><strong xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Kaybeden hep biz oluyoruz…</span></span></strong></p>

<p><span xss=removed>Bakın yine bu karantina günlerinde eğitimler, toplantılar, sohbetler hemen hemen tüm iletişimimiz dijitale dönüştü.</span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Ne yazık ki el öpmelerimiz dahi akıllı telefonlardan olacak bu bayram.</span></span></span></span></p>

<p><span xss=removed>Bol bol öpücükler konduracak evlatlarımız dedelerinin ninelerinin yüzlerine ama maalesef yine ekrandan.</span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Ah kahrolası ekran, para gibisin <strong>‘varlığın bir dert, yokluğun yara’</strong></span></span></span></span></p>

<p><strong xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Neyse, bugünler de geçer inşallah ve bizler de kendimize gelir, zamanında kaybettiklerimizi geri kazanmaya çalışırız belki.</span></span></strong></p>

<p><span xss=removed>Bu bayramda, olabildiğince gülümseyin ve gülümsetin…</span></p>

<p><span xss=removed>Mesajla falan olmaz. Büyük küçük ayırmadan arayabildiğiniz kadar arkadaş, eş, dost, akraba arayıp güzel günlerden ve özlemlerinizden bahsedin.</span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong><span xss=removed><span xss=removed>(Ben öyle yapacağım) </span></span></strong></span></span></p>

<p><span xss=removed>Herkese evde bayramlar, mutlu bayramlar (olabildiğiniz kadar)</span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong><span xss=removed><span xss=removed>Evde kalın !</span></span></strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed><span xss=removed>Sağlıcakla…</span></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 23 May 2020 10:46:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/d9944cf2992a6858fbe28ad8ee9a4f61.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KIRSAL KALKINMA VE KOOPERATİF İLİŞKİSİ</title>
                <category>Ali PETEK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/kirsal-kalkinma-ve-kooperatif-iliskisi-146</link>
                <author>apetek@adu.edu.tr (Ali PETEK)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/kirsal-kalkinma-ve-kooperatif-iliskisi-146</guid>
                <description><![CDATA[KIRSAL KALKINMA VE KOOPERATİF İLİŞKİSİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Geçenlerde bir dost sohbetinde konu tarım ve çiftçinin sorunları oldu. Sohbette olanların neredeyse hepsinin ortak fikri geleneksel tarım ürünlerinden artıkkarlı olmadığı idi.</span></p>

<p><span xss=removed><strong>Peki ne yapılmalıydı ?</strong></span></p>

<p><span xss=removed>Herkesin farklı bir önerisi vardı.. Kimi yeni bir ürün önerirken kimisi de pazarlamada ki aksaklıklardan bahsediyordu. Kimi arkadaşımızda başka sorunlar çözülürse sıkıntının kalkacağını söylerken; bir arkadaşımızda devletin desteğinin şart olduğunu ileri sürüyordu.</span></p>

<p><span xss=removed>Kısacası her kafadan bir ses çıkıyordu. Anlaşılan o ki bir büyük projeye gereksinim var. Üstelik yeni ve farklı olmalı.. Çünkü geleneksel yöntemler yıllarca denenmiş bir sonuç alınamamış. Ya da o ürünlerde sistem oturmuş..</span></p>

<p><span xss=removed><strong>Peki yeni ve farklı bir çözüm var mı ?</strong></span></p>

<p><span xss=removed><strong>EVET.. VAR..</strong></span></p>

<p><span xss=removed><strong>YÖREYE UYGUN KIRSAL KALKINMA PROJESİ GELİŞTİRMEK..</strong></span></p>

<p><span xss=removed>Peki nedir ne değildir kırsal kalkınma projeleri ?</span></p>

<p><span xss=removed>Yörenin ekolojik dokusuna uygun maksimum verim alınabilecek ve ancak gelişen piyasalarda da işlem gören yeni ürünlerin üretimini yapmak yaptırmak ve ürünün ulusal-uluslararası piyasalarda pazarlama koşullarını oluşturmak. Ve tabi bunu aşama aşama zaman ve maliyet bütçelemeleri yoluyla projelendirmek. Buna ilişkin teşvik ve destekleri araştırıp bulmak.</span></p>

<p><span xss=removed><strong>İşte böyle olursa buna KIRSAL KALKINMA PROJESİ DENİR.</strong></span></p>

<p><span xss=removed>Yoksa yörenin geleneksel ürünlerin satımını yapmaya çalışmak  (Zaten başka firmalarca yapılan)  yada üç beş meyvenin reçelini yapmak ve onu satmak için pazar aramak kırsal kalkınma projesi demek değildir. Ayrıca bu tür yaklaşımlar yeni ilave katma değer yaratmadığı gibi süreklilik de sağlamaz. Sonunun hüsran olması da kaçınılmazdır.</span></p>

<p><span xss=removed>Kırsal Kalkınma Projelerini kim hazırlar?</span></p>

<p><span xss=removed>Adı üzerinde Kalkınma Projesi; kamusal nitelik taşır.</span></p>

<p><span xss=removed>O nedenle bu tür projelerin paydaşlarının çokluğu çok önemlidir. Ama en önemli paydaşları yerel yönetimlerle birlikte Ziraat  Odaları. Çiftçi Birlikleri ve başkaca ilgili STK lardır.</span></p>

<p><span xss=removed>Bu paydaşlarla oluşturulacak Üretici Kooperatifleri/Birlikleri Kırsal Kalkınmanın temel argümanıdır.</span></p>

<p><span xss=removed><strong>Yani Kooperatif araçdır. Amaç değildir..</strong></span></p>

<p><span xss=removed><strong>Amaç  KIRSAL KALKINMAYI GERÇEKLEŞTİRMEKTİR.</strong></span></p>

<p><span xss=removed>Haftaya Nazilli de Kırsal Kalkınma projesi önerisi ile yazımıza devam..</span></p>

<p><span xss=removed><strong>YATIRIMCIYA NOT:</strong></span></p>

<p><span xss=removed>Faizler düşük, uzun süre yükselmeyecek. Dolar da baskılanmaya devam. Altın her zaman güvenli bir liman. Ama borsa iştahlı. Gayri Menkul alım dönemi; Konut Faizleri çok cazip..</span></p>

<p> </p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 May 2020 13:35:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/a349d4ea4a142803b289956a8dfa8d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşsizlik ve İnşaat</title>
                <category>Ali PETEK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/issizlik-ve-insaat-142</link>
                <author>apetek@adu.edu.tr (Ali PETEK)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/issizlik-ve-insaat-142</guid>
                <description><![CDATA[İşsizlik ve İnşaat]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Geçenlerde bir öğrencimin babası, hocam benim kız üniversiteyi bitirince iş bulabilecek mi diye sordu.. Hamdi abi ile çarşıda karşılaştım oda sohbet ederken ya bu gençlerde iş beğenmiyor iş mi yok kim aç kalmış şimdiye kadar dedi..</span></p>

<p><span xss=removed>Kafalar karışık.. İspanya da işşisizlık oranı   lere çıkmış bizde daha  lerdeyken İspanya'dan daha çok etkisi var. Bu nasıl bir kavram karışıklığı.. Bu ekonomistlerde çok şey konuşuyor hiçbir şey anlayamıyoruz diyenlerde cabası.</span></p>

<p><span xss=removed>Önce işsizlik deyince ne anlamalıyız..</span></p>

<p><span xss=removed>İşssizlik; Ülkemizde son 4 haftada iş başvurusu yapmış (İŞKUR a) verilen ücrete de razı olduğu halde iş bulamamışlara diyoruz.. Yani Nazmi amcanın dediği gibi bak şunlara miskin miskin oturuyorlar iş aramıyorlar bide işssiziz derler.. şeklinde dediği gibi değil işler..</span></p>

<p><span xss=removed>Kısacası işssiz, iş arayıpta oda resmi verilen ücrete razı olduğu halde iş bulamayana deniyor. Bir ülkeninin işsizlik oranına sokakta işsiz olan herkes dahil değil. Çünkü sokakta işssiz dolaşanlar iş aramıyor olabilir. Bu durumda başak bir kavram daha ortaya çıkıyor <strong>iş gücüne katılım oranı… </strong>Bu oran iş arayıpta iş bulsa da bulamasa da piyasada ki ücrete razı olanların toplamını veriyor. Bizim ülkemizde bu oran Q,5 civarında. Başka bir deyimle bizim ülkemizin aktif nüfusunun yarısı nerdeyse iş aramıyor çalışmak istemiyor. Bu oran AB de ortalama pcivarında.. İspanya'da g yani İspanya'da çalışmak isteyenler bizden daha fazla olduğu halde işsizlik oranları onların   bizim iş arayan daha az olmasına rağmen 6 bandında.. Bu şu anlama gelir eger bizde İspanyollar gibi iş gücüne katılım oranı g lere çıkarsa durumumuz İspanyollardan daha vahim, daha kötü.. O yüzden politikacılar pek bu orandan bahsetmezler. Sizlerde bir türlü bu işsizlikle ilgili kavramlara pek akıl erdiremezsiniz.</span></p>

<p><span xss=removed>Ama tehlikeli olan başka bir durum daha var.. O da genç eğitimli işsizlik oranı Türkiye'nin genç eğitimli işsizlik oranı çok ama çok yüksek ' lerde. Bu, biz eğitimli nüfusa iş bulamıyoruz demektir. Başka bir anlatımla bizim ekonommizin işleyen çarklarında eğitimli işgücüne, eğitimsize göre daha az gereksinim duyuluyor demektir.. Bu da ekonomimizin yapısı hakkında fikir verir, ekonomimiz eğitim gerektiren yüksek teknoloji ürünü alanlarda değil daha çok kas gücü gerektiren alanlarda yoğunlaşmıştır. Örneğin İnşaat sektörü gibi..</span></p>

<p><span xss=removed>Evet geçen yıllarda İnşaat sektörü sayesinde büyüdük.. Başka alanlarda ekonomimizi geliştiremedik.. Marka yaratamadık..Öte yandan da sanki inşaatla yolun sonuna geldik..</span></p>

<p><span xss=removed>Peki.. Bizi yönetenlerin ya İnşaattan başka bildiği bir şey yoksa.??.. . Hemen her şeyde akıllarına sadece inşaat geliyorsa..??</span></p>

<p><span xss=removed>Yoksa Nazilli DSİ alanına TOKİ inşaatlarını dikme çabası bu bakış açısının ürünümüdür.? Eski cezaevinin olduğu yer gibi..  YAZIK ETMEYİN NAZİLLİ’ye</span></p>

<p><span xss=removed><strong>YATIRIMCIYA NOT</strong></span></p>

<p><span xss=removed><strong>Dolar bir süre  6,95 – 7,03 arasında gezinecek</strong></span></p>

<p><span xss=removed><strong>Sakın başka beklentiye girmeyin.</strong></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 May 2020 16:00:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/a349d4ea4a142803b289956a8dfa8d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EĞİTİM EFSANESİ</title>
                <category>Şenol BABACAN</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/egitim-efsanesi-141</link>
                <author>senol09tr@hotmail.com (Şenol BABACAN)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/egitim-efsanesi-141</guid>
                <description><![CDATA[EĞİTİM EFSANESİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed><strong>Eğitim, anne karnında başlayıp, son nefese kadar sürer.</strong></span></p>

<p><span xss=removed>Dünyada eğitimin temel amacı,</span></p>

<p><strong xss=removed>İnsanın kendini gerçekleştirmesidir.</strong></p>

<p><span xss=removed>Temelinde dürüstlük yatan</span><strong xss=removed> ‘doğru insan olmak’ </strong><span xss=removed>eğitimin en güzel meyvesidir.</span></p>

<p><span xss=removed>Stanford Üniversitesi dünyanın en önemli üniversitelerinden biridir ve onu diğer üniversitelerden ayıran bir hikayesi vardır.</span></p>

<p><span xss=removed>Kaba saba, soluk, yıpranmış kıyafetler giymiş yaşlı bir çiftin Boston treninden inmeleriyle başlar. Çift, soluğu Harvard Üniversitesi’nin Rektörlük binasında alırlar. Rektörün bürosundan içeri girer girmez, rektör sekreteri masasından fırlayarak önlerini keser. Öyle ya, bunlar gibi  taşralılar Harvard gibi bir üniversitede ne arıyorlar?</span></p>

<p><span xss=removed>Adam yavaşça rektörü görmek istediklerini söyler. Sekreter </span><strong xss=removed>“İşte bu imkansız, rektörün bugün size ayıracak bir saniyesi bile yok.”</strong><span xss=removed> der.</span></p>

<p><span xss=removed>Yaşlı kadın çekingen bir tavırla, </span><strong xss=removed>“Bekleriz”</strong><span xss=removed> diye mırıldanır…</span></p>

