<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Muhabir Gazetesi</title>
        <link>https://www.muhabirgazetesi.com/</link>
        <description>Aydının cesur sesi, halkın muhabiri, halkın gazetesi</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Başkan Özcan sağlıkta şiddete dikkat çekti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/baskan-ozcan-saglikta-siddete-dikkat-cekti-14453</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/baskan-ozcan-saglikta-siddete-dikkat-cekti-14453</guid>
                <description><![CDATA[Nazilli Belediye Başkanı Kürşat Engin Özcan, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla kutlama mesajı yayınladı. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Başkan Özcan mesajında şu ifadelere yer verdi:</p>

<p>“Ülkemizin dört bir yanında canlarını hiçe sayarak çalışan, yaşadığımız pandemi dönemi başta olmak üzere 11 ilimizi yıkıma uğratan deprem felaketinde yine fedakarlıkları ile herkese el uzatan tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor, kendilerine minnetlerimi sunuyorum. Kanuni Sultan Süleyman, “Halk içinde mu'teber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihânda bir nefes sıhhat gibi” diyerek sağlığın önemini en güzel şekilde vurgulamıştır. Sağlık teşkilatı, en alt kademesinden en üst kademesine kadar değeri ve zorunluluğu tartışılmaz, ülkemiz için vazgeçilmez bir bütündür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ‘beni Türk hekimlerine emanet edin’ demiş, sağlık hizmetlerinin ülkemizde en üst seviyeye çıkarılması için çalışan ve değerli katkılar sunan sağlık çalışanlarına olan güvenini bu şekilde anlatmıştır. Bu duygu ve düşüncelerle sağlık çalışanlarına yönelik her türlü şiddetin karşısında olduğumuzu bir kez daha dile getiriyor, her bir sağlık neferinin vazgeçilemeyecek kadar kıymetli olduğunu hatırlatmak istiyorum. Tüm sağlık emekçilerinin 14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Mar 2023 13:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2023/03/baskan-ozcan-saglikta-siddete-dikkat-cekti-1678789059.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Depremden kurtuldu, 2 kez kalp krizi geçirdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/depremden-kurtuldu-2-kez-kalp-krizi-gecirdi-14383</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/depremden-kurtuldu-2-kez-kalp-krizi-gecirdi-14383</guid>
                <description><![CDATA[Daha önce 2 kez depreme yakalanan ve son olarak Kahramanmaraş merkezli 11 ilde hissedilen 'asrın felaketi' olarak adlandırılan yıkıcı depremlerin ardından iki kez de kalp krizi geçirerek Aydın Devlet Hastanesinde tedavi altına alınan depremzede, "Daha önce de 2 kez depreme yakalanmıştık. Bu üçüncü oldu. Servetimiz gitseydi de bu kadar can kaybı yaşanmasaydı" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>6 Şubat Pazartesi günü saat 04.17'de Kahramanmaraş'ın Pazarcık ilçesi merkezli 7,7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. İlk depremin ardından aynı gün içerisinde yine Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde 7,6 büyüklüğünde ikinci bir deprem daha yaşandı. 'Asrın felaketi' olarak nitelendirilen depremlerde Kahramanmaraş başta olmak üzere Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Adana, Adıyaman, Osmaniye, Hatay, Kilis, Malatya ve Elazığ illeri de hasar gördü. Depremde 40 binin üzerinde kişi hayatını kaybederken, on binlerce kişi de yaralandı. Yaşanan yıkıcı depremlerin ardından vatandaşlar yardım için seferber oldu. Yapılan planlamalar çerçevesinde depremden sağ kurtulanlar bölgeden tahliye edilmeye başlandı. Aydın'a getirilen kimi Adıyamanlı depremzedeler, ilçelerdeki yurtlara ve kamu kurumlarının misafirhanelerine yerleştirilirken, kimileri de kendi yakınlarının yanına gelerek ikamet etmeye başladı.</p>

<p>Asrın felaketinden sağ kurtularak Aydın'a gelen depremzedelerden biri de 63 yaşındaki Mehmet Zeki Polat ve eşi oldu. Aydın'ın Kuşadası ilçesindeki kızının yanına yerleşen Polat ailesi, Kahramanmaraş merkezli deprem dahil olmak üzere 3 kez depreme yakalandı. Mehmet Zeki Polat, son depremin ardından yaşadığı aşırı üzüntü ve stres yüzünden 2 kez kalp krizi geçirdi. Aydın Devlet Hastanesine sevk edilen Polat, doktor ve hemşirelerin gözetimi altında hastanede tedavi altına alındı.</p>

<p><strong>"Kelimelerle anlatılacak bir durum değil"</strong></p>

<p>Kendilerinin üçüncü kez depreme yakalandığını ve Kahramanmaraş merkezli deprem gecesi yaşadıklarının kelimelerle ifade edilemeyecek derecede zor bir durum olduğunu ifade eden Polat, "O gün yaşadıklarımız kelimelerle ifade edilebilecek bir şey değil, o anı yaşayan bilir. Bir yandan karla karışık yağmur yağıyordu, bir yandan depremin korkusu çok zordu. Geçtiğimiz yıllarda da depremlere yakalandık. Üçüncü depremi de çok şükür atlattık. Birinci depremde evlerimiz yattı, ikinci depremde yıkıldı. O zamanlar konteynerlerde ve çadırlarda 3-4 yıl yaşadık. Devlet evlerimizi yaptı kendi evlerimize geçtik. Bir yıl sonra üçüncü depreme de yakalandık" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Depremin stresinden dolayı 2 kez kalp krizi geçirdim"</strong></p>

<p>Depremin kendisini çok fazla etkilediğini ve stresten dolayı 2 kez kalp krizi geçirdiğini ifade eden Polat, "Depremde birçok akrabamız ve dostlarımız enkaz altında kalarak hayatlarını kaybettiler. Bütün sevdiklerimizi toprağa verdik. Çoğumuz cenazelerimizin yerini bilmiyoruz. Benim amca çocuklarım, yeğenlerim, baldızımın çocukları hepsi vefat ettiler. Mezarlarının yerini dahi bilmiyoruz. O kadar çok vefat eden var ki, hayatını kaybedenleri gömecek yer bile kalmadı. Evimizi, yurdumuzu bırakıp buraya geldik. Havaalanına kadar geldik, sonra devlet imkanları ile Ankara'ya, oradan kendi imkanlarımız ile Kuşadası'na kızımın yanına geldik. Bu süreç içerisinde 2 kez stresten ötürü kalp krizi geçirdim. Birini Ankara'da uçaktan inerken, diğerini de otobüsle Kuşadası'na geldiğimde terminalde geçirdim. Beni apar topar doktora götürdüler. Oradan da buraya Aydın Devlet Hastanesine getirdiler" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>"Bu şartlar altında geri dönmeye niyetimiz yok"</strong></p>

<p>Adıyaman'da doğup büyüdüğünü ancak yaşadıkları deprem felaketlerinin ardından geriye dönmek istemediklerini kaydeden Polat, "Benim diğer kızım da Adıyaman Gölbaşı ilçesinde yaşıyordu. Eşi orada görevli ve enkaz altında kaldılar. Evleri 6 katlıydı ve komple yıkıldı. Çok şükür kızımı sağ olarak çıkarttık. Sadece bir arkadaşları hayatlarını kaybetti apartmanda. Biri de bir, bini de bir. İnsan kendi doğup büyüdüğü memleketini bırakmaz ama bu yaşananlardan sonra, hele ki bu şartlar altında hiç dönmeye de niyetimiz yok şimdilik. Yine hem Adıyaman'da hem de Hatay'da depremler oldu. Bir servet bıraktık orada. Servetimiz yine gitseydi de bu can kayıpları yaşanmasaydı. Allah kimseye bir daha yaşatmasın, düşmanımın başına da vermesin" ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.muhabirgazetesi.com/public/images/detay/128519916-1676981891.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Feb 2023 21:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2023/02/depremden-kurtuldu-2-kez-kalp-krizi-gecirdi-1677003973.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NDH&#039;de göz ameliyat mikroskobu hizmeti başladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/ndhde-goz-ameliyat-mikroskobu-hizmeti-basladi-14151</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/ndhde-goz-ameliyat-mikroskobu-hizmeti-basladi-14151</guid>
                <description><![CDATA[Aydın'ın Nazilli ilçesinde faaliyet gösteren Nazilli Devlet Hastanesi'nde son teknoloji göz ameliyat mikroskobu hastaların hizmetine sunuldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Deneyimlerinden aldığı güç ve sorumluluk ile bugüne kadar sürdürdüğü insan odaklı sağlık hizmeti anlayışını, gelişen teknoloji ve modern yönetim anlayışı ile birleştirerek güçlü personel kadrosu ile sağlıkta örnek kuruluş olmayı ilke edinen Nazilli Devlet Hastanesi bünyesine yeni cihazlar kazandırmaya devam ediyor. Bu çerçevede hasta ve çalışan memnuniyetinin sağlanması, tıp bilimindeki yenilikleri, gelişen teknolojiyi takip ederek tıbbi etiğe uygun hizmet anlayışı temel prensip edinen Nazilli Devlet Hastanesi'nde son teknoloji göz ameliyat mikroskobu hastaların hizmetine sunuldu.</p>

<p>Önceki cihazlara göre daha yükzek görüntü kalitesi sunabilen cihazla ilgili Nazilli Devlet Hastanesi'nden yapılan açıklamada, "Nazilli Devlet Hastanesi olarak, vatandaşlarımıza daha iyi hizmet vermek adına çalışmalar devam ediyor. Son olarak hastanemize, son teknoloji Göz Ameliyat Mikroskobu vatandaşlarımızın hizmetine sunuldu. Önceki cihazlara göre daha yüksek görüntü kalitesi sayesinde operasyonlarda oluşabilecek komplikasyonların önüne geçilebilecek. Alınan bu cihaz başta kurumumuza olmak üzere tüm vatandaşlarımıza hayırlara vesile olmasını diliyoruz" ifadelerine yer verildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Jan 2023 11:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2023/01/ndhde-goz-ameliyat-mikroskobu-hizmeti-basladi-1674637542.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NDH&#039;de yeni personeller göreve başladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/ndhde-yeni-personeller-goreve-basladi-14142</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/ndhde-yeni-personeller-goreve-basladi-14142</guid>
                <description><![CDATA[Nazilli Devlet Hastanesi’nde yeni göreve başlayan sağlık personeline yönelik oryantasyon eğitimi gerçekleştirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Nazilli Devlet Hastanesi eğitimlerine hız kesmeden devam ediyor. NDH’de yeni göreve başlayan personele oryantasyon eğitimi verilerek bilgilendirme yapıldı. Sosyal medya üzerinden kurum tarafından yapılan açıklamada oryantasyon eğitimi verilen personele başarılar dilendi.</p>

<p><strong>‘BAŞARILAR DİLİYORUZ'</strong></p>

<p>Kurum tarafından sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, "Hastanemizde yeni göreve başlayan sağlık personellerimize yönelik oryantasyon eğitimi verildi. Eğitimde hastanemiz hakkında detaylı bilgiler verilerek yeni personellerimiz bilgilendirildi. Nazilli Devlet Hastanesi ailesi olarak aramıza yeni katılan personellerimize hoş geldiniz diyor, yeni görevlerinizde başarılar diliyoruz” ifadelerine yer verildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Jan 2023 11:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2023/01/ndhde-yeni-personeller-goreve-basladi-1674549197.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Buharkentliler sağlık için yürüdü</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/buharkentliler-saglik-icin-yurudu-14081</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/buharkentliler-saglik-icin-yurudu-14081</guid>
                <description><![CDATA[Aydın'ın Buharkent ilçesinde belediye tarafından düzenlenen 27. Geleneksel Doğa Yürüyüşü gerçekleştirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Buharkent belediyesi tarafından düzenlenen doğa yürüyüşleri belli aralıklarla gerçekleştirilmeye devam ediyor. 27. Geleneksel Doğa Yürüyüşü bu kez Denizli Babadağ mevkiinden başlayarak Yardan Çayı mevkiinde sona erdi.</p>

<p>Buharkent Belediye Başkanı Mehmet Erol, hafta sonu gerçekleştirilen yürüyüşle ilgili olarak, “Bu güzel Pazar günümüzü hem sohbet ederek hem de doğanın güzelliği içerisinde yürüyüş yaparak geçirdik. Bu yürüyüşümüze katılımcı sayımız 100'den fazla oldu. Yürüyüşümüze hem çocuklar hem gençler hem de ileri yaştaki vatandaşlarımız katıldı. Emeği geçen, yürüyüşümüze katılan herkese teşekkür ederim” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Jan 2023 11:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2023/01/buharkentliler-saglik-icin-yurudu-1673856457.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın Valisi Aksoy&#039;dan Şehir Hastanesi müjdesi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydin-valisi-aksoydan-sehir-hastanesi-mujdesi-14049</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydin-valisi-aksoydan-sehir-hastanesi-mujdesi-14049</guid>
                <description><![CDATA[Aydın Valisi Hüseyin Aksoy, ilin sağlık yapısını güçlendirecek Aydın Şehir Hastanesi'nin yapımının yüzde 80 oranında tamamlandığını ifade ederek “2023'ün ikinci yarısında hizmete girecek” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık hizmetlerinin daha nitelikli sunulması amacıyla Sağlık Bakanlığı'nın 2020 yatırım programına alınarak 2021 yılı Kasım ayında merkez ilçe Efeler'de inşaatına başlanan ve Aydın'ı sevk eden değil sevk alan bir il konumuna taşıması hedeflenen Aydın Şehir Hastanesi'nin yapımı aralıksız olarak sürüyor. Sağlık Bakanlığı koordinesinde, 976 milyon 424 bin TL bedelle yüklenici firma tarafından yapımı gerçekleştirilen hastane tamamlandığında Aydın ve Ege Bölgesi'nin uluslararası kalitede bir sağlık kampüsü haline gelmesi beklenirken, Aydın Valisi Hüseyin Aksoy, hastane çalışmalarının yüzde 80 oranında tamamlandığını ifade etti. Efeler ilçesi Şevketiye Mahallesi'nde 140 bin metrekare alan üzerinde yapımı devam eden bin 448 yatak kapasiteli Şehir Hastanesi'nin 2023 yılında hizmete açılması planlanıyor. Yaklaşık günlük 20 bin hastanın muayene ve tedavilerinin yapılacağı öngörülen Şehir Hastanesi'nde 4 bin sağlık çalışanın hizmet vermesi planlanıyor. Şehir Hastanesi'nin yol ve kanalizasyon gibi alt ve üst yatırımlarına yönelik gerekli iş ve işlemlerin yapımı ise Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı arasında yapılan protokol çerçevesinde devam ediyor.</p>

<p>Aydın Şehir Hastanesi ile ilgili bilgiler paylaşan Aydın Valisi Hüseyin Aksoy; “‘Aydın Şehir Hastanesi'nin zemin iyileştirme çalışmaları çerçevesinde, projemizde 24 metre derinlikli 3 bin 276 adet fore kazık, 14 metre derinlikli 923 adet iksa, 16 metre derinlikli 16 bin 283 adet deepsoil mixing, 16 metre derinlikli 718 adet sismik izalatör, 16 metre derinlikli 290 adet sismik damper ve 700 metre uzunluğunda da diyafram perde bulunmaktadır. Hastane inşaatının yüzde 80'i tamamlanmış durumda. Aydın Şehir Hastanesi'nin 2023 yılı ikinci yarısında hizmete sokulması planlanırken, bazı teknik alanları neredeyse hazır duruma getirildi. Aydın Şehir Hastanesinin hizmete girmesiyle 221 olan mevcut poliklinik oda sayısı 365'e, yoğun bakım yatak sayımız 162'den 250'ye, ameliyathane sayımız 25'den, 12'si nitelikli olmak üzere 34'e, palyatif yatak sayımız 21'den 60'a, Hemodiyaliz Ünitesi sayısı 35'den 45'e, kemoterapi yatak sayımız 20'den 54'e yükselecektir. İlaveten yeni hastanemizde Hiberbarik tedavi merkezi, erişkinler için 95, yenidoğan için ise 18 medikal sığınak yer alacaktır. Aydın Şehir Hastanesi Kalp Merkezi'nde 3 anjiyo, 1 katater ablasyon, 1'i hibrit 4 laminar flow ameliyathane, 31 yatak koroner yoğun bakım, 12 yatak KVC yoğun bakım ünitesi, Onkoloji Merkezi'nde 2 linac, PET-CT, SPECT-CT, gamma kamera, brakiterapi, iyotlu tedavi, nükleer tıp, kemoterapi 54 box bulunacaktır. Ayrıca, Kamu hastanelerinde sunulan nitelikli hizmetlerin kapasitelerinin artırılmasına yönelik birim ve üniteler ile ilgili olarak şehir hastanesi projesinde düzenlemeler yapılmıştır. Şehir Hastanesi kampüsü içerisinde günlük hasta, hasta yakını ve çalışanlar ile birlikte yaklaşık 30 bin kişinin hareket halinde olacağı öngörülmektedir. Hastane inşaat uygulama projesinde 950 yatak olarak planlanmakla birlikte, ihtiyaç duyulduğunda ve olağanüstü hal ve durumlarda maksimum yatak kapasitesi bin 448'e varacak şekilde altyapı düzenlemesi yapılmıştır” dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.muhabirgazetesi.com/public/images/detay/vali-aksoy-aydin-sehir-hastanesi-son-asamada-336391-df293f53c8e37764a3ac10204d013c01.jpg" style="height:533px; width:800px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Jan 2023 13:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2023/01/aydin-valisi-aksoydan-sehir-hastanesi-mujdesi-1673432365.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kuşadası&#039;nda hijyen denetimleri sıklaştı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/kusadasinda-hijyen-denetimleri-siklasti-13934</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/kusadasinda-hijyen-denetimleri-siklasti-13934</guid>
                <description><![CDATA[Kuşadası Belediyesi, yaklaşan yılbaşı öncesinde kentteki gıda ürünleri satışı yapan işletmeler ile otel ve restoranlara yönelik düzenlediği denetimlerini sıklaştırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kuşadası Belediyesi'nde görevli gıda mühendisleri ve Zabıta Müdürlüğü personeli tarafından gerçekleştirilen denetimlerde işletmelerin hijyen, paketleme ve çalışma kurallarına uyup uymadıklarına bakıldı.</p>

<p>Kuşadası Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Kuşadası Belediyesi'nde görevli gıda mühendisleriyle birlikte yılbaşına sayılı günler kala vatandaşların sağlıklı ve güvenli alışveriş yapabilmeleri için gıda ürünleri satışı yapan işletmelerle otel ve restoranlara yönelik geniş çaplı denetimler düzenledi. Gıda güvenliği ve kalitesinin kontrolüne dair yönetmelik çerçevesinde gerçekleştirilen denetimlerde, işletmelerin imalathane bölümlerinin hijyen kurallarına uygun olup olmadığına bakıldı. Otel ve restoranlarda ise müşterilere sunulan ürünlerin hijyen koşulları, dolaplarda bulunan hazır gıdaların son tüketim tarihleri ile şarküteri ürünlerinin paketlenme şekilleri kontrol edildi. İşletmelerin ruhsatları, yangın tüpleri ve çalışanların hijyen kurallarına uygunluğuna da bakılan denetimde ekipler, mekan sahiplerine hijyen kurallarına dikkat ettikleri için teşekkür etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Dec 2022 10:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/12/kusadasinda-hijyen-denetimleri-siklasti-1672385299.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nazilli&#039;de ilk anjiyo şehit annesine yapıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/nazillide-ilk-anjiyo-sehit-annesine-yapildi-13926</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/nazillide-ilk-anjiyo-sehit-annesine-yapildi-13926</guid>
                <description><![CDATA[Nazilli Devlet Hastanesi'nde uzun zamandır hayali kurulan anjiyo ünitesi faaliyete geçerken, hastaneye kazandırılan anjiyo ünitesinde ilk operasyon şehit annesine yapıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Nazilli Devlet Hastanesi'nde hizmete giren Anjiyo Ünitesi hayata geçirilerek Nazilli ve çevresine kardiyak ve vasküler cerrahi alanında kaliteli, özellikli tanı ve tedavi imkanı sağlamaya başlandı. Vatandaşların çevre illere sevk edilmesinin önüne geçilmesi amacıyla hizmete açılan Anjiyografi Ünitesi'nin ilk hastası ise şehit annesi oldu. Hidayet Mammacıoğlu, Burak Yüksel, Cansu Acar, Hamza Kalkancı, Muhammet İçöz ve Mustafa Kurşun'dan oluşan ekip tarafından yaklaşık bir saat süren operasyonla sağlığına tekrar kavuşan 55 yaşındaki Müşerref Tosun, ekibe ve hastane yönetimine teşekkür etti. Nazilli Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Necati Akkaya ve hastane yönetiminin takip ettiği operasyonun ardından servise alınan Müşerref Tosun yaşadığı anları anlattı.</p>

<p><strong>"Doktorlarıma ve emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum"</strong></p>

<p>Oğlu Mehmet Ali Tosun'u 2010 yılında şehit verdiğini ifade eden Müşerref Tosun, "Oğlumu 2010 yılında Hakkari'de asker iken teskeresine 2 ay kala şehit verdim. Daha önce başka yerde anjiyo olmuştum. Şimdi ise acilden stent takılması için operasyona alınınca ameliyatımı burada gerçekleştirdiler. Yaklaşık bir saat sürdü ve çok az bir acı hissettim. Doktorlarıma ve emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Sağlığıma kavuşacağım için çok mutluyum. Herkeste Allah razı olsun” dedi.</p>

<p><strong>"Buranın böyle bir teknolojiye sahip olduğunu bilmiyorduk"</strong></p>

<p>Tosun'un kızı Fatma Tosun da hastane yönetimine ve doktorlara teşekkür ederek, "Annem daha önce anjiyoyu Atatürk Devlet Hastanesi'nde olmuştu. Şimdi ise stent için Nazilli Devlet Hastanesi'ne geldik. Doktorumuz bizi buraya yönlendirerek operasyonu burada gerçekleştirdi. Buranın böyle bir teknolojiye sahip olduğunu bilmiyorduk. Çok memnun kaldık. İnşallah tüm Nazilli halkı olmak üzere tüm Aydın halkı buradan memnun kalır” ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>"Donanımı ve ortamı çok iyi bir yer"</strong></p>

<p>Operasyonu gerçekleştiren doktorlardan Uzman Dr. Mustafa Kurşun, “Hastamızın 2 hafta kadar önce ciddi bir kalp krizi ile Aydın'da ilk operasyonu gerçekleştirmiştik. Şimdi de stent takmak için operasyona aldık. Yarın da taburcu edeceğiz. Ünitemiz aslında standart bir salon olmasına rağmen donanımı ve ortamı çok iyi bir yer. Burada her koşulumuz çok iyi. Hastanemiz açısından çok iyi bir durum. Günde ortalama 20-25 hastaya operasyon yapabilecek durumdayız" diye konuştu.</p>

<p><strong>"Hastalarımıza ışık olmak, ümit olmak, şifa olmak çok önemli"</strong></p>

<p>Nazilli Devlet hastanesi Başhekimi Uzm.Dr. Necati Akkaya da, “Biz Nazilli Devlet Hastanesi olarak bugün çok heyecanlıyız. İlk tanısal anjiyomuzu geçtiğimiz 5 Eylül'de yapmıştık. Bugün de Aydın Devlet Hastanesi ve Mustafa beyin destekleri ile 2. anjiyo günümüzü yaşıyoruz. İnşallah bu çalışmalar devam edecek. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz. Hastalarımıza ışık olmak, ümit olmak, şifa olmak çok önemli” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Dec 2022 18:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/12/nazillide-ilk-anjiyo-sehit-annesine-yapildi-1672328672.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın&#039;da sağlıkçıların promosyon ücreti belli oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-saglikcilarin-promosyon-ucreti-belli-oldu-13864</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-saglikcilarin-promosyon-ucreti-belli-oldu-13864</guid>
                <description><![CDATA[Aydın İl Sağlık Müdürlüğü, Ziraat Bankası ile yaptığı anlaşma çerçevesinde personele, maaş miktarına bakılmadan 29 bin lira promosyon ödemesi yapacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın İl Sağlık Müdürlüğü, maaş promosyonlarına ilişkin beklenen açıklamayı yaptı. Ziraat Bankası ile yapılan protokolün ardından müdürlük personellerine, maaşlarına bakılmaksızın toplamda 29 bin TL promosyon verilecek. İmzalanan protokol sonrasında konuşan Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Osman Açıkgöz, sağlık personeline ödenecek banka promosyonunun hayırlı olması temennisinde bulundu.</p>

<p>Elde edilen kazanım için Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca'ya teşekkür eden Açıkgöz, "Sağlık Bakanımız Dr. Fahrettin Koca'nın girişimleriyle Müdürlüğümüz ve Ziraat Bankası A.Ş. arasında 3 yıl boyunca sürecek maaş anlaşması yapılmıştır. Anlaşma ile personelimize maaş miktarına bakılmaksızın 29 bin TL promosyon ödemesi yapılacaktır. Bu ödemenin 25 bin 200 TL'si nakit, bin 800 TL'si kredi kartına para puan olacak şekilde toplamda 27 bin TL'si peşin, 2 bin TL'si ise 6 aylık dönemlerde 2 taksit şeklinde para puan olarak yapılacaktır. 25 bin 200 TL'lik peşin kısım önümüzdeki günlerde, bin 800 TL para puan ise 15 Ocak 2023'de hesaplara yatacaktır. Elde edilen bu kazanım için Sağlık Bakanımız Dr. Fahrettin Koca'ya ve bu süreçte emeği geçen tüm yetkililerimize şükranlarımızı sunarız. Tüm personelimize hayırlı olsun" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Dec 2022 18:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/12/aydinda-saglikcilarin-promosyon-ucreti-belli-oldu-1671723046.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye&#039;de ilk vaka görüldü</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/turkiyede-ilk-vaka-goruldu-13804</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/turkiyede-ilk-vaka-goruldu-13804</guid>
                <description><![CDATA[İngiltere ve Fransa’da Strep A bakteriyel enfeksiyonu nedeniyle ölen çocukların sayısı 11’e yükselirken, İstanbul’a 2 yaşında bir çocuk, Strep A kaynaklı menenjit nedeniyle yoğun bakımda tedavi görüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İngiltere’de bir hafta içinde, ağrı, ateş, beyaz benekli şişmiş bademcikler, şişmiş boyun bezleri, yüksek ateş ve deri döküntüsü gibi semptomlarla ortaya çıkan Strep A bakterisi (A Grubu Beta Hemolitik Streptokok) nedeniyle 9 çocuğun ölümü endişelere neden oldu. Fransa ile birlikte 10 yaşın altındaki 11 çocuğun ölümünden sonra Türkiye’deki durum merak konusu olurken, uzmanlar şimdiye kadar Strep A kaynaklı ölüm olmadığını dile getirdi.</p>

<p>Milliyet'ten Mert İnan'ın haberine göre; 2 yaşındaki bir çocuğun İstanbul’da Strep A kaynaklı menenjit tablosuyla yoğun bakımda tedavi gördüğü öğrenilirken, İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Acil ve Çocuk Sağlığı Hastalıkları Klinik Şefi Prof. Dr. Şirin Güven, “2 yaşındaki hastamız ağır menenjit, 10 gündür yoğun bakımda tedavi görüyor. İlk kez Strep A kaynaklı bir menenjit vakasıyla karşılaşmış durumdayız. Bu bakteri yeni değil. Doğru antibiyotik dozu ile tedavi edilmediği takdirde ciddi kalp hastalıklarına yol açabiliyor. Çocukların kalabalık yerlerden uzak tutulması, Kovid döneminde olduğu gibi okullarda ve toplu taşımalarda maske koruyucu olacaktır” dedi.</p>

<p>Strep A’nın yeni bir hastalık gibi algılandığına dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan ise şu uyarılarda bulundu:</p>

<p>“İsminden dolayı vatandaşlar bunun yeni bir bakteri olduğunu düşünebiliyor ancak Strep A, boğaz veya bademcik iltihabı yapan bilindik bir bakteri. Strep A her zaman kas veya kalp tutulumu, deri de döküntü, şok, koma tablosuna neden olmuyor. Erken teşhiste güçlü antibiyotiklerle tedavisi yapılan bu bakteri, geç kalındığında yüzde 50’lere varan ölüme neden olabiliyor. Ebeveynler çocuklarında yüksek ateş, boğaz ağrısı, ciltte döküntü ve yara gördüklerin vakit kaybetmeden uzman doktorun kapısını çalmalı.”</p>

<p><strong>Vakalar artacaktır</strong></p>

<p>Bilim Kurulu Üyesi Prof.Dr.Ateş Kara da, Strep A’nın halk arasında Beta diye bilinen bakteri olduğuna dikkat çekerken, “Strep A’nın 120 farklı türü var. Bazı türler hafif, bazıları ağır seyirli hastalık tablosuna neden oluyor. İngiltere’de hangi türün baskın olduğunu bilmiyoruz. Şayet etrafına toksin döküntüsü dediğimiz tablo ile deride döküntü ve yaraya neden olan tablo varsa vakit kaybetmeksizin doktora gidilmeli. 3 yıldır Strep A pek görmüyorduk ancak önlemlerin kalkmasıyla vaka sayıları da artacaktır” dedi.</p>

<p><strong>Korkumuz viral hastalık patlaması</strong></p>

<p>İstanbul Tıp Fakültesi Hastanesi Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik İmmunoloji Bölümü’nden Prof.Dr. Ayper Somer de, son bir aylık süreçte artan viral enfeksiyonların ocak ayı ile özellikle çocuklar arasında patlama yapacağı uyarısında bulundu. Prof. Dr. Somer, “Strep A ilk evrede tespit edilirse antibiyotik tedavisi ile sorun ortadan kalkar ancak teşhis ve tedavinin gecikmesi durumunda yoğun bakım tablosu kaçınılmaz oluyor. Son dönemde solunum sıkıntısı ile gelip yatış yaptığımız ağır hastalık tablosu görülen çocukların sayısı arttı. Asıl sıkıntı viral enfeksiyon üzerine Strep A binmesi dediğimiz tablo. Şu an için hem bizim kurumumuzda hem de birçok sağlık merkezindeki çocuk enfeksiyon birimlerindeki yataklar dolmuş durumda” diye konuştu.</p>

<p><strong>Strep A bakterisi nedir?</strong></p>

<p>Strep A bakterisi insanların boğazına ve derisine yerleşerek soğuk algınlığı ve boğaz şişliğine yol açmasıyla biliniyor. Vücudun bazı bölümlerinde kızarıklık ve deri enfeksiyonunun oluşmasına neden olan bakteri, bazı vakalarda ölümlere yol açabiliyor. Step A hapşırma, öksürük ve yakın temas yoluyla bulaşıyor ve uzun süre eller veya boğazda yaşayabiliyor. Uzmanlar ise 38 derece ve üstü ateş, kırmızı beyaz lekeler oluşmuş bademcik, damakta kırmızı leke, baş ağrısı, bulantı veya kusma, vücutta döküntü görülen çocukların mutlaka doktora götürülmesi uyarısında bulunuyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 10 Dec 2022 12:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/12/turkiyede-ilk-vaka-goruldu-1670663276.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın&#039;da hastaneler tıka basa doldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-hastaneler-tika-basa-doldu-13727</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-hastaneler-tika-basa-doldu-13727</guid>
                <description><![CDATA[Aydın'da sık sık değişen hava sıcaklıkları vatandaşları hasta ederken, hastanelerde de yoğunluk oluştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın'da sık sık değişen hava sıcaklıkları vatandaşları hasta etti. Kentte yaşayan 7'den 70'e bir çok kişi grip, üşütme ve ani hava değişikliğine bağlı rahatsızlıklar nedeniyle hastanelere yöneldi. Yaşanan hava değişikliği ve deyimlere bile geçen aydın havası bir çok vatandaşı hasta ederken, hastanelerde de ciddi oranda yoğunluk yaşanmaya başladı. Hastanelerin poliklinik binalarında sabah saatlerinden itibaren oluşan yoğunluk uzun süre devam ederken, pek çok vatandaşın grip ve soğuk algınlığı nedeniyle ilaç kullanmaya başladığı öğrenildi.</p>

<p>Yetkililer ani ısı değişikliği nedeniyle vatandaşların daha çabuk hasta olduğunu kaydeden sağlıkçılar Aydın havasının bir çok kişiyi yanılttığını belirttiler. Uzmanlar, "Havalar sabah güzel de görünse güneşli de olsa vatandaşlarımızın yanlarında mutlaka kalın bir kıyafet taşımaları gerekiyor. Çünkü Aydın'da havanın ne zaman güneşli, ne zaman yağmurlu, ne zaman soğuk olacağı belli olmuyor. Bu ani değişen hava sıcaklıkları vatandaşları hasta edebiliyor. Ayrıca basit bir örnekle kişi öksürdüğünde enfekte damlacıklar havaya geçer ve başka bir kişi bu damlacıkları soluyarak enfekte olabilir. Virüs (mikrop) ayrıca bulaş olmuş eller aracılığı ile de yayılabilir. Bulaşmayı önlemek için kişiler öksürürken ağızlarını ve burunları gerekirse kollarını kullanarak kapatmalı ve ellerini sıkça yıkamalıdırlar" diyerek özellikle çocuk ve yaşlıların daha dikkat edilmesi gerektiğini belirttiler.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 Dec 2022 15:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/12/aydinda-hastaneler-tika-basa-doldu-1669896488.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nazilli&#039;de kadın sağlığı anlatıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/nazillide-kadin-sagligi-anlatildi-13501</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/nazillide-kadin-sagligi-anlatildi-13501</guid>
                <description><![CDATA[Aydın'ın Nazilli ilçesinde Kadın Sağlığı Projesi çerçevesinde meme ve rahim kanseri anlatıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde yürütülen Kadın Sağlığı Projesi çalışmaları devam ediyor. Bu çerçevede Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesinde Işıklar Mahallesi'nde bir araya gelen kadınlara kadın sağlığı ve erken teşhisin önemi anlatıldı. Meme ve rahim kanseri konularında bilgilendirilen kadınlar, kanser taraması için KETEM merkezlerine davet edildi. 40-69 yaş aralığındaki kadınların meme kanseri, 30-65 yaş aralığındaki kadınların rahim ağzı kanseri, 50-70 yaş aralığındaki kadınların ise bağırsak kanseri taramalarını yaptırmaları gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Konu ile ilgili Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada “Kadın Sağlığı Projesi çerçevesinde Nazilli Işıklar Mahallesi İlkokulu bahçesinde bayanlara eğitim verildi. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü ekiplerinden Dr. Kübra Taşkınsakarya ve Ebe Işıl Güzel tarafından bayanlara Kadın Sağlığı Projesi anlatıldı. Eğitimde meme kanseri, rahim ağzı kanseri, kanserde erken teşhisin önemi, sağlıklı beslenme, kadına yönelik şiddet gibi kadın sağlığı ile ilgili eğitim sunumu gerçekleştirilip daha sonra bayanlarımızdan gelen sorular cevaplandırılıp bayanlarımız kanser taramaları konusunda KETEM merkezine davet edildi” ifadelerine yer verildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Aug 2022 15:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/08/nazillide-kadin-sagligi-anlatildi-1659701974.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın&#039;a kritik uyarı geldi!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydina-kritik-uyari-geldi-13492</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydina-kritik-uyari-geldi-13492</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye'nin en sıcak illerinden olan Aydın'da hava sıcaklıkları hayatı olumsuz etkilerken İl Sağlık Müdürlüğü, vatandaşları sıcaklıklara karşı dikkatli olmaları konusunda uyardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın İl Sağlık Müdürlüğü, il genelinde artan hava sıcaklıklarının ardından vatandaşlara uyarılarda bulunarak, sıcaklıklara karşı dikkatli olunması gerektiği belirtildi. Aşırı sıcakların sağlığa da birçok etkisinin olduğuna dikkat çekilen açıklamada günün en sıcak saatleri olan 10.00-16.00 arasında mecbur kalınmadıkça dışarı çıkılmaması gerektiği vurgulandı.</p>

<p>Konu ile ilgili Aydın İl Sağlık Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada “Aşırı sıcaklar çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirmektedir. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Normalde terleme ile vücut ısısı dengede tutulmaya çalışılır. Ancak aşırı sıcaklarda sadece terleyerek vücut ısısı dengede tutulamaz. Yaşlılar, bebekler ve kronik hastalığı olanlarda terleme mekanizması ile vücut ısısının dengede tutulması her zaman mümkün olmayabilir. Yine ortamdaki nem oranı yüksekse terleme suretiyle vücut ısısı yeterli düzeyde düşmeyebilir. Ayrıca şişmanlık, herhangi bir hastalığa bağlı yüksek ateş, aşırı sıvı kaybı, kalp hastalığı, ruh ve sinir hastalığı, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı ile tedavi amaçlı bazı ilaçların kullanımı da sıcak havalarda terlemeyi etkileyen diğer faktörlerdendir. Bu gibi durumlarda yükselen vücut ısısı beyin ve diğer hayati organlarda hasara yol açabilir. Aşırı sıcaklardan en çok etkilenen gruplar ise yalnız yaşayan 65 yaş ve üzerindeki yaşlılar, 4 yaşından küçük çocuklar, bakıma ihtiyacı olanlar, hamileler, açık alanda çalışanlar, aşırı kilolular, kronik hastalığı olanlar, sürekli ilaç kullanan kişiler, sokak çocukları ve evsizlerdir. Özellikle kronik hastalığı bulunan ve yalnız yaşayan yaşlılar en çok risk taşıyan gruptur” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Sıcaklardan korunmak için dikkat edilmesi gerekenlerinin anlatıldığı açıklamanın devamında “ Günün en sıcak saatlerinde (10.00-16.00) mecbur kalınmadıkça dışarı çıkılmamalıdır. Dışarıda çalışması gerekenler mümkün oldukça güneş altında korunmasız kalmamaya, aşırı hareketlerden kaçınmaya, sık sık tuz içeren sulu gıdalar almaya dikkat etmelidirler. Dışarıda bulunulduğunda açık renkli, hafif, bol ve sıkı dokunmuş kumaşlardan yapılan giysiler tercih edilmeli; geniş kenarlı ve hava delikleri olan şapka giyilmeli ve güneşin zararlı ışınlarından koruyan güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde (10.00-16.00) denize girilmemeli ve güneşlenilmemelidir. Bu saatlerin dışında denize girmek isteyenler güneşten koruyucu krem (en az 15 koruma faktörlü) kullanmalı, şapka ve gözlük gibi gerekli koruyucu önlemleri almalı ve uzun süre kesintisiz güneşlenmemelidir. Yoğun fiziksel aktivite ve spor yapmak için sabah ve akşam saatleri tercih edilmeli, her bir saatlik spor için en az 2-4 bardak sıvı alınmalıdır. Ağır fizik aktivitelerden kaçınılmalıdır. Risk altındaki yetişkinler ve yaşlılar, günde en az iki kez güneş veya sıcak çarpması yönünden izlenmelidir. Bebekler ise bu açıdan daha sık izlenmelidir. Bebek, çocuk, engelliler ve hayvanlar kapalı ve park etmiş araçlarda kesinlikle bırakılmamalıdır. Araçların iç ısıları, klima olsa dahi park edildikten çok kısa süre sonra yükselmektedir. Araç terk edilirken herkesin dışarı çıktığından emin olunmalıdır. Kapalı alanlar iyi havalandırılmalıdır. Güneş gören pencereler perde vb. güneşliklerle gölgelendirilmelidir. Vücut ısısının yükselmemesi için sık sık duş alınmalı; bunun mümkün olmadığı durumlarda ayaklar, eller, yüz ve ense soğuk suyla ıslatılmalı veya silinmelidir. Susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) sıvı tüketilmelidir. Kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzeler bulunmalı, kafein içeren içecekler yerine de süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir. Yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı; yemeklerde bitkisel sıvı yağlar kullanılmalıdır. Yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara, kendi suyunda veya az suda pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri uygulanmalıdır” ifadeleri yer aldı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Aug 2022 12:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/08/aydina-kritik-uyari-geldi-1659518939.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın&#039;ın sağlık kadrosuna 66 uzman hekim katılacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinin-saglik-kadrosuna-66-uzman-hekim-katilacak-13369</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinin-saglik-kadrosuna-66-uzman-hekim-katilacak-13369</guid>
                <description><![CDATA[Aydın İl Sağlık Müdürlüğü'ne bağlı sağlık tesislerinin ihtiyaçları doğrultusunda Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen hastane ve branşlarda 2022 yılı Haziran dönemi isteğe bağlı iller arası yer değiştirme sureti ile atanma kurası ve 105. dönem devlet hizmet yükümlülüğü kurası çerçevesinde Aydın'ın sağlık kadrosuna 66 uzman hekim dahil edilecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Her geçen gün büyüyen sağlık imkanları ile sevk eden değil sevk alan bir il olma konuma yaklaşan Aydın'da sağlık yatırımları da hız kesmeden devam ederken, kentin sağlık kadrosu da güçleniyor. 2022 yılı Haziran dönemi isteğe bağlı iller arası yer değiştirme sureti ile atanma kurası ve 105. dönem devlet hizmet yükümlülüğü kurası çerçevesinde Aydın'ın sağlık kadrosuna 66 uzman hekim dahil edilecek. Konu ile ilgili Aydın İl Sağlık Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, "Aydın Devlet Hastanesi; Cerrahi Onkoloji, El Cerrahisi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları, Geriatri İmmünoloji ve Alerji, Hastalıkları Kalp ve Damar Cerrahisi, Radyoloji, Acil Tıp Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, İç Hastalıkları, Aydın Atatürk Devlet Hastanesi; Acil Tıp, Deri ve Zührevi Hastalıkları, Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi; Çocuk Nefrolojisi, Çocuk Radyoloji, Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Radyoloji, İç Hastalıkları, Nazilli Devlet Hastanesi; Çocuk Cerrahisi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Genel Cerrahi, Göğüs Cerrahisi, Kulak Burun Boğaz Hastalıkları, Neonatoloji, Nöroloji, Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi, Ruh Sağlığı ve Hastalıkları, Kuşadası Devlet Hastanesi; Nöroloji, Beyin Ve Sinir Cerrahisi, Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji, Göğüs Hastalıkları, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Didim Devlet Hastanesi; Göz Hastalıkları, İç Hastalıkları, Üroloji, Kardiyoloji, Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi; Beyin ve Sinir Cerrahisi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Tabip, Kadın Hastalıkları ve Doğum, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Çine Devlet Hastanesi; Kardiyoloji, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları branşları rekor düzeyde belirlenmiş olup vatandaşlarımıza yerinde etkin ve kaliteli sağlık hizmeti sunulmasını sağlamak amacıyla kadro açılmıştır. Bunun yanı sıra diğer yardımcı sağlık personellerimizin atamalarına yönelik olarak münhal kadroları da açıklanmış olup; tercih yapacak personellerle ilimiz sağlık ordusu güçlenmeye devam edecektir" ifadelerine yer verildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Jun 2022 16:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/06/aydinin-saglik-kadrosuna-66-uzman-hekim-katilacak-1656162322.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nazilli&#039;de başhekim Tetik görevden alındı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/nazillide-bashekim-tetik-gorevden-alindi-13334</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/nazillide-bashekim-tetik-gorevden-alindi-13334</guid>
                <description><![CDATA[Nazilli Devlet Hastanesi Başhekimi Engin Tetik görevden alındı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Görevden alınmasıyla ilgili olarak açıklamada bulunan Başhekim Tetik, "08.06.2022 tarihi itibari ile&nbsp; görevden alınmış bulunmaktayız. 2014 yılı itibariyle 8&nbsp; yıl süren yöneticilik deneyimimiz noktalandı. Bu süre zarfında başta eşim ve ailem olmak üzere yanımızda duran desteğini esirgemeyen tüm dostlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Son durağımız Nazilli devlet hastanesinde 2 yıla çok işler sığdırdık. Anjio laboratuvarı 7 yataklı KVC yoğun bakım ve 20 yataklı yoğun bakım bitirmek nasip oldu. Toplam değeri 23 milyon a varan bağışta başta Uğur Soğutma olmak üzere Nazillinin değerli hayırseverleri hep yanımızda oldu. Hoş bir seda bıraktıysak ne mutlu. Her şeyi görüp herşeyi bilen&nbsp; yüce Allaha emanet olunuz" dedi.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Jun 2022 18:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/06/nazillide-bashekim-tetik-gorevden-alindi-1654701092.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydınlı bisikletçiler sağlık için pedal çevirdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinli-bisikletciler-saglik-icin-pedal-cevirdi-13272</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinli-bisikletciler-saglik-icin-pedal-cevirdi-13272</guid>
                <description><![CDATA[Aydınlı bisikletçiler, hareketli ve sağlıklı yaşama dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak için pedal çevirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın İl Sağlık Müdürlüğü ev sahipliğinde ve Aydın Bisikletliler Derneği işbirliği ile bisiklet turu düzenlendi. Avrupa Obezite Günü çerçevesinde hareketli yaşam ve sağlıklı beslenmeye dikkat çekerek farkındalık oluşturulması amaçlanan etkinlikte bir araya gelen Aydınlı bisikletçiler “Sağlığımız için pedallayalım” temasıyla pedal çevirdiler. Efeler ilçesi Malazgirt Meydanı'ndan başlayan etkinlikte, bisikletçiler Efeler'de şehir turu yaptı.</p>

<p>Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Osman Açıkgöz, gerçekleştirilen turun ardından tüm katılımcılara teşekkür ederken, konu ile ilgili Aydın İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada “İl Sağlık Müdürlüğümüzün ev sahipliğinde, Bisikletliler Derneği Aydın Şubesi işbirliği ile Avrupa Obezite Günü etkinlikleri çerçevesinde ‘Sağlığımız için pedallayalım' temasıyla bisiklet turu gerçekleştirildi. Aydın Malazgirt Meydanı'ndan başlayan etkinlikte hareketli yaşam ve sağlıklı beslenme konularına dikkat çekildi. Obezite, Hareketli Yaşam ve Sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekmek üzere gerçekleştirdiğimiz etkinliğe destek olmak üzere bisikletleri ile gelen Aydın Bisikletliler Derneğine ve tüm katılımcılara teşekkür ederiz” ifadelerine yer verildi.</p>

<p>Gerçekleştirilen bisiklet turuna Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı, Başkan Yardımcısı, Aydın Bisikletliler Derneği Başkanı, Aydın Bisikletliler Derneği Üyeleri, sağlık çalışanlar ve vatandaşlar katıldı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 May 2022 14:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/05/aydinli-bisikletciler-saglik-icin-pedal-cevirdi-1653478145.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Maske zorunluluğu kaldırıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/maske-zorunlulugu-kaldirildi-13145</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/maske-zorunlulugu-kaldirildi-13145</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bilim Kurulu toplantısı sonrası konuştu. Yaklaşık 2 senedir hayatımızda olan maskeyle ilgili kritik bir açıklamada bulundu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bilim Kurulu toplantısı sonrası konuştu. Yaklaşık 2 senedir hayatımızda olan maskeyle ilgili kritik bir açıklamada bulundu: Bilim Kurulu olağanüstü bir süreç dışında toplantı yapmayacak. Kapalı mekanlardaki maske kullanma zorunluluğu kalktı. Sadece toplu taşıma araçlarında ve sağlık kuruluşlarında bir müddet devam edecek.</p>

<p><strong>SADECE TOPLU TAŞIMA ARAÇLARINDA VE SAĞLIK KURULUŞLARINDA TAKILACAK</strong></p>

<p>Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları:&nbsp;</p>

<p>– En önemli desteği Bilim Kurulumuz ve alt çalışma grupları vermiştir. DSÖ de takdirlerini de kendi platformlarında açıkça kaydetmiştir. Covid-19 salgın yönetimi ve çalışma rehberleri mücadeledeki en önemli yol haritamız olarak öne çıkmıştır.</p>

<p>– Salgının artık kitlesel tehdit olarak çıkmasıyla beraber Avrupa ülkeleri kısıtlamaları kaldırmıştır. Ülkemizin de bu aşamaya geldiğine inanıyorum. Bilim Kurulu bundan sonra olağanüstü bir durum olmadıkça düzenli toplantı yapma gereği yapmadığına karar vermiştir.</p>

<p>– Yaklaşık üç yıldır çeşitli kapsamlarda uygulanana kapalı mekanlardaki maske kullanma zorunluluğu tümüyle kaldırılmıştır. Sadece toplu taşıma araçlarında maske uygulamasına bir müddet daha devam edilecektir. Bilim Kurulunun tavsiyesi 65 yaş üstü ve riskli hastalığı olanların maske kullanamaya devam etmesidir.</p>

<p>Kaynak: Sözcü</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Apr 2022 16:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/04/maske-zorunlulugu-kaldirildi-1650980898.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın&#039;da Covid-19 servisleri bir bir kapanıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-covid-19-servisleri-bir-bir-kapaniyor-13093</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-covid-19-servisleri-bir-bir-kapaniyor-13093</guid>
                <description><![CDATA[Aydın'da pandemi hastanesi olan ve Aydın Devlet Hastanesi'nde vaka sayılarının düşüş göstermesi ile birlikte covid hastalarına hizmet veren 3 servis normale döndü.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyayı etkisi altına alan ve&nbsp;Türkiye'de görüldüğü günden bu yana 97 binin üzerinde kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Korona virüs salgını etkisini azaltmaya başladı. Bu bağlamda&nbsp;Aydın'da da alınan tedbirler çerçevesinde pandemi hastanesi olarak hizmet veren Aydın Devlet Hastanesi'nde deki 3 servis normale döndü. Aydın Devlet Hastanesi'nde pandemi döneminde Covid-19 hastaları için yeniden dizayn edilen; psikiyatri, fizik tedavi ve rehabilitasyon ile dermatoloji (cildiye) klinikleri yataklı servis olarak tekrar hizmete açıldı.</p>