<p><span xss=removed>Taşralıların biraz bekledikten sonra gideceklerini uman sekreter, sesini çıkarmadan masasına döner. Saatler geçer, yaşlı çift pes etmez. Sonunda sekreter rektöre durumu anlatıp </span><strong xss=removed>“Bunların gideceği yok” </strong><span xss=removed>der.</span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Genç rektör isteksiz bir biçimde kapıya çıkar.</span></span></p>

<p><span xss=removed>Yaşlı kadın rektöre, Harvard’da okuyan oğullarını bir yıl önce bir kazada kaybettiklerini, onun anısına okul sınırları içinde bir yere, bir bina yaptırmak istediklerini söyler.</span></p>

<p><span xss=removed>Rektör, yıpranmış giysilere nefret dolu bir bakış fırlatarak, </span><strong xss=removed>“Bina mı?”</strong><span xss=removed> diye basar kahkahayı  </span><strong xss=removed>“Siz bir binanın kaça mal olduğunu biliyor musunuz? Sadece son yaptığımız bölüm yedi buçuk milyon dolardan fazlasına çıktı.” </strong><span xss=removed>der.</span></p>

<p><span xss=removed>Yaşlı kadın sessizce kocasına dönüp şöyle der;  </span><strong xss=removed>“Üniversite inşaatına başlamak için gereken para bu muymuş?</strong></p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed>Peki, biz niçin kendi üniversitemizi kurmuyoruz, o halde?”</span></strong></span></p>

<p><span xss=removed>Bay ve Bayan Stanford, birkaç yıl içinde Doğu California’da Amerika’nın ve dünyanın en önemli üniversitelerinden biri olan Stanford ÜNİVERSİTESİ’ni kurarlar.</span></p>

<p><span xss=removed>Yıllar geçer Stanford Üniversitesi öyle bir üniversite haline dönüşür ki</span></p>

<p><strong xss=removed><span xss=removed>Mesela sınavlarında asla gözetmen olmaz.</span></strong></p>

<p><span xss=removed>Öğrencilerden birisi gelir, öğretim üyesinden kağıtları ve soruları alır, arkadaşlarına dağıtır ve hep birlikte sınav olurlar.</span></p>

<p><span xss=removed>En son kalan öğrenci, arkadaşlarının kağıtlarını toplar ve öğretim üyesinin odasına gidip kağıtları ve diğer sınav dokümanlarını teslim eder.</span></p>

<p><span xss=removed>Bu öğrenciler mezun olduktan sonra yüksek ücretle ve saygın şirketlerde iş bulabilirler. Bu öğrenciler içerisinde kopya çeken olmaz mı? Zaman zaman kopya çekmeye teşebbüs eden öğrenciler olur. Diğer öğrenciler ona şöyle seslenir:</span></p>

<p><strong xss=removed><span xss=removed>"Hey sen… Kopya çekerek Stanford Üniversitesinin diplomasını almak için çaba sarf eden arkadaş. Bu dünyada seninle aynı diploma ile yaşamak istemiyorum."</span></strong></p>

<p><span xss=removed>Sonuç,</span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Kopya çeken öğrenci olursa üniversite ile derhal ilişiği kesilir.</span></span></p>

<p><span xss=removed>*</span></p>

<p><span xss=removed>Bizde bu işler nasıl olur?</span></p>

<p><span xss=removed>Ülkemizdeki tüm sınavlarda 40 öğrencinin başında 2 gözetmen bekler. Gözetmenler kopya çektirmemeye özen gösterirler.</span></p>

<p><span xss=removed>Eğitim politikamızı geliştirip temel eğitimden itibaren dürüst nesiller yetiştirmeyi hedeflemezsek bekçilik yapmaya devam ederiz.</span></p>

<p><strong xss=removed><span xss=removed>Bazı öğrenciler eğitim hayatları boyunca tek tek, bazen topluca kopya çekerek</span></strong></p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed>Öğretmen, mühendis, hemşire olurlar.</span></strong></span></p>

<p><span xss=removed>Sonra ne mi olur?</span></p>

<p><span xss=removed>Kopya çekerek öğretmen olana kendi çocuğumuzu verip, ona doğru olmayı öğretmesini ister,</span></p>

<p><strong xss=removed><span xss=removed>Kopya çekerek mühendis olanın yaptığı binanın depremde yıkılmamasını bekleriz.</span></strong></p>

<p><strong xss=removed><span xss=removed>Maalesef…</span></strong></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Sağlıcakla.</span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 May 2020 15:13:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/d9944cf2992a6858fbe28ad8ee9a4f61.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MERKEZ BANKASI&#039;NIN DÖVİZ REZERVLERİ VE DOLARIN ÖNLENEMEYEN YÜKSELİŞİ..</title>
                <category>Ali PETEK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/merkez-bankasinin-doviz-rezervleri-ve-dolarin-onlenemeyen-yukselisi-139</link>
                <author>apetek@adu.edu.tr (Ali PETEK)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/merkez-bankasinin-doviz-rezervleri-ve-dolarin-onlenemeyen-yukselisi-139</guid>
                <description><![CDATA[MERKEZ BANKASI'NIN DÖVİZ REZERVLERİ VE DOLARIN ÖNLENEMEYEN YÜKSELİŞİ..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed><span xss=removed>Bundan yaklaşık12-13 gün önce Adnan Bilek aradı. Ali bu dolar ne olacak dolar alsam olur mu diye sormuştu. Bende ona biraz bekleyelim MB(Merkez Bankası) FED(ABD Merkez Bankası değil Rezerv Bankası) swap anlaşması yapacak mı görelim ona göre karar verelim demiştim.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Okurlarım bilirler geçtiğimiz hafta ki yazımı da dolar MB tarafından baskılanıyor diye bitirmiştim.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Ancak Adnan Bilek daha sonrasında aradığında MB hala ek swap anlaşması yapmadığı için ona direnç ve destek noktalarını söylemiştim.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Ne demek Dolar baskılanıyor.. TCMB doların 7 tlyi aşmaması için piyasaya sürekli dolar veriyordu yani dolar arzını sürekli arttırarak doların daha da yükselmesine engel oluyordu. Bu işlemlerde MB nin döviz rezervinide hızlıca AZALTIYORDU.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>TCMB hesaplarını incelediğimizde (30.04.2020 itibariyle) Net Rezervlerin 16,2 Milyar Dolar olduğunu görürüz. Bu şu anlama gelir; bu rezerv miktarı swap (emanet) rezevleri de içerdiği için (Swap miktarının mart ayı kadar olduğunu varsayarak)</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>TCMB REZERVLERİNİN NEGATİF OLDUĞUNU GÖRÜRÜZ</strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Türkiye'nin yılbaşına kadar yaklaşık 170 Milyar dolar ödenmesi gereken dış borcu vardır.. Yani acil Dolar ihtiyacımız var.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>İşte tamda bu sırada BDDK da yabancıların Dolar alabilmek için Tl satın almalarının önüne geçmek için Bankaları sıkılaştırıcı tedbir alınca, Londra borsasında TL faizi 60 lara kadar fırladı. Amaç doların yükselmesine engel olmaktı. Ancak yabancılarda ellerindeki tahvilleri satarak TL ye dönüp Dolar satın almaya başladılar. Ekonomi yönetimi bunu hesaplayamamıştı.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Zaten öncedende Türkiye IMF'den Dolar almayı red etmişti. Ama daha önemlisi FED ile birlikte Dünyadaki 15 gelişmiş ekonomideki MB ları Dolar sıkışıklığını önlemek için Swap kanallarının açık olduğunu ilan etmişlerdi. Türkiye buraya da başvurmadı. Geciktik..</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Gördüğünüz gibi doların yükselmesi el yakması için gereken her türlü acemilik yapılmış durumda.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Şimdi; <strong>FED in swap kanallarına ihtiyacımız var. Hem de acil</strong>.. Doların yükselen ateşi önce ithal girdi ve ara malı kullanan sanayimizi sonrada hepimizi yakacak. </span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>Ha</strong>.. <strong>Birden aklıma Trump'a yazılan  iyi niyet mektubu geldi..</strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>YATIRIMCIYA NOT..</strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Tasarruf sahipleri için Faiz oranları cazip değil... Dolar artık nerdeyse tavana vurdu 2018 seviyesinin üstüne çıktı. </span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>Kısa vade için dikkat edilmeli..</strong></span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 May 2020 13:30:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/a349d4ea4a142803b289956a8dfa8d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİR YERLERDE YANLIŞIMIZ VAR</title>
                <category>Mehmet KIZILASLAN</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/bir-yerlerde-yanlisimiz-var-137</link>
                <author>mehmetkizilaslan@hotmail.com (Mehmet KIZILASLAN)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/bir-yerlerde-yanlisimiz-var-137</guid>
                <description><![CDATA[BİR YERLERDE YANLIŞIMIZ VAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Birçoğumuz, olup bitenlerden rahatsızız.</span></p>

<p><span xss=removed>Birçoğumuz şartlarımızın kötülüğünden rahatsızız.</span></p>

<p><span xss=removed>Birçoğumuz acınacak durumdayız.</span></p>

<p><span xss=removed>Birçoğumuz birilerine muhtaç başkalarının ellerine bakıyoruz.</span></p>

<p><span xss=removed>Birçoğumuz yalnız kaldığımızda ağlamaları beğenemiyoruz</span></p>

<p><span xss=removed><strong>Birçoğumuz oturduğumuzda mangalda kül bırakmıyor, atıp tutuyoruz.</strong></span></p>

<p><span xss=removed>Bir çoğumuz sanal alemde, içinde bulunduğumuz durumun vahametini gizlemek için, olağan üstü gayret gösteriyoruz.</span></p>

<p><span xss=removed>Birçoğumuz bu durumlara nasıl düştük, nerede hata yaptık ta bu çıkmazlara gömüldük, sorusunu kendimize sormaktan aciziz. O nedenledir ki sebep sonuç ilişkisini kuramadığımız ve özeleştiri nedir bilemediğimiz için; çözüm yollarının neler olabileceğini dahi düşünemiyoruz.</span></p>

<p><span xss=removed>Neden mi bahsediyorum?</span></p>

<p><span xss=removed>Hayatımız ve içinde bulunduğumuz vahametten bahsediyorum sayın okurum. Belki içinizden bu yazıyı okuyanların, bin tane de birimizin durumu çok rahat gibi görüne bilir, Ama o binde birimizin de çocukları yada torunları gelecekte bir çamurun içinde debeleniyor olacak.</span></p>

<p><span xss=removed>“Ya bir yol bulmak zorunda yetkililerimiz, yada yoldan çekilmek zorundalar.”</span></p>

<p><span xss=removed><strong>Aldatılan, yanlış bilgi verilen, geleceğimiz güllük gülistanlık gibi gösterilen ülkemiz de durumlar çok kötüye doğru gidiyor.</strong> Üç ay ötesine ertelenmiş borçlara, faizle alınan paralara, günü kurtardık zanneden Milletin durumu vahim.</span></p>

<p><span xss=removed>Ertelenen borçların günü gelecek, alınan kredilerin, ödeme günü gelecek. Birikmiş halde hangi kazançla ödenecek soran var mı?</span></p>

<p><span xss=removed><strong>“Elle gelen düğün bayram değil” Herkes kendi içinde yangınlarda kavruluyor. İçine atıyor</strong>. Öylesine patlayacak ki o içine atan insanlarımız bir gün, İntiharlar, Korona virisün aldığı canların on katını alacak. Yuvalar yıkılacak.</span></p>

<p><span xss=removed><strong>Başarısızlığın, sadece kendisinde olduğunu zannedenler intihar edecekler de</strong>; Başarısızlığın ülkeyi yöneten yerel ve genel tüm yöneticilerimizde olduğunu görenler ne yapacaklar biliyor musunuz? Ya öylesine bir seçimde kendilerinin kurtarıcısı ortak akılı seçecekler ya da patlayıp suç işleyerek,  boşalan hapishaneleri dolduracaklar.</span></p>

<p><span xss=removed><strong>Ey yetkililer, Ey yönettiklerini zannedenler, Ey en yukarıdakiler ve yerel yöneticiler. Hepinize sesleniyorum. Bu ülkenin insanının, satacak onuru, haysiyeti, şerefi, malı, mülkü, karısı, kızı, kalmamak üzere, Çözüm üretiniz çözüm.</strong></span></p>

<p><span xss=removed>Ürettiğiniz çözüm, yeni borçlar, yeni krediler, yeni faizler ve içinden bulunduğu durumu, daha da çıkılmaz hale getirmesin.</span></p>

<p><span xss=removed>Nasıl yapalım? Diyor musunuz?</span></p>

<p><span xss=removed><strong>Cevap istiyor musunuz?</strong></span></p>

<p><span xss=removed>Yazdıklarımı dikkate alacak mısınız?</span></p>

<p><span xss=removed><strong>Eğer dikkate alacaksanız yazıyorum.</strong></span></p>