<p>Aydın Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mustafa Onur Türkkan, "Tüm dünyayı etkisi alan Covid-19 salgınında ilimizde alınan tedbirler çerçevesinde pandemi hastanesi olarak hizmet veren hastanemizde, Covid servislerine dönüştürülmüş olan psikiyatri kliniğimiz, fizik tedavi ve rehabilitasyon kliniğimiz ile dermatoloji (cildiye) kliniğimiz vaka sayılarında azalmaya bağlı olarak yataklı servis olarak tekrar hizmete açılmıştır. Tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, sağlıklı günler diliyorum" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 21 Apr 2022 17:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/04/aydinda-covid-19-servisleri-bir-bir-kapaniyor-1650555235.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doktorlar ameliyata giremiyor! Büyük sorun! Sigorta karşılamıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/doktorlar-ameliyata-giremiyor-buyuk-sorun-sigorta-karsilamiyor-13089</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/doktorlar-ameliyata-giremiyor-buyuk-sorun-sigorta-karsilamiyor-13089</guid>
                <description><![CDATA[Doktorlara, hatalı tıbbi uygulamalarından dolayı açılan yüklü miktarlarda tazminat davaları malpraktis deniliyor. Bu davaların son zamanlarda artması sebebiyle doktorlar ameliyata girmeye çekiniyor. Talep edilen tazminat miktarları ise 6 milyon liraları geçiyor. Sigorta ise bu paranın sadece 800 bin lirasını karşılıyor. İşte doktor ve hastaları ilgilendiren flaş detaylar...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hürriyet'ten Noyan Doğan son zamanlarda artan malpraktis davalarıyla ilgili önemli detayları köşesine taşıdı. Doğan, "Peşin peşin söyleyeyim, bu yazdıklarımı birileri, ‘bir canın ya da sakatlığın bedeli kaç liradır?’ tartışmasına çekmesin; durum tespiti yapıyoruz. Hekim sorumluluk sigortasından da 11 yılda -ki, uygulama 2010’da başladı- hasta ve hasta yakınları 2 milyar liralık tazminat alma hakkı doğdu, ancak bunun sadece 250-300 bin lirası ödendi." ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>Doğan'ın ilgili yazısı şu şekilde:</strong><br />
<br />
Geçenlerde doktor bir dostum aradı ve ‘bir de bizi dinleyin’ diyerek, konuyu uzun uzun anlattı.<br />
Konu, hekimlere, hatalı tıbbi uygulamalarından dolayı açılan yüklü miktarlarda tazminat davaları. Buna da malpraktis davaları deniyor.En basit haliyle; hekimin kusurundan dolayı hastanın maddi, manevi zarara uğraması ve bunun karşısında hekime dava açması olarak da özetleyebiliriz.<br />
<br />
Konu, en son gündeme Hürriyet’ten Özge Eğrikar’ın haberi ile geldi. Habere göre; pilot E., yanlış tedavi sonucu gözünde oluşan görme kaybı nedeniyle iki doktor ile özel hastaneye 1 milyon liralık tıbbi malpraktis davası açtı.<br />
<br />
Bu dava ilk değil; bu şekilde açılmış ve mahkemelerde devam eden birçok dava var; sonuçlanmış davalar da var. Aslında bu konu, 26 Mart tarihinde Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) tarafından düzenlenen ve benim de katıldığım Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları’nın da ana gündem maddesiydi. Toplantıda birçok doktordan malpraktis davaları ile ilgili şikayetleri dinledim. Durum öyle hale gelmiş ki, doktorların, ‘dava açılacak diye korkumuzdan yakında ameliyat bile yapamaz hale geleceğiz’ dediklerini de duydum.<br />
<br />
Açıkça söyleyeyim, konu hassas ve zor bir konu. Bir tarafta yaşam kalitesini kaybeden hastalar, diğer tarafta sağlımızı, canımızı emanet ettiğimiz hekimler var. O nedenle de yazarken, söylerken dikkatli olunması gerekiyor. Peki, bu davalara karşı hekimi koruyan bir sigorta yok mu? Var; özel, devlet hastanelerinde çalışan ya da bir hastaneye bağlı olmadan özel çalışan uzman doktorlar, hastanın vefatı ya da sakat kalması sonucu kendilerinden talep edilecek maddi, manevi tazminat taleplerine karşı zorunlu olarak sigortalanıyor. Bu sigortaya da hekim sorumluluk sigortası deniyor. Bu sigorta olmadan doktorlar, mesleki faaliyetlerini sürdüremiyor.<br />
<br />
<strong>TAZMİNATA YETMİYOR</strong><br />
<br />
O zaman sorun ne? Sigortadan hasta yakınlarına ödenecek tazminat tutarı, doktorların uzmanlık alanlarına göre 200 bin lira ile 800 bin lira arasına değişiyor. Yani, sigortadan ödenecek en yüksek tazminat 800 bin lira. Oysa son yıllarda hekimlere açılan davalarda talep edilen tazminat tutarları 6 ile 10 milyon lira arasında değişiyor.<br />
<br />
Peşin peşin söyleyeyim, bu yazdıklarımı birileri, ‘bir canın ya da sakatlığın bedeli kaç liradır?’ tartışmasına çekmesin; durum tespiti yapıyoruz. Hekim sorumluluk sigortasından da 11 yılda -ki, uygulama 2010’da başladı- hasta ve hasta yakınları 2 milyar liralık tazminat alma hakkı doğdu, ancak bunun sadece 250-300 bin lirası ödendi. Neden böyle? Malpraktis davaları yıllarca sürüyor da ondan. Davaların neredeyse yüzde 90’a yakını da manevi tazminat davalarından oluşuyor. Çok iyi hatırlıyorum, 2017 yılında sigorta şirketleri ile hekimler arasında sorun yaşanmıştı ve o dönem riskli ameliyatlar neredeyse durma noktasına gelmişti.<br />
<br />
Gelinen noktada, açılan davalar ve davalarda istenen tazminat tutarları ile mahkemelerin hükmettiği tazminat tutarları karşısında sigorta yetersiz kalıyor. Mesela özel bir hastanedeki iki doktora açılan mahkeme toplam 12 milyon lira tazminata hükmetti ve doktorların bu parayı ödeyecek güçleri olmadığından hastane ödedi ve o doktorlarla da uzun süre aynı hastanede çalışmaları için sözleşme imzalandı.<br />
<br />
<strong>KAMU DEVREYE GİRECEK</strong><br />
<br />
Peki, sorun nasıl çözülür? Sağlık kurultayında OHSAD Başkanı Reşat Bahat ile bu konuyu etraflıca konuştuk. Birinci sorun, hekimlere açılan davaların, tüketici mahkemelerinde görülüyor ve yargılamaların da tüketici mahkemelerinde yapılıyor olması. Ne olması gerekiyor? Davaların, tüketici mahkemelerinde değil de bu alanda kurulacak ihtisas mahkemelerinde görüşülüyor olması lazım.<br />
<br />
İkinci çözüm yolu olarak hekim sorumluluk sigortasının teminatları artırılabilir. Ancak bu da yükü sigorta şirketlerinin üzerine yüklemek anlamına gelir. Ne olabilir? Belki hekim sorumluluk sigortası için bir sigorta havuzu kurulur ve kamu da bunu ciddi anlamda finanse eder. Üçüncüsü, hekimlere karşı açılacak tazminat davalarında hekimler kamu tarafından finanse edilebilir ki, Avrupa ülkelerinde durum böyle.<br />
<br />
Duyumlarıma göre de özellikle kamu hastanelerinde hekimlerin ödeyeceği tazminatları kamunun finansa edeceği yönünde bir çalışma varmış. Sohbetimiz sırasında Reşat Bahat, sorunun bir an önce çözülmesi gerektiğine de değinerek, “Hekimler meslek hayatları boyunca kazandığı paranın çok fazlasını ödemek durumunda kalıyor ya da bu korku ile işlerini yapıyor” diyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 21 Apr 2022 14:38:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/04/doktorlar-ameliyata-giremiyor-buyuk-sorun-sigorta-karsilamiyor-1650541407.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yasaklarla son dakika gelişmesi!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/yasaklarla-son-dakika-gelismesi-12993</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/yasaklarla-son-dakika-gelismesi-12993</guid>
                <description><![CDATA[Kapalı alanda uygulanan maske yasağı ile ilgili flaş gelişme. Türkiye de Omicron dalgasını büyük oranda atlattı. Hızla günlük vaka sayıları ve ölüm rakamları geriledi, hastanelerin yoğun bakımları boşaldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>. Ramazan ayı boyunca artan hareketliliğin vaka sayıları ve hastanelere yansıması ile ilgili bir sorun olmaması halinde Batılı ülkelerde olduğu gibi bazı kısıtlamaların daha kaldırılması gündeme gelebilecek. Bayram sonrası tartışılacak konuların başında karantina zorunluluğunun kaldırılması gelecek. Bazı ülkeler karantina uygulamasını sona erdirdi. Türkiye'nin de bu yönde bir kararı gündemine alması bekleniyor. Aynı şekilde yaz ayları ile birlikte kapalı alanlarda maske takma zorunluluğunun kaldırılması ya da toplu taşıma gibi alanlar ile sınırlı tutulabileceği belirtiliyor.</p>

<p>Omicron’un alt varyantı BA.2’de korkulan olmadı. Birçok ülke Kovid’e grip muamelesi yapıyor. Türkiye’de de bayram sonrası karantina ve kapalı alanlarda maske zorunluluğunun kaldırılması planlanıyor.<br />
<br />
Dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgınında, Omicron'dan sonra ortaya çıkan alt varyant BA.2 ile ilgili korkulan olmadı. BA.2 de Omicron'a benzer etkiler gösterdi. Bu da pandeminin endemiye döneceğinin göstergesi olarak kabul ediliyor. Virüsün hastalık yapma etkisinin düşmesi ile birlikte Avrupa ülkeleri arka arkaya test, maske, karantina zorunluluğu gibi konularda kararlar almaya başladı.<br />
<br />
Bazı ülkeler artık Kovid'e grip muamelesi yapıyor. Batılı ülkeler arka arkaya sınırlamaları kaldırırken, Türkiye bayram sonrası karantina ve kapalı alanlarda maske takılması zorunluluğunu gündemine alacak.<br />
<br />
<strong>BAYRAM SONRASI KARARLARI</strong><br />
<br />
Türkiye de Omicron dalgasını büyük oranda atlattı. Hızla günlük vaka sayıları ve ölüm rakamları geriledi, hastanelerin yoğun bakımları boşaldı. Ramazan ayı boyunca artan hareketliliğin vaka sayıları ve hastanelere yansıması ile ilgili bir sorun olmaması halinde Batılı ülkelerde olduğu gibi bazı kısıtlamaların daha kaldırılması gündeme gelebilecek.<br />
<br />
Bayram sonrası tartışılacak konuların başında karantina zorunluluğunun kaldırılması gelecek. Bazı ülkeler karantina uygulamasını sona erdirdi. Türkiye'nin de bu yönde bir kararı gündemine alması bekleniyor. Aynı şekilde yaz ayları ile birlikte kapalı alanlarda maske takma zorunluluğunun kaldırılması ya da toplu taşıma gibi alanlar ile sınırlı tutulabileceği belirtiliyor.<br />
<br />
<strong>ANADOLU'DA DA ENDİŞE YOK</strong><br />
<br />
En çok endişe edilen konuların başında yaz ayları ile birlikte büyükşehirlerden Anadolu'ya doğru hareketlilik ve bunun sonrasında virüsün Anadolu şehirlerine taşıması geliyordu. Ancak bu yıl büyükşehir ile Anadolu'da günlük vakaların neredeyse aynı olması nedeniyle böyle bir endişe de yaşanmıyor. Uzmanlar, yaz aylarının sürpriz bir gelişme olmaması halinde çok rahat geçmesini bekliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 Apr 2022 11:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/04/yasaklarla-son-dakika-gelismesi-1649407642.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>O daha bulaşıcı...</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/o-daha-bulasici-12959</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/o-daha-bulasici-12959</guid>
                <description><![CDATA[Koronavirüsün Omicron varyantı hızla yayılmaya devam ederken Dünya Sağlık Örgütü'nden (DSÖ) açıklama geldi. İngiliz uzmanlar British Medical Journal'da yayınlanan bir makalede, varyantların çoğaltma sırasında genetik materyallerini karıştırıp yeni bir mutasyon oluşturduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Omicron varyantı ile gündemden düşmeyen Koronavirüste (Kovid-19) sıcak bir gelişme yaşandı</p>

<p>Koronavirüs'ün yeni bir varyantı ortaya çıktı. 'XE' adı verilen yeni varyant daha önce Alfa varyantının çıktığı ülke olan İngiltere'de tespit edildi.</p>

<p>Hürriyet'in aktardığına göre, XE'nin BA'1 ve BA.2 Omicron suşlarının bir mutasyonu olan bir rekombinant olduğu açıklandı.</p>

<h3><strong>DSÖ'den açıklama geldi</strong></h3>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'ünden (DSÖ) konu ile ilgili beklenen açıklama geldi. DSÖ yeni mutasyon XE'nin Omicron'un BA.2 alt varyantından yüzde 10 daha bulaşıcı olduğunu duyurdu.</p>

<p>Açıklamada bu sonucun ilk bulgu olduğu kesin bir bilgiye ulaşmak için araştırmaların sürdüğünün altı çizildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 03 Apr 2022 15:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/04/o-daha-bulasici-1648989046.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Baklava diyet listesinde var mı?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/baklava-diyet-listesinde-var-mi-12396</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/baklava-diyet-listesinde-var-mi-12396</guid>
                <description><![CDATA[Türklere özgü bir tatlı olan ve son zamanlarda Yunanistan’ın sahiplenmeye çalıştığı, televizyon programlarında da gündem düşmeyen baklavanın diyet için uygun olmadığını belirten Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Topuz, “Baklava, metabolik rahatsızlığı olmayanlarda dönem dönem diyetisyen kontrolünde tüketilebilir” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyaca ünlü Türk mutfağının önde gelen tatlılarından olan ve son zamanlarda Yunanistan tarafından sahiplenilmeye çalışılan baklava, birkaç gün önce bir televizyon programında yapılan yorumla da gündem oldu.<br />
<br />
Gündemden düşmeyen baklava hakkında açıklamalarda bulunan Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Topuz, “Baklava içeriğinde temelde un, tereyağı, şeker, yumurta ve süt içerir. Un ve şeker besinler arasında kan şekerinin yükselmesine neden olan en önemli iki üründür. Yüksek tereyağı kullanımını da düşündüğümüzde yağlı ve ağdalı bir hamur tatlısı diyebiliriz. Dolayısıyla şeker ve kalp-damar gibi metabolik hastalıklara sahipseniz kaçınmanız gereken bir tatlıdır. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıların tercih edilmesi, bu tatlılarda şeker yerine de kuru ve taze meyvenin kullanılması daha sağlıklı bir seçim olacaktır. Tabi ki bunun yanında porsiyon kontrolü yani ne kadar tükettiğinizde oldukça önemlidir. Porsiyon kontrolünün kilo korumada önemli bir yeri vardır. 1 dilim baklavanın kalorisi içeriği ile değişebilir fakat ortalama 40 gram baklava 170 kalori civarıdır. Özellikle baklava gibi porsiyonu küçük fakat yüksek kalorili besinler kişinin kilo almasına neden olur. Bunun yanında hareketsiz bir yaşamınız var ise vücut yediğini harcayamayacağı için kilo almak kaçınılmazdır. Baklava gibi yüksek şeker içerikli tatlılar, sürekli tüketildiğinde vücut bu şekeri düzenli olarak istemeye, aramaya başlar ve beyin yoluyla bizlere hatırlatır. Özellikle tatlı ihtiyacınızı baklava tarzı ağdalı tatlılardan giderdiğinizde, gün içinde şeker problemi yaşamaya müsait olursunuz. Özet olarak tatlı ihtiyacınızı karşılarken aynı zamanda tatlıya kendinizi aç hale getirirsiniz” dedi.<br />
<img alt="" src="https://www.muhabirgazetesi.com/public/images/detay/AW541543_02.jpg" style="height:340px; width:500px" /><br />
<strong>“Baklava, diyet listelerine giremiyor”</strong><br />
Sıkça konuşulan ‘Diyet baklava olabilir mi’ sorusuna da açıklık getiren Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Topuz, “Şeker yerine tatlandırıcı, unun tam buğday kullanımı ile belki kalorileri az da olsa aşağı çekilebilir. Fakat ne kadar sağlıklı olacağı maalesef tartışılır. Bizler basit şeker içerikli baklava gibi tatlıları beslenme listelerinde bulundurmayız. Fakat danışanlarım ile geçirdiğim süre bana şunu göstermiştir. ‘Bir besini asla tüketmeyeceksiniz’ denildiğinde, sevmediğiniz bir besin olsa dahi kişiyi ilgi duyulacak hale getirmiş oluyorsunuz. Bu nedenle temelde sağlıklı ve kişiye uygun doğru bir beslenme modeli benimsemiş kişilerin, herhangi bir metabolik hastalığa sahip değil ise seyrek şekilde dönem dönem diyetisyen kontrolünde baklavanın tatlılar listeye konulabilir düşüncesindeyim. Hele ki düzenli olarak fiziksel aktiviteye sahip iseniz” şeklinde konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Feb 2022 15:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/02/baklava-diyet-listesinde-var-mi-1644582657.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkler aşısız sayılabilir!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/turkler-asisiz-sayilabilir-12157</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/turkler-asisiz-sayilabilir-12157</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa Birliği, ABD ve diğer 51 ülkede geçerli aşılardan sonra, tamamlayıcı olarak yine "onaylanan aşıdan yaptırma“ şartı getirildi. Türkiye'de tamamlayıcı aşı olarak Turkovac yaptıranlar aşı yaptırmamış sayılabilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
AB ve ABD’de onaylanan aşıdan 3'üncü dozu olmayanın aşı pasaportu 6 ay veya en fazla 9 ay geçerli olacak. Türk yapımı Turkovac, dünyanın diğer ülkelerinde sayılmadığı için Pfizer/BioNTech yaptıran Türkler, bu aşıların üzerinden 6 ay ya da en geç 9 ay geçtikten sonra aşılanmamış sayılacak.</p>

<p>Türkiye’nin ölü virüsten ürettiği coronavirüs aşısı Turkovac ile ilgili Avrupa Birliği İlaç Kurumu EMA ve ABD İlaç Kurumu FDA'ya bir bildirim yapılmadı. EMA, “Bize bir başvuru, bilgi ya da açıklama gelmedi“ derken, benzer durum FDA için de geçerli.</p>

<p>Türkiye, “İki BioNTech üzerine, güçlendirici aşı olarak Turkovac yapacağız“ diyor ama bu, AB ve ABD tarafından tanınmadığı için, Türkler bir süre sonra, başta AB ve diğer Avrupa ülkeleri ile ABD kıtasına seyahat edemeyecek.</p>

<p><strong>Aşılanmamış sayılacaklardır</strong><br />
İkinci aşıdan ortalama 6 ay sonra bu kişiler, Turkovac almış olsa bile hiç aşılanmamış sayılacak. AB'nin kararı, “AB'de uygulanan aşılarla uyumlu bir destekleyici aşı yaptırılması“ şeklinde özetlenebilir.</p>

<p>Turkovac dünyanın hiç bir ülkesinde tanınmıyor ve üçüncü aşı olarak kullanılsa da, bunun bir geçerliliği yok. Avrupa Birliği ise, seyahatlerde ikinci aşının artık yetmeyeceğini ve aşı pasaportunda üçüncü- güçlendirici (booster) aşının aranacağını duyurdu. Yeni düzenleme 1 Şubat'tan itibaren geçerli olacak.</p>

<p><strong>En fazla 9 ay geçerli</strong><br />
AB Komisyonu, Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi'nin (ECDC) tavsiyesi doğrultusunda aldığı kararı açıkladı. Buna göre güçlendirici aşı, tam aşılamadan 6 ay sonra yapılacak ve bu en fazla 9 aya uzayacak.<br />
9 ay sonra, iki aşılılar „aşılanmamış“ sayılacak ve seyahat edemeyecek. Yani 2021 haziran ayında ikinci doz BioNTech'ini yaptırmış olan bir Türk, Mart-2022'ye kadar yine BioNTech ya da Moderna yaptırmazsa, yurt dışına seyahat hakkını kaybedecek. Çünkü, dijital ya da kağıt olan „Aşı pasaportu“ geçersiz olacak.</p>

<p><strong>Tamamlayıcı aşı da onaylı olmalı</strong><br />
AB, güçlendirici aşıların ise yine EMA ve FDA tarafından onaylanmış aşılardan yapılması gerektiğini kurala bağladı. Alman Daimi Aşı Komisyonu STIKO, Robert Koch Enstitüsü ile diğer AB üyesi ülkeler, BioNTech, Moderna, AstraZeneca, Novavax ile Johnson&amp;Johnson'un, kuvetlendirici aşı olarak kullanılabileceğini duyurdu.</p>

<p>Turkovac, AB'de onaylanmadığı için bunun güçlendirici aşı olarak Avrupa ülkelerinde kullanılması mümkün değil. Dahası, geçerliliği de yok. Bu durumda, iki adet BioNTech aşısı olmuş bir kişi, üzerinden 9 ay geçmesine rağmen, AB'de onaylanmış mRNA aşıları BioNTech ya da Moderna olmamışsa, yasal olarak „hiç aşı olmamış“ sayılacak.<br />
Turkovac'ın, vücuttaki antikor sayısını yükseltip yükseltmemesinin bir anlamı bulunmuyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 22 Jan 2022 17:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/01/turkler-asisiz-sayilabilir-1642860347.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Evde 1 kilo sütten 1 buçuk kilo kaşar peyniri yapımı paylaşımı viral oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/evde-1-kilo-sutten-1-bucuk-kilo-kasar-peyniri-yapimi-paylasimi-viral-oldu-12133</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/evde-1-kilo-sutten-1-bucuk-kilo-kasar-peyniri-yapimi-paylasimi-viral-oldu-12133</guid>
                <description><![CDATA[Son günlerde sosyal medya üzerinde viral videolar arasında yer alan ‘1 kilo sütten 1 buçuk kilo kaşar peyniri yapımı’ adlı paylaşımların adeta zehir saçtığı ortaya çıktı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya üzerinden son dönemlerde yapılan 'evde 1 kilo sütten 1 buçuk kilo kaşar peyniri yapımı' adlı paylaşımlar popüler oldu. 12 litre sütten üretilen 1 kilo kaşar peynirini evde 1 litre sütten yaptığını iddia eden vatandaşlar, evde sahte gıda üretimi gerçekleştiriyor. &nbsp;1 litre süt, 12 kaşık nişasta, bir miktar tuz ve kaşarın buluşması ile ortaya kaşar peyniri çıkardığını düşünen vatandaşlar, bilinçsizce evde sahte gıda üretimi yapmaya başladı.</p>

<p>Konu ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Ali Manavoğlu ise yapılan karışımın kaşarın ‘k’si ile alakası olmadığını belirterek vatandaşların bilinçsizce sağlıkları ile oynadığını belirtti. Manavoğlu, ayrıca evde yapılan karışımın mikrobiyel açıdan da tehlikeler oluşturabileceğinin altını çizdi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.muhabirgazetesi.com/public/images/detay/Untitled-2(7).jpg" style="height:282px; width:420px" /></p>

<p>Kilo fazlalığı, yağlanmaya sebep oluyor: Yapılan karışımın kaşar olmadığını, farklı bir gıda maddesinin üretildiğini belirten Manavoğlu, kaşar peynirinin normalde sütten mayalanarak, kaynatılarak yapılan bir işlem olduğunu söyledi. Manavoğlu, "Videolarda gördüğümüz kısımlarda ise içerisinde bolca nişasta, bir miktar süt, normal bir kaşar peyniri için 10-12 litre süt kullanılması gerekirken orada çok komik bir üretim söz konusu. Burada vücudun fazladan nişasta alması özellikle şeker anlamında kilo fazlalığına, yağlanmaya sebep olabiliyor. Kesinlikle tüketilmemesi gerekiyor. Böyle bir şeye bulaşmayın, uğraşmayın. Kaşar peyniri, güvenilen firmalardan, Tarım ve Orman Bakanlığından yetkilendirilmiş, üzerinde etiketleri bulunan ürünlerin tercih edilmesi gerekiyor. Evde deney gibi yapıyorlar. Öyle bir ürünü tüketmek doğru değil. Kaşarın orada k’si geçmiyor. Tamamen farklı bir teknikle yapılan, nişastanın bağlayıcı özelliği ile de beraber kullanılan bir yöntem” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Jan 2022 11:57:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2022/01/evde-1-kilo-sutten-1-bucuk-kilo-kasar-peyniri-yapimi-paylasim-viral-oldu-1642755626.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&#039;Delirten hastalık&#039; sebebiyle 6 dişini çektirdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/delirten-hastalik-sebebiyle-6-disini-cektirdi-11819</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/delirten-hastalik-sebebiyle-6-disini-cektirdi-11819</guid>
                <description><![CDATA[Genellikle diş ağrısıyla karıştırılan ve halk arasında 'delirten hastalık' olarak bilinen trigeminal nevralji ile 18 yıldır boğuştuğunu bilmeyen Mehmet Selim Koçak (65), ağrıdan kurtulmak için tam 6 dişini çektirdi. Ağrıları nedeniyle zaman zaman bir şey yiyip içemeyen hasta, 'delirten hastalık' teşhisi konulmasıyla İzmir'de sağlığına kavuştu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bitlis'in Adilcevaz ilçesinde yaşayan Mehmet Selim Koçak (65), 18 yıldır yüzünde ve ağzında hissettiği şiddetli ağrıyı diş ağrısı sanarak, yıllar boyunca defalarca hastanelere ve doktorlara gitti. Yemek yerken, su içerken bile zorlanan Koçak, dişlerinde bir rahatsızlık olduğunu düşünerek değişik zamanlarda tam 6 dişini çektirdi.<br />
Ağrıları geçmeyen Mehmet Selim Koçak, daha sonra Medicana International İzmir Hastanesi'ne başvurdu. Yapılan kontrol ve tetkiklerde, 6 dişini çektiren Mehmet Selim Koçak'ın 'delirten hastalık' olarak bilinen trigeminal nevralji ile mücadele ettiği anlaşıldı. 18 yıldır ağrılarından kurtulamayan hasta, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Şenoğlu ve Doç. Dr. Özhan Merzuk Uçkun tarafından ameliyata alındı ve operasyon sonrası sağlığına kavuştu.<br />
<img alt="" src="https://www.muhabirgazetesi.com/public/images/detay/AW499444_03.jpg" style="height:300px; width:450px" /><br />
<strong>"Bu hastalık yüz binde 5 insanda görülmekte"</strong><br />
Operasyonu gerçekleştiren hekimlerden Doç. Dr. Özhan Merzuk Uçkun, hastalık ve tedavisi hakkında açıklama yaptı. Doç. Dr. Uçkun, "Bu hastalık, beyincikte bulunan bir damarın yüze giden sinire baskı yapmasıyla ortaya çıkıyor. Biz ilk olarak kendisine ilaç tedavisi uyguladık. İlk gün 200 miligram ilaç verdiğimiz hastanın dozunu bin 200 miligrama kadar çıkarttık. Daha sonra da enjeksiyon tedavisi uygulayarak yüzü uyuşturuldu. Daha sonra da cerrahi operasyon uygulayıp sinir ile damar arasına operasyon gerçekleştirdik. Hastanın 2. gün ağrıları dinmeye başladı. Bu hastalık yüz binde 5 insanda görülmekte. Operasyon ile yüzde 95 oranında başarı şansı bulunmakta. Bu hastalığın tedavisinde ilaç tedavisi ve ardından cerrahi operasyon, altın standarttır. Beyinciğe ve beyin sapına zarar vermeden, temiz bir şekilde ve yeni yöntemlerle hastamızı tedavi ettik. Hastamızın yüzünün sağ tarafındaki sinir etkilendiği için; yemek yiyemiyor, diş fırçalayamıyor, yüzünü yıkayamıyor hatta cep telefonu ile bile konuşamıyor. Yüzünde korkunç ağrılarının bulunduğunu söylemişti. Bu yüzden de hastamızın yaşam konforu oldukça düşmüştü. Bu hastalık halk arasında 'delirten hastalık' olarak da biliniyor. 18 yıldır bu hastalığı çeken Mehmet bey, ilk etki gösteren dişlerinde bir rahatsızlık olduğunu düşünmüş. Bu yüzden de belli zamanlarda diş doktoruna giderek sağ üst taraftaki 6 dişini çektirmiş fakat şikayetleri geçmemiş" dedi.<br />
<br />
<strong>"6 tane sapasağlam dişimi, ağrılarım yüzünden çektirdim"</strong><br />
Ağrılarını diş ağrısı kaynaklı sanıp 6 sağlam dişini çektirdiğini söyleyen Hasta Mehmet Selim Koçak (65), "18 yıl önce ağrılarım yüzünden ilk doktora gittiğimde, dişlerimden dolayı ağrılarımın olduğunu söylediler. İlk olarak 2 dişimi çektirdim ve Erzurum'da başka bir doktora gittim. O da bana dişlerimden kaynaklı bir sorun olmadığını söyleyerek bir ilaç verdi ve o ilaç ağrılarımı dindirdi. Bir müddet sonra ağrılarım yeniden nüksetti. Sonra ilacın dozajını yükselttim; ama başka bir doktorun yine dişlerim kaynaklı bir sorun olduğunu söylemesi üzerine yine gittim dişlerimi çektirdim. Toplam 6 tane sapasağlam dişimi, ağrılarım yüzünden çektirdim" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"İlk iş olarak büryan yiyeceğim"</strong><br />
Ameliyattan sonra dünyaya yeniden gelmiş gibi hissettiğini söyleyen Koçak, çektirdiği dişlerini yeniden yaptırdıktan sonra ilk iş olarak memleketi Bitlis'te büryan yiyeceğini söyledi. Koçak, "Elimi yüzüme süremiyordum, tıraş olamıyordum, dişlerimi yıkayamıyordum, su bile içemiyordum. Her 3 dakikada bir ağrı nöbetlerim oluyordu. Ağrılarım yüzünden 6 gün ağzıma ne yiyecek ne de su koyamıyordum. Burada ameliyat olduktan sonra, 2 gündür tıraşımı da oldum, dişlerimi yıkadım. Bu ağrıları 18 yıldır çekiyordum; dünyaya yeniden gelmiş gibiyim. Sabah kahvaltımı yaptım, öğle yemeğimi de yiyeceğim. Türkiye'de gitmediğim hastane, şehir kalmadı. Ben neden bu kadar geç kalmışım diye kendime kızıyorum. Şimdi ne yemek varsa hepsini yiyeceğim. Çayı, ekmeği, bisküviyi. Hepsini yiyip içmeyi özledim. Şimdi taburcu olduktan sonra dişlerimi yeniden yaptırıp ilk iş olarak memleketim Bitlis'te Büryan yiyeceğim" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 25 Dec 2021 12:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2021/12/delirten-hastalik-sebebiyle-6-disini-cektirdi-1640426246.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&#039;Her yanım ağrıyor&#039;un sebebi bulundu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/her-yanim-agriyorun-sebebi-bulundu-11778</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/her-yanim-agriyorun-sebebi-bulundu-11778</guid>
                <description><![CDATA[Uzman Dr. Müge Yetener, pandeminin insanları hareketsiz bir yaşama ittiğini, bununda “ağrı” şikayetiyle doktora başvuruları artırdığını söyledi. Uzm. Dr. Yetener, “Her yanım ağrıyor’, ‘sabahları yorgun kalkıyorum’, ‘yürümek için enerjim yok’ yakınmaları bizi fibromiyalji tanısına götürüyor. Sevindirici olan şu ki fibromiyalji çözümsüz, hastalar çaresiz değil. Ağrılardan kurtulmak, yaşam kalitenizi arttırmak mümkün” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kent Alsancak Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı ve Fonksiyonel Tıp Uygulayıcısı Uzm. Dr. Müge Yetener fibromiyalji adı verilen yaygın ve en az üç aydan uzun devam eden kas iskelet ağrısının, birçok başka yakınma ile de birlikte olduğunu ifade etti.</p>

<p>Fibromiyaljinin son yıllara kadar bir çeşit ruhsal bozukluk gibi kabul edilip anti depresan ilaçlarla tedavi edilmeye çalışıldığını kaydeden Uzm. Dr. Yetener, “Son araştırmalar ve bulgular ışığında artık bu bakışın değiştiğini söylemek mümkün. Fibromiyaljide çoğu kez çocukluk travmalarının tetik çekici olduğu kabul edilse de son araştırmalar merkezi ve periferik sinir sisteminde ağrı algısının arttığını gösteriyor. Yine, önceden vücutta belirli sayıdaki hassas nokta varlığı bir tanı kriteri iken artık bunun her zaman olmayabileceği düşünülüyor. Tanıyı zorlaştıran belki de en önemli kriter laboratuvar tetkiklerinin tümüyle normal görünmesidir. Tanı uzun süreli ağrı ve eşlik eden bulgularla konur” diye konuştu.</p>

<p>Fibromiyaljide birbirinden bağımsız gibi görünen birçok belirtinin bir arada bulunduğunu belirten Uzm. Dr. Yetener, eşlik eden belirtileri; baş ağrısı, uyku bozuklukları, anksiyete, çeşitli vücut bölgelerinde uyuşma, karıncalanma, huzursuz bacak sendromu, idrarda yanma, irritabıl bağırsak sendromu, reflü, ağrılı adet, yorgunluk olarak sıraladı.</p>

<p>Araştırmaların bağırsak florasındaki bozuklukların da fibromiyalji ile bağlantılı olduğunu gösterdiğini kaydeden Uzm. Dr. Müge Yetener sözlerini şöyle sürdürdü:<br />
“Yine son yıllarda ince bağırsak aşırı bakteri üremesi olarak bilinen SİBO’nun kök neden olarak önemli olduğu ortaya çıktı. Fibromiyalji kronik enflamatuar (iltihap, yangı) bir hastalık olduğu için kök nedene yönelik çözümlere birkaç açıdan yaklaşmak gerekiyor. Hastalarımızın ilk etapta ağrısına yönelik olarak fizik tedavi, masaj, kuru iğne tedavisi yanında kısalmış, katılaşmış kasları germe egzersizleri ile açma, uzatmaya yönelik rehabilitasyon öneriyoruz. Kalıcı iyilik halinin devamı açısından ise; Uykuyu düzenlemek, stresi azaltmak ve ruhsal rahatlama açısından yoga, meditasyon önerilerimizden bazıları.”<br />
<br />
<strong>Ağrılardan kurtulabilirsiniz</strong><br />
Öte yandan Uzm. Dr. Yetener, tedavi önerilerinde beslenmenin de önemine dikkat çekti. Vücutta enflamasyonu arttıran unlu, şekerli, paketli gıdalardan, rafine yağ ve işlenmiş besinlerden uzak durulması gerektiğini kaydeden Yetener, varsa mikro besin, mineral eksikliklerinin de giderilmesinin önemli olduğunu söyledi.<br />
Özellikle magnezyum ve D vitamininin eksikliğinin ağrı algısını artırdığını belirten Yetener, “Son olarak eğer SİBO bulguları varsa, özenli bir bağırsak rehabilitasyonu da iyileşmeye giden önemli adımlardandır. Eskiden fibromiyalji ömür boyu birlikte yaşanacak bir sıkıntılar yumağı olarak değerlendiriliyordu. Sevindirici olan şu ki fibromiyalji çözümsüz, hastalar çaresiz değil. Ağrılardan kurtulmak, yaşam kalitenizi arttırmak mümkün” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Dec 2021 12:43:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2021/12/her-yanim-agriyorun-sebebi-bulundu-1640166271.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ADH&#039;de &#039;EPS/Ablasyon&#039; tedavisi uygulanmaya başlandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/adhde-epsablasyon-tedavisi-uygulanmaya-baslandi-11733</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/adhde-epsablasyon-tedavisi-uygulanmaya-baslandi-11733</guid>
                <description><![CDATA[Aydın Devlet Hastanesi'nde kalp ritim bozukluğu yaşayan 5 hastaya 'EPS/Ablasyon' uygulaması gerçekleştirilirken, tedavi Aydın'da da uygulanmaya başlandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın Devlet Hastanesi'nde kalp hastalıkları içinde sık görülen bir patolojik durum olan ritim bozukluğu rahatsızlığı bulunan 5 kişiye 'EPS/Ablasyon' uygulaması uygulandı. Bilinçleri açık ve konuşarak uygulanan tedavi sonrası hastalar kısa sürede normal hayatına geri döndü. Başarı ile uygulanan bu tedavi yöntemi ile şehir dışına çok fazla sevk verilen bir uygulama daha Aydın'da yapılabilir hale geldi.<br />
<img alt="" src="https://www.muhabirgazetesi.com/public/images/detay/AW494493_01.jpg" style="height:337px; width:450px" /><br />
Gerçekleştirilen uygulama hakkında bilgi veren Aydın Devlet Hastanesi Başhekimi Mustafa Onur Türkkan, "Bu hastalıkların tedavisinde çoğu zaman ilaç tedavisi verilse de, asıl tedavisi 'Elektrofizyolojik Çalışma' yani 'EPS işlemi' ve aynı seansta yapılan 'Ablasyon' tedavisidir. Türkiye’de sayılı merkezde yapılmakta olan EPS/Ablasyon uygulamasında; kasık bölgesinden giriş yapılarak kalbin içinde ritim bozukluğuna sebep olan bölgeye, radyofrekans verilerek sorun ortadan kaldırılmaktadır. Uygulama sırasında bilinci açık olan hasta ile konuşarak sohbet ortamında yaptığımız bu işlemden 2-3 saat sonra hasta ayağa kalkıp gündelik işlerini yapabilmekte ve kontrol amaçlı hastanede bir gece yatışı sonrası taburcu edilebilmektedir. İlimizde EPS/Ablasyon işlemi, Aydın Devlet Hastanemizde İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde görevli Doç. Dr. Emin Evren Özcan ve Aydın Atatürk Devlet Hastanesinde görevli Uzm. Dr. Ufuk Özgül tarafından yapılan beş başarılı işlem ile başlamış olup hastalarımız sağlıklarına kavuşmuşlardır" dedi.<br />
<br />
<strong>İl Sağlık Müdürü Açıkgöz tebrik etti</strong><br />
İl Sağlık Müdürü Dr. Osman Açıkgöz ise uygulamayı gerçekleştiren doktorlara teşekkür ederek, "Yakında açılacak olan şehir hastanemizde bu ve benzeri bir çok tedavi çeşitliliğinde ön hazırlığı ve eğitimleri kapsamında değerlendirdiğimiz EPS/Ablasyon uygulamasıyla kalp sağlığını korumak, kalp hastalıklarını teşhis ve tedavi etmek amacıyla dünya standartlarında donanım ve alt yapı ile titizlikle uygulanacaktır. İlimizin çok önemli bir ihtiyacı olan ve il dışına çok fazla sayıda hasta sevk yaptığımız bu tedavinin hastanemizde başlatılmış olmasından büyük bir memnuniyet ve gurur duyuyor emeği geçen hekimlerimiz ve sağlık profesyonellerini tebrik ediyorum" diye konuştu.<br />
(MU-Y)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Dec 2021 13:27:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2021/12/adhde-epsablasyon-tedavisi-uygulanmaya-baslandi-1639823349.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title> Aydın’da 104 kişi Turkovac yaptırdı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-104-kisi-turkovac-yaptirdi-11470</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-104-kisi-turkovac-yaptirdi-11470</guid>
                <description><![CDATA[Turkovac Faz-3 çalışmaları kapsamında pilot illerden olan Aydın’da, vatandaşların başvuruları her geçen gün artarken, şu ana kadar 104 vatandaş gönüllü olarak aşılarını yaptırdı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Erciyes Üniversitesi ve Sağlık Bakanlığı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) işbirliğiyle geliştirilen yerli Covid-19 aşısı Turkovac'ın Faz-3 çalışmaları için Aydın pilot iller arasında yer alırken Aydın Devlet Hastanesi'nde de çalışmalar aralıksız devam ediyor. Pandemi ile mücadelenin önemli silahlarından olan aşının il genelindeki oranları her geçen gün artarken, yerli aşının geliştirilmesi için Aydınlılar duyarlılık örneği sergiliyor. Faz-3 çalışmaları kapsamında üçüncü doz aşılarını Turkovac yaptırılması çağrıları yapılırken, Aydın’da şu ana kadar 104 vatandaş gönüllü olarak yerli aşısını yaptırdı.<br />
<br />
Aydın’da Turkovac çalışmalarına talebin her geçen gün arttığını ifade eden Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Osman Açıkgöz; “Çalışmalarımız tüm hızıyla devam etmektedir. Turkovac aşısı için talepler de her geçen gün artıyor. Gelen gönüllülerimize detaylı açıklamalar sonrası aşı uygulamasını yapıyoruz ve aşı sonrasında da iletişim halindeyiz. Aydın Devlet Hastanemiz, Bakanlığımız tarafından bu çalışmaya dahil edilen hastanelerimizden biri. Halkımız, Turkovac çalışması için gayet duyarlı ve istekli. Her geçen gün talep artıyor. Çalışmamız dahilinde uygun olan gönüllülerimizi bekletmeden aşılıyoruz. Bu kapsamda aşılama konusunda da gayet iyi gidiyoruz. Şimdiye kadar 104 gönüllümüz aşılandı” dedi.<br />
<img alt="" src="https://www.muhabirgazetesi.com/public/images/detay/AW477953_02.jpg" style="height:293px; width:440px" /><br />
<strong>“Hiç bir olumsuz dönüş almadık”</strong><br />
Yerli aşıya gönüllü olan herkesi sürekli takip ettiklerini ve şu ana kadar olumsuz bir yan etki yaşamadıklarını ifade eden Müdür Açıkgöz, “Turkovac için gerekli kriterleri taşıyan vatandaşlarımız Aydın Devlet Hastanemize gelerek aşılarını yaptırabilirler. Gönüllü olarak Turkovac aşısı yaptıranları, günlük olarak gerekli takiplerini yaparak, yan etki görülüp görülmediği konusunda sürekli iletişim halindeyiz. Turkovac aşısı olan vatandaşlarımızdan şu ana kadar hiçbir olumsuz geri dönüş almadık. Aydın halkına, şimdiye kadar göstermiş olduğu duyarlılık ve ilgiden dolayı teşekkür ederim” diyerek kriterleri sağlayan bütün vatandaşları Turkovac aşısı olmaya davet etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Nov 2021 10:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2021/11/aydinda-104-kisi-turkovac-yaptirdi-1638171836.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya Devi Uğur&#039;dan Sağlık sektörüne inanılmaz destek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/dunya-devi-ugurdan-saglik-sektorune-inanilmaz-destek-11348</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/dunya-devi-ugurdan-saglik-sektorune-inanilmaz-destek-11348</guid>
                <description><![CDATA[146 ülkeye ihracat yaparak ülke ekonomisine ve Nazilli’ye büyük istihdam sağlayan Uğur Grubu, pandemi döneminde sağlık sektörüne yönelik yaptığı bağış ve yardımla takdir topladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başlattığı “Biz Bize Yeteriz Türkiye’m” kampanyası kapsamında sağlık sektörüne desteğini sürdüren Uğur Grubu, pandemi döneminden bu yana Nazilli Devlet Hastanesi'ne 13 Milyon TL'den fazla bağış ve destek sağladı.</p>

<p><img alt="" src="https://www.muhabirgazetesi.com/public/images/detay/a60a6dd9-4c40-47be-b701-fd39458785c5.jpg" style="height:253px; width:450px" /></p>

<p>Yapılan destek ve bağışlarla ilgili olarak sosyal sorumluluk bilincini öne çıkaran ve açıklama yayınlayan Uğur Soğutma AŞ Direktörü Erdoğan Ulaş, "İçinde bulunduğumuz; Dünyayı ve ülkemizi derinden etkileyen, ülke ekonomilerini alt üst eden, ülke sınırlarının kapatılmasına neden olan Pandemi boyutundaki Salgın Hastalık nedeniyle, oldukça ağır koşulların uzun sürmemesi en büyük dileğimizdir.&nbsp;<br />
En zor şartlarda tüm halkımızın bu salgınla mücadelede bizimle birlikte emek ve çaba içinde olması, öncelikle çalışanlarımızla birlikte tüm halkımızın sağlığının ve işlerinin korunması, şartların düzelerek normal yaşama dönülmesi, gelecek dönem için en büyük umudumuzdur.&nbsp;<br />
Hep birlikte bu zorlukların üstesinden gelebilmek başarımızın teminatı olacaktır. Bunun bilincinde olduğumuzu ifade etmek isteriz.<br />
Bu kapsamda bizlere fedakarca çalışmaları ile destek ve güç veren sağlık kurumlarına ve sağlık emekçilerine &nbsp;minnettarız.<br />
Bizlerde Uğur Grubu olarak, Sayın Cumhurbaşkanı’ mızın başlattığı “Biz Bize Yeteriz Türkiye’m” kampanyası kapsamında, 146 ülkeye ihracatımız ile ülkemiz ekonomisine, ilimizin ve &nbsp;ilçemizin &nbsp;istihdamına &nbsp;katkı sağlayan çalışmalarımıza devam ederken, Nazilli Devlet Hastanemizin sağlık hizmetlerine de &nbsp;destek &nbsp;vererek devletimize ve halkımıza &nbsp;karşı &nbsp;sosyal &nbsp;sorumluluğumuzu yerine getirmeyi görev sayıyoruz. &nbsp;<br />
Uğur Grubu bu çerçevede sağlık hizmetlerimize, Mart ayından bu güne, 13.800.00,00 TL &nbsp;değerinde bağış ve &nbsp;yardım desteği vererek, aşağıdaki katkıları &nbsp;sağlık sistemimize sağlamıştır. Bu çalışmalarımızda bize onay ve moral veren başta Sağlık Bakanlığımız olmak üzere samimi işbirliği içinde destek veren Nazilli Devlet Hastanesi Baş Hekimi &nbsp;Sayın Uzman Dr. Engin Tetik Bey ve hastanemizin teknik ekibine ve doktorlarına, tüm görevli sağlık personeline teşekkür ederiz" şeklinde konuştu.&nbsp;</p>

<p><img alt="" src="https://www.muhabirgazetesi.com/public/images/detay/eb01de19-bbc3-40c1-a179-befa1813e7af.jpg" style="height:253px; width:450px" /></p>

<p><strong>İŞTE UĞUR GRUBU'NUN PANDEMİ DÖNEMİNDE İTİBAREN YAPTIĞI DESTEKLER</strong><br />
1-Nazilli Devlet Hastanesi'ne Covid 19 Desteği &nbsp; &nbsp;Adına Ventilatör Cihazı -Komple&nbsp;</p>

<p>2-Nazilli Devlet Hastanesi'ne Covid 19 Desteği &nbsp; Adına Yoğun Bakım 2 adet Ventilatör Cihazı&nbsp;</p>

<p>3-Nazilli Devlet Hastanesi'ne Covid 19 Desteği &nbsp; Adına Yoğun Bakım Konteyner ve Mobilya&nbsp;</p>

<p>4-Nazilli Devlet Hastanesi'ne 20 yataklı yoğun bakım havalandırma sistemi</p>

<p>5-Nazilli Devlet Hastanesi ile 2022 yılında yapılması planlanan, 4 ana bölümden oluşan anjiyo merkezi için bağış protokolü imzalandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Nov 2021 13:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2021/11/dunya-devi-ugurdan-saglik-sektorunune-inanilmaz-destek-1637317584.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın’da 114 hasta organ nakli bekliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-114-hasta-organ-nakli-bekliyor-11187</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-114-hasta-organ-nakli-bekliyor-11187</guid>
                <description><![CDATA[Organ bağışının önemi her geçen gün artarken, Aydın genelinde 114 hasta nakil bekliyor. İl genelinde son 8 yılda 21 bin 109 kişi organ bağışında bulunurken, Aydın en fazla bağış yapılan 7'inci il oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl, tedavisi yalnızca organ bağışı ile mümkün olan binlerce kişi nakil beklerken, hayatını kaybetmekte veya cihazlara bağlı halde hayata tutunmaya çalışıyor. Gün geçtikçe önemini bir kez daha ortaya koyan organ bağışına dikkat çekmek amacıyla Aydın genelinde de farkındalık etkinlikleri gerçekleştiriliyor. Vatandaşlarda organ bağışı bilincinin oluşturulması amacıyla çalışmalar yapılırken, Aydın İl Sağlık Müdürlüğü verilerine göre Aydın’da 99 böbrek nakli,15 karaciğer nakli olmak üzere toplam 114 hasta organ nakli bekliyor.<br />
<br />
Aydın genelinde organ bağışları yapılsa da yeterli olmadığına dikkat çekilirken, konu ile ilgili Aydın İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada “Unutmamak gerekir ki biz veya bir yakınımız da aynı durumda olabiliriz. Bugün itibariyle ilimizde 99 böbrek nakli bekleyen hasta varken, 37 hastaya nakil yapıldığı, 15 karaciğer nakli bekleyen hasta varken, 23 nakil yapıldığı görülmektedir. Bu durum organ bağışı konusunda toplum farkındalığının ve duyarlılığın çok düşük olduğunu göstermektedir” ifadeleri yer aldı.<br />
<br />
Aydın’da 2013 yılından bugüne kadar toplamda 21 bin 109 kişi organ bağışında bulunurken, Aydın bu rakamlarla ülke genelinde en çok bağış yapılan 7. il oldu.<br />
<br />
Organ bağışlarında aile iznin önemine dikkat çekilen açıklamanın devamında “2010 yılından bugüne kadar Türkiye geneli gerçekleşen beyin ölümü sayısı 19 bin 641 iken aile izni sayısı 5 bin 310’dur. Yine 2010 yılından bugüne kadar ilimizde gerçekleşen beyin ölümü sayısı 318 iken aile izni sayısı 108’dir. Bu rakamlar bize beyin ölümü sayıları ile aile izni arasındaki farkın büyüklüğünü, yani aile izninin önemini göstermektedir. Diğer bir anlatımla, bir tarafta sağlam organların toprak olduğunu, bir tarafta ise nakil bekleyen hastaların nakil beklerken hayatlarını kaybettiğini ya da cihazlara bağlı halde hayata tutunmaya çalıştıklarını göstermektedir” ifadeleri yer aldı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Nov 2021 10:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2021/11/aydinda-114-hasta-organ-nakli-bekliyor-1636355816.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hava kirliliği onu da etkiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/hava-kirliligi-onu-da-etkiliyor-11171</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/hava-kirliligi-onu-da-etkiliyor-11171</guid>
                <description><![CDATA[Dünyada ve ülkemizde her geçen gün artarak devam eden hava kirliliğinin hayatın her alanını olumsuz etkilediği belirtildi. ABD’de kobay fareler üzerinde yapılan bir araştırmada hava kirliliğinin erkek farelerin sperm sayılarında dişi farelerin ise yumurta rezervlerinde düşüşe neden olduğu ortaya çıkan durumun insanlar için de geçerli olduğu belirtildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Embriyolar üzerindeki çalışmaları ve bu alanda dünya genelinde yapılan ilginç çalışmalar üzerinde yaptığı araştırmalarla da tanınan Embriyolog Turgay Barut, hava kirliliğinin üreme sağlığına ilişkin laboratuvar çalışmalarının Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde gerçekleştirildiğini belirtti. Barut, “Yapılan çalışmanın sonuçlarına göre; yüksek düzeyde hava kirliliğine maruz kalan erkek farelerde sperm sayısının azalmasından beynin hipotalamus bölgesindeki belirli sinir hücrelerinin iltihaplanmasının sorumlu olduğunu göstermiştir” dedi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.muhabirgazetesi.com/public/images/detay/AW459698_03.jpg" style="height:337px; width:450px" /></p>

<p>Hava kirliliği ile doğurganlığın azalması arasındaki bağlantının aslında yeni belirlenmiş bir durum olmadığını kaydeden Embriypolog Turgay Barut, “İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalar, çapı 2,5 mikrometreden daha küçük olan havadaki partiküler madde parçacıklarına yüksek düzeyde maruziyeti, erkeklerde düşük sperm kalitesi ve kadınlarda yumurta rezervlerinin azalması ile ilişkilendirmiştir. Bununla birlikte, Maryland Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden bilim adamları tarafından Çevresel Sağlık Perspektifleri adlı dergide yeni yayınlanan ve deney fareleri üzerinde yapılan son çalışma hava kirliliği ile düşük sperm sayısı arasındaki bağlantıyı ve mekanizmasını açıklayan ilk çalışmalardan biridir ve ayrıca bu etkiyi azaltma amaçlı tedaviler için de bir potansiyel oluşturmaktadır” dedi.<br />
Embriyolog Turgay Barut açıklamasının devamında, “Çalışmanın yürütücüsü Dr. Zhekang Ying’in bulgularına göre; hava kirliliğinden kaynaklanan hasarın - en azından sperm sayısında - farelerin beyinlerindeki tek bir inflamasyon belirtecinin ortadan kaldırılarak giderilebileceğini gösterdiğini ve bu, zararlı etkileri önleyebilecek veya hava kirliliğinin doğurganlık üzerindeki etkisini tersine çevirebilecek tedaviler geliştirilebileceğini düşündürdüğünü açıklamıştır.</p>