<p><span xss=removed><strong>Her ilçenin, ürettiklerini işleye bileceği ve işsizlerine iş imkanı sağlayabileceği DEVLET DESTEKLİ Kooperatifleşmeyi sağlamalısınız.</strong> O ilçedeki kooperatife ortak olanların yatırdıkları para, banklarda yatanlar gibi, devlet garantisinde olsun, batırılamasın, iç edilemesin. (Mevzuat müsaade etmez demeyin. Basit bir yasa değişikliği yeter)</span></p>

<p><span xss=removed><strong>O ilçede toplanan para kadar, Devlet de para koysun, kooperatife ortak olsun. Gıda mühendislerinin, Ziraat mühendislerinin, Denetçilerin ve yöneticilerin maaşları, Devlet tarafından karşılansın.</strong></span></p>

<p><span xss=removed>O işe yaramaz odalar, o dil bilmez ateşeler imiz, dünyanın her yerinde, ücretsiz reklam ve pazarlamalarını yapsın.  <strong>İnsanımızın kendi ürettikleri işlenerek, bütün dünyada satılırken; üretimden gelen onur, haysiyet, şeref, el açmama duygusu, alın terini el emeğini yeme duygusu ve onuru, insanlarımıza tekrar gelsin.  </strong>(Bu sizin insani ve vicdani göreviniz)</span></p>

<p><span xss=removed>Bahsini ettiğim, masraflar, eğer böylesi bir tedbir almamanızın sonucunda, intihar edenlerin, sakat kalanların, yıkılan yuvaların yetim çocuklarının tedavi bedellerinin yanında, inanın komik kalacaktır.</span></p>

<p><span xss=removed>Bizden söylemesi eyyyy efendiler, Yerel ve genel yöneticiler, Köklü çözüm bulmadığınız da, <strong>Sokaktaki fuhuş a giden kadınının günahında, hırsızlık yapan gencin günahında, yıkılan yuvaların ve cinnet geçiren insanların günahında payınız var, dahliniz var ve birçoğunda azmettirmek gibi suçunuz var olacaktır.</strong></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 May 2020 13:28:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/8fbd185a7ff87ec36ef1cfafb8a1245f.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AYDIN’DA JEOTERMAL TEHLİKESİ</title>
                <category>Şenol BABACAN</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/aydinda-jeotermal-tehlikesi-136</link>
                <author>senol09tr@hotmail.com (Şenol BABACAN)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/aydinda-jeotermal-tehlikesi-136</guid>
                <description><![CDATA[AYDIN’DA JEOTERMAL TEHLİKESİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed><em><span xss=removed>Doğa insan olmadan da yaşar; ama insan doğa yok olduktan sonra yaşayamaz.</span></em><strong><span xss=removed>Paul Ehrlich</span></strong></span></p>

<p> </p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Yaz aylarının göz kırptığı,baharın son günlerini karantina eşliğinde yaşıyoruz.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Tatilde çocukların halk plajlarında cıvıldaşmalarını, dallarda dans eden zeytinleri, mis gibi kokan köy domateslerini ve incirlerin yavaş yavaş sarılaştığı günleri özlemeyen var mıdır?</span></span></p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed>Hadi bit ve git artık dünyamızdan KORONA!</span></strong></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>*</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Memleketimizde ne güzeldir doğa. Saf, temiz, çıkarsız, dedikodusuz…</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Güzelliklerden yana yakıştıracağınız herşeye yakışan bu cennet topraklarımız için tabiri caiz ise ‘<strong>adam diksen adam yetişir’ </strong>derler.</span></span></p>

<p> </p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Verimli topraklarımız ile güneşin ve suyun ihtişamlı birleşmesiyle oluşur yeşil.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Rabbim emreder, tabiat ana verir de verir.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Meyvesi ve sebzesi boldur Ege’nin, Nazilli’nin.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>*</span></span></p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed>Zaman zaman gerek köşe yazılarımda, gerekse sosyal paylaşım sayfalarımda doğaya ve çevre kirliliğine karşı duyarlılık temalarını işlemeye çalışıyorum.</span></strong></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Bizler köylerde büyüdük.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Yüzmeyi, verimli pamuk tarlalarının sulandığı sulama kanallarında öğrendik. Deniz kenarına gidemediğimiz zamanlarda, kanal kıyılarındaki tarlalar plajımız, verimli topraklarımız da deniz kumumuz oluyordu.</span></span></p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed>Traktörün iç lastiğinden can simidi yapar, akıntıya karşı yüzerdik.</span></strong></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Gözlerimizi suda açıp su kaplumbağalarının yaradılış mucizesini seyrederdik tertemiz kanal suyunda.</span></span></p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed>O zaman da kanala girmek tehlikeli ve yasaktı ama bu yasak sadece boğulma tehlikesine karşıydı.</span></strong></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Şimdi;</span></span></p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed>Ölüm akıyor, hastalık akıyor, pis su üzerinde parlayan yağ akıyor, katran akıyor sulama kanallarından.</span></strong></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Zaten sularda ne kaplumbağalar kaldı ve de su yüzeyinde uçuşan yusufçuklar (helikopter böceği).</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Neden?</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Çünkü;</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Sanayi ve jeotermal atıklar, ne nehirlerimizi temiz bıraktı ne de içinde yaşayan canlıları.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Gelelim konunun özüne, yani JES (Jeotermal Enerji Santrali) meselesine,</span></span></p>

<p><span xss=removed><strong><u><span xss=removed>Aydın’ın batısından Germencik’e kadar olan bölgedeki otobandan geçerken iğrenç bir koku eşliğinde görüntü ve gürültü kirliliğini görmezden gelebilen var mıdır?</span></u></strong></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Geçtiğimiz yıllarda sağlık bakanlığının verilerine göre o bölgenin <strong>‘Türkiye’nin en kirli havası’</strong> olduğunu bilmeyen var mıdır?</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>O bölgenin zeytin ağaçlarının kuruduğuna, incirlerin dalında aktığına şahit olmayan var mıdır?</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Tedbirsizce jeotermal atıkların topraklarımıza verdiği zarara kahrolmayan var mıdır?</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>En önemlisi de o bölgede yaşayan insanların sağlığının tehdit altında olduğuna acımayan var mıdır?</span></span></p>

<p> </p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Yapmayın ey bu toprakların seçilmişleri, atanmışları!</span></span></p>

<p> </p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed>Siz de bu ‘ENERJİ AÇIĞIMIZ ÇOK BÜYÜK’ türküsü ile baronların verimli topraklarımıza konuşlanmalarını istemiyorsunuz ancak, susmak hatta bu türküyü söylemek zorunda kalıyorsunuz biliyoruz.</span></strong></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Ama n’olur yapmayın!</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>VİCDANINIZIN SESİNİ DİNLEYİN!</span></span></p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed>Enerji açığımız varsa bu memleketin güneşini neden boşa harcanıyor?</span></strong></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Güneş enerjisinden niçin faydalanmıyoruz?</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Neden Almanya’yı görmüyor, bu konuda üniversitelerdeki bilim insanlarını yetiştirmiyoruz?</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Almanya bizden kat kat daha az güneşe sahip olmasına rağmen enerjisinin ciddi bir bölümünü güneşten elde ettiğini bilmiyor musunuz?</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Niçin güneş enerjisi tarlaları yerine JES sondajlarına bel bağlıyoruz? </span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Neymiş efendim re-enjekte sistemiyle jeotermal atık tekrar toprağa geri verilecekmiş.</span></span></p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed>Kusura bakmayın ama siz çocuk mu kandırıyorsunuz?</span></strong></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Kirletmeyin, tesisleri kurmayın, başka enerji alternatifleri üzerinde yoğunlaşın diyoruz arkadaş!</span></span></p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed>Sütten ağzımız yandı.</span></strong></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Yoğurt bile yemek istemiyoruz.</span></span></p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed>Çünkü yavaş yavaş ölüyoruz.</span></strong></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Eğer para kazanma hırsının önemi, doğa ve insan sağlığının önüne geçmişse orada ne insanlık kalmıştır ne de inanç…</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Bu konuda artık yöneticilerin ve efe yürekli vatandaşlarımızın duyarlı davranmasını diliyorum.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Yol yakınken,</span></span></p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed>Bu verimli topraklarımız tüm bereketiyle size hizmet etmeye hazır iken</span></strong></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Durdurun bu yasayı!</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Doğayı ve insanlarımızı yaşatın diyorum!</span></span></p>

<p><span xss=removed><strong><span xss=removed>Yaşatın artık !</span></strong></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Sağlıcakla…</span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 06 May 2020 12:04:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/d9944cf2992a6858fbe28ad8ee9a4f61.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MERKEZ BANKASI PARA BASIYORMU?</title>
                <category>Ali PETEK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/merkez-bankasi-para-basiyormu-133</link>
                <author>apetek@adu.edu.tr (Ali PETEK)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/merkez-bankasi-para-basiyormu-133</guid>
                <description><![CDATA[MERKEZ BANKASI PARA BASIYORMU?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed><span xss=removed>Görünen o ki, Covid 19 krizi insanlık tarihinin gördüğü en önemli ekonomik krizlerden biri olacak. Şimdiden 2008 krizinin ötesine geçti. Geçenlerde açıklanan rakamlara göre ABD ekonomisi  Mart ayında 4,8 oranında da daraldı.. Bu çok büyük bir oran..Dahası asıl büyük oran henüz gelmedi. Nisan ayında çok daha büyük bir daralma bekleniyor. Peş peşe açıklanan rakamlar Dünya ekonomisin hızla daralmaya küçülmeye doğru gittiğini gösteriyor.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>Dünya Ekonomisi hızla resesyona doğru gidiyor..</strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Nedir bu Resesyon?</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Resesyon ekonomin dibe vurması demek, durgunluğun en beter hali demek.  Ekonominin depresyon anı. Hani piyasada yaprak kımıldamıyor derler ya.. İşte o durum bile bunun yanında harika bir durum sayılabilir.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>Peki, resesyonla mücadele nasıl yapılabilir?</strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Bu sorunun cevabının ana başlığı şu..</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Genişletici para ve maliye politikalarıyla..</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Ne demek bu..??</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Şu demek,</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Kredi faiz oranların sıfıra yakın olması demek, kolay kredi demek. Vergi oranlarının azaltılması veya zamanı gelenlerin ertelenmesi demek..</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Peki hazine de kasada para yoksa ülkeler ne yapmalı..</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Maalesef Türkiye ihtiyaçlarını harcadığı ve varlık fonuna devrettiği için para basmaktan başka seçeneği kalmıyor.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>TC Merkez Bankası para basıyor.</strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Hem de durmadan basıyor. Mart ayında ki emisyon hacmi bir önceki yıla göre U artmış durumda .. Bu çok büyük bir oran..</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Kısacası..dar gelirliye olan doğrudan gelir desteğinin kaynağı bu…</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>Yatırımcıya Not..</strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Faiz oranlarının yanından geçmeyin.. Dolar MB tarafından baskı altında. </span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>Acaba Döviz rezervlerimiz ne durumda?</strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Haftaya görüşmek dileğiyle..</span></span></p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2020 11:33:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/a349d4ea4a142803b289956a8dfa8d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AYDIN DAĞLARI KAPIŞ KAPIŞ</title>
                <category>Şenol BABACAN</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/aydin-daglari-kapis-kapis-132</link>
                <author>senol09tr@hotmail.com (Şenol BABACAN)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/aydin-daglari-kapis-kapis-132</guid>
                <description><![CDATA[AYDIN DAĞLARI KAPIŞ KAPIŞ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><em>Yıllardır sürüp giden bir pay alma çabası</em></p>

<p><em>Topu topu bir dilim kuru ekmek kavgası</em></p>

<p><em>Bazen durur bakarım bu ibret tablosuna</em></p>

<p><em>Kimi tatlı peşinde</em></p>

<p><em>Kimininse tuzu yok…</em></p>

<p><em>Sapa, kulba, kapağa itibar etme dostum, içi boş tencerenin bu sofrada yeri yok…<strong> (Barış MANÇO)</strong></em></p>

<p> </p>

<p><strong>Yıl:</strong>1998</p>

<p>Ülkeyi, CHP’nin dışarıdan destek verdiği, ömrü ancak iki yıl vefa eden <strong>ANASOL-D Koalisyon Hükümeti</strong> yönetiyordu.</p>

<p><strong>Başbakan: </strong>Mesut YILMAZ</p>

<p><strong>Başbakan Yardımcısı: </strong>Bülent ECEVİT</p>

<p><strong>Orman Bakanı: </strong>Ersin TARANOĞLU</p>

<p><strong>Tarım ve Köyişleri Bakanı: </strong>Mustafa TAŞAR</p>

<p>Bu hükümet, o yıllarda meralarımızın gereğince ve sağlıklı kullanılabilmesi, doğal hayvancılığın sürdürülebilmesi için geniş içerikli bir MERA KANUNU’nu yüce meclisin de onayıyla yürürlüğe koydular.</p>