<p>Önceki araştırmalar, yüksek seviyelerde partiküle maruz kalan farelerin düşük sperm sayılarına sahip olmasına rağmen, testislerinin iltihaplanma belirtileri göstermediğini ortaya koymuştu. Bu gözlem, bilim insanlarını bu fenomenin arkasında alternatif mekanizmalar aramaya sevk etti. Hava kirliliğinin neden olduğu beyin iltihabının, testis fonksiyonundaki değişikliklerden sorumlu olabileceğini öne sürdüler. Araştırmacılar, çalışmanın bir basamağında fareleri beyin hücrelerinde proinflamatuar enzim inhibitörü kappa B kinaz 2 (IKK2) belirtecinden yoksun olacak şekilde yetiştirdiler ve onları yüksek konsantrasyonlarda partiküllere maruz bıraktılar. Bu, sağlıklı farelerde sperm sayısını azalttı, ancak mutant olarak oluşturulan farelerde sperm sayısı normal kaldığı gözlendi.<br />
Dr. Ying ayrıca 'Geriye dönüp baktığımda, Hipotalamusun beyin ve üreme sistemi arasındaki ana yol bağlantısı olduğunu bildiğimiz için düşük sperm sayısıyla sonuçlanan bu inflamatuar yanıtın hipotalamustaki sinir hücreleri tarafından oluşturulmasının çok mantıklı geldiğini belirtti. Çalışmada kullanılan 2.5 mikrometrelik partikül konsantrasyonlarının çoğu insanın yaşadığı ortamlardan daha yüksek olduğu ve sperm sayısındaki azalma üzerindeki etkilerin nispeten düşük miktarda olduğunu belirtmek gerekir” ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 06 Nov 2021 13:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2021/11/hava-kirliligi-onu-da-etkiliyor-1636193681.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eşinin böbreği ile hayata tutundu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/esinin-bobregi-ile-hayata-tutundu-11116</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/esinin-bobregi-ile-hayata-tutundu-11116</guid>
                <description><![CDATA[Aydın'da yaşayan ve 2016 yılında geçirdiği operasyon ile bir böbreği alınan 39 yaşındaki 2 çocuk babası Ahmet Arslan, tekrar rahatsızlanınca 17 yıllık eşi Hatice Arslan sayesinde hayata tutundu. Kocasına böbreğini veren Arslan, "Canımı istesin canımı vereyim" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gerçekleştirdiği başarılı organ nakli operasyonları ile adından sıkça söz ettiren Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nde 37'inci böbrek nakli gerçekleştirildi. Böbrek taşına bağlı geçirdiği rahatsızlık nedeniyle 2016 yılında bir böbreği alınan 39 yaşındaki Ahmet Arslan, tek böbreği ile hayatını sürdürmeye başladı. Aradan geçen süre içinde tekrar hastalanan Arslan ADÜ Uygulama ve Araştırma Hastanesi'ne başvurdu. Burada yapılan tetkikler sonrasında böbrek yetmezliği neticesinde diyalize girmesi gerektiğini söylenen Arslan'ın imdadına eşi yetişti. Eşi Hatice Arslan'dan alınan böbrek ile hayata tutunan Ahmet Arslan, eşinin elini bir an olsun bırakmıyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.muhabirgazetesi.com/public/images/detay/AW456410_02.jpg" style="height:285px; width:440px" /><br />
<br />
<strong>"Bana yeni bir hayat bahşetti"</strong><br />
Böbreği iflas etmek üzereyken eşinin sayesinde yeniden doğmuş gibi olduğunu ifaden Ahmet Arslan, "12 yaşından beri böbrek hastalığım var. Biz de bu genetik bir hastalık. 2016 yılında geçirdiğim bir operasyon ile bir böbreğim alındı. O yıldan bu yana tek böbrek ile hayatımı devam ettiriyordum. Tekrar rahatsızlanınca hastaneye başvurduk. O böbrek de iflas etmek üzereydi. Eşim sağ olsun imdadıma yetişti. Bana bir hayat bahşetti bir can verdi. Allah ondan bin kere razı olsun. Ayrıca operasyonu gerçekleştiren doktorlarıma ve gösterdikleri ilgi için hastane personeline çok teşekkür ederim" dedi.<br />
<br />
<strong>"Onun için canımı bile veririm"</strong><br />
Eşinin sağlığına kavuştuğu için duyduğu memnuniyeti dile getiren Hatice Arslan, "Her gün 'Hastaneye gidelim, ben sana böbreğimi veririm. Kimseye muhtaç olmayalım' diyerek ona destek oluyordum. Sonunda dediğim oldu. Bir böbreğimi eşime verdi. Şimdi deseler ki 'diğer böbreğin de lazım' onun için onu da gözümü bile kırpmadan veririm. Onun için canımı bile veririm. 17 senedir onunla birlikte ben de bu acıyı çekiyorum. Artık dayanamadım" diye konuştu.<br />
<br />
<strong>"Türkiye'de 25 bin hasta böbrek nakli bekliyor"</strong><br />
ADÜ İç Hastalıkları Anabilim Dalı bünyesindeki Nefroloji Bilimdalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yavuz Yeniçeroğlu, Türkiye'de 25 bin hastanın böbrek nakli beklediğini ifade ederek, "Hastamızda böbrek taşlarına bağlı, son dönem böbrek yetmezliği vardı. Bu durumda karşımıza 3 seçenek çıkıyor. Bunlar hemodiyaliz, periton diyalizi ve böbrek nakli. Bu seçenekleri karşılaştırdığımızda yaşam süresi ve kalitesi ile yandaş hastalıkların gelişim sıklığı açısından en iyisinin börek nakli olduğunu söyleyebiliriz. Bu hastamıza da hiç diyaliz tedavileri başlamadan direk böbrek nakli operasyonu gerçekleştirildi. Türkiye'de yaklaşık 25 bin hasta böbrek nakli için beklemekte. Ancak her yıl sadece bu hastaların 4 bini kadar böbreğe ulaşma şansı bulunmaktadır. Ülkemizde böbrek nakli nakilleri daha çok canlı vericilerin bağışladığı böbreklerle gerçekleştirilirken, yurt dışında özellikle İspanya gibi ülkelerde bu rakamında yüzde 80 oranında beyin ölümü gerçekleşmiş bireylerden yani kadavradan yüzde 20 kadarının da canlı vericilerden kaynaklandığını görmekteyiz" ifadelerini kullandı.<br />
<br />
<strong>"Artık kana kana su içebilecek"</strong><br />
ADÜ Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nde 37'inci böbrek naklinin gerçekleştirildiğini ifade eden Genel Cerrahi Bölümü’nden Doç. Dr. Mahir Kırnap, "3-9 Kasım arası ülkemizde Organ Bağışı Haftası olarak kutlanmakta. Biz de merkezimizde 37'inci böbrek naklini yaptık. Özellikle vericimize çok teşekkür ediyoruz. Bir vatandaşımıza bundan sonra kana kana su içebilme şansı vermiş oldu. Hastane yönetimimize de her alanda olduğu gibi organ bağışı operasyonlarına da gösterdiği ilgileri için teşekkür ediyorum. Covid-19 salgını süresince hastamıza mikrop bulaştırmadan böbrek naklini yaparak taburcu etme fırsatını verdiler. Bu dönemde de operasyonlarımızı sürdürdük. Bu nakillerle hastalarımızı yeniden yaşama kazandırıyoruz. Ayrıca ölen vatandaşlarımız da organlarını bağışlayarak kendi yaşamlarını başka hastalara umut olarak devam ettiriyorlar" dedi.<br />
<br />
<strong>"Organ bağışı ile hastalar yeniden hayata tutunuyor"</strong><br />
Organ bağışının önemine dikkat çeken ve gerçekleştirilen bağışlar ile hastaların yeniden hayata tutunduklarını kaydeden ADÜ Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Gülnur Taşcı Bozbaş, "Arkadaşlarımız güzel bir böbrek nakli gerçekleştirdiler. Nakil yapılan tüm vakalarımız bizim için oldukça değerli. Çünkü hastanemiz bu anlamda oldukça iyi işlerin altına imza atıyor. Organ Nakli Haftası dolayısıyla gerek canlı donörlerden gerekse kadavralardan organ nakilleri yapılarak pek çok insana hayat umudu ortaya çıkmakta. Sağlıklı olan kişilere daha hayatlarındayken bunları anlatarak organ bağışı yapmaları yönünde teşvik etmek istiyoruz. Hastanemizde de bu anlamda bir komitemiz var. Bizim komitemize başvurmaları halinde organ bağışı konusunda arkadaşlarımız onlara yardımcı oluyorlar. Bugüne kadar Adnan Menderes Uygulama ve Araştırma Hastanemizde 37 tane böbrek nakli, 22 tane de karaciğer nakli gerçekleştirilmiş durumda. Son naklimiz de canlıdan yapılmış bir nakil. Nakil operasyonunu gerçekleştirilen ekibi başarılarından dolayı kutluyorum. Bundan sonra da gelecek olan bağışlar ile birlikte pek çok insanın hayatının da kurtulması açısından çok önemli işler yapacağımızı düşünüyorum" diye konuşarak tüm vatandaşları organ bağışına davet etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 02 Nov 2021 12:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2021/11/esinin-bobregi-ile-hayata-tutundu-1635844002.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Koronavirüs, nar ekşisinin kıymetini arttırdı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/koronavirus-nar-eksisinin-kiymetini-arttirdi-11101</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/koronavirus-nar-eksisinin-kiymetini-arttirdi-11101</guid>
                <description><![CDATA[Aydın’ın Köşk ilçesine bağlı Kırsal Başçayır Yaka Mahallesi’nde yaşayan Elkun Ailesi, ekşi narları adeta şifaya dönüştürüyor. Organik olarak yetiştirdikleri ekşi narların suyunu sıkarak nar ekşisi yapan aile, hem gelenekleri yaşatıyor hem de daha sağlıklı yaşamak isteyenlere önemli bir hizmet sunuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dedeleri tarafından dikilen ekşi narları organik olarak yetiştirip son baharda hasat ettikten sonra suyunu sıkıp kaynatarak nar ekşisi yaptıklarını belirten 74 yaşındaki Fikriye Elkun, korona virüs ile birlikte nar ekşisinin daha da kıymetlendiğini söyledi. Bu yaşına kadar soslu ekşi veya katkı maddeli gıda tüketmediğini ve ninelerinden gördüğü şekilde beslenmeye dikkat ettiğini belirten Fikriye Elkun, suyunu sıkıp kaynatarak yaptıkları nar ekşisini lezzet ve aromasının yanında pek çok kişinin şifa niyetine tükettiğini söyledi.</p>

<p><img alt="" src="https://www.muhabirgazetesi.com/public/images/detay/1(15).jpg" style="height:300px; width:450px" /><br />
Oldukça zor olmasına rağmen yıllardır nar ekşisi yaptığını belirten Elkun, bu yöntemi oğlu Harun ve gelini Yasemin Elkun’e de öğrettiğini söyledi. Sezon boyunca özenle yetiştirilen narlar, sonbahar mevsimi geldiğinde özenle toplanıp temizlendikten sonra yine tamamen doğal yöntemlerle kabuğundan ayıklanıyor. Daha sonra suyu sıkılan narlar odun ateşinde kalaylı kazanlarda yaklaşık 8 saat kaynatıldıktan sonra nar ekşisi oluyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.muhabirgazetesi.com/public/images/detay/AW455430_02.jpg" style="height:300px; width:450px" /><br />
<strong>Korona virüs kıymetini arttırdı</strong><br />
Korona virüs salgını ile birlikte doğal yaşam ve organik gıdaların öneminin bir kez daha ortaya çıktığını belirten evin gelini Yasemin Elkun,”Harun ile evlendikten sonra büyüklerimizden öğrendiğimiz yöntemle nar ekşisi yapımına biz devraldık. Eskiden ekşi narın kıymeti yoktu. Tüccarlar almadığı için pek çok kişi toplamazdı bile. Pandemi sürecine girildikten sonra pek çok kişi soslu ekşi yemeyi bırakıp doğal nar ekşisi tüketmeye başladı. Şu anda nar ekşisinin kilosu 50 TL’ye satılıyor. Pek çok kişi verdiği damak tadının yanı sıra şifa için tüketiyor. İhtiyacı olanlara bizler de doğal yöntemlerle ürettiğimiz nar ekşisinden veriyoruz” diye konuştu.<br />
(İK-Y)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Nov 2021 12:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2021/11/koronavirus-nar-eksisinin-kiymetini-arttirdi-1635758906.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık 5 dakikaya sığmaz</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/saglik-5-dakikaya-sigmaz-10956</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/saglik-5-dakikaya-sigmaz-10956</guid>
                <description><![CDATA[ Türkiye'deki hasta muayene sürelerinin 5 dakikaya düşürüldüğünü ve bu durumun hekimleri zor durumda bıraktığını ifade eden Aydın Tabip Odası Başklanı Dr. Adalet Çıbık, "5 dakikada hekimlik yapılmaz, sağlık 5 dakikaya sığmaz" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hekimlik yapabilmek için bir hastaya ayrılması gereken muayene süresi en az 20 dakika olması gerektiğini ifade eden Aydın Tabip Odası Başkanı Dr. Adalet Çıbık, Sağlık Bakanlığı'nın sağlık hizmetlerinde bu süreyi de dikkate almasını istedi. Hekimlik yapabilmek için bir hastaya ayrılması gereken muayene süresi en az 20 dakika olarak kabul edilmesine rağmen ülkemizde birçok hastanede bu sürenin 5 dakikaya düşürülerek hekimlere günlük yaklaşık 100 hasta randevusu verildiğini ifade eden Aydın Tabip Odası başkanı Adalet Çıbık, "Bu randevular, hekimin isteği ve bilgisi dışında MHRS sistemi üzerinden açılmaktadır. Bu durum da hekimin hastasına yeterli zaman ayıramamasına neden olmaktadır" diye konuştu.<br />
Hastalıkların tanısını koyabilmek için ilk ve en önemli adının, ayrıntılı bir öykü almak olduğunu kaydeden Çıbık, "Bu 5 dakikalık sürede ne kişinin yakınmasını anlayabilmek, ne de yeterli muayenesini yapabilmek mümkün değildir. Tıbbi sekreter olmadan çalışmak zorunda olan hekimler tıbbi kayıtların tutulmasında zorluklar yaşayacak, sonraki süreçte yaşanacak en ufak olumsuz gelişmede hekimi zor duruma sokacaktır. Sağlık Bakanlığı ve hastane idarecileri unutmamalıdır ki malpraktis bireysel değil sistemsel bir sorundur" diyerek sağlıktaki bu uygulamayı sağlıksız bulduklarını kaydetti. Çıbık, daha sağlıklı bir toplum için yanlış buldukları bu sistemin bir an önce düzeltilmesini istedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 20 Oct 2021 13:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2021/10/saglik-5-dakikaya-sigmaz-1634726315.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vakalara daha hızlı ulaşılacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/vakalara-daha-hizli-ulasilacak-10868</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/vakalara-daha-hizli-ulasilacak-10868</guid>
                <description><![CDATA[Afetlerde ve acil durumlarda sağlık hizmetleri yönetmeliği kapsamında UMKE personellerinin görev aldığı, İl Ambulans Servisi Başhekimliği bünyesinde hizmet verecek olan Efeler 1 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu (ASHİ), konuşlandırıldığı Ilıcabaşı bölgesinde göreve başladı. Efeler merkezde ASHİ 9'a çıkarken, istasyon başı vaka ortalaması düşürülerek vakalara daha hızlı ulaşım sağlanması hedefleniyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yönetmelik gereği UMKE üyesi olan tabip, AABT ve ATT’lerin görev yaptığı istasyon, olağan zamanlarda acil sağlık hizmeti sunacak.</p>

<p>Konuyla ilgili Aydın İl Sağlık Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, "UMKE ve acil sağlık hizmetleri istasyonunun beraber olması sayesinde ülkemiz ya da şehrimizin herhangi bir yerinde UMKE arazi araçlarıyla olağan dışı durumlarda ya da afette UMKE timi olarak anında reaksiyon verebilecek donanıma sahip durumdadır. İlk etapta görevlendirilen personelin tamamı aktif acil sağlık hizmetleri istasyonunda görev yapan personelden oluşmaktadır. Yeni açılan istasyonumuzla birlikte son 2 yılda acil sağlık istasyon sayısı 38’den 47’ye, personel sayısı 496’dan 595’e çıkarılmış ve ambulans yaş ortalaması ise 5.3’den 4.6’ya düşürülerek ambulans filomuz gençleştirilmiştir. Yapılan yatırımlar ve uygulamalar halkımızın acil sağlık hizmetlerine ulaşmasını kolaylaştırmış ve hizmet kalitesini arttırmıştır. İlimize hayırlı olmasını dileriz" ifadeleri yer aldı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 Oct 2021 16:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2021/10/vakalara-daha-hizli-ulasilacak-1634130839.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın pilot il olacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydin-pilot-il-olacak-10866</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydin-pilot-il-olacak-10866</guid>
                <description><![CDATA[Ülke genelinde koronavirüs ve aşı oranlarında en iyi illerden olan Aydın’ın, Turkovac çalışmalarında pilot iller arasında yer alacağı öğrenildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Koronavirüs vakaları ve aşı oranları ile ülke genelinde en iyi iller arasında yer alan Aydın’da aşı çalışmaları hız kesmiyor. Pandemi ile mücadelenin önemli silahlarından olan aşının il genelindeki oranları da her geçen gün artarken, Aydın’ın yerli aşı Turkovac’ın klinik çalışmalarında pilot iller arasında yer alacağı öğrenildi. Edinilen bilgiye göre pilot iller arasında yer olacak Aydın’da, Turkovac’ın faz-3 çalışmaları da Aydın Devlet Hastanesi’nde yürütülecek.</p>

<p><strong>Bakan Koca’dan çağrı</strong><br />
Turkovac’ın çalışmalarında sona gelinirken, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, vatandaşları klinik çalışmalarına destek olmaya davet etti. Vatandaşların 3. doz aşı tercihlerinin Turkovac olması için çağrıda bulunan Bakan Koca, paylaşımında “Turkovac’ı Türkiye’nin hizmetine sunmaya hazırlanıyoruz. Daha önce 2 doz aşı yaptırmış, Covid-19 geçirmemiş, 18-59 yaş arası sağlıklı herkes bize destek olabilir! 3. doz aşı tercihi serbest. Ama madem gönüller yerli aşı Turkovac’ta, en az 3.000’imiz Turkovac’ı tercih etmeli” ifadelerine yer verdi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 13 Oct 2021 15:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2021/10/aydin-pilot-il-olacak-1634128579.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aşı hizmeti Aydınlıların ayağına götürülüyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/asi-hizmeti-aydinlilarin-ayagina-goturuluyor-10837</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/asi-hizmeti-aydinlilarin-ayagina-goturuluyor-10837</guid>
                <description><![CDATA[Aydın'da, Korona virüs ile mücadele kapsamında aşı ikna ekipleri, çeşitli nedenlerle sırası gelmesine rağmen aşı olamayan vatandaşların yanlarına giderek aşılama çalışmalarını gerçekleştiriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyayı etkisi altına alan Korona virüs etkisini sürdürmeye devam ediyor. Türkiye genelinde 50 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Korona virüse karşı geliştirilen aşılama çalışmaları da aralıksız olarak gerçekleştiriliyor. Aydın İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Korona virüs ile mücadelede aşı çalışmalarının devam ettiği il genelinde oluşturulan gezici sağlık ekipleri, çeşitli mazeretleri nedeniyle sağlık kuruluşlarına başvuramayan, merkeze uzak bölgelerde yaşayan vatandaşlara aşılama hizmeti sunmak var gücüyle çalışıyor.</p>

<p><img alt="" src="https://www.muhabirgazetesi.com/public/images/detay/AW438590_01.jpg" style="height:450px; width:450px" /></p>

<p>Bu kapsamda Kuyucak ilçesinde Kuyucak Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Fatih Burak Alparslan ve mobil aşı ekibi kırsal Kayran, Ören, Belonova, Ovacık, Yukarıyakacık Mahallelerinde aşı uygulaması gerçekleştirdi. Aşı konusunda tereddüt eden vatandaşlara aşının önemini anlatan Başhekim Alparslan, vatandaşları aşıya ikna etti. Çeşitli mazeretlerden dolayı da aşı olamayan vatandaşlar evlerinde ziyaret edilerek aşılandı. Vatandaşlarla da sohbet edip Korona virüs hakkında bilgilendirmelerde bulunan ekip, belirlenen program kapsamında aşılama çalışmalarını sürdürecek.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 Oct 2021 11:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2021/10/asi-hizmeti-aydinlilarin-ayagina-goturuluyor-1633940738.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Artık haritada o oranlar paylaşılacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/artik-haritada-o-oranlar-paylasilacak-10597</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/artik-haritada-o-oranlar-paylasilacak-10597</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, 'Günlük Koronavirüs Tablosu'nu paylaştı. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>20 Eylül 2021 Pazartesi günü verilerine göre; Türkiye'de son 24 saatte 346 bin 435 yeni tip koronavirüs (Kovid-19) testi yapıldı, 27 bin 688 kişinin testi pozitif çıktı, 231 kişi hayatını kaybetti, iyileşen sayısı ise 27 bin 949 oldu.</p>

<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da sosyal medya hesabından günlük tabloyu paylaşarak, "Bugünden itibaren il bazında ilk doz yerine en az iki doz aşı olanların oranlarını paylaşacağız. Aşılarımızı yaptırarak vaka sayılarını düşürelim, can kayıplarımızı azaltalım. İlk doz aşıda önemli bir mesafe kaydettik" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Sep 2021 11:34:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/ec28b55c635cfa7e5fa23f34d4372354.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vaka sayılarında sıcak gelişme</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/vaka-sayilarinda-sicak-gelisme-10550</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/vaka-sayilarinda-sicak-gelisme-10550</guid>
                <description><![CDATA[Pandemide en güvenli kentlerden arasında yer alan Aydın’da bu hafta vaka sayılarında yüzde 2,5 oranında bir düşüş yaşanırken, illere göre haftalık vaka sayısı tablosunda ise bu hafta da en az artış yaşanan il oldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p> Normalleşme sürecinin ardından Aydın’da sıkı tedbirler alınmaya devam ederken, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıkladığı, illere göre haftalık koronavirüs vaka sayıları tablosunda il genelinde bu hafta düşüş yaşandı. Vaka sayısı en düşük iller arasında yer alan Aydın’da geçtiğimiz hafta yüzde 5 oranında artış göstererek yüz binde 39,59 olan vaka sayısı bu hafta yüzde 2,5 oranında düşüş yaşayarak yüz binde 38,60 olarak gerçekleşti. İllere göre haftalık vaka sayısı tablosuna bakıldığında ise Aydın, bu hafta da en az vaka görülen il olarak birinci sırada yer aldı.</p>

<p><strong>“Günlük vaka sayısı 61 oldu”</strong><br>
Aydın Valiliği ve Aydın İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde yapılan çalışmalar ve alınan tedbirlerin yanı sıra vatandaşların aşıya erişebilirliği konusunda da örnek çalışmalar yapılmaya devam ederken, Aydın hem pozitif vakalarda hem de aşılanma yüzdelerinde en iyi iller arasında yer almaya devam ediyor. Haftalık vaka sayılarının açıklanmaya başlandığı ilk günlerden bu yana il genelinde alınan tedbirler etkisini göstermiş, günlük vaka sayısı 10’a kadar düşmüştü fakat ülke genelindeki normalleşme sürecinin ardından yaşanan artışlar Aydın’ı da etkiledi. Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan tablo kapsamında yapılan hesaplamalara göre 4-10 Eylül tarihleri arasında Aydın'da günde ortalama 61 vaka görülürken, bu rakam bir haftada 431’e ulaştı. Geçtiğimiz hafta ortalama 63 olan günlük vaka sayısı ise bu hafta 61’e düştü.</p>

<p>Haftalık vakalar ile ilgili açıklama yapan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca; “4-10 Eylül arasında, 100.000 kişi içinde Bir Haftalık Toplam yeni Covid-19 vaka sayısı neydi? Yaşadığınız, gidip geldiğiniz ildeki durumu haftalık İnsidans haritamızdan öğrenebilirsiniz” dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Sep 2021 15:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/5905fbff79bd6a812f60c99718baa15c.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Koronavirüs belirtileri değişti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/koronavirus-belirtileri-degisti-10511</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/koronavirus-belirtileri-degisti-10511</guid>
                <description><![CDATA[Tüm dünyada etkisini sürdüren Kovid-19'da yeni gelişmeler yaşanıyor. Varyantlarla birlikte koronavirüs belirtilerinde de değişikler yaşandığı saptandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İngiliz bilim insanları, Covid-19 aşısı olanları uyarırken hastalıkta en yaygın görülen semptomların değiştiğini açıkladı. İşte Covid-19'a yakalananların yaşadığı en yaygın 5 semptom.</p>

<p>İngiliz Mirror gazetesinde yer alan habere göre, burun akıntısı , baş ağrısı , hapşırma , boğaz ağrısı ve koku kaybı son dönemin en yaygın 5 semptomu arasında gösteriliyor ve uzmanlar bu belirtilere sahip olan kişilerin aşılı olsun ya da olmasın mutlaka test yaptırmaları gerektiğini vurguladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Sep 2021 11:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/cac11bb47b96112be2b99fb364021869.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kovid-19 aşısı kısırlık yapıyor mu?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/kovid-19-asisi-kisirlik-yapiyor-mu-10470</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/kovid-19-asisi-kisirlik-yapiyor-mu-10470</guid>
                <description><![CDATA[Halk arasında Kovid-19 aşılarının kısırlığa neden olduğu yönündeki söylentilerin, laboratuvar ortamında yapılan testler sonucu tamamen asılsız çıktığı aksine erkeklerde sperm sayısını arttırdığı belirtildi. Konuyla ilgili açıklama yapan Embriyolog Turgay Barut, Miami Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalında yapılan çalışmanın sonuçlarına göre aşı yaptıran canlı sperm sayısında ciddi oranda artış olduğunu belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Temmuz 2021’de Jama Network Open’da yayınlanan ve Miami Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalında yapılan çalışmanın sonuçları hakkında bilgi veren Embriyolog Turgay Barut, “Bu çalışmaya göre, Amerikan Gıda ve İlaç Enstitüsü tarafından kullanımı onaylanan ve Türkiye’de de uygulanan mRNA aşılarından Pfizer-BioNTech ve çeşitli Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da uygulanan Moderna aşılarının yapılmadan önce ve sonra gönüllülerin sperm analizleri yapılmış ve aşı sonrası her iki aşı grubunda da gönüllülere ait sperm sayılarında, miktar ve hareketlerinde artış gözlenmiştir. Klinik çalışmalarda yüksek etkinliği ve az miktarda yan etkisi görülen aşı yaptırma konusundaki çekincelerden biri de doğurganlık üzerine olası olumsuz etki gösterebileceği düşüncesiydi. Bunun nedeni de doğurganlık üzerine toksik etkilerinin değerlendirilmemiş olmasıydı ve Covid-19 virüsünün sperm değerlerini azalttığıyla ilişkilendirilmesiydi. Yapılan bu çalışmanın sonuçları halk arasında ‘kısırlık yapıyor’ söylenti ve endişelerinin yersiz olduğunu gösterdi” dedi.<br>
<br>
<strong>“Deneyler 18-50 yaş arası sağlıklı 45 gönüllü erkek üzerinde yapıldı”</strong><br>
Özellikle Türkiye’de söylentilerin erkekleri daha çok etkilediği için laboratuvar çalışması sonuçlarının ülkemizde daha da önem kazandığını kaydeden Embiriyolog Barut, “Yapılan çalışmada 18 ve 50 yaşları arasındaki sağlıklı, her hangi bir kısırlık durumu söz konusu olmayan Covid-19 şüphesi göstermeyen ya da 90 gün içerisinde Covid pozitif olmayan gönüllülerde m-RNA aşıları öncesi ve sonrası sperm değerleri incelenmiştir.<br>
Katılımcılar ilk aşı dozu öncesi 2 ile 7 gün arası cinsel perhiz ve ikinci doz sonrası yaklaşık 70 gün sonra ikinci semen analizleri yapılmıştır. Analizler semen miktarı, sayısı, hareketi ve semendeki toplam hareketli sperm sayısını kapsayacak şekilde Dünya Sağlık Örgütü rehberine göre bir androloji laboratuvar çalışanı incelenmiş ve sonuçlar istatistik olarak değerlendirilmiştir.</p>

<p>Aralık 2020 ve Ocak 2021 tarihleri arasında yaş ortalaması 28 olan 45 gönüllü sağlıklı erkek ikinci semen örnekleri ortalama 75 gün sonra olacak şekilde çalışmaya dahil edilmiştir. Ortalama cinsel perhiz süreleri ilk doz öncesi 2,8 gün ve ikinci doz sonrası 3 gün olmakla birlikte 21 gönüllüye Pfizer-BioNtech 24 gönüllüye de Moderna aşısı uygulanmıştır. Bu gönüllülerdeki ortalama sperm konsantrasyonu sırasıyla 26 ve 36 milyon olarak bulunmuştur. İkinci doz sonrası Pfizer-BioNtech aşısı olan gönüllülerde 26 milyondan 30 milyona Moderna aşısı sonrası sperm sayısı ise 36 milyondan 44 milyona çıktığı gözlenmiştir. Ayrıca semen miktarı ve hareketliliği de belirgin bir şekilde artış göstermiştir.<br>
Gönüllülerden 8 kişinin ilk semen analizinde oligozoospermi adı verilen 15 milyonun altında bir sperm sayısı gözlenirken ikinci doz aşı sonrası bu sayının da 7 gönüllüde ortalama 22 milyona çıktığı 1 gönüllüye ait sperm sayısında ise bir değişiklik olmadığı bulunmuştur.<br>
Çalışma sonrası mRNA virüsünün canlı virüs olmadığı için 2 doz sonrası önemli bir düşüş gözlenmemiştir. Sonuçlardaki bu farklılığın ilk ve ikinci dozlardaki cinsel perhiz sürelerinin farklı olmasının da etkili olduğu düşünülmektedir” dedi.</p>

<p>Barut, sınırlı sayıda gönüllü ile yapılan bu çalışmanın daha güvenilir sonuçlar için daha fazla sayıda gönüllü üzerinde çalışma yapılmasına ihtiyaç olduğunu ancak çalışmaya göre aşı olma konusunda özellikle sperm değerleri bakımından karşılaştırılan bu m-RNA aşılarında olumsuz bir etki gözlenmediğini kaydetti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Sep 2021 11:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/38ef4789cad833581931ab65dd568127.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın  zirveye yaklaşıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydin--zirveye-yaklasiyor-9643</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydin--zirveye-yaklasiyor-9643</guid>
                <description><![CDATA[ Türkiye’de nüfus oranını yarısının aşılandığı iller arasında Aydın ikinci sırada yer aldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığının "covid19asi.saglik.gov.tr" adresinde yer alan anlık verilere göre, 28 Haziran saat 15.10 itibarıyla uygulanan birinci doz aşı sayısı 33 milyon 197 bin 343, ikinci doz aşı 14 milyon 937 bin 606 oldu.</p>

<p>Sağlık Bakanlığından elde edilen verilere göre nüfusunun yarısının aşılandığı iller arasında Aydın kıl payı ikinci sırada yer aldı. Biraz daha gaza basılırsa Aydın listede zirvede yer alabilir. 8 il ise nüfusunun yarısını aşıladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Jun 2021 16:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/37e9fa4e35363ff0915c236339db9ba3.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yarından itibaren açılıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/yarindan-itibaren-aciliyor-9586</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/yarindan-itibaren-aciliyor-9586</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı, Kovid-19'la mücadele kapsamında ülke genelinde uygulanan birinci ve ikinci doz aşı miktarı 45 milyon dozu aştığını belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p> Türkiye'de yarından itibaren 18 yaşından gün almış herkes için aşı randevusu açılacak.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı ayrıca 18 yaş altı kronik rahatsızlığı ve ek hastalığı olan çocuk ve gençleri de 1 hafta 10 gün içerisinde aşılamaya başlamayı planlıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Jun 2021 14:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/c380c5e16ca0b05c5cfe0877993d36b7.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlar Aydın&#039;da yaşayan vatandaşları uyardı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/uzmanlar-aydinda-yasayan-vatandaslari-uyardi-9580</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/uzmanlar-aydinda-yasayan-vatandaslari-uyardi-9580</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’nin en sıcak illeri arasında yer alan Aydın’da sağlıkçılar, vatandaşların aşırı sıcaklarda ishal ve gıda zehirlenmelerine karşı daha dikkatli olmalarını istedi. Özellikle içme suyu ve bozulmuş gıdaların metabolizma sistemini bozarak ishale neden olduğunu belirten Liva Hastanesi Başhekimi Dr. İbrahim Demir, özellikle yaşlı ve çocukların bu dönemde daha dikkatli olmasını tavsiye etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aşırı sıcaklarda gıdaların daha çabuk bozulduğunu ve yaz sezonu boyunca özellikle Aydın ve Ege’de yaşayanların daha duyarlı olmasını tavsiye eden Ege Liva Hastanesi Başhekimi Dr. İbrahim Demir, “Sindirdiğimiz yiyecek ve içeceklerin kalın bağırsaklarınızdan hızlı ve büyük miktarda çıkmasıyla oluşan durum ishal olarak tanımlanır. Vücudumuz normalde, sıvıyı emer ve yarı katı dışkıyı dışarı atar. Fakat kalın bağırsağımız besinlerdeki sıvıyı ememezse, sulu dışkı ortaya çıkar. Hastalık hasta birey ile temastan, ortak kullanılan eşyalardan, tuvaletten de bulaşabilir. Özellikle içinde bulunduğumuz bu günlerde ishal vakalarına karşı daha duyarlı olunmalıdır” dedi.</p>

<p>Yaz aylarında kol gezen bakterilerin en fazla gıdalar üzerinde yuvalandığını ifade eden Başhekim Demir, “Yaz döneminde ishal vakalarını çok görüyoruz. Bu yüzden özellikle ellerin iyice yıkanması, gıdaların yıkanıp tüketilmesi gibi basit hijyen kurallarına dikkat edilmesi önem arz ediyor. Bunun yanında yaz sezonu boyunca bol bol sıvı tüketilmesi de kişinin sağlığı için önemlidir. Özellikle çocukların dengeli beslenmesi ve fast food tarzı gıdalardan uzak durmasını sağlamalıyız. Bu dönemde hijyen sağlıklı ve doğal gıdaya çok önem verilmelidir” diyerek başta çocuklar olmak üzere yaz döneminde herkesin hijyen kurallarını azami ölçüde uyup doğal ve dengeli beslenmesini tavsiye etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Jun 2021 11:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2903a7df4ab0d71c7624536f650a0cbb.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın aşılamada iyi yolda</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydin-asilamada-iyi-yolda-9474</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydin-asilamada-iyi-yolda-9474</guid>
                <description><![CDATA[ Aydın'da Kovid-19  ile mücadele kapsamında aşılama rakamları 700 binin üzerine ulaştı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Salgınla mücadele kapsamında Aydın genelinde alınan tedbirler etkisini göstermeye devam ederken, aşılama çalışmaları da aralıksız devam ediyor. Pozitif vaka sayılarında ciddi düşüş yaşayan Aydın’da aşı rakamları da sevindirici düzeye ulaştı. 1 milyon 119 bin nüfusa sahip Aydın’da Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan anlık verilere göre birinci ve ikinci doz aşı rakamları ise 700 binin üzerine ulaştı.</p>

<p> Aydın’da 424 bin 877 kişiye birinci doz, 277 bin 44 kişiye de ikinci doz olmak üzere toplam 701 bin 921 aşı vuruldu.<br>
 İl genelindeki aşı rakamlarının 700 binin üzerine çıkması sonrasında sosyal medya hesabından paylaşım yapan Aydın İl Sağlık Müdürlüğü, hassasiyetleri için Aydınlılara teşekkür etti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Jun 2021 09:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/10e9cfee1d4ac1d46f93a1373c2d3c57.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title> Çocuklarda Rotavirüse dikkat  </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/cocuklarda-rotaviruse-dikkat--8613</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/cocuklarda-rotaviruse-dikkat--8613</guid>
                <description><![CDATA[Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Uygulama ve Araştırma Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Soner Sertan Kara, bağırsakları enfekte edip ishal ve kusmaya neden olan rotavirüse karşı ebeveynleri uyardı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>ADÜ Uygulama ve Araştırma Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Soner Sertan Kara, tüm dünyada ve özellikle küçük çocuklarda ishalin en sık ve en önemli nedenlerinden rotavirüs dolayısıyla özellikle iki yaş altındaki bebekler, bağışıklığı baskılanmış olan hastalar ve kreş-bakımevinde kalan çocuklar ağır enfeksiyon açısından risk altında olduğunu belirtti. Hastalığın serin aylarda, özellikle sonbahar ve kış mevsiminde görüldüğünü kaydeden Doç. Dr. Sertan Kara, “Çok az sayıda virüsün vücuda girmesi bile hastalık yapmak için yeterlidir ve hasta bireyler gaitalarıyla bol miktarda virüs atarlar. Rotavirüs oldukça güçlü bir mikroorganizmadır ve uygun dezenfeksiyon yapılmadığı takdirde çevre yüzeylerde haftalar, hatta aylarca yaşayabilmektedir. Hasta bir kişiye ya da virüsün bulunduğu yüzeye temas edip ellerin yıkanmadan ağza götürülmesi ve içinde virüs bulunan yiyecek ve içeceklerin tüketilmesi gibi yollarla virüs vücuda alınır” dedi.</span></p>

<p><span xss=removed>Hastalığın belirtileri ateş, kusma ve ishal</span></p>

<p><span xss=removed>Hastalığa ait semptomlar, virüs vücuda girdikten iki gün sonra ortaya çıkmaya başlağını belirten Kara, “Tipik yakınmalar kusma, sulu-kansız ishal ve ateştir. Kusma ve ishal 3-8 gün arası sürer. Bunlara ilaveten iştahsızlık ve sıvı kaybı bulguları gözlenebilir. Bazı hastaların solunum sistemi semptomları olabilirken, bazı çocuklarda havale de görülebilir. Erişkinlerde de rotavirüs enfeksiyonu gelişebilir. Evdeki pozitif bir çocuktan bulaşan enfeksiyon genellikle hafif seyirlidir” diye konuştu.</span></p>

<p><span xss=removed>“Rotavirüs enfeksiyonu vücudun aşırı su kaybetmesine neden olur"</span></p>

<p><span xss=removed>Doç. Dr. Kara, rotavirüsün bebeklerde ve küçük çocuklardaysa sıklıkla ciddi, sulu ishal ve kusmaya yol açmakta, çocuklar ağır sıvı kayıpları yaşamakta ve hastaneye yatırılma ihtiyacı doğduğunu ifade ederek, “Sıvı kaybı yerine konulmadığında hastalar kaybedilmektedir. Rotavirüsün bir antibiyotik tedavisi yoktur. Enfeksiyon geliştiğinde tedavi, kaybedilen sıvı ve minerallerin tekrar yerine konulmasıdır. Eğer çocuğunuz su içiyor ya da anne sütü, mama, ayran, elma suyu gibi ağızdan diğer sıvıları alabiliyorsa bunlara devam edilmesi gerekir. Çocuğun aldığı sıvının yeterli olduğu, idrarının açık renkli olmasından, bezini her zamanki sayıda ve ağırlıkta ıslatmasından, ağladığında gözyaşının olmasından, ağzı ve dudaklarının ıslak olmasından ve gözlerinin çökük olmamasından anlaşılabilir. Sıvı kaybı bulguları olan, birkaç saattir sıvı alamayan, birkaç günden beri ishali ve kusması devam eden, kanlı kusma ya da ishali olan, 6-8 saattir idrar yapmayan büyük çocuklar ya da 4-6 saattir bezi kuru olan çocuklar doktora getirilmelidir. Ağızdan sıvı alamayan çocukların sıvı tedavisi damar yolundan verilir. İshal sırasında ayrıca çinko ve probiyotikler, ateşi çıktığında ateş düşürücüler de verilebilir. Ancak bunların dışındaki diğer tüm ilaçlardan sakınılmalıdır” ifadelerini kullandı.</span></p>

<p><span xss=removed>En etkin korunma yolu aşı</span></p>

<p><span xss=removed>Rotavirüs enfeksiyonu aşıyla önlenebilir olduğunu belirten Kara, “Aşının olmadığı dönemde rotavirüs enfeksiyonları yılda yaklaşık 2 milyon civarı beş yaş altı çocuğun hastaneye yatmasına, 400,000’inin ölümüne neden olmuştur. Aşılar bu oranları azaltmıştır. Aşıların önemi her yeni salgınla birlikte daha iyi kavranmaktadır. Ülkemizde kullanımda olan, etkinliği benzer iki tip rotavirüs aşısı bulunmaktadır. Bu aşılar ağızdan uygulanan, oldukça etkin ve yan-etkisi oldukça az olan aşılardır.  Ancak rotavirüs aşıları sadece bebeklik döneminde yapılabilmektedir. İki ya da üç doz yapılan bu aşılara en erken bebek 1,5 aylık olduğunda başlanıp, tüm dozların bebek 8. ayına geldiğinde tamamlanmış olması gerekmektedir” dedi.</span></p>

<p><span xss=removed>Rotavirüsünden korunmak için dikkat edilmesi gerekenler</span></p>

<p><span xss=removed>“Aşılamanın yanı sıra ishalin önlenmesinde anne sütünün devam edilmesi oldukça önemlidir” diye konuşan Doç Dr. Kara rotavirüsünden korunmak için dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı; “Yüksek besin değerinin yanı sıra, içerdiği koruyucu hücre ve maddeler bebeğin rotavirüsten ve diğer nedenli ishallerden korunmasında oldukça önemlidir. Ayrıca el hijyenine dikkat edilmesi, kullanılan suyun temiz olması, çiğ tüketilen besinlerin iyi yıkanması ve diğer besinlerin uygun şekilde pişirilmesi de rotavirüs bulaşmasını engelleyecektir.”</span></p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Oct 2020 20:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/d044a3da3be37e5e5a009c9fda7f3700.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title> Kuruyemiş kalp krizini önlemeye yardımcı oluyor  </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/kuruyemis-kalp-krizini-onlemeye-yardimci-oluyor--8183</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/kuruyemis-kalp-krizini-onlemeye-yardimci-oluyor--8183</guid>
                <description><![CDATA[ Kuruyemişin uygun miktarda tüketildiğinde kalp ve damar sağlığına faydalı ve kalp krizinin önlemeye yardımcı olduğu belirtildi. Son yıllarda Kuruyemiş sektöründe de adını duyuran Ufresh Satış Müdürü Üsame Boz, uygun miktarda kuruyemiş tüketiminin sağlık için de önemli olduğunu kaydetti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Bu yıl kuruyemiş hasat sezonunun oldukça kaliteli ve iyi bir rekolte ile başladığını belirten Ufresh Satış Müdürü Üsame Boz,  kuruyemişlerin oldukça faydalı besinler içerdiğini ve yapılan akademik çalışmaların, belirli oranda kuruyemiş tüketmenin kalp, damar ve sinir sistemi üzerinde olumlu etkilerinin kanıtlandığını kaydederek, “Harvard Üniversitesi tarafından 32 yıl boyunca sürdürülen çalışmanın sonuçları açıklandı. Bu açıklamaya göre, kuruyemiş tüketimi kalp damar hastalıkları riskini yaklaşık yüzde 25 oranında azaltıyor. Uzmanlar kuruyemişteki yararlı yağlar kalp damar yollarını açtığı için haftada iki kere fındık, ceviz, badem, kaju, antepfıstığı ve yerfıstığı tüketilmesini öneriyor” dedi.<br>
“Omega deposu gibi”<br>
Kuruyemişin faydalarının saymakla bitmediğini ve sadece keyif ve ağız tadı için değil sağlık için de tüketilmesi gerektiğini belirten Ufresh Satış Müdürü Üsame Boz, “Sağlıkçılar, içerdiği Omega 3 nedeniyle kalp ve damar dostu bir besin olarak bilinen fındık ve badem, kan pıhtılaşmasını ve damar sertliğini önlerken tansiyonu düşürmeye yardımcı olduğunu, kalp hastalığı riskini azalttığını belirtiyor. Özellikle içinde bulunduğumuz bu pandemi sürecide, bağışıklık sisteminin güçlenmesinde ve damar sertliğini önlemede önemli bir görev üstlenen kuruyemişlerin düzenli tüketilmesi gerektiği belirtiliyor" diyerek evde kalanlar için de Ufresh olarak adrese kadar kargo ile ürün teslimi yaptıklarını söyledi. </span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Aug 2020 13:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/007b7fb804ff97912ba107a780ef24d8.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title> Dijital cihazlar çocukların göz sağlığını olumsuz etkiliyor </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/dijital-cihazlar-cocuklarin-goz-sagligini-olumsuz-etkiliyor-8004</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/dijital-cihazlar-cocuklarin-goz-sagligini-olumsuz-etkiliyor-8004</guid>
                <description><![CDATA[Hayatın her alanında etkili olan ve birçok çocuğun bağımlısı haline geldiği dijital cihazların obezite ve çeşitli rahatsızlıklara yol açtığı gibi çocukların gözlerini de tehdit ettiği belirtildi. Aydın İl Sağlık Müdürlüğü uzmanları, çocukların ayrılmaz bir parçası haline gelen dijital cihazların önümüzdeki süreçte ciddi bir sağlık sorununa neden olabileceğini belirterek doğru kullanım ile çocukların gelişimine büyük katkılar sağlayan bu cihazların, aşırı kullanıldığında ise gözlerde ciddi sorunlara neden olabileceğini açıkladılar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Pandemi süreci ve ardından başlayan yaz tatili dolayısıyla okula gitmeyen çocukların zamanlarının önemli bir kısmını dijital cihazlar başında geçirdiğini belirten Aydın İl Sağlık Müdürlüğü görevlileri; Çocuklara geleneksel oyunların da oynatılmasını tavsiye ettiler. Aydın Atatürk Devlet Hastanesi göz hastalıkları birim sorumlusu Op. Dr. Hakan Şensöz “Yeni jenerasyon, doğdukları andan itibaren teknolojiyle ve dijital cihazlarla iç içe. 2000 ve sonrasında doğan kuşak, bütün yaşamları boyunca teknolojiyle ve dijital ekranlarla birlikte büyüdüler. İlerleyen yıllarda teknolojinin yaşamlarımızın daha da içine gireceğini düşünürsek, dijital teknolojilerin aşırı tüketiminin gözlerde oluşturabileceği etkileri göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Bu noktada ailelerin ve çocukların, aşırı ekrana bakma sebebiyle oluşabilecek problemler hakkında bilgilendirilmesi ve ailelerin çocuklarını yaz aylarında açık alanlarda zaman geçirmek için teşvik etmeleri çok büyük önem taşıyor. Dijital ekran karşısında aşırı zaman geçiren çocuklarda, miyopi, şaşılık ve göz kuruluğu gibi rahatsızlıkların oluşma ve artma riski çok daha yüksek. Bu nedenle çocukların dijital ekran karşısında çok fazla vakit geçirmesini önermiyoruz” dedi.</span></p>

<p><span xss=removed>“Geleneksel ve fiziksel oyunlar ihmal edilmemeli”</span></p>

<p><span xss=removed>Bugün pek çok çocuğun dijital dünyada yalnız başına ve hareketsiz olarak oynamaya başladığını bu durumun çocuk gelişimine de olumsuz etkileri olduğunu kaydeden Op. Dr. Hakan Şensöz  “Birçok anne, baba daha sessiz ve evin içinde olduğu için çocukların ekran başında oynamasına müsaade ediyor. Bu durum ileride çeşitli sağlık sıkıntılarına neden olabilir. Çocukların dışarıya çıkmaları fiziksel aktivitelerde bulunmaları ve gerçek hayattaki yani mahalledeki arkadaşları ile oynamaları sağlık için daha önemli. Bugün çocukların pek çoğunda sürekli dijital cihazlara bakmaktan kaynaklı rahatsızlıklar artmaya başladı. Anne-babalara tavsiyemiz çocuk ‘daha mutlu oluyor ya da görünüyor’ diye sabahtan akşama kadar bilgisayar ya da telefon başında oturtmayın” diye konuştu.</span></p>