<p>İyi de ettiler. (ölenlere rahmet, kalanlara hürmetlerimle)</p>

<p>Çünkü ülkemizin arazileri doğallığını korumalı, bu bölgeler <strong>hayvan otlatma arazisi</strong>olarak kalmalıydı.</p>

<p>Neden?</p>

<p>İnsanoğlunun, doğal yaşamı kendi çıkarları doğrultusunda bertaraf etmesi, <strong>günümüzün baş edemediği virüs belasının sebeplerinden biridir aslında.</strong></p>

<p><strong><em>(Meralarla ilgili önümüzdeki günlerde geniş kapsamlı bir makale hazırlayıp siz değerli okurlarımla paylaşacağım.)</em></strong></p>

<p>Gelelim şimdi asıl konumuza,</p>

<p>23.03.2020’de yaklaşık 40 gün önce Orman Genel Müdürlüğü, Ağaçlandırma Dairesi Başkanlığı’nca bir tamim (genelge) yayınlandı.</p>

<p>Sayfalar dolusu yazılıp çizilmiş, emek harcandığı besbelli olan bu genelgenin amacı; bozuk ormanları o mahalde ikamet eden kişilere uygun bir bedelle 49 yıllığına kiralanıp yeni fidanlıkların kurulması gibi görülüyor ama vatandaş bunu nasıl algılıyor?</p>

<p><strong>Bu genelge hakkında geniş çaplı bir bilgi verilmediği ve de doğru dürüst bir duyuru yapılmadığı için herkes bu kedinin tüyünde keneler arar oldu.</strong></p>

<p>Herkes tedirgin.</p>

<p>Muhtarlar geniş çaplı olarak bilgilendirilmedi.</p>

<p><strong>Milletvekillerinin telefonları gece gündüz susmuyor.</strong></p>

<p><strong>Çünkü, meclis bihaber, vatandaş bihaber…</strong></p>

<p><strong>Sadece Genel Müdürlüğün yayınladığı bir genelge var ortada…</strong></p>

<p>Bazı kesim de hemen müracaat edip bir pay alma çabasında.</p>

<p><strong>Ekmeğinin derdinde olan çiftçi neyin ne olduğunu bilmiyor. </strong></p>

<p>Kiralanacak bu arazilere sınır komşusu olan şahıslara öncelik tanınmadığı için herhangi bir vatandaşın o ormanlığı kiralamasından ve orayı ranta çevirmesinden rahatsız olanlar var.</p>

<p>‘İlk müracaat edenlere öncelik tanınıp neden duyuru yapılmıyor?’ diyor vatandaş.</p>

<p><strong>-20 ile +65 yaş vatandaşların bu karantina günlerinde sokağa çıkması yasakken başvurular neden şimdi alınıyor?</strong></p>

<p><strong>Bu belirsizliklere acilen bir son verilmelidir.</strong></p>

<p>Uzun yaşamın merkezi olan bu topraklarda 65 yaş orta yaşın biraz üstü sayılır, 18- 20 yaş arası gençler bu uygun kiralamadan neden faydalanamıyor?</p>

<p>Adil mi sizce?</p>

<p>*</p>

<p>Demokrasi var oldukça huzur ve mutluluk artar.</p>

<p>Adalet ve adil paylaşım memlekete huzur getirir. Paranın çok olması değil huzurun çok olması mutlu eder insanı.</p>

<p><strong>Özellikle Aydın gibi dağında kestane, incir, zeytin ve en önemlisi doğal su kaynakları olan bir ilin ormanlık arazileriyle, diğer bölgedeki ormanlık arazileri aynı kefeye koymak bu genelgenin <u>bilimsel çalışmadan uzak</u> hazırlandığını gösterir.</strong></p>

<p>Tarım ve Orman Bakanı Sayın Bekir PAKDEMİRLİ,ülkedeki bütün bölgeleri göz önünde bulundurarak Orman Genel Müdürlüğünce yayınlanan bu genelgeyi tekrar değerlendirmelidir.</p>

<p>Aydın Valimiz Sayın Yavuz Selim KÖŞGER'in de, en kısa zamanda ilgili kurumlarla birlikte bu konuyu ele alıp bir eylem planı hazırlayacağını düşünüyorum.</p>

<p>*</p>

<p>Evren, fizik kuralları üzerinde kurulmuştur.</p>

<p><strong>Doğa da bu fiziki oluşumun olağan bir parçasıdır.</strong></p>

<p>İnsanlar bu fizik kurallarını ihlal ettikçe, dünyanın ve doğanın dengesi alt üst oluyor.</p>

<p><strong>Birçok hastalık da bu dengesizliklerden üremektedir.</strong></p>

<p>Ormanlık araziler kiralanıp zirai tadilatın başlaması demek, o bölgede yaşayan tüm canlıların tamamiyle yok edilmesi demektir.</p>

<p>Yeni meyve ağaçlarının dikilmesi ve onların bakımı için toprağa verilecek zehir de cabası.</p>

<p><strong>İnsanlar doğayı tümüyle SADECE VE SADECE insan yaşamı için kullanırsa doğada var olan olağan yaşamı katlederse,</strong></p>

<p>Belki birdenbire değil ama aheste aheste ölürüz…</p>

<p>Benden söylemesi…</p>

<p>Sağlıcakla.</p>

<p><strong> #evdeKAL #evdekalNAZİLLİ #evdekalAYDIN #evdekalTÜRKİYE</strong></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Apr 2020 11:56:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/d9944cf2992a6858fbe28ad8ee9a4f61.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title> KORONA VİRÜS  VE  ÜRETİM  ARAÇLARI</title>
                <category>Mehmet KIZILASLAN</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/korona-virus-ve-uretim-araclari-131</link>
                <author>mehmetkizilaslan@hotmail.com (Mehmet KIZILASLAN)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/korona-virus-ve-uretim-araclari-131</guid>
                <description><![CDATA[ KORONA VİRÜS  VE  ÜRETİM  ARAÇLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Korona virüs salgını nedeni ile zaten üzerine ölü toprağı serpilmiş olan ekonomimiz tamamen devre dışı oldu.</span></p>

<p><span xss=removed>Geçmiş dönemlerde de ekonomik konularda yetersiz olan sistemler, insanlarına kredi kaynaklarını artırdıkları ve faiz oranlarını düşürdükleri ile övünürlerdi.</span></p>

<p><span xss=removed>Bir lider çıkıp ta ekonomiyi kredisiz, borçsuz ve faizsiz bir sistemle kurtaracağız gibi bir söylemde bulunamamışlardır.</span></p>

<p><span xss=removed>Şimdi ise yetkililer, salgın nedeni ile sadece salgın rakamları ve olağan üstü şartlar karşısında ne yapacaklarına şaşırmış durumdalar.  Sadece sağ kalma telaşı içinde ki vatandaşımıza açlığa ve hastalığa razı etme mantığında hareket etmektedirler. ( Diğer ülkelere nazaran alınan tedbirler nedeni ile sağlık konusunda bir hayli başarılı olduklarını da söylemeden geçmek ayıp olur, saygısızlık ve vefasızlık olur.)</span></p>

<p><span xss=removed>Ama, İnsanımız şaşkın.</span></p>

<p><span xss=removed>İnsanımız durgun.</span></p>

<p><span xss=removed>İnsanımız kararsız.</span></p>

<p><span xss=removed>İnsanımızda ne yapacağını bilmez durumda.</span></p>

<p><span xss=removed>Neden mi?</span></p>

<p><span xss=removed>Çünkü, İnsanımızın içinde bulunduğu ekonomik durum vahim, kötü.</span></p>

<p><span xss=removed>Önerilenler ne?</span></p>

<p><span xss=removed>Dükkanını kapat, dışarı çıkma, işçi çıkarma, karşılığında geçmişin temizse kredi verelim. Elemanlarınıza, yarı zamanlı çalışma ücreti ödeyelim.</span></p>

<p><span xss=removed>Giderleri, faturaları,  ihtiyaçları, durdurmak mümkün değil. O halde alınan önlemler yeterli mi ? Maalesef hayır.</span></p>

<p><span xss=removed>Bizlerin önerisi neydi? Bir ay sokağa çıkma yasağı getirilsin. Ülke nüfusu 80 Milyon sa yaklaşık 20 Milyon aile vardır. Bu ailelerin devlet memuru olanlarını emekli olanlarını çıkarınız, kalır On Milyon aile bir ay dışarı çıkmadıklarında her aileye asgari ücret öde Yaklaşık gider tam 23 Milyar TL.</span></p>

<p><span xss=removed>Sizin öneriniz ne idi? Dışarı çıkma, işçi çıkarma, dükkanını kapat. Geçmişiniz temizse size kredi verelim. Elemanlarınıza Bin küsur lira verelim.</span></p>

<p><span xss=removed>Allah aşkına, sanki ekonomi sadece bu salgın nedeni ile bozuldu da önceden işler ayna mıydı?</span></p>

<p><span xss=removed>Çok mu düzgündü ekonomisi ülkenin?</span></p>

<p><span xss=removed>Hayır, sanki korona virüs salgını, Dünya ve Ülke ekonomilerinin kötü gidişini gizlemek için çıkarılmış bir oyun gibi. Ölenler olmasa, öyle düşüneceğim ama Salgın can alıyor.</span></p>

<p><span xss=removed>Yaşananlar bunlar, Çare olarak sunulanlar da ortada. Çözüm yok, sürüncemede bırakılmış olaylar, uyuşturulmuş beyinler.</span></p>

<p><span xss=removed>Bizim şimdi önerimiz ne?</span></p>

<p><span xss=removed>Olan oldu, bundan sonra yapılması gerekenlere bir bakalım şimdi.  Bütün aileler, bütün insanımız elinde bulunan tüm üretim araçlarına sahip çıkacaklar. Ellerindeki son kuruşlarını da, bu salgından sonra ellerinden gelen en iyi iş için üretim araçları edinecekler.</span></p>

<p><span xss=removed>Bizim ülkemizde durmayacak tek sektör gıda sektörü ise, küçücük toprağımıza ve toprağı işleyecek alet eda vatlarımıza sahip çıkacağız. Ya topraktan bir şeyler yetiştireceğiz yada yetişen ürünleri işlemenin yollarını arayacağız.</span></p>

<p><span xss=removed>Bir hafta önce aldığımız zeytini, dilip tuzlayıp yada kırıp, bir hafta sonra pazara çıkarsak yine ekmeğimizi kazana biliriz.</span></p>

<p><span xss=removed>Yukarıdakilerden bize fayda yok. İşte tam bu manada, Biz bize yeteriz. Komşumuzun ürettiği herhangi bir ürüne işçiliğimizi emeğimizi katıp, kendimize iş çıkarıp, kazanç temin edeceğiz.</span></p>

<p><span xss=removed>Evlerimizdeki atıl uran dikiş makinalarını önümüze koyup evimize katkıda bulunmanın çarelerini arayacağız.</span></p>

<p><span xss=removed>Artık Çin den ürün uzun bir süre gelmeyecek, o nedenle Çin den geldiği için kapanan iş yerlerimizin benzerlerini yeniden açacağız.  Gerekirse evlerimizin birer odasını üretim için kullanacağız. Piyasalar ne istiyorsa onları araştırıp bulacağız.</span></p>

<p><span xss=removed>Tekrar ediyorum, Biz bize işte tam bu manada yeteriz. Yeniden üretim, Tarıma dayalı, mikro üretim. Kredi kullanmadan daha fazla borçlanmadan, sadece elimizdeki kaynaklarla, faizsiz kendimize ait mini mini yeni işletmeler kuracağız ve İnternet satışına mutlaka gireceğiz.</span></p>

<p><span xss=removed>Sistem bize, daha fazla, kredi, daha fazla taksit, daha fazla borçlanma önerse de çözüm bu değil dostlarım. Borçsuz, faizsiz, kredisiz kendi kaynaklarımızla yeniden ayağa kalkma projeleri gerekli .</span></p>

<p><span xss=removed>Kooperatifleşmek de, bunun için tam uygun zaman, saygılarımla.</span></p>