<p> </p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Aug 2020 13:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/ae87ec1bdbb0eec1d7157a6b691a279d.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title> Sigara ve alkolden sonra en büyük sağlık sorunlarından başında obezite geliyor  </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/sigara-ve-alkolden-sonra-en-buyuk-saglik-sorunlarindan-basinda-obezite-geliyor--7773</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/sigara-ve-alkolden-sonra-en-buyuk-saglik-sorunlarindan-basinda-obezite-geliyor--7773</guid>
                <description><![CDATA[ Korona virüs nedeniyle evde kalınan sürede hareketsiz geçirilen vaktin pek çok kişide kilo artışına neden olduğunu belirten Diyetisyen Duygu Kütükçü,alkol ve sigaradan sonra en büyük sağlık sorunlarının başında gelen obeziteye karşı uyarılarda bulundu. Özellikla yaz aylarında serinlemek için bolca tüketilen asitli ve şekerli içeceklerin obeziteyi tetiklediğini belirten Kütükçü, “Asitli ve şekerli içecekler yerine doğal ve şekersiz içeceklerle serinleyin” tavsiyesinde bulundu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Obezitenin ciddi hastalıklara zemin hazırlayan önemli bir sağlık sorunu olduğunu söyleyen Diyetisyen Duygu Kütükçü, “Yapılan bir çalışmaya göre obezitenin sigaradan sonra önlenebilir ikinci ölüm sebebi olduğu ortaya çıkmıştır. Bunun yanı sıra, insan yaşam süresini ciddi derecede azalttığı gibi yaşam kalitesini de olumsuz etkilemektedir” diyerek herkesi kötü alışkanlıklardan uzak durmaya doğal ve sağlıklı beslenip hareket etmeye çağırdı.<br>
Obezitenin zemin hazırladığı hastalıkların en başında şeker hastalığı geldiğini kaydeden Kütükçü, “Dünya Sağlık Örgütü’nün yapmış olduğu çalışmada, fazla kilo sorunu ve obezitenin Avrupa'daki yetişkinlerde tip 2 diyabetin yüzde 85'inden, hipertansiyonun yüzde 80'inden, kalp hastalığının ise yüzde 35'inden sorumlu olduğunu belirtiliyor. Giderek bu durum ülkemizde de aynı rakamlara ulaşıyor. Özellikle yeni nesil gençler geleneksel beslenme alışkanlığını kaybedip dijital cihazlar başındaki hareketsiz yaşamı, fast food ve rafine gıda tüketimine olan ilgisi nedeniyle daha çok risk altında. Zaman çok geç olmadan beslenme alışkanlığımızı düzeltip sağlık için daha fazla hareket etmeliyiz” dedi.<br>
Özellikle sıcak yaz aylarının etkili olduğu bu mevsimde pek çok kişinin serinlemek için sağlığını riske attığını kaydeden Diyetisyen Duygu Kütükçü, “Pek çok kişi yazın serinlemek için asitli ve şekerli içeceklere yöneliyor. Bunun yerine bol bol su ve doğal ayran, goruk suyu veya herkesin kendi yöresinde yetişen meyvelerin doğal suyunu içmelerini tavsiye ediyoruz. Çokça tercih edilen gazlı içecekler, hazır meyve suları ve alkol, şeker içerikleri ve katkı oranlarının yüksek olması nedeniyle serinletmenin aksine vücutta bazı sağlık problemlerine yol açar" diyerek sağlık ve kilo sorunu olanların mutlaka uzman yardımı almasını tavsiye etti.</span><br>
<br>
 </p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Jul 2020 10:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/c98335b55ed07e4913aad5dc586622b0.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın&#039;da hastane değişse de tedavi devam edecek  </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-hastane-degisse-de-tedavi-devam-edecek--7671</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-hastane-degisse-de-tedavi-devam-edecek--7671</guid>
                <description><![CDATA[Aydın’da yaklaşık 11 ay önce göreve başlayan İl Sağlık Müdürü Osman Açıkgöz’ün çalışmaları sonucu il genelindeki tüm hastaneler ortak bir bilgi sistemine kavuştu. Yeni sistem ile artık hastalar her gittikleri hastanede yeniden film çektirip tahlil vermek zorunda kalmadan tedavileri kaldıkları yerden devam edecek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Her alanda olduğu gibi sağlık alanında da bilgiye hemen ulaşmanın hayati önem taşıdığını ve bu sistem ile vakit ve nakit kaybı olmadan hastaların tedavisine hengi hastanede olursa olsun kaldığı yerden devam edileceğini belirten Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Osman Açıkgöz, bu sistem ile devletin kasasında yaklaşık 36 ayda 1 milyon Türk Lirası maddi kazanım 5 milyon lira da tasarruf sağlanacağını belirtti.<br>
Göreve geldiği ilk günden bu yana il genelindeki tüm hastanelerde ciddi bir yatırım ve yeniliğe giden Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Osman Açıkgöz, en önemli çalışmalardan biri olan Sağlık Bilgi Yönetim Sistemlerini (SBYS) tek yazılım ile aynı veri tabanında birleştirip, tüm ili bir noktadan yönetmeye başladıklarını söyleyerek emeği geçen herkese teşekkür etti.<br>
Bu sistemin sadece ekonomik değil vakit açısından da çok ciddi kazanımlara sağladığını belirten İl Sağlık Müdürü Açıkgöz, “Bu sayede; Vatandaşlarımızın yapılan tedavi surecinde ilimizde hangi hastanemize giderse gitsin tedavisi kaldığı yerden devam edecektir.<br>
Hastalarımızın hastanede yapılan laboratuvar tetkik ve çekilen Röntgen, MR, Ultrason, Tomografi görüntülerinin bir başka hastanemizde tekrar çekilmesine gerek kalmadan görüntülenebilecektir.<br>
  Hastalarımız ilimizde hangi hastaneye giderse gitsin web sayfamızdan bütün ildeki sonuçlarını alabilecektir” dedi.<br>
  “Hem kolaylık, hem tasarruf hem de maddi kazanım sağlayacak”<br>
Günümüzde en kıymetli şeylerden birinin de bilgi olduğunu ve bilgiyi net ve kısa sürede ulamanın hayati önem taşıdığını belirten İl Sağlık Müdürü Osman Açıkgöz; “Daha önceden sağlık tesislerimizce ayrı ayrı tedarik edilen Bilgi Yönetim Sistemi, merkezi olacak şekilde yapılandırılması neticesinde tek bir birim fiyat oluşturularak 36 ay için 1 milyon TL maddi kazanım sağlanması öngörülmüştür. Sağlık tesislerimize başvuran vatandaşların her türlü sağlık verilerine hekimlerimizce ulaşılması daha kolay olacağından mükerrer olabilecek tetkik ve görüntüleme istemlerine yer verilmeyecek, dolayısıyla takriben 5 milyon TL civarında tasarruf edilmesi sağlanacaktır. Ayrıca hastaların MR ve BT görüntülemelerinde gereksiz yere radyasyon alması ve zaman kaybı yaşamadan tedavi sürecinin başlatılması imkanı sağlanacaktır.<br>
Başta mali yükümlülükler açısından önem arz eden her türlü kayıp kaçağın önlenmesi veya en aza indirilmesi sağlanabilecektir. Hizmete esas faturalandırma esasları, birim fiyat güncellemeleri gibi düzenlemeler merkezi olarak yapılabilecek böylece bir işlemin aynı anda birden çok merkezde eş zamanlı yapılarak farklı veya eksik uygulamaların da önüne geçilmiş olacaktır. Kurumsal düzeyde sunulan başta insan kaynaklarına yönelik hizmetler olmak üzere, birçok idari faaliyet ve hizmetlerin üretimi, kontrolü, sunumu ve gerektiği halde raporlanması süreci kurallar bütünü içerisinde sistematikleştirilerek farklı uygulamaların önüne geçilmiş olacaktır. Böylece kurumsallaşma düzeyinde artış sağlanacaktır” diye konuştu.<br>
Bu sistem ile tüm sağlık tesislerinde üretilen veri, bilgi ve istatiksel parametreler, oluşturulan bilgi ekranları üzerinden anlık olarak izlenebileceğini de kaydeden Sağlık Müdürü Açıkgöz, “Afetler, salgın hastalıklar gibi toplumsal olayların tek bir noktadan yönetilmesi, stok, satınalma, personel yönetim süreçleri gibi birçok sürecin dinamik bir şekilde tamamının izlenmesi ve yönetilmesini sağlayacaktır. Karar alma süreçlerinin önemli bir bileşeni olan sağlık istatistiğinin izlenmesi, toplanması, analiz edilerek yorumlanması daha hızlı ve etkin bir şekilde yapılabilecektir” diyerek hekim ve diğer sağlık çalışanlarının hastane dışından da sisteme güvenli bir şekilde erişim sağlayarak iş süreçlerine uzaktan da devam edebileceklerini kaydetti.</span><br>
 </p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2020 13:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/25979f136342df834fa15dd95f672969.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title> “İnsanlarda görülen hastalıkların yüzde 61’i hayvan kaynaklı”  </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/insanlarda-gorulen-hastaliklarin-yuzde-61i-hayvan-kaynakli--7631</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/insanlarda-gorulen-hastaliklarin-yuzde-61i-hayvan-kaynakli--7631</guid>
                <description><![CDATA[ Aydın veteriner Hekimler Odası Başkanı Cemil Şahin, 6 Temmuz Dünya Zoonoz Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, insanlarda görülen hastalıkların yüzde 61’inin hayvan kaynaklı olduğunu belirterek tıp alanında tek sağlık çatısı altında toplanılması gerektiğini söyledi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Pasteur tarafından kuduz aşısının başarıyla kullanılmaya başlandığı güne (6 Temmuz 1885) ithafen, hayvanlardan insanlara bulaşan (zoonoz) hastalıklara dikkat çekmek için bu günün Dünya Zoonoz Günü olarak kutlandığını belirten Aydın Veteriner Hekimler Odası Başkanı Cemil Şahin, bu günde çeşitli etkinliklerle farkındalık sağlanmaya çalışıldığını söyledi.<br>
Başkan Şahin açıklamasında “Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de etkisini hala sürdürmekte olan Covid-19 hastalığı da dahil olmak üzere, insanlarda görülen hastalıkların yüzde 61’i hayvan kaynaklıdır. Dünya genelinde, her yıl 3 milyona yakın insanın zoonoz hastalıklar nedeniyle yaşamını yitirdiği bildirilmektedir. Hayvanlardan insanlara bulaşan (zoonoz) hastalıklarla etkin mücadele ve bu hastalıklara karşı üst düzey korunma sağlayabilmek için tıp kavramını bölüp parçalamak yerine, tek sağlık çatısı altında birleştirmek gerekmektedir. Veteriner sağlık çalışanları ile beşeri sağlık çalışanlarının multidisipliner şekilde, bir arada, koordineli olarak çalışabileceği etkili kurumsal yapının bir an önce hayata geçirilip işlerlik kazandırılması kaçınılmaz hal almıştır. En kısa sürede gerekli çalışmaların yapılarak, tek sağlık kavramının soyut halden çıkarılıp, kurumsal bir yapıyla somutlaştırılmasını talep ediyoruz. Aksi halde, üzülerek belirtmeliyiz ki içerisinde bulunduğumuz bu pandemi maalesef son olmayacaktır” ifadelerini kullandı.</span><br>
 </p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2020 15:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/a537144557ca1a6645fcaa13936ade30.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>‘Endometriozis’ ten kurtulmak mümkün  </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/endometriozis-ten-kurtulmak-mumkun--7531</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/endometriozis-ten-kurtulmak-mumkun--7531</guid>
                <description><![CDATA[Üreme çağındaki kadınların büyük bir kısmının ortak sorunu olan ve tıp dilinde endometriozis, bilinen adıyla ise sancılı adetin çeşitli sebepleri olduğu gibi yapılan tedavi ile bu sıkıntıdan kısa sürede kurtulmanın da mümkün olduğu belirtildi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Ağrılı adet dönemi geçirmenin bir kader değil mutlaka önemsenerek tedavi edilmesi gereken bir durum olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Çiğdem Karas, “Üreme çağında olan kadınların hastalığı olarak kabul edilen endometriozis kadınların yaklaşık yüzde 5-10’nunu etkileyen ağrılı kronik bir hastalıktır. Kadınlarda rahim iç dokusu  (endometrıum ), adet döngüsü sırasında her ay kalınlaşıp olası  bir gebelik için hazırlık yapar, belirli bir süre sonra gebelik olmadığı anlaşıldığında  kanayarak vajina yolu ile dışarıya atılan hücrelerden oluşur. Bu hücreler vücutta sadece rahimde bulunmaktadır. Olağan dışı bir durumla, vücudun doğal dengesinin bozulmasıyla bu hücrelerin rahim dışında yer alması halinde endometriozis hastalığı meydana gelir. Endometrium dokusu ister rahim içinde isterse dışında olsun adet siklusu sırasındaki östrojen ve progesteron düzeylerindeki yükseliş ve düşüşlere duyarlıdır.  Rahimin içindeki endometrial dokunun aksine bu hatalı yerleşmiş dokudan köken alan kanın dışarıya akışı yoktur. Ortaya çıkan kan birikerek kistleşebilir ya da çevre dokulara yerleşebilir. Yumurtalılara yerleştiği zaman çikolata kisti adı verilen (endometrioma) kistleri oluşturur” dedi.<br>
“Hamile kalmakta zorlanan kadınlarda daha fazla görülüyor<br>
Endometriozis rahatsızlığının, belirti göstermeden bile her kadında gelişebilen bir durum olduğunu belirten Op. Dr. Çiğdem Karas, “Toplumdaki kadınların tümü değerlendirildiğinde yüzde 5-10 oranında etkili olan bu hastalık, çocuk sahibi olmakta zorlanan kadınlarda ise yüzde 40 oranında karşımıza çıkmaktadır. En sık yumurtalıklarda görülür. Olguların yüzde 75’inde lezyon yumurtalıklardadır, daha sonra sırası ile karın zarının rahmin arkasında kalan boşluğunda (douglas poşu), rahmi yerinde tutan bağlarda, tüplerde, barsaklarda, mesanede, rahim ağzı, vajina, dış cinsel organlarda, cerrahi yaralarda, dikişli doğum esnasında açılan kesilerde görülürler” diyerek endometriozis hastalarında en sık karşılaşılan şikayetin adetlerin çok ağrılı olması olduğunu kaydetti.<br>
Ağrının endometriozis bölgelerinden salgılanan prostoglandin adı verilen bazı özel maddelerin etkisiyle rahimde ortaya çıkan kasılmalardan kaynaklandığını kaydeden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Çiğdem Karas, “Ancak ağrının şiddeti ile hastalığın şiddeti arasında bir ilişki yoktur. Hafif derecede bir endometriozis şiddetli ağrılara neden olabileceği gibi ileri derecede bir endometriozis olgusunda çok hafif adet sancısı görülebilir hatta hiç ağrı olmayabilir. Ağrı tipik olarak adetten birkaç gün önce başlar ve adet kanaması ile birlikte en fazla olur ve kanama boyunca devam eder. Hatta bazen ağrılar ağrı kesici ilaçlara cevap vermeyebilir. Adet sancısı dışında endometriozisde kronik kasık ağrıları ve bel ağrıları da olabilir. Bu ağrılar bacaklara doğru da yayılım gösterebilir. Aynı zamanda ilişki sırasında da ağrı olabilir. Genellikle adet düzensziliği çok sık görülmez ancak endometrioziste en sık görülen tipik kanama düzensizliği adet öncesi gelen kahverengi akıntılardır. Hastalık nedeniyle oluşan yapışıklıklar, anatomik bozukluklar, kadının üreme sistemindeki normal işleyişi bozup fertilizasyon sorunlarının yaşanmasına neden olur. Dokularda yapışıklık olmasa da, kistler normal ovulasyonu bozduğundan kısırlık nedeni olurlar” dedi.<br>
Şiddetli endometriozis ve ağrı şikayeti olan kadınlarda en etkili olabilecek tedavinin cerrahi uygulamalar olduğunu belirten Op. Dr. Karas, “Uygulanan cerrahi girişimin laparoskopik (kapalı ameliyat) olarak yapılması, alınan sonuçlara ve hastaların konforu açısından, karın bölgesinin açılarak yapılan açık ameliyata göre daha avantajlı kabul edilmektedir. Günümüzde laparoskopi çikolata kisti tedavisinde altın standart olarak görülmektedir. Yapılan cerrahi girişimde çikolata kisti çıkarılmalı, meydana gelmiş olan yapışıklıklar açılmalı ve diğer endometriozis odaklarının yok edilmesi sağlanmalıdır. Genellikle bu şekilde tedavi edilen hastaların yüzde 50 kadarı 6 ay içinde doğal yollarla gebe kalabilir. Hem ağrının geçirilmesi, hem de kadının üreme potansiyelinin arttırılmasında etkili bir yöntemdir. Gebe kalamayan kadınlarda ise, yardımcı üreme yöntemleri uygulanabilir” dedi.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2020 11:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2188beb066cf20d8a60dfc4c854f6f2a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title> Aydın’da taramaların yüzde 25’i tamamlandı  </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-taramalarin-yuzde-25i-tamamlandi--7310</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-taramalarin-yuzde-25i-tamamlandi--7310</guid>
                <description><![CDATA[Aydın’da il düzeyinde hastalıkların görülme düzeyini saptamak için 4 bin 764 hanede yapılacak taramanın yüzde 25’i tamamlandı. Çalışmaların oldukça başarılı bir şekilde devam ettiğini belirten yetkililer şu an itibariyle yaklaşık 1300 hanede gerçekleştirilen taramalarda sadece 1 pozitif vaka ile karşılaşıldığını belirtti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Aydın İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, “ Ülkemizde ilk Kovid-19 vakası 11 Mart 2020’de saptanmıştır. Bakanlığımız, 11 Mart 2020 tarihinden beri ülkemizde görülmekte olan Yeni Korona virüs Hastalığına karşı çok sayıda önlem almış ve önemli düzeyde başarılar sağlamıştır. Bu başarıların sürmesi ve gelecek dönemdeki hazırlıkları planlamak amacıyla Türkiye çapında tüm illeri temsil eden bir çalışma başlatıldı. Aydın’da 12 Haziran 2020 tarihinde Efeler merkez ilçe başta olmak üzere tüm ilçelerde başlayan çalışmalar başarı ile devam ediyor. Çalışmalarımız bu ay içinde tamamlanacak. Sürüntü ve kan örneği alarak gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında şu an itibariyle yaklaşık 1300 hanede tamamlandı. İstanbul’dan sonra en fazla tarama yapılacak ilimiz Aydın. Şu ana kadar sadece 1 tane pozitif vaka belirlendi. Araştırma  Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından belirlenen hanelerde yapılıyor. Belirlenen haneler TÜİK tarafından rastgele seçilmiştir” denildi.</span><br>
<br>
 </p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Jun 2020 15:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/6fa1c770a8c3505abd8b3fe28a4cc81d.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ADÜ Uyku Tıbbı Merkeziyle uyku sorununuzu çözün  </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/adu-uyku-tibbi-merkeziyle-uyku-sorununuzu-cozun--7183</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/adu-uyku-tibbi-merkeziyle-uyku-sorununuzu-cozun--7183</guid>
                <description><![CDATA[Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Uygulama ve Araştırma Hastanesi bünyesindeki Uyku Tıbbı Merkezi, 10 yatak kapasitesi ile uykuyla ilgili her hastalığın tanısının konulduğu ve tedavisinin yapıldığı bir merkez olarak faaliyet gösteriyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Nöroloji Kliniğinde 2005 yılında kurulan ve 2011 yılında Türk Uyku Tıbbı Derneği tarafından akredite edilen Uyku Tıbbı Merkezi’nde şimdiye kadar yaklaşık 13 bin hasta tedavi edildi. Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Uyku Tıbbı Merkezi Yöneticisi Dr. Öğretim Üyesi Utku Oğan Akyıldız, "Aydın dışından da başvuru alan merkezimiz, özellikle tedavi edilmediğinde ölümcül olan başta uyku apnesi, epilepsi, narkolepsi, huzursuz bacaklar sendromu, REM uykusu davranış bozukluğu, uyurgezerlik, uykusuzluk (insomnia) gibi birçok uyku ve ilişkili hastalıkları tedavi ediyor. Uyku apnesine sahip olan kişiler uykularında ölmekte, uyanıkken de öldürmektedir. Uyku apnesi olan hastalar tedavi olmazlar ise sonuçta kalp krizi, felç ya da trafik kazası sonrası yaşamlarını yitirme riskleri vardır. Bu önemli hastalığı tanı ve tedavinin yolu da Uyku Tıbbı Merkezleridir. Cihazlarla uygulanan basınçlı hava sonucunda hasta apnelerinden kurtulur ve gayet iyi bir uyku geçirir” dedi.<br>
Akyıldız, uyku apnesi sendromunun toplumun yüzde 10’unda görülmesine rağmen bilinmeyen bir hastalık olduğunu belirterek, bu hastalığın tedavisinin Uyku Tıbbı Merkezi’nde CPAP veya BPAP cihazlarıyla yapıldığını sözlerine ekledi.</span><br>
<br>
 </p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 10 Jun 2020 10:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/f2dc8e800594058499ce1c3588d3eb6c.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın&#039;da yoğun bakımındaki yaşlı kadına plazma tedavisi uygulandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-yogun-bakimindaki-yasli-kadina-plazma-tedavisi-uygulandi-6518</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-yogun-bakimindaki-yasli-kadina-plazma-tedavisi-uygulandi-6518</guid>
                <description><![CDATA[Daha önce Kovid-19’u yenen hastalardan alınan immün plazma, Atatürk Devlet Hastanesi'nde Yoğun Bakım Ünitesinde tedavi görmekte olan durumu ağır 64 yaşındaki kadın hastaya ilk defa immun plazma tedavisi uygulandı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Aydın İl Sağlık Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, "19 Nisan tarihinde 64 yaşında kadın hastamız nefes darlığı, öksürük ve ateş şikâyetiyle hastanemize başvurmuş, yapılan tetkikler sonucunda akciğer tomografisi ve viral pnömoni ile uyumlu olması üzerine yatırılmıştır. Sağlık Bakanlığının Covid -19 rehberi doğrultusunda tedavi düzenlenmiş ancak, laboratuvar bulgularında ve akciğerinde düzelme olmaması üzerine hastanın takibinin 10. gününde Müdürlüğümüz ile iletişime geçilerek hastaya İmmün plazma tedavisi yapılması için başvurulmuştur. Yapılan başvuruda hastaya plazma uygulaması uygun görülmüş Müdürlüğümüz ve ADÜ işbirliği plazma hazırlatılmıştır.<br>
64 yaşındaki hastaya 29 Nisan tarihinde İmmun plazma tedavisi uygulanmıştır.  Hastamızın tedavisi yoğun bakım ünitesinde devam etmektedir. Takibi hekimlerimizce anbe an yapılmaktadır.<br>
Hastanelerimizde Covid-19 pozitif teşhisiyle tedaviye alınan ve ardından sağlığına kavuşarak taburcu edilen hastalarımızla iletişime geçerek, kendilerinden plazma tedavisinde kullanılmak üzere plazma bağışında bulunması konusunda yardımlarını talep ediyoruz" ifadelerine yer verildi.</span><br>
<br>
 </p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Apr 2020 19:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/17e3ca8d0f8d93ee9e7015fa2e33469f.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın&#039;da 123 kişi karantinaya alındı  </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-123-kisi-karantinaya-alindi--6445</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-123-kisi-karantinaya-alindi--6445</guid>
                <description><![CDATA[Koronavirüs salgını tedbirleri kapsamında Ramazan Bayramı’nı Türkiye’de geçirmeleri için Nijerya ve Gana’da getirilen 123 Türk vatandaşı, Aydın’daki öğrenci yurdunda karantinaya alındı. Afrika ülkelerinden tek tek toplanan vatandaşlar, “Türk olduğumuz için gurur duyuyoruz” diyerek teşekkür etti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay'ın koordinasyonu ve Dışişleri Bakanlığının çalışmasıyla 59 ülkeden yaklaşık 25 bin vatandaşın Ramazan ayını ve bayramını evlerinde geçirebilmesi amacıyla yurt dışında yaşayan Türklerin yurda getirilmesi için başlatılan çalışmalar devam ediyor.<br>
Çalışmalar kapsamında Batı Afrika ülkesi Nijerya’dan 78 ve Gana’dan ise 45 olmak üzere 123 Türk vatandaşı, gece saatlerinde uçakla İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na getirildi. Dezenfekte edilen 6 otobüse sosyal mesafe kuralları çerçevesinde bindirilen yolcular, 14 gün süreyle karantinada tutulacakları Aydın’ın Efeler ilçesindeki Adnan Menderes Öğrenci Yurdu’na ulaştırıldı. Aralarında çocuklu ailelerin de bulunduğu Türk vatandaşları, sağlık personeli tarafından taramadan geçirildikten sonra yurtta kendileri için özel olarak hazırlanan odalara yerleştirildi.</span></p>

<p><span xss=removed>“Türk olduğumuz için gururluyuz”<br>
Kendilerine sahip çıkıldığı için çok gururlu olduğunu ifade eden Yozgatlı işçisi Ferit Salman, “Böyle bir devletimiz, Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımız var. Çok gurur duyuyoruz. Bizi ta oralardan Nijerya’dan, Gana’dan, Afrika ülkelerinden tek tek toplayıp getirdikleri için gururluyuz. Bizi burada karşılayan idareciler ve yurt görevlilerimize ayrı ayrı teşekkür ediyoruz” dedi.</span></p>

<p><span xss=removed>Çok iyi bir yolculuk geçirdiklerini kaydeden Eskişehirli işçi Mahmut Albayrak ise, şöyle konuştu:<br>
“Gana’dan geliyorum. Başta Cumhurbaşkanımız, Sağlık Bakanlığımız ve sağlık camiasının her ferdi olmak üzere bizim buraya getirilmemize emeği geçen tüm yetkililere sonsuz teşekkür ediyoruz. Burada çalışan arkadaşlarımıza 14 gün zahmet vereceğiz. Haklarını bize helal etsinler. Devletimiz var olsun”<br>
Karantinaya alınan Türk vatandaşları arasında herhangi bir sağlık problemi olan vatandaşın bulunmadığı bildirildi. Yurtta 14 gün gözlem altında tutulacak vatandaşların ihtiyaçları Aydın Valiliği, İl Sağlık Müdürlüğü, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, AFAD ile Türk Kızılay tarafından karşılanacak.<br>
 <img alt="" src="/images/haberici/AW001437_03.jpg" xss=removed></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Apr 2020 15:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/ef8d203f4700ef81f9c2d889e5959f6f.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>18 günlük bebek korona virüsü yendi  </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/18-gunluk-bebek-korona-virusu-yendi--6398</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/18-gunluk-bebek-korona-virusu-yendi--6398</guid>
                <description><![CDATA[Bursa'da korona virüse yakalanan 18 günlük kız bebek, 8 gün mücadele ettiği hastalığı yendi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Bursa'da anne ve babanın korona virüse yakalanmasının ardından bebeklerinde de test sonucu pozitif çıktı. Bunun üzerine Bursa Şehir Hastanesi’nde tedavi altına alınan bebek, 8 gün verdiği mücadele sonunda iyileşerek, taburcu oldu.<br>
Henüz 18 günlük olan ve taburcu edilen bebek hakkında açıklama yapan Bursa Şehir Hastanesi’nde görevli Yenidoğan Uzmanı Uzmanı Dr. Bayram Ali Dorum, “Bebeğimiz bize 10 günlükken anne ve babasında Covid-19 enfeksiyonu pozitif olduğu için getirildi. Bebeğimizde de yapılan testler sonucu enfeksiyon saptadık. Yaklaşık 8 gün boyunca sadece destek tedavisi ve izlem gerçekleştirdik. Bu süre boyunca herhangi bir solunum sıkıntısı ya da solunum desteği ihtiyacı gelişmedi. 8 günden sonra yaptığımız testte hastalığı yendiğini testlerin sonucunun da negatif çıkmış olduğunu gördük ve bugün ailesine kavuşturuyoruz” dedi.</span><br>
 </p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Apr 2020 18:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/ac9018a34c9920b998419ca48000a4aa.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title> Korona günlerinde obeziteye dikkat  </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/korona-gunlerinde-obeziteye-dikkat--6148</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/korona-gunlerinde-obeziteye-dikkat--6148</guid>
                <description><![CDATA[Uzmanlar, Korona virüsü nedeniyle evde kaldığımız şu günlerde, hareket kısıtlılığının da dikkate alınarak, dengeli beslenmenin önemini ve obeziteye dikkat çektiler. Ege Liva Hastanesi Diyetisyeni Hande Nur Uzun, Korona günlerinde kişilerin doğru ve dengeli beslenmelerine daha çok dikkat etmesi gerektiğini söyledi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Halk arasında şişmanlık, diğer bir deyişle obezitenin tüm dünyanın ortak sağlık problerinin başında geldiğini belirten Diyetisyen hande Nur Uzun, “Dünyada obezite problemi gün geçtikçe hızlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Temeli fazla yeme ve hareketsizlikten kaynaklanan bu sağlık sorununa karşı evde kalmamız gereken bu günlerde daha dikkatli olmalıyız. Pek çok insanımız evde kaldığı için sıkılabilir. Boş vaktini değerlendirmek veya evde bir şeylerle uğraşmak adına çeşit çeşit yeme ve tatlıların yapıldığı bu günlerde beslenmemize daha çok dikkat etmemiz gerekiyor. Evde kaldığımız daha az hareket ettiğimizi de göz önünde bulundurursak ‘Evde kal’ günlerinde vücut direncini ve bağışıklık sistemini güçlü tutacak gıdalarla aşırıya kaçmadan beslenmeliyiz. İmkanlar ölçüsünde daha fazla hareket etmeliyiz” diyerek içinde bulunduğumuz bu dönemde obeziteye karşı daha dikkatli olunmasını istedi.<br>
“Sosyal yaşantınızı telefonla devam edebilirsiniz”<br>
Yalnızlık duygusu ve sosyal yaşantıdan uzak hayatın can sıkıntısı ve stresle birlikte aşırı yemeye ve dolayısıyla obeziteye neden olabildiğini belirten Ege Liva Hastanesi Diyetisyeni hande Nur Uzun, bu dönemde kişilerin sosyal hayatına telefonla sürdürmesini tavsiye etti.<br>
 </span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Apr 2020 17:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/9a77fe8d074dd45a74f213b5d4bfe6cc.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın Tabip Odası, koronavirüsten korunmak için alınabilecek önlemleri açıkladı  </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydin-tabip-odasi-koronavirusten-korunmak-icin-alinabilecek-onlemleri-acikladi--5905</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydin-tabip-odasi-koronavirusten-korunmak-icin-alinabilecek-onlemleri-acikladi--5905</guid>
                <description><![CDATA[Aydın Tabip Odası, Türkiye’de koronaviris görülmesi üzerine ülkenin en önemli gündem maddelerinin başında yer alan koronavirüse karşı alınabilecek önlemleri açıkladı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Hastalık ile ilgili en önemli risk grupları arasında yer alan sağlık çalışanları için koruyucu ekipmanlarının sağlanması konusunda herhangi bir aksaklık ve eksikliğin yaşanmamasını beklediklerini ifade eden Aydın Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Hakan Karagözlü, bu konuda üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını söyledi.<br>
“Panik yapmadan kişisel önlemlerinizi alın”<br>
Açıklamasında tüm vatandaşlara; “Panik yapmadan kişisel önlemlerinizi alın” diye seslenen Aydın Tabip Odası Başkanı Karagözlü, halkın doğrulanmamış haber kaynaklarını itibar etmemesini istedi. Başkan Karagözlü, “Hastalık, hasta kişilerin öksürmesi, aksırması ve hapşırması sonrası saçılan damlacıkların yoluyla sağlam kişilere bulaşmaktadır. Bu damlacıkların etrafa saçılması önlemeye çalışılmalıdır.  Genel bir önlem olarak kalabalık ortamlara girilmemeli, öksüren, aksıran ve hapşıran kişilerden en az 1 metre uzakta durulmalıdır.  Korunmada en etkin yöntem diğer birçok hastalıktan korunmada olduğu gibi el temizliğidir. Ellerin temiz olması, sadece koronovirüsten değil, diğer tüm solunum yolarında hastalık yapan virüslerden korunmayı sağlar. Bu amaçla el temizliğine dikkat edilmesi, temiz olmayan ellerin göz, ağız ve buruna götürülmemesi çok önemlidir.  El temizliğinin sağlanabilmesi için eller sık sık, parmak aralarını, el sırtını, tırnakları ve başparmağı da içerecek şekilde sabunlarak en az 20 saniye süreyle yıkanmalıdır.  Maske kullanımı genel olarak öksürüğü olan kişiler için önerilmektedir. Bu anlamda sağlam bireylerin maske takmasına gerek yoktur. Maske kullanımı el temizliği ile birlikte yapılmadığında koruma sağlamamaktadır. Sağlık çalışanları ve hasta kişilere bakan aile bireyleri ya da görevliler mutlaka maske kullanmalıdır” dedi.<br>
 </span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2020 11:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/9130b7ba01687e22f276166921b1df7d.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu hastalık, insanları 2 bin 431 yıldır perişan ediyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/bu-hastalik-insanlari-2-bin-431-yildir-perisan-ediyor-5285</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/bu-hastalik-insanlari-2-bin-431-yildir-perisan-ediyor-5285</guid>
                <description><![CDATA[Son günlerde önemli bir halk sağlığı sorunu haline gelen grip vak'alarının tam 2 bin 431 yıldır insan sağlığını tehdit ettiği bildirildi. Kulak Burun ve Boğaz Uzmanı Op. Dr. Cem Karas, son günlerde pek çok insanın grip nedeniyle yüksek ateş, halsizlik, boğaz ağrısı ve öksürük şikayetleri yaşadığını belirterek alınacak tedbirler hakkında bilgi verdi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Özellikle çocuklarda yatağa düşüren ve hastanede kalma nedenleri arasında ilk sıralara yükselen sağlık sorunun, influenza A adı verilen bir virüsten kaynaklandığını kaydeden Op. Dr. Cem Karas, “Kış aylarında salgınlara sebep olan influenza enfeksiyonu, genel olarak solunum yoluyla bulaşıyor. Özellikle de çocuklar için günlük hayatta temas edilen yüzeylerin ortak kullanımı risk nedenleri arasında. İnfluenza enfeksiyonu sağlıklı çocuklarda hafif şekilde atlatılabilirken nadiren de olsa ölümcül sonuçlara yol açabiliyor. Halk dilinde grip olarak bilinen bu virüs çok eski zamanlardan beri bilinen ve sık görülen bir hastalık. İlk kez MÖ 412'de Hipokrat tarafından tanımlanmış. İnfluenzaya benzer ilk pandemi ise 1580'de yaşanmıştır. O zamandan günümüze üç tanesi 20.yüzyılda gerçekleşmiş, 31 ayrı muhtemel influenza pandemisi bildirilmiştir. İnfluenza virüsünün A, B ve C olarak üç anatipi ve çok sayıda alt tipi vardır” diyerek 31 ayrı çeşidi bulunan ve 2 bin 431 yıldır insanları yatağa düşüren gribe karşı alınacak tedbirleri anlattı.<br>
Akut solunum yolu hastalığı oluşturan gribin, klinik olarak diğer akut solunum yolu enfeksiyonu yapan etkenlerden ayırt edilemediğini kaydeden Op. Dr. Cem Karas, “Ani başlayan ateş, kuru öksürük, boğaz ağrısı, burun tıkanması ya da akması, baş ağrısı, gözlerde sulanma, kas ağrısı ve halsizlik belirtileri olabilir. Yaklaşık olarak 1-2 haftalık bir sürede tamamen iyileşme olur ancak yaşlılar, çocuklar ve diğer duyarlı gruplarda pnömoni gibi ağır komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Korunma, ancak bağışıklama ya da ilaçla olabilir. Bunun yanında özellikle bu dönemde kişilerin doğal ve dengeli beslenmeye dikkat etmesini öneriyoruz. Toplu yaşam alanlarında ve havasız ortamlarda dikkat etmelerini ve hijyen kurallarına sıkı sıkı uymalarını tavsiye ediyoruz” dedi.<br>
  <br>
“Grip aşısını ihmal etmeyin”<br>
İnfluenzaya karşı bağışıklama için inaktive virüs aşısı geliştirildiğini ve aşılamanın hastalığın ağır geçmesini ve komplikasyonlarını önlediğini belirten Op. Dr. Karas, “Aşı bir sezon önce dolaşan virüsler temel alınarak hazırlanır. Aşının etkinliği virüsün antijenik yapısını hızlı değiştirmesi nedeniyle ancak yüzde 70-90 düzeyindedir. Aşı etkinliğinin görece düşük olması ve komplikasyonların özellikle belli gruplarda sık görülmesi nedeniyle influenza bağışıklamasında öncelikli gruplar tanımlanmıştır. Bunlar; 65 yaşın üzerindekiler, yaşlı bakım evinde kalanlar, astımlı çocuklar, kronik kardiopulmoner hastalığı olanlar, diabet, renal bozukluk ya da immun yetmezliği olanlar, uzun süreli aspirin tedavisi alanlar, influenza sezonunda gebeliğinin ikinci ya da üçüncü trimesterinde olacak kadınlar, grip virüsünü riskli gruplara taşıyabilecek kişiler, HIV ile enfekte kişilerdir. Bu öncelikli grupta olmayan ancak aşılanmak isteyenlere de aşı yapılabilir” dedi.<br>
<img alt="" src="/images/haberici/AW893921_01.jpg" xss=removed></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 29 Dec 2019 14:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/1202e13cb0e21607a088828bfae9dd19.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şeker hastalığı konusunda halk eğitimi verildi  </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/seker-hastaligi-konusunda-halk-egitimi-verildi--5232</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/seker-hastaligi-konusunda-halk-egitimi-verildi--5232</guid>
                <description><![CDATA[Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı ve Efeler Belediyesi iş birliğiyle Milli Aydın Bankası Kültür Merkezi Konferans Salonu’nda, Şeker Hastalığı (Diabetes Mellitus) konusunda halk eğitimi verildi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Pınar Okyay ve Efeler Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Dr. Eralp Atay koordinatörlüğünde, Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Arş. Görevlileri Dr. Esra Çelik ve Dr. Kenan İlkay Alp sorumluluğunda planlanan eğitim,  bir dizi halk eğitiminin ikincisi olma özelliğini taşıyor.<br>
Dr. Eralp Atay’ın halk eğitimi ile ilgili bilgilendirme konuşması ile başlayan eğitimde, Tıp Fakültesi 6.sınıf öğrenci grupları kendi konu başlıkları ile ilgili sunumlarını gerçekleştirdiler. “Kan şeker düzeyi nasıl ölçülmelidir? Nasıl kaydedilir?” konulu sunum sırasında, öğrenciler tarafından katılımcılarla birlikte şeker ölçümü uygulamalı olarak gerçekleştirildi.<br>
Öğrencilerin erken dönemde sağlığın geliştirilmesine verdikleri katkılar ile Aydın’da sektörler arası iş birliğinin önemli bir örneği olan eğitimde; ‘Şeker Hastalığı nedir?’, ‘Neden önemlidir?’, ‘Şeker Hastalığı belirtileri nelerdir?’, ‘Eşlik eden kan değerleri ne ifade eder?’, ‘Kan şeker düzeyi nasıl ölçülmelidir?’, ‘Nasıl kaydedilir? ’, ‘Şeker Hastalığına bağlı ortaya çıkan ve Şeker Hastalığına eşlik eden hastalıklar nelerdir?’, ‘Şeker Hastalığı tedavisi nasıl olmalıdır?’, ‘Şeker Hastalığı tedavisinde yaşam değişiklikleri ve önemi nedir?’ ve ‘Tamamlayıcı tedaviler nelerdir?’ konu başlıklarını içeren sunumlar gerçekleşti.<br>
Sunumlar tamamlandıktan sonra katılımcıların soruları, görüş ve önerileri alındı. Halk eğitimine toplumun her kesiminden 42 kişi katıldı.<br>
ADÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Pınar Okyay’ın ve Halk Sağlığı Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Filiz Abacıgil'in kapanış konuşmasının ardından program sona erdi.<br>
<img alt="" src="/images/haberici/AW887240_02.jpg" xss=removed></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Dec 2019 15:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/f7928d6ff505c590450d9a4657b21dd3.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydın’da ‘İlaçta Bağımlılıkla Mücadele’ semineri düzenlendi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-ilacta-bagimlilikla-mucadele-semineri-duzenlendi-4768</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-ilacta-bagimlilikla-mucadele-semineri-duzenlendi-4768</guid>
                <description><![CDATA[Aydın Eczacı Odası öncülüğünde il genelinde hizmet veren eczacı teknisyenlerine yönelik eğitim semineri düzenlendi. Seminerde sağlık alanında önemli bir yere sahip olan ve hastalarla birebir muhatap olan eczacı teknisyenlerine ilaçların kullanıcılarına nasıl bağımlı hale getirildiği anlatıldı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Aydın Eczacı Odası olarak sektörün sorunlarının çözümüne katkıda bulunmanın yanında sağlık alanında halkı bilgilendirmek için de çalışmalar yaptıklarını belirten Başkan Sefa Karaarslan, eczacı ve eczacı teknisyenlerinin bu konuda önemli bir görev üstlendiğini söyledi.<br>
Konuşmacı olarak Aydın İl Sağlık Müdürlüğü’nde görevli Dr. Kamil Yaşar’ın katıldığı seminerde Aydın’da görev yapan eczacı teknikerlerine “İlaçta bağımlılıkla mücadelede eczacı teknisyeninin rolü’ anlatıldı.<br>
“Birçok kişi bağımlı hale geliyor”<br>
Tedavi amacı ile kullanılan ilaçların bilinçsiz kullanılması halinde yan etkilerinin bazen faydasından daha çok zarar neden olabildiğini bu nedenle ilaç kullanımında çok hassas ve dikkatli olunması gerektiğini belirten Dr. Kamil Yaşar, “Bazı ilaçlar bağımlılık yapıyor. Ve bazı ilaçların oluşturduğu hasarın tedavisi yok. Şu anda kontrole tabi olan ancak yeşil reçete ile satılmayan ancak yeşil reçete ile satılması gereken ilaçlar var. İlaçları kullanan kişilerle doktordan sonra birebir muhatap olan sizlersiniz. Hastaları ilaçların yan etkileri konusunda iyi bilgilendirmek gerekiyor” dedi.<br>
Aydın Eczane Hizmetleri Derneği Başkanı Turan Severler, seminerin oldukça faydalı olduğunu belirterek teşekkür etti. Seminerde katılımcılara organ bağışının önemi de anlatıldı. <br>
<img alt="" src="/images/haberici/AW853041_02.jpg" xss=removed></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 Nov 2019 13:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/796debbbefd7b91fd2ecc5541996934f.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ayağını bu hale getirdi!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/ayagini-bu-hale-getirdi-4605</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/ayagini-bu-hale-getirdi-4605</guid>
                <description><![CDATA["Bir daha yanından bile geçmem"  ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'da yaşayan amatör balıkçı Serdar Söyler, zıpkınla avladığı zehirli aslan balığının (pterois miles) ayağına düşmesi sonucu zehirlendi. 20 gündür yürümekte zorluk çeken Söyler, “Aslan balığının yanından bile geçmem bir daha. Dalmaya devam edeceğim ama bu balıkla işim olmaz bir daha.” dedi.</p>