<p> </p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Apr 2020 12:18:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/8fbd185a7ff87ec36ef1cfafb8a1245f.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BAŞLARKEN…</title>
                <category>Ali PETEK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/baslarken-128</link>
                <author>apetek@adu.edu.tr (Ali PETEK)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/baslarken-128</guid>
                <description><![CDATA[BAŞLARKEN…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aslında bir gazetede köşe yazarlığı yapmanın bu ilki değil.. İlk deneyimime üniversite yıllarında henüz İktisat Fakültesinin ikinci sınıfında Eskişehir'in ünlü Sakarya gazetesinde başlamıştım. Bir grup öğrenci arkadaşımla gazete sahibinden gazetenin bir sayfasını rica etmiş ve o sayfayıda kültür ve sanat sayfası olarak düzenleyeceğimizi söylemiştik.. Gazete sahibi buna izin verdi ve 12 Eylül hemen sonrasında bu durum cesurca bir adım olarak düşünülebilirdi. Gazetenin yazı işleri Md. Önder abi aynı zamanda Cumhuriyet gazetesinin de muhabiriydi. O bize gazeteciliğin bilmemiz gereken yönlerini anlatıyordu..Böylece köşe yazarlığı serüvenim başladı. Daha sonra son sınıfa geldiğimde Ulusal gazete olan Dünya gazetesinde de bir kaç köşe yazım yayınlandı.. Ama asıl benim için önemli olanıda şuydu.. Yine bir grup öğrenci arkadaşımla Eskişehir’de ‘’Demokrat Anadolu ‘’ diye gazete çıkardık.. İlk manşet haberi de bana ait olan haberdi.. Şimdi o gün beraber gazete çıkardığım arkadaşlarımın bir bölümü İletişim Fak..de hoca oldular. Uzun bir aradan sonra Aydın'a geldğimde Aydın yerel.com da yazmaya başladım.. Orada da yerel gazetelerin duayenlerinden sevgili Adnan Bilek ile tanıştım.. Bana köşe yazarlığının incelıkleri konusunda yardımcı oldu..  Yol göstericim oldu..</p>

<p>Günlerden bir gün üstad Adnan Bilek benim gene yazmamı istedi, üstelik Nazilli Muhabir Gazetesinde.. Benim hayır deme şansım kesinlikle iki nedenle kalmamıştı. Birincisi Adnan Bilek bu konuda benim üstadımdı onu kırmam mümkün değildi.. İkincisi de gazetenin imtiyaz sahibi sevgili Eray Gökçe’nin babası Erol Gökçe politik geçmişin içinde saygı duyduğum  abilerimden biriydi.. Bu nedenle yeniden başladım..</p>

<p><strong>MERHABA..</strong></p>

<p>Ekonomi-politik alanında köşe yazılarının çok fazla okuyucusu olmaz. Okuyucuya soğuk gelir ilgisini çekmez.. Ben de buna dikkat ederek yazılarımın biraz daha anlaşılır ve ilgi çekici olmasına çalışacağım.</p>

<p>Bu haftanın ilgi çekici konusu şu soru olabilirmi ?</p>

<p><strong>Merkez Bankası Covid-19 karantina döneminde para basıyor mu?.. NEDEN?</strong></p>

<p>Sorunun yanıtı evet MB para basıyor hem de fazlasıyla basıyor.</p>

<p>Tabiki de Altın ne olacak Döviz ne olacak sorularının yanıtları da bende..:)</p>

<p>Detaylarını haftaya görüşelim mi ne dersiniz..?</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Apr 2020 12:13:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/a349d4ea4a142803b289956a8dfa8d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BEN NİSAN EVDE 23 NİSAN</title>
                <category>Nisan BABACAN</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/ben-nisan-evde-23-nisan-127</link>
                <author>muhabirgazetesi09@gmail.com (Nisan BABACAN)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/ben-nisan-evde-23-nisan-127</guid>
                <description><![CDATA[BEN NİSAN EVDE 23 NİSAN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>‘23 Nisan, bu ülkedeki her çocuğun üzerine doğar doğmaz iliştirilen ve oradan asla alınamayacak bir bağımsızlık hediyesidir.’</em></strong><strong> (Alıntı)</strong></p>

<p><strong>Benim adım Nisan 12 yaşındayım.</strong></p>

<p>Bu köşenin sahibi Şenol Babacan’ın kızıyım.</p>

<p><strong>İsabeyli Ortaokulu’nda 7. sınıfta okuyorum.</strong></p>

<p>Okulumu, öğretmenlerimi ve arkadaşlarımı çok seviyorum.</p>

<p>Bu arada babam bugün köşesini bana ayırıp <strong>‘bugün köşem senin ne yazarsan yaz evlat’</strong> dedi.(İtiraf edeyim ben bu makaleyi yazdıktan sonra birkaç yerini düzenlememe yardımcı oldu.)</p>

<p>*</p>

<p>Bu Perşembe 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.</p>

<p> Ama maalesef hepinizin bildiği gibi Korona virüs salgını dolayısıyla aylardan beri okula gidemiyoruz.</p>

<p><strong>Bu sene TBMM’nin 100. Kuruluş yılı olduğundan eğer okullar açık olsaydı coşkulu kutlamalar yapacaktık.</strong></p>

<p>Olsun! Biz çocuğuz. Okulda olmasak bile Atatürk’ümüzü ve bizlere armağan ettiği bu bayramı asla unutmayacağız.</p>

<p>Bu sene bayramımızı evlerimizde ve balkonlarımızda kutluyoruz..</p>

<p>Atatürk ve silah arkadaşları iyi ki bu vatanı kurtarıp Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmuşlar ve bize bu güzel günü armağan etmişler.</p>

<p><strong>Çok teşekkürler Atatürk’üm.</strong></p>

<p><strong>*</strong></p>

<p>Ben şimdi size biraz ailemi tanıtayım;</p>

<p>Annemin adı Bilge…(O bizim ailemizin biricik meleği)</p>

<p>Babam da Şenol…( İyilik adamı)</p>

<p>Benim yaramaz mı yaramaz, tatlı mı tatlı iki erkek kardeşim var.</p>

<p><strong>Çağan ve Sinan</strong></p>

<p>Çağan ilkokul 4. sınıfa,Sinan ise kreşe gidiyor.</p>

<p>Az kalsın unutuyordum, son günlerde evimizin bahçesine gelen ve bizi hiç bırakmayan (babamı zor ikna ederek) evlatlık aldığımız kedimiz Zeytin var.</p>

<p>*</p>

<p>Dilerseniz şimdi size, şu karantina günlerinde bir günümün nasıl geçtiğini anlatayım;</p>

<p>Sabah kalkıyorum,kahvaltımı yapıyorum, sonra EBA TV’den dersimi dinliyorum.</p>

<p><strong>Benden hemen sonra Çağan’ın dersi başlıyor. Beraber onu dinliyoruz. Evimizin bahçesinde annemi çıldırtana kadar yaramazlık yapıyoruz. Ardından ben, babam ve anneme kahve yapıyorum.</strong></p>

<p>Ha bu arada annem benim ve kardeşim Çağan’ın yaptığı kahveye bayılır. Onlar kahvelerini içerken bizde bahçedeki dut ve erik ağaçlarından dut ve erik yiyoruz.</p>

<p>Komşumuz Ali amcamızı uyandırıyoruz. Uyandırıyoruz dediysem de odasının penceresi açık oluyor biz de oradan su fışkırtıyoruz. Kapısını çalıyoruz.</p>

<p>Kendisi yılanlardan çok korktuğu için Sinan sık sık yılan sesi çıkarıp onu korkutmaya çalışıyor.</p>

<p><strong>Sonra odalarımıza çekilip biraz kitap okuyup biraz da tekrar yapıyoruz.</strong></p>

<p>Yemek hazırlıkları, aile sohbetleri biraz da Survivor vs. derken, uyku saatimiz geliveriyor.</p>

<p><strong>Biz her ne kadar uyumak istemesek de babam ve annemin öğütleriyle tıpış tıpış uyumaya gidiyoruz.</strong></p>

<p>Diş fırçalamasıydı,pijamaları giymesiydi derken bir bakmışız rüyadan rüyaya geçiş yapıyoruz.</p>

<p><strong>Ha unutmadan her gece uyumadan dualar ediyoruz.</strong></p>

<p>Hepinizin tahmin ettiği gibi en büyük duamız bu kötü günlerin bitmesi.</p>

<p>En büyük dileğim de bir an önce okuluma geri dönmek.</p>

<p>*</p>

<p>Sanırım bu kadar yeter.</p>

<p><strong>Babam yazılarına devam etsin ben de evdeki öğrenciliğime geri döneyim artık.</strong></p>

<p>Büyüklerimin ellerinden, küçüklerimin gözlerinden öperim.</p>

<p>Hoşça kalın.</p>

<p>Sağlıkla kalın.</p>

<p><strong>Ama mutlaka bu virüs bitinceye kadar evde kalın…</strong></p>

<p> </p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2020 17:20:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/c64bc024a1e5ebff2a8f3110f190a0f7.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KORONA İÇİN BÜYÜK İDDİA</title>
                <category>Şenol BABACAN</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/korona-icin-buyuk-iddia-123</link>
                <author>senol09tr@hotmail.com (Şenol BABACAN)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/korona-icin-buyuk-iddia-123</guid>
                <description><![CDATA[KORONA İÇİN BÜYÜK İDDİA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed><span xss=removed><em>(Yıllar önce Nazilli'de duayen gazeteci merhum Müjdat Şevket Altınayar'ın Havadis Gazetesi'nde yazmaya başladığım köşe yazılarıma,</em></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><em>Nazilli'mizin evladı Eray Gökçe kardeşimizin imtiyaz sahibi olduğu Muhabir Gazetesi'nde devam ediyorum.)</em></span></span></p>

<p> </p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Ezanlar okuyup camilere gelmeyin diyen müezzinler,</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Askerlik çağı gelmiş gençlere bir iki ay daha gelmeyin diyen Milli Savunma Bakanı</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>Hafta sonları dışarılarda ‘ekmekçi’ diye bağıran fırıncılar.</strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Sosyal medyada sıkça paylaşılan<strong> evdeKAL</strong> şarkıları.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Radyoda da Muazzez ERSOY’un nostalji bir şarkısı:</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>‘…Ne zaman bitecek tanrım bu azap, yarını olmayan günlere kaldık…’</strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>*</strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Bütün dünyanın baş edemediği COVİD19 illeti ile mücadele etmek için çok acil ihtiyaçlarımız dışında evden çıkmamaya özen gösteriyoruz.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Salgının kol gezdiği bu zor günlerde, her dakika bire bir sahada olup, Nazilli halkının çıkarları doğrultusunda,</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>Kriz yönetimindeki başarısından dolayı, Nazilli Belediye Başkanımıza ve tüm Nazilli Belediyesi çalışanlarına şükranlarımı sunuyorum...</strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>*</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Haftalardır evde olunca bu virüsün çıkış nedenleri hakkında geniş bir araştırma yapma şansım oldu.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>Nerden çıktı bu Korona?</strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>En fazla bilinen ve genel olarak inanılan görüş;</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Çin Halk Cumhuriyeti’nin <strong>Wuhan</strong> kentinde, yarasa ve yenmeye alışkın olunmayan hayvan etlerini yiyen insanlardan yayıldı dünyaya.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Bir diğer görüş ise;</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Bu virüsün güneşin zararlı ışınlarından yayıldığı yönünde.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>‘Wuhan’daki insanlar binlerce yıldır o hayvanları yiyorlar. Bu virüsün ve birçok hastalığın kaynağı, güneşin yaydığı RADYASYON’dur. En açık belirtisi de, geçtiğimiz aylarda Avusturalya kıtasında çıkan ve baş edilemeyen orman yangınlarıdır.’ </strong>diyorlar.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong><u>Çağımızda radyasyonun en büyük sebebi de kablosuz teknolojidir.</u></strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Hatırlar mısınız?</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>İlk siyah beyaz televizyonlar çıktığında 3-5 metre uzaktan izlememiz istenirdi. Çünkü o televizyonlar radyasyon yayıyordu. Bizlere radyasyondan bahsetmez,<strong> ‘gözleriniz bozulur’ </strong>derlerdi hep.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Yeni teknolojide o yıllarda kullanılan tüp yerine led teknolojisine geçilmiş olsa da yine de elektromanyetik etkileşim oluyor. Bunun üzerine kablosuz teknoloji de eklenince bizler maalesef radyasyonla koyun koyuna yaşıyoruz.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>Ayrıca İtalya’nın kuzeyi ve İspanya, dünyadaki 5G interneti ilk kullanan ülkeler arasındadır. Bilindiği gibi bu ülkelerde virüs ile baş edilemiyor.</strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Dünyamız fizik kuralları üzerinde kurulmuştur.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>İnsanlar bu fizik kurallarını ihlal ettikçe, dünyanın ve doğanın dengesi alt üst oluyor.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>Birçok hastalık da bu dengesizliğin bir ürünüdür.</strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>(Bu görüş için daha geniş bilgi edinmek isteyenler bana ulaşabilirler)</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Gelelim şimdi, çok değer verdiğim bir doktor arkadaşımın görüşüne;</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Bilimsel bir görüş olmasa da, </span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Diyor ki arkadaşım;</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>İslamiyetin dünyada en güzel yaşandığı ülkeydik. Vahşi kapitalizm bizi öyle bir hale koydu ki, inançlarımızı bile reklama dönüştürmeye başladık.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Bir elin verdiğini öbür elin bile görmemesi gerekirken bizler yapılan yardımın ve ibadetin reklamının peşine düştük.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>İnancı o kadar çok istismar ettik ki maddi ve manevi birçok iğrenç emellerimizde bile kullandık.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Ne oldu şimdi?</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Yaradan bizim camilere ve Kabe’ye bile girmemizi istemiyor artık.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Diğer dinlere ait olan ibadethaneler de kapatıldı.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Rabbimiz sanki ‘<strong>İnsan gibi insan olun, kurallarıma uyun, bilime önem verip bu virüs belasından kurtulun ve öyle gelin!’ </strong>der gibi bir ders veriyor dünyaya…</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Çünkü biz insanlar, insan olma bilincini kaybetmiş, paraya ve ihtişama boyun eğmiştik son günlerde.</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>Para ve şöhret hırsı insanoğlunu insan olmaktan çıkardıkça, bu tür illetler başımızdan eksik olmayacak gibi görünüyor.</strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Artık sadece evde duracağız ve</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong><u>Bilimi bekleyeceğiz.</u></strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed>Şimdilik başka çaremiz yok...</span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>Sağlıcakla…</strong></span></span></p>

<p><span xss=removed><span xss=removed><strong>#evdeKAL #evdekalNAZİLLİ #evdekalAYDIN #evdekalTÜRKİYE</strong></span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Apr 2020 12:10:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/d9944cf2992a6858fbe28ad8ee9a4f61.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SERKAN SEVİM&#039;E BÜYÜK İŞ DÜŞÜYOR</title>
                <category>Eray Gökçe</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/serkan-sevime-buyuk-is-dusuyor-121</link>
                <author>eraygokce@yandex.com (Eray Gökçe)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/serkan-sevime-buyuk-is-dusuyor-121</guid>
                <description><![CDATA[SERKAN SEVİM'E BÜYÜK İŞ DÜŞÜYOR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Nazilli’de mahalle delege seçimleri tamamlandı. Adayının mevcut ilçe başkanı Serkan Sevim’in olduğu beyaz liste tüm mahalleleri kazandı. Mahalle delege seçimlerinin ilk gününde Beyaz Liste 4 mahalleyi de kazanarak rakiplerini moral olarak zayıflattı ve bunun sonucunda Sarı Liste adayı Hakan Şensan adaylıktan geri çekildi.</p>

<p>Seçimlerin 2’inci günü önemliydi. Çünkü Mavi Liste adayı Ali Deveci ve onu destekleyenler büyük mahallelerden ümitliydi. 2’inci günde de CHP Nazilli’nin üyesinin en fazla olduğu 3’üncü mahalle olan Zafer Mahallesinin seçimi vardı. Beyaz liste kendisine güveniyordu. Mavi Liste umutluydu. Seçimdeki rekabet duygusunun hissedildiği, kazanma arzusunun en üst düzeyde olduğu, kırmadan, dökmeden güzel bir yarışa sahne olduğu bir gündü. Adaylar ve ekipleri sabah saat 10.30’dan akşam saat 17.30’a kadar hiç oturmadan, oy kullanmaya gelen üyelerini kapıda karşılayarak, güler yüzle teşekkür ederek uğurladı. Saat 17.30’a geldiğinde son bir ses yükseldi; “Oy kullanmayan var mı?”. Cevap gelmeyince sandıklar açılmaya başlandı. Zafer Mahallesi sona bırakılmıştı. Küçük Mahalleler olan İstiklal ve Karaçay Mahalleleri açılmıştı. Beyaz Liste yine kazanmıştı. Fakat herkesin gözü ve dikkati Zafer Mahallesindeydi. Mavi Liste hala umutluydu. Büyük mahallelerden biri olan Zafer’i almak zorundaydılar. Beyaz Liste adayı Serkan Sevim belki de seçimdeki en heyecanlı olduğu zamanları bu 5 dakikalık zaman diliminde yaşadı. Mavi Liste adayı Ali Deveci kimseyle konuşmuyor, sandığı kitlenmiş, ciddi ve bir o kadar da heyecanlıydı. Sandıktan oylar masaya döküldüğünde kapıdan oy sayımını canlı izleyen bazı beyaz ve mavi listeyi destekleyen partililerden bazıları dua ediyordu.</p>

<p>Oy sayımına geçildi. Zarflardan beyaz ve mavi kağıtlar masaya konmaya başladı. Beyaz zarfların sayısı arttıkça Serkan Sevim gözlerini kapatıyor, Ali Deveci ise sanki sonucu kabullenmeye başlarcasına morali düşmüştü. Sayım sonunda 150 beyaz liste, 59 mavi liste oy almıştı. Zafer gibi seçimin kaderini değiştirecek büyük bir mahallede beyaz liste nerdeyse 3 kat fark atmıştı. Serkan Sevim sonucu duyduğunda gurur duygusunu, Ali Deveci ise hayal kırıklığını yaşıyordu. Beyaz listeyi destekleyen partililerden sevinç çığlıkları yükselirken, Ali Deveci kendisine yakışanı yaparak Serkan Sevim’in elini sıkıp tebrik ediyordu. Serkan Sevim ise tebrikleri kabul ederken yarınki seçimi düşünmeye başlamıştı bile.</p>

<p><strong>Bildiriyi yayınlamadım çünkü emeğe saygısızlık olurdu...</strong></p>

<p>Seçimin 2’inci gününde hayal kırıklığına uğrayan Mavi Liste adayı Ali Deveci, akşam saatlerinde basın metni yayınlayarak adaylıktan çekildiğini açıkladı. Çekilme sebebinin ise kısaca; beyaz liste tarafından iş, aş vaadiyle parti üyelerine baskı ve tehdit edildiği, özellikle de bunu makam mevki kullanarak Belediye Başkan Yardımcısı ve Meclis Üyesi Mert Öreroğlu’nun yaptığını iddia ettiler. Ben seçimin her günü orada olan bir gazeteci olarak bunun olmadığını bildiğim için bu basın metnini yayınlamadım. Bundan dolayı Mavi Liste bileşenlerinden tepki de aldım. Bunu yayınlamak vicdanıma sığmazdı. Gazeteciler de insandır ve bazen aklı ve vicdanıyla ortak karar alır ve uygular. Bazen de vicdanı daha ağır basar. Her insanda olduğu gibi. İçeriden bakan değil, dışarıdan bakan her aklı selim insan beyaz listenin verdiği emeği, gece gündüz demeden işinden, ailesinden uzak kalarak yaptığı fedakârlığı ve çalışma azmini görür. Bunları dışarıdan görüp de o basın metnini yayınlamak emeğe saygısızlık olurdu.</p>

<p><strong>Taban değişiklik istedi...</strong></p>

<p>Keşke o basın metninin yerine partinin tabanının değişim istediği, bu değişimin de beyaz listede kabul gördüğü, bundan dolayı öz eleştiri yaparak yenilgiyi kabul eden bir açıklama yapılsaydı. Yenilgiyi kabul etmek de bir erdemliktir. Ve inanın partide de herkes bu açıklamayı ayakta alkışlardı. Yayınlanan basın açıklamasındaki iddialara zaten Başkan Serkan Sevim ve Meclis Üyesi Mert Öreroğlu cevap vererek iddiaları reddetti. </p>

<p><strong>Serkan Sevim'e büyük iş düşüyor...</strong></p>

<p>Burada Serkan Sevim’e düşen en büyük görev, artık seçim bitti. Beyaz, Mavi ve Sarı geride kaldı. Tekrar partinin her kesimini kucaklamak, bütünleştirici bir söylemlerle muhalif yapıyı da sahiplenmesidir. Çünkü artık siz onların da başkanı oldunuz. Bunun da ilk adımını üyelerinize teşekkür ettiğiniz basın açıklamasında zaten yaptınız. “Büyüklerimize bir yanlışımız olmuşsa, özür dilerim” dediniz. Bu önemli bir adımdı. Parti içinden de çok olumlu tepkiler aldınız. Mahalle delege seçimlerinin ve İlçe Kongresinin sadece ilçe seçimleri olmadığını, iktidar kongresi ve seçimleri olduğunu tüm parti üyelerinizin yüreklerine işlerseniz çok daha başarılı olacağınıza gönülden inanıyorum</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Dec 2019 09:50:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/-6b9a8d49e0569fff785a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YANDAŞ İŞADAMLARINA JEOTERMAL KIYAĞI MI?</title>
                <category>Eray Gökçe</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/yandas-isadamlarina-jeotermal-kiyagi-mi-110</link>
                <author>eraygokce@yandex.com (Eray Gökçe)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/yandas-isadamlarina-jeotermal-kiyagi-mi-110</guid>
                <description><![CDATA[YANDAŞ İŞADAMLARINA JEOTERMAL KIYAĞI MI?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde Aydın'da 64 jeotermal sahanın ihaleye çıkarılacağı açıklandı. Nazilli'de ise 11 tane jeotermal sahasının ihaleye çıkacağı bildirildi.</p>

<p>Aksu, Karahallı, Kahvederesi, Kızıldere, Ketenova, Hamidiye, Hasköy, Samailli, Pınarbaşı, Guz Mevki ve Nazilli (mevki belirtilmemiş). Jeotermal sahası ihalelerinin yapılacağı bu köyler, İncir ve kestane üretiminin ana merkezi konumunda. Dünya pazarına İncir'in büyük bölümü başta Aydın olmak üzere Nazilli'nin bu köylerinden giriyor.</p>

<p><strong>Olaki bu köylerimize jeotermal santralleri kurulduğunu varsayalım;</strong></p>

<p>Jeotermal enerji kuyularından salınan sıcak suların ve salınan gazların bölgenin tarımsal ürünlerine, başta incir olmak üzere zararları bilimsel olarak ortaya çıkarılmıştır.</p>

<p>Jeotermal enerji santrallerinin kontrolsüz ve denetimsiz işletilmesi nedeniyle insan ve hayvan sağlığına zararlı gazlar saldığı bilirkişi raporlarında görülmektedir.</p>

<p>Uygulanan vahşi jeotermal işletmeciliğinden dolayı zeytin, incir, kestane ve üzüm bitme noktasına gelmiştir.</p>

<p>Germencik Çevre ve Doğa Derneği, 40 yılda yapılan ve jeotermal enerji santrallerinin (JES) tarım ürünlerine zarar verdiğini ortaya koyan tüm araştırmaları 18 sayfalık bir raporda bir araya getirmiştir.</p>

<p><strong>Tüm bunları bilen yetkililere soruyorum?</strong></p>

<p>-Bilimsel olarak tarım ürünlerine bu denli zararı olan jeotermal santrallerinin kurulma gerekçesi nedir?</p>

<p>-Yandaş iş adamlarına ve onların firmalarına sağlandığı düşünülen bu jeotermal rantı, burada yaşayan insanlara ihanet midir, değil midir?</p>

<p>-Sağlayacağınız düşünülen bu rant Nazilli'ye ihanet midir, değil midir?</p>

<p>-Aydın'da tarımı destekleyeceğiz derken, jeotermal santralleri kurdurmak kendinizle çelişki değil de nedir?</p>

<p>Sayın Valimiz, Sayın Vekillerimiz, Sayın yetkililer, tüm Aydınlı vatandaşlar gibi, Nazilli halkı da sizlerden bu soruların cevaplarını bekliyor. Yazılı olarak, sadece cevap vermek için değil, samimiyetsiz, inandırıcılıktan uzak cevaplarla değil. Vatandaşlar samimi bir şekilde sizden cevap vermenizi istiyor.</p>

<p><strong>UZUN YAŞAM ŞEHRİNE BÜYÜK DARBE!</strong></p>

<p>Yıllardır övünerek söylediğimiz, ülkemizin her tarafından Nazilli denince ilk akla 'Uzun Yaşam şehri" gelir. İnsanların sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir yaşam sürdüğü şehir akla gelir. Uzun yaşamını doğal ürünler ile beslenmenlerine bağlayan Nazilli'nin uzun ömürlü insanları, toprağına ve havasına aşık oldukları bu şehire yapılacak ihanete sessiz kalmayacaklardır.</p>

<p>Ülkemizin en temiz havasını soludukları, toprağının altın değeri taşıdığı ve yüzlerce çeşit besin kaynağını kendilerine sundukları bu şehirde artık zehir soluyacakları, doğal ürün yiyemeyecek olmaları en çok bu şehirde yaşayan onları ve hemşehrilerimizi üzecektir.</p>

<p><strong>NAZİLLİ CEZALANDIRILIYOR MU? </strong></p>

<p>Yaklaşık 10 yıldır MHP'li bir belediye başkanı tarafından yönetilen Nazilli'de geçtiğimiz yerel seçimlerde Millet İttifakı zafere ulaştı. İYİ PARTİ-CHP'nin belediye başkan adayı Kürşat Engin Özcan koltuğa oturdu. AK Parti-MHP'nin Cumhur İttifakı adayı Haluk Alıcık seçimi kaybetti.</p>

<p>Uzun yıllardır Polis Okulu alanının, Eski Devlet Hastanesi alanının, Eski Sigorta Hastanesi alanının atıl durumda olması ve tinerci yuvası durumda kalması, vatandaşlar tarafından sürekli eleştiriliyor. Uzun yıllardır AK Partinin Belediyeyi alamamasından dolayı ilçeyi kaderine terk ettiği konuşuluyor.</p>

<p>Son olarak AK Parti hükümetinin aldığı bu jeotermal kararı sonrası vatandaşlar kendilerine seçimden dolayı ceza kesildiğini iyice dillendirmeye başladı.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 27 Jul 2019 11:31:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/-6b9a8d49e0569fff785a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HANGAR KAFE/RESTAURANT = NAZİLLİ&#039;DE SUNİ GÜNDEM!</title>
                <category>Eray Gökçe</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/hangar-kaferestaurant-nazillide-suni-gundem-104</link>
                <author>eraygokce@yandex.com (Eray Gökçe)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/hangar-kaferestaurant-nazillide-suni-gundem-104</guid>
                <description><![CDATA[HANGAR KAFE/RESTAURANT = NAZİLLİ'DE SUNİ GÜNDEM!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Öncelikle herkese selamlar. Bundan sonra sık sık Nazilli gündemiyle ilgili olarak köşe yazılarımla karşınızda olacağım. Köşe yazıma başlamadan önce sözlerime genel bir değerlendirme ile başlayacağım. Son günlerde Nazilli'nin tek gündemi Hangar Kafe/Restaurant'a verilen içki ruhsatı oldu. Herkes birşeyler yazdı çizdi. Vatandaşlara sözüm yok. Tabiki eleştirebilirler. Herkesin eleştirme hakkı vardır. Fakat gördüğüm kadarıyla en ağır eleştirleri yapanlar yine siyasiler. Kullandıkları siyasi dilin sertliği insanları kutuplaştırmaktadır. Eleştiren çoğu siyasiye baktığımızda kendi siyasi başarısızlıklarını örtbas etmek isteyenlerin, siyasi hatalarını unutturmak adına çabalarını görüyoruz. Asıl amaçları suni gündem oluşturmak olan bu siyasilerin ülkenin gerçek sorunlarına tek kelime etmemesi, eleştirmemesi ve en ufak serzenişte dahi bulunmayışı benim düşüncemi de doğruluyor. Nazilli'ye yıllardır hizmet etmeyenlere, birçok hataları olmasına rağmen tek kelime eleştiride bulunmayanlar, bugün 3 buçuk aylık Belediye Başkanını yerden yere vurmaya çalışıyor. Hiç samimi ve inandırıcı değilsiniz. </span></p>

<p><strong><span xss=removed>HANGAR KAFE/RESTAURANT! </span></strong></p>

<p><span xss=removed>Bir belediyenin sadece alkolsüz mekan ve haremlik-selamlık mekan işletmesi vatandaşlar arasında ayrım yaptığı anlamına gelir. Alkollü veya her kesimden insanın birlikte oturabildiği mekanlar isteyen kişiler için de alternatif yerler olmalıdır. Aynı güzergah üzerinde 60 yıla yakındır Çizgi Biranesi, bunun dışında Gar Restaurant, ve Grand Rene Maison isimli işletmeler alkol ruhsatına sahiptir. Bunlarda Nazilli'nin merkezindeki mekanlardır. Şuanda Nazilli'nin merkezine içki ruhsatı verilmesin diye ortalığı ayağa kaldıranlar niye yıllarca susup bu mekanlardaki içki ruhsatlarına tepki vermedi? Konunun içki ruhsatı olmadığı, Millet İttifakının Nazilli'de kazandığı seçim zaferinden ve başarısından rahatsız olanların, suni gündem yaratmak isteyenlerin ortak oyunu olduğu aşikardır.</span></p>

<p><span xss=removed><strong>'ETİLER MANGAL RESTAURANT'TA DİLİNİZİMİ YUTTUNUZ!</strong></span></p>

<p><span xss=removed>Nazilli Belediyesinin bir önceki belediye Başkanı Haluk Alıcık dönemindeki 2019 yılı Şubat Ayı Meclis Toplantısında da içki ruhsatı tartışması yaşanmıştı. Nazilli'deki Etiler Mangal Restaurant işletmesine alkol ruhsatı verilmesi için meclise teklif sunulmuştu. Sunulan bu teklif, AK Parti'nin 6, MHP'nin 4 red oyu ve CHP'li 2 meclis üyesinin de çekimser oyuna rağmen oy çokluğu ile kabul edilmişti. Bugün Hangar Kafe/Restaurant'a içki ruhsatı verildi diye ortalığı yıkıp, sert bir dille eleştirede bulunan siyasiler, sonradan ittifak ortağı olduğu Cumhur İttifakı Nazilli Belediye Başkanı Haluk Alıcık'a neden hiçbir eleştirede bulunmadı? Dün Etiler Mangal Restaurant işlermesi içki servisine başlandığını açıkladı. Ozamanlar dilini yutan siyasiler buna birkaç kelime etmek istersiniz diye düşündüm. </span></p>

<p><strong><span xss=removed>SAYIN AK PARTİLİ VEKİL BEKİR KUVVET ERİM İTİRAZ EDECEKMİŞ </span></strong></p>

<p><span xss=removed>AK Parti Aydın Milletvekili Bekir Kuvvet Erim, Hangar Kafe/Restaurant'a verilen içki ruhsatı için itiraz edeceklerini söylemiş. Buradan AK Partili Vekil Erim'e sormak istiyorum. Sizin İsabeyli Belediye Başkanlığı'nız döneminizde sorumluluğunuz alanındaki hangi mekanlara içki ruhsatı verilmiştir, lütfen bunu açıklar mısınız? İsabeyli'deki mezarlığa 20 metre uzaklıkta bulunan mekana içki ruhsatını siz mi verdiniz? Ozaman da AK Parti'li siyasilerin herhangi bir itirazı olmuş muydu halkımız bilmek ister.</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Jul 2019 21:45:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/-6b9a8d49e0569fff785a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Koltukları Sallanıyor!</title>
                <category>Eray Gökçe</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/koltuklari-sallaniyor-39</link>
                <author>eraygokce@yandex.com (Eray Gökçe)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/koltuklari-sallaniyor-39</guid>
                <description><![CDATA[Koltukları Sallanıyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>24 Haziran seçimleri geride kaldı. Hem ülke genelinde hem de Aydın'da seçimin kazananı AK Parti oldu. AK Parti 24 Haziran seçimlerinde 4 ilde milletvekili sayısını arttırdı. Bu dört ilin içerisinde Aydın da var. Kulislerde Aydın'ın bu başarısından dolayı yatırım ve hizmet anlamında ödüllendirileceği konuşuluyor. <br>
*<br>
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na Özlem Çerçioğlu'nun seçilmesinden sonra CHP, burada yükselişe geçti.<br>
Bu yükseliş, iki seçimde de kendini hissettirdi.<br>
Fakat 24 Haziran'da ortaya çıkan tablo, CHP penceresinden bakıldığında manzara pek hoş değil.<br>
Rakamlarla konuşalım.<br>
1 Kasım'da CHP, il genelinde oyların  yüzde 40.8'ine tekabül eden 272.532 oy almıştı.<br>
Oran yüzde 33.93'e, oy sayısı da 248.188'e gerilemiş.<br>
Kayıp oy sayısı, 24.344...<br>
AK Parti'nin yüzde 33.8'le aldığı 226.022 oy, 11.750 artış göstermiş. Oran da yüzde 32.51 olmuş.<br>
AK Parti, makası iyice kapatmış.<br>
*<br>
İlçeler bazında ele alalım.<br>
CHP, Bozdoğan'da iktidarda. Buna rağmen 1 Kasım'da AK Parti yüzde 41.98, CHP yüzde 34.06 oy almış.<br>
24 Kasım'da AK Parti yüzde 39'a, CHP 29'a gerilemiş. 3 puanlık fark, 10'a yükselmiş.<br>
Buharkent, AK Partili bir belediye. 1 Kasım'daki 13 puanlık üstünlüğü 8 puana düştü. Aradaki 690 oy farkı, kapatılmayacak fark değil.<br>
Yerel seçimde Çine'de AK Parti'ye 24 puan fark atan CHP, 1 Kasım'da 2.576 oyla geçebildi.<br>
Perşembenin gelişi, Çarşamba'dan bellidir derler. Hızını artıran AK Parti, 1.273 oy farkla birinci parti oldu.<br>
**<br>
Didim, CHP'nin kalesi gibi. Efeler'de CHP'nin 11 bin oy fazlalığı, 3 bine düştü.<br>
Germencik Belediye Başkanı MHP'li. 1 Kasım'da CHP yüzde 37.75 ile birinci, AK Parti yüzde 26.52 ile ikinci, MHP yüzde 19.24 ile üçüncü partiydi.<br>
Bu ilginç tablo, 24 Kasım'da daha da ilginçleşti. CHP ve AK Parti'nin sırası değişmedi, oy farkı  816'ya düştü ama yereldeki iktidar MHP, ancak beşinci parti olabildi.<br>
İncirliova'da da MHP iktidarda olmasına rağmen son seçimde 4. parti olabildi. AK Parti'nin oyları arttı, CHP'nin düştü.<br>
Karacasu'da başkanlık CHP'de. 1 Kasım'da 5.128 olan oyu, 4 bin 280'e geriledi. AK Parti, 403 oy kaybına rağmen birinci parti oldu.<br>
Karpuzlu'da da MHP iktidarı var. Fakat son iki genel seçimde AK Parti, açık ara birinci parti. Şeytan bunun neresinde?<br>
Koçarlı'da yerel seçimde birinci parti olan CHP, 1 Kasım'da AK Parti'den yüzde 15, 24 Kasım'da yüzde 17 fark yedi. <br>
AK Parti, Köşk'te, her zaman olduğu gibi yine tulum çıkardı.<br>
Kuşadası'nda da CHP açısından herhangi bir risk yok.<br>
Kuyucak, son seçimlerde AK Parti'ye geçti. AK Parti de CHP de bu ilçede çok oy kaybetti. 1050 oy farkı kaldı.<br>
Nazilli'de iki dönemdir MHP bayrağı dalgalanıyor. 2015'te 34.428 oy alan CHP, bu kez geriye düştü. Oy farkı, 4 bin... MHP'in 4. sıraya düştüğünü belirtelim.<br>
Söke de CHP'nin kalelerinden biri.<br>
Sultanhisar da CHP'li, ancak 1 Kasım'daki 705 oyluk farkı koruyamadığı gibi 469 oy fark yedi.<br>
Yenipazar'da son yerel seçimlerde CHP, başkanlığı AK Parti'ye kaptırdı. AK Parti, yüzde 17 farkla öndeyken, bu fark üç puan azaldı.<br>
*<br>
Sadede gelecek olursak.<br>
AK Partili Buharkent ve Kuyucak; MHP'li Germencik, İncirliova, Karpuzlu ve Nazilli; CHP'li Çine, Bozdoğan, Efeler, Karacasu ve Koçarlı, yerel seçimler öncesi, partileri adına S.O.S verdi.<br>
Sonuçlar incelediğimizde, dengelerin her an değişebileceği işaretini görüyoruz.<br>
AK Parti ve CHP'nin çok rahat olduğu birkaç ilçe dışında hiçbir başkanın koltuğu sağlam değil.<br>
Bir başka deyişle hiçbir partinin garantisi yok...</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 30 Jun 2018 16:36:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/-6b9a8d49e0569fff785a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CHP Aydın&#039;da işler karışık!</title>
                <category>Muhittin Akbel</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/chp-aydinda-isler-karisik-36</link>
                <author>muhittinakbel@hotmail.com (Muhittin Akbel)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/chp-aydinda-isler-karisik-36</guid>
                <description><![CDATA[CHP Aydın'da işler karışık!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>CHP Aydın'da<br>
işler karışık</p>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi Aydın İl Örgütü, 17 ilçenin 16'sında kongleri yaptı, yeni yönetimler belirlendi.<br>
Yarın, Efeler'de yapılacak kongreyle ilçelerde perde kapanacak.<br>
Tüm gözler, 7 Ocak'ta yapılacak İl kongresine çevrilecek.<br>
***</p>

<p>Mevcut Başkan Bayram İnci, kongrede yeniden aday.<br>
Ancak iki yıllık görev süresinde örgütü toplamak yerine parçalanmasına sebep olmakla eleştirilen İnci için "Çok yıprandı. Bu sefer kazanması mümkün değil" deniyor.<br>
Eski milletvekili Mehmet Fatih Atay, uzunca bir süredir yoklama çekiyor.<br>
Muhtemelen Atay da yarışmada yerini alacak.<br>
Herkesin sevdiği, saygı duyduğu İl Başkan Yardımcısı Ali Çankır da başkan adayı.<br>
***<br>
Malum, Aydınlı bir gazeteci olarak, gözüm kulağım, hep memleketimde.<br>
Duyduklarım, yapılan kulisler, beni bu yazıyı yazmaya zorladı.<br>
Lafı daha fazla dolandırmadan konuya girelim.<br>
***<br>
Delege ve ilçe başkanlıkları seçimlerinde örgüt, ikiye bölünmüş durumda.<br>
Bir grup 'Beyaz', öteki grup 'Mavi' oldu.<br>
Beyaz Grup'un başını çeken isim, İl Başkanı Bayram İnci'ydi.<br>
İnci'nin en yakınındaki isimler Efeler Belediye Başkanı Mesut Özakcan, Söke İlçe Başkanı Hüseyin Gündüz ve Kuşadası Belediye Başkanı Özer Kayalı.<br>
Mavi Grup'ta Büyükşehir Başkanı Özlem Çerçioğlu, Milletvekilleri Metin Lütfi Baydar ve Hüseyin Yıldız, birlikte hareket etti.<br>
Yerel seçimler öncesinde Özer Kayalı'ya tam destek vermişti Özlem Çerçioğlu...<br>
Kısa bir süre sonra araları bozuldu.<br>
Kayalı'nın, Çerçioğlu saflarında olmadığına şaşıranlara küçük bir bilgi notu vermek istedim.<br>
***<br>
Beyaz Grup'un başkan adayı, Bayram İnci.<br>
Ancak bu grubun içinde, Mehmet Fatih Atay'ı isteyenler de var.<br>
Aynı şekilde Atay'cılar, Mavi Grup'ta da olduğunu belirtmeliyim.<br>
Mavi Grup'un adayı, pek çok kişi için sürpriz olabilir ama benim için hiç de sürpriz değil:<br>
Ali Çankır... Örgütlerden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı...<br>
***<br>
Ali Çankır, iki dönem Nazilli İlçe yönetiminde görev yaptıktan sonra bir dönem İlçe Başkanlığı'nda bulundu.<br>
Bir dönem de İl Başkan Yardımcısı olarak çalıştı.<br>
Ekip çalışmasını önemsiyor. Bu anlayışı sayesinde, görev yaptığı dönemlerde partinin oylarında inanılmaz bir artış oldu.<br>
Büyükşehir Başkanı Özlem Çerçioğlu ve iki milletvekili, Ali Çankır'ı destekliyor.<br>
Fakat duyduğuma göre Özlem Hanım'ın kafasında, çalışkanlığı, üretkenliği, sakinliğine hayran olduğu, tabandan gelen Ali Çankır'ın o mülayim yapısından dolayı bir soru işareti varmış.<br>
Diyormuş ki:<br>
"Seçimlerde muhalefet bana karşı saldıracak. Acaba Ali Çankır, beni onlara karşı savunabilir mi? O kibarlığı, aleyhimize olur mu?"<br>
Bu soru işaretinin, Baydar ve Yıldız'ın desteğiyle ORTADAN kalkacağı konuşuluyor Aydın'da...<br>
***<br>
Ali Çankır'ı İl başkanı olarak görmek isteyenlerin oranının, yüzde 70 falan olduğu iddia ediliyor.<br>
Hatta, Nazilli İlçe Başkanlığı'nı Ali Deveci'ye devrederken, eski başkanlardan Cavit Yenipazarlı ile küçük çapta bir sorun yaşamıştı Ali Çankır...<br>
Cavit Bey bile Ali Çankır diyormuş, başka bir şey demiyormuş.<br>
Anlayın Ali Çankır'ın yapıcı, toparlayıcı, bütünleştirici gücünü...<br>
***<br>
CHP Aydın'da çok hareketli, çok heyecanlı günler yaşanacak gibi.<br>
Başkanın kim olacağını merak ediyorum.<br>
Eğer bir oyum olsaydı, kesinlikle taraf olur, Ali Çankır'a atardım.<br>
Çünkü CHP Aydın Örgütü'nün, Ali Çankır gibi isimlere çooook ihtiyacı var...</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 16 Dec 2017 12:29:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/-2cd00ae08695288fab7c.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NAZİLLİ EFSANESİ</title>
                <category>Muhittin Akbel</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/nazilli-efsanesi-34</link>
                <author>muhittinakbel@hotmail.com (Muhittin Akbel)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/nazilli-efsanesi-34</guid>
                <description><![CDATA[NAZİLLİ EFSANESİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Esat Ergüler... O bir Nazilli Efsanesi...</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">13 yıl belediye başkanlığı yaptı.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Borç yüküyle aldığı belediyeden ayrılırken, kasada milyarlarca lira vardı.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Nazilli, onun sayesinde çağ atladı.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Kente kazandırdıklarını saymakla bitiremeyiz.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">O koltukta otururken, kesinlikle particilik yapmadı.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Nazilli Belediye Başkanlığı koltuğuna oturduğu 1994'te belediye, borçlarından hizmet alamıyordu.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Bıraktığında, belediyenin kasasında 10 milyon lira nakit vardı.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Vizyonu geniş, sağlam karakteri ve belediyeciğiliği çok iyi bilmesi, onun referansıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">***</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">İlginçtir; Esat Ergüler, Doğruyol Partisi'nden belediye başkan adayı olduğunda da kazandı.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Öyle ki Doğruyol'un iki belediyesinden biriydi Nazilli, Esat Ergüler sayesinde.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">AK Parti'nin ısrarlarına rağmen, DYP'yi bırakmadı; partisinden milletvekili adayı oldu 2007'de...</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">DYP baraja takılınca, vekil olamadı.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">2009 yerel seçimlerinde AK Parti saflarına geçti Esat Ergüler...</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Parti, onu Kuşadası'ndan belediye başkan adayı yaptı.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">O da olmadı.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">***</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Görünen o ki, AK Parti Esat Ergüler'in peşini bırakmıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">2019 seçimlerinde Aydın Büyükşehir'in AK Parti adayı olarak adı kulislerde geçiyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Üstelik...</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Nazilli de "Efsane"yi Nazilli'nin başında görmek istiyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Bir siyasetçi için ne kadar mutluluk verici bir durum değil mi?</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">***</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Esat Ergüler'in adı, MHP ile de anılıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">"Kesinlikle öyle bir şey yok" diyor Ergüler:</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">"Ben şu anda AK Parti'nin kayıtlı bir üyesiyim. Eğer seçime girecek olursam, AK Parti'den girerim."</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">***</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Esat Ergüler, Nazilli'de yazlığına çekildi.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Nazilli'ye bağlı Sevindikli Köyü'nde 300 dönümlük alanda çiftçilik yapıyor bir yandan...</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">15 bin adet meyve ağacı dikmiş; nar, ayva, portakal vesaire...</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Bir ayağı da Nazilli'de tabii ki...</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Çarşıya pazara çıktığında, vatandaşların sevgi seline kapılıyor Esat Ergüler.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Vatandaşın gurur verici, övgü dolu istekleri, "Sizi Nazilli'nin, hatta Aydın Büyükşehir Belediyesi'nin başında görmek istiyoruz. Bu kent, sizinle daha güzel" sözleriyle noktalanıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">***</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Esat Ergüler'e sordum; "Peki ne düşünüyorsun?" diye...</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Virgülüne dokunmadan işte cevabı:</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">"Belediye başkanlığı kafamda yok aslında. 58 yaşıma geldim, hayat kısa.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Her başkan oluşumda, bir akit yaptım.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Şunları şunları yapacağım, dedim; yaptım.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Verdiğim sözleri yerine getirmeden huzur bulamıyorum.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Nazilli'de güzel şeyler yapmışım ki, halkın ilgisi, benden beklentileri karşısında duygulanıyorum.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Halkın ilgisi sevgisi, emeğimin karşılığı diye düşünüyorum.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Bana karşı hala sevgileri, saygıları var.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Bundan dolayı çok mutluyum.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Bugüne kadar her adaylıkta kararı kendim verdim.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Artık tek başıma karar veremem.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Eşime, çocuklarıma, torunlarıma haksızlık olur.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Bu kadar yoğun istek ve baskıdan sonra yeniden belediye başkanlığı gibi büyük sorumluluk isteyen göreve talip olabilir miyim, ben de bilmiyorum."</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">***</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Esat Ergüler'in siyaset sahnesine yeniden çıkması, 2019 seçimlerinin havasını değiştirir.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Ergüler'e rakiplerinin işini zorlaştırır.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Demem o ki...</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Efsane dönerse, Aydın siyasetinde çok şey değişir.</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Sep 2016 09:26:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/-2cd00ae08695288fab7c.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TARIMA DESTEK VE KOCAOĞLU</title>
                <category>Muhittin Akbel</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/tarima-destek-ve-kocaoglu-23</link>
                <author>muhittinakbel@hotmail.com (Muhittin Akbel)</author>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/makale/tarima-destek-ve-kocaoglu-23</guid>
                <description><![CDATA[TARIMA DESTEK VE KOCAOĞLU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">"Görünen köy, kılavuz istemez" demiş atalarımız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Görünen bir köyden; kendi köyümden örnek vereyim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Nazilli'nin Hamzallı Köyü'nden...</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">***</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Çocukluğumda, yani 60'lı 70'li yıllarda Büyük Menderes Nehri'nin kıyısındaki ovalar beyaza bürünürdü her yıl...</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Pamuk üretimi kazandırıyordu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">"Beyaz Altın" satıldığında düğünler başlardı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Köyümde bugün parmakla sayılacak kadar az aile pamuk ekiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">***</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Pamukçuluk bitince, narenciyeye döndü köyümün çiftçileri...</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Kısa süren portakal mutluluğundan sonra römorklar dolusu ürün depolarda çürüdü.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Üretim maliyetini bile kurtarmadı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Hayvan yemi yaptılar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">***</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Kimi portakal ağaçlarını kesti, nar dikti; ayva, erik dikti...</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Onlar da para etmez oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Sadece benim köyümdeki değil, Aydın'ın tüm ilçe ve köylerindeki üreticilerin kaderi aynı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Karpuzcusu da dertli, çilek üreticisi de, incir üreten de...</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">***</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Hayvancılığa merak saranlar oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Kredi çektiler, battılar.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Tarlalar, bahçeler birer birer elden gitti.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">***</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Diyeceğim o ki...</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Benim köyümün, benim ilimin, benim ilçemin üreticisi, İzmirli üreticiler kadar şanslı değil.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Bu bir itiraftır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Evet; kadersizdir benim köyümün çiftçisi...</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">"Yerel kalkınma" bizim oralarda laftan ibarettir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Fakat İzmir'de icraatın ta kendisidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">***</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, şimdiye dek kim bilir kaç üreticiye meyve fidanı dağıttı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Kim bilir kaç aileye saanen ırkı keçi verdi.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">"Her şeyden önce yerelde kalkınma" deyip, kendi insanından çiçek aldı; peynir, süt aldı Aziz Kocaoğlu...</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Üreticiye ödediği milyonlarca lira, onları belki zengin etmedi ama en azından benim köyümün çiftçisi gibi sürünmediler.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Karınlarını doyurdular en azından...</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">***</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Öyle ki...</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Köy yollarını asfaltlamakla yetinmedi, ova yollarını da asfaltladı Aziz Başkan.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Amaç; tozdan-topraktan ürünler zarar görmesin.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">***</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Aziz Başkan, hafta içinde kırsaldaki küçük ölçekli üreticilerin tarımsal ekipmanlarını karşılamak için 16 ziraat odasına 147 adet tarım makinesi ve aleti dağıttı.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Traktör, zeytin hasat, turbo ilaçlama, taş toplama, hayvan gübresi serpme, gübre atma, mısır silaj biçme, sera içi çapa, havalı ekim, dal parçalama makineleri...</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Lazerli tesviye, dip kazan, hububat mibzeri, hidrolik duyargalı toprak frezesi, kıvrak freza ve diskaro...</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">O gün aklıma geldi böyle bir yazı yazmak...</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Aydın'ın, Nazilli'nin, güzel köyümün güzel insanlarının mağduriyetini hatırlatayım bu vesileyle dedim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">30 ton portakal, 50 ton patates almakla köylünün yarası kapanmıyor arkadaş!</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">***</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Bu arada altını çizmek istediğim bir bilgi var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Türkiye'de tarım sektörü, 2000-2014 yılları arasında yüzde 2.1 büyümüş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Yani kaplumbağa hızında bir tarımsal gelişme...</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Buna karşın..</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">İzmir'de tarım, aynı süreçte yüzde 5.5 oranında büyümüş.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Yani, Türkiye ortalamasının 2.5 katından fazla.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Dedim ya, "Yerel kalkınma lafla değil, icraatla olur" diye...</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">***</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Aziz Kocaoğlu, bu konuda çok net konuştu:</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">"İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin bütçesini yaparken, parayı harcayacağımız ulaşım, çevre gibi öncelikli projeler var.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Ama kırsal, İzmir'in Büyükşehir'in politikasında birinci gelmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Her şey eksik olabilir, gecikebilir; ama tarıma, kırsala, hayvancılığa vereceğimiz destek gecikmeden, üstelik artarak devam edecektir."</span></span></p>

<p><span style="font-size:14px"><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Nokta.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Aug 2016 20:17:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/kullanicilar/-2cd00ae08695288fab7c.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