<p><span xss=removed>Antalya’da yaşayan amatör balıkçı Serdar Söyler, Hint Okyanusu'nda yaşayan ve zehirli balık türlerinden biri olan aslan balığını kayalık bölgede zıpkınla avladı. Söyler, balığı ölmesi için kıyıya çıkardı. Hareketsiz olan balık biranda kayarak Söyler’in sağ ayağına düştü. Balığın dikenlerinin battığını hisseden Söyler, hastaneye gitmeden ayağına buz koydu. Ayağı şişmeye başlayan Söyler, hemen hastaneye gitti. 20 gündür belirli aralıkla hastaneye giden Söyler’in ayağının üzerinde doku ölümü olduğu belirlendi. Avladığı balığı atmayan ve buzdolabında saklayan Söyler, avlanmaya devam edeceğini ama aslan balığının yanından bile geçmeyeceğini bildirdi.</span></p>

<p><span xss=removed>Günlük faaliyetlerine güçlükle devam eden Söyler, yıllardır denize daldığını, çeşitli balıkları avladığını ama hayatında ilk kez böyle bir olayın yaşadığını kaydetti. Daha önce de aslan balığı avladığını, titizlikle temizleyip, yediğini anlatan Söyler, bu konuda tecrübesinin bulunduğunu anlattı. Balığın ürememesi için vurulması gerektiğini bildiği için balığı vurduğunu aktaran Söyler, “Denizde vurdum, kayalıklara çıktım. Denizde olan bir vaka değil, denizden çıktıktan sonra kayalarda gelişen bir olay. Balık zıpkının ucundan kaydı, ayağıma düştü. Çekmeme rağmen kurtaramadım, küçük bir sırt dikeni dokundu. Allah'tan ayağımı kaçırdım, tamamen girseydi daha kötü olurdum." dedi.</span></p>

<p><span xss=removed><strong>"Kontrole devam"</strong><br>
Hemen hastaneye gittiğini, orada da zehirli bir hayvanın sokmasına karşı uygulanan prosedürün uygulandığını belirten Söyler, “Zehrin vücuduma yayılması engellendi. Ama ayağımdaki doku zedelendi ve büyük bir yara oluştu. Ayağım da şişti ama yavaşta olsa yürüyebiliyorum. Tedavi sürecim devam ediyor. 10 gün sonra tekrar kontrole gideceğim.” ifadelerine yer verdi.</span></p>

<p><span xss=removed><strong>"Bir daha aslan balığının yanından bile geçmem"</strong><br>
Bir daha aslan balığını avlamayı düşünmediğinin altını çizen Serdar Söyler, "Aslan balığının yanından bile geçmem bir daha. Bunu yapan balığın ölüsü. Ölüsü çok tehlikeli. Balığa dokunmak, seyretmek bile tehlikeli. Dalmaya devam edeceğim ama bu balıkla işim olmaz bir daha." diye konuştu. Balığın denizde karanlık yerlerde bulunduğunu, denizde çok fazla tehlikeli olmadığını ifade eden Söyler, insanların denizde korkmasına gerek olmadığını işaret etti. Daha önce aslan balığını yediğini ve oldukça lezzetli olduğunu anlatan Söyler, ”Balığı yemedim buzdolabına attım. Yemeyi düşünmüyorum. Balığı temizledim ama yemeyeceğim. Balığı yemesini bilen birisine vereceğim, yesin." diye konuştu. </span></p>

<p><span xss=removed><strong>"Olay karada yaşandı"</strong><br>
Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu, olayın denizde değil, karada gerçekleştiğine dikkat çekti. Vurulup karaya çıkarılan balığın zıpkından kayarak amatör balıkçının ayağına düştüğünü dile getiren Gökoğlu, “Bu balıklar mağara ve yaka kovuklarında yaşarlar. Deniz içinde insandan kaçarlar. Denizde bir kişiyi yaralama ihtimali çok düşüktür. Zaten bu olayda balıkçımızın balığı karada ayağına düşürmesiyle oluşmuş.” dedi.</span></p>

<p><span xss=removed>Arslan balığından yaralanmanın ender görüldüğünü dile getiren Mehmet Gökoğlu, “Bu balığa benzer Trakonya balığı var. Arslan balığı ile temas yaşandığı zaman kişinin hemen doktora gitmesi gerekiyor. En doğru hareketlerden biri de yaralana yeri yakacak şekilde 45 dakika boyunca sıcak su uygulamaktır.  Bu uygulama zehrin yayılımının azalttığını biliyoruz. Ama en kısa sürede kişinin hastaneye gitmesi gerekiyor.” ifadelerine yer verdi.</span></p>

<p><span xss=removed><strong>"Balığı tutmayın"</strong><br>
Amatör balıkçılara uyarılarda bulunan Gökoğlu, “Avlanan balığa kesinlikle dokunulmaması gerekir. Çırpınırken bu balığa yaklaşmamalıyız. Öldüğünden emin olmalı ve eldiven ile tutmalıyız. Balığın sırt dikenlerin de zehir var. Dikenlerinden uzak durmalıyız.” dedi.</span></p>

<p><span xss=removed><strong>"Denize girmekten kimse korkmasın"</strong><br>
Arslan balığının Kızıldeniz orjinli zehirli bir balık olduğunun altını çizen Gökoğlu, “Bu balığın kıyılarımızda iki türü var. Akdeniz’in riskli balıkları içinde yer alıyorlar. Denize girmekten kimse korkmasın bunu belirtmek istiyorum. Çünkü bu olay denizde değil, karada av aracından düşen balığın ayağa dokunmasıyla oluyor.” diye konuştu.</span><br>
<img alt="" src="/images/haberici/AW843416_05.jpg" xss=removed></p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/AW843416_01.jpg" xss=removed></p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/AW843416_02.jpg" xss=removed></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 31 Oct 2019 19:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/594e642a9865b6307e3e76783b6014b0.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sökeli Hafize Nine özgürlüğüne kavuştu  </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/sokeli-hafize-nine-ozgurlugune-kavustu--4585</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/sokeli-hafize-nine-ozgurlugune-kavustu--4585</guid>
                <description><![CDATA[Kimsesizler, Sokak Çocukları ve Engelliler Derneği, geçirdiği kısmi felçten dolayı yürüyemeyen Hafize Ağaç’a tekerlekli sandalye hediye etti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Aydın’ın Söke ilçesinde faaliyet gösteren Kimsesizler, Sokak Çocukları ve Engelliler Derneği ihtiyaç sahibi vatandaşların yüzünü güldürüyor. Geçirdiği felç nedeniyle yürüyemeyen ve yatağa bağımlı yaşayan Savuca Mahallesi’nde yaşayan 85 yaşındaki Hafize Ağaç dernek sayesinde özgürlüğüne kavuştu. Dernek Başkanı Ekrem Erdem, hayırseverlerin destekleri ile alınan tekerlekli sandalyeyi Ağaç’ı evinde ziyaret ederek teslim etti.<br>
Sandalye sayesinde yataktan kalkarak dışarıda gezebilecek olmanın mutluluğunu yaşayan Hafize Ağaç, dernek başkanı ve tüm hayırseverlere teşekkür etti. Hayırseverlerin destekleri ile ihtiyaç sahiplerinin yüzlerini güldürdüklerini söyleyen Dernek Başkanı Ekrem Erdem, “Hem insanların yüzünü güldürüyoruz hem de yardım yapmak isteyenlerin hayır yapmalarına vesile oluyoruz.  Yardıma ihtiyacı olan vatandaşlarla hayırseverler arasında köprü görevi görmekten çok mutluyuz” dedi.<br>
<img alt="" src="/images/haberici/AW842260_01.jpg" xss=removed></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Oct 2019 19:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/6ee1967c08ad8b94835e7318ade6390f.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydınlı şahıs yağ aldırma ameliyatından sonra öldü</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinli-sahis-yag-aldirma-ameliyatindan-sonra-oldu-4497</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinli-sahis-yag-aldirma-ameliyatindan-sonra-oldu-4497</guid>
                <description><![CDATA[İzmir’de yağ aldırma ameliyatı sırasında ince bağırsağının delinmesi sonucu hayatını kaybettiği öne sürülen Aydınlı Alaattin Bayrak’ın ailesi, babalarının ölümünden ameliyatı yapan özel hastaneyi sorumlu tutarak hastaneden şikayetçi oldu.  Olaydan sonra Adli Tıp Kurumu kaldırılan Alaattin Bayrak’ın kesin ölüm sebebinin otopsiden sonra netleşeceği belirtildi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Edinilen bilgiye göre; Aydın’ın Efeler ilçesine bağlı Eğrikavak Mahallesi’nde yaşayan ve İzmir’de çalışan 52 yaşındaki Alaattin Bayrak, 8 Ekim’de yağ aldırma ve göz ameliyatı için İzmir’in Kahramanlar semtinde bulunan özel bir hastaneye yattı. Ameliyatın ardından babasının yoğun ağrı çektiğini anlatan kızı Ferhan Kaya, “Çok söylememize rağmen doktorlar ağrıları önemsemedi. İki gün sonra babamın ince bağırsağında delinmenin olduğunu fark ettiler. Hayati riski olduğunu söyleyerek babamı hemen ameliyata aldılar. Aynı hastanede 10 gün yoğun bakımda kaldı. 21 Ekim günü babam son ameliyata girdi. Bize babamın bağırsağının dikişleri tutmadığını, yeniden ameliyata alınması gerektiğini söylediler. Sağlık durumu çok kötüydü. 10 günde 3 ameliyat geçirdi. Yoğun bakım doktorları ilgilendi ama diğer doktorlar hiç ilgilenmedi” diyerek babasının ölümünden sorumlu tuttuğu özel hastaneden şikayetçi oldu.<br>
Bugün İzmir Adli Tıp Kurumu’ndan alınacak olan Alaattin Bayrak’ın cenazesinin Aydın Efeler ilçesine bağlı Eğrikavak Mahallesi’nde toprağa verileceği belirtildi.</span><br>
<img alt="" src="/images/haberici/AW836793_01.jpg" xss=removed></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Oct 2019 12:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/435e5ee3d852bb0174bbeec61ddb786e.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AYDIN&#039;DA BAĞIRSAĞINDAN  MESANE OLAN HASTA SAĞLIĞINI KAVUŞTU</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-bagirsagindan--mesane-olan-hasta-sagligini-kavustu-4468</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinda-bagirsagindan--mesane-olan-hasta-sagligini-kavustu-4468</guid>
                <description><![CDATA[Aydın İl Sağlık Müdürlüğü’nde elektrik teknisyeni olarak görev yapan ve mesane kanseri hastası olan Kemal Kara'ya, Prof. Dr. Taner Divrik tarafından gerçekleştirilen ameliyatla bağırsağından yeni bir mesane yapıldı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed> Aydın İl Sağlık Müdürlüğünde elektrik teknisyeni olarak görev yapan Kemal Kara (55), mesane kanseri tanısı aldıktan sonra tedavi yollarını aramaya başladı. Kanserin kasa geçmesi nedeniyle mesanesinin alınması gereken Kara, Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Taner Divrik'e ulaştı. Yapılan muayene ve tetkiklerin ardından Dr. Divrik, ameliyatı planladı. İzmir'de özel bir hastanede gerçekleşen ameliyatta Dr. Divrik ve ekibi, hastanın bağırsağından aldıkları 40 santimetre uzunluğundaki parçayla yeni bir mesane yaptı.<br>
Ameliyat öncesinde hastasına ameliyatın birinci gününde birlikte çay içeceğiz dediğini aktaran Dr. Divrik, "Hastanın bağırsağından 40 santimetrelik bölümü alarak yeni bir mesane yaptık. Yeni mesane ortotopik tekniği ile yapıldı ve eski doğal yerine yerleştirildi. Hastanın en büyük arzusu ameliyattan sonraki gün çay içmekti. Hastamızla birlikte ameliyattan sonraki birinci gün çay içtik. Dördüncü günde de hastamız sorunsuz taburcu edildi" şeklinde konuştu.<br>
<img alt="" src="/images/haberici/AW835443_01.jpg" xss=removed></span><br>
 </p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Oct 2019 13:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/a25eea39957ad827b2006b014c7e382b.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Babasıyla yan yana yataklarda ilik bekleyen Ebru’dan bağış çağrısı: “Belki sensin, bilemezsin”  </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/babasiyla-yan-yana-yataklarda-ilik-bekleyen-ebrudan-bagis-cagrisi-belki-sensin-bilemezsin--3833</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/babasiyla-yan-yana-yataklarda-ilik-bekleyen-ebrudan-bagis-cagrisi-belki-sensin-bilemezsin--3833</guid>
                <description><![CDATA[Aydın'ın Bozdoğan ilçesinde, 16 yaşındayken lösemiye (Kan kanseri) yakalanan Ebru Çelen, iki yıl süren tedavisinin ardından hastalığı yendi ancak 6 gün sonra bu kez babası Yılmaz Çelen’in aynı hastalığa yakalandığını öğrenince hastalığı yeniden nüksetti. Babasıyla yan yana yataklarda ilik bekleyen Ebru, “Belki sensin, bilemezsin” sözleriyle bağışçılara seslendi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>16 yaşındayken kan kanserine yakalanan Ebru Çelen, iki yıl süren tedavisinin ardından 2019 yılı Ocak ayı başında hastalığı yendi. Ebru’nun bu sevinci fazla uzun sürmedi. Hastalık bu sefer genç kızın 42 yaşındaki babası Yılmaz Çelen’i yakaladı. İyileştikten 6 gün sonra büyük bir şok yaşayan genç kız, yeniden aynı hastalığın pençesine düştü. Talihsiz genç kız, babası ile aynı hastane odasında uygun ilik bulunmasını beklemeye başladı.<br>
Ebru Çelen’in hasta olmadan önce eğitim gördüğü ve tedavisi için eğitimine ara vermek zorunda kaldığı Bozdoğan Anadolu Lisesi’ndeki öğretmen ve arkadaşları Ebru ve babasını hayata tutundurabilmek için düğmeye bastı. Yapılan başvurunun Bozdoğan Kaymakamlığı tarafından kabul görmesinin ardından okulda gün boyu devam eden kan ve kök hücre bağışı kampanyası düzenlendi.</span></p>

<p><span xss=removed><strong>“Belki de o sensin”</strong><br>
Bir kez yenmeyi başardığı hastalığı yeniden nüksedince tedavi için eğitimine ara vermek zorunda kalan ve saçlarını kestiren 18 yaşındaki Ebru Çetin, hasta yatağından gözyaşları içerisinde kan bağışı çağrısı yaptı. Sadece Aydın değil, Türkiye ve dünyanın farklı ülkelerinden de uygun iliğin bulunabileceğini kaydeden Ebru, “18 ay boyunca kemoterapi ve ışın tedavisi gördüm. Çok zor günler geçirdim. Yoğun geçen tedavimin ardından, ailemin de vermiş olduğu moralle kanseri yendim. Hastalığım ikinci defa tekrarladı ve şu an yeniden tedavi görüyorum. Hastalığımı yenmiştim ama 12 gün sonra babamın hasta olduğunu öğrendim. Babamın hasta olduğunu duyunca dünyam başıma yıkıldı ve 5 ay sonra hastalık beni yeniden yakaladı. Şu an çok zor durumdayız, ikimiz de aynı odada ilik bekliyoruz. Baba kız olarak burada olmak bizi çok yıpratıyor. Bu süreçte yardımseverlerden de bir şeyler bekliyoruz. Elinizden geldiği kadar Kızılay’a gidip 3 tüp kan verirseniz çok seviniriz. Bizim tek kurtuluş çaremiz ilik. Desteklerinizi bekliyoruz. İkimiz de hastayız. Yan yana yatıyoruz. Bir an önce uygun iliğin bulunmasını diliyoruz. Lütfen gidip kan bağışı yapın. Bir umut yani; belki sensin, bilemezsin” dedi.</span></p>

<p><span xss=removed>“<strong>Kızımla beraber hayata tutunmak istiyoruz”</strong><br>
Yıllarca kızının iyileşmesi için dua ettiği hastalığa bu kez kızıyla birlikte yakalanan 4 çocuk babası Yılmaz Çelen de, kızının 18 aylık tedavi sonrası lösemiyi yendiğini söyledi. Şu an hastalıktan kurtulmak için kızıyla birlikte aynı odada tedavi görüyor olmanın kendisini çok üzdüğünü belirten Çelen, şöyle konuştu: <br>
Kızım sağlığına kavuşmuştu, 3 Ocak’ta tedavisi bitmişti. 9 Ocak’ta bende halsizlikle başlayan şikayetler ortaya çıktı. Benim de 6 gün sora kanser olduğum olduğu ortaya çıktı. İyileşince okuluna geri dönen kızım, benim hasta olduğumu duyunca şok geçirmiş. Benim hastalığımdan dolayı yaşadığı üzüntü nedeniyle 2 ay sonra değerleri düşmeye başladı. Şimdi ikimiz de ilik bekliyoruz. Şimdi ikimiz yan yana yatıp, birlikte ilik bekliyoruz. A, B veya 0; kan grubunun ne olması fark etmiyor. Tüm dünyadaki gönüllülerin bize ilik vermesini bekliyoruz. Baba olarak kızımla yan yana yatmak beni çok üzüyor. Ailecek çok üzgünüz, diyecek hiçbir şeyim yok. Bizi sevenlerden destek bekliyoruz. Bir an önce uygun iliği bulup, kızımla beraber hayata tutunmak istiyoruz.”</span></p>

<p><span xss=removed><strong>“Onlar 1 ben 1000 kere hasta oldum”</strong><br>
“Onlar bir kere hasta oldu, ben bin kere” diyerek yaşadığı acıyı ifade eden anne Gülnergiz Çelen ise, “Onların ikisinin başında durmak, onların yaşadıkları acıyı görüp tanık olmak; beni onlardan fazla yıpratıyor. İkisinin de tam olarak sağlıklarına kavuşabilmeleri için ailemizden değil de dışarıdan uygun ilik bulunmasını ümit ediyorum. Herkesten rica ediyorum, kızıma ve eşime yardım edin. Belki sizsiniz o. Eşim de, kızım da ilik bekliyor. Ne olur herkes bu sesimi duysun, sizlerden yardım bekliyoruz” şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span xss=removed><strong>Ebru’nun okulunda seferberlik</strong><br>
Çelen ailesi, hastanede gelecek iyi bir haberi beklerken; Ebru’nun Bozdoğan’daki okulunda ise seferberlik yaşandı. Başta öğretmen ve öğrenciler olmak üzere ilçe protokolü ve binlerce Bozdoğanlı, Ebru ve babasına uygun donörün bulunması için uzun kuyruklar oluşturdu.<br>
Bağış kampanyasının yapıldığı okulun bahçesinde sevgi çemberi oluşturan öğrenciler, hep bir ağızdan “Seni çok seviyoruz, her şey senin için, kanımız sana feda olsun” diyerek Ebru’ya hasta yatağında moral oldu. Arkadaşları; Ebru’nun en kısa zamanda sağlığına kavuşarak okula ve kendilerine geri dönerek, eskisi gibi güzel günleri birlikte yaşamayı arzu ettiklerini söyledi.  </span></p>

<p><span xss=removed><strong>“Donör olmayı düşünmediğim için utanıyorum”</strong><br>
Kampanyaya öncülük eden isimlerden olan Ebru’nun edebiyat öğretmeni Sibel Türkan Metin, Ebru ve O’nun gibi ilik bekleyen hastalar için donör olmanın önemini şu sözlerle ifade etti:<br>
“O bizim canımız, kanımız. Uzun ve yorucu bir süreci yaşıyor. İnanıyoruz ki donör, kök hücre veya ilik neyse Ebru için onu biz bulacağız. Bugün bütün Bozdoğan halkı burada, hepimiz seferber olduk. Ulaşabildiğimiz bütün gönüllülere teşekkür ediyoruz. Öğrencilerimiz ve biz hiç umutsuzluğa kapılmadan çalışmaya devam edeceğiz. Ebru ve O’nun gibi şifa bekleyen bütün insanlar için o donörü bulacağız. İnşallah o kök hücre bugün buradan çıkacak. 47 yaşındayım. Bugüne kadar donör olmayı düşünmediğim için eğitimci olarak utanıyorum. Bütün duyarlı vatandaşları vakit çok geç olmadan, can kayıpları yaşanmadan, yavrularımız elimizden kaymadan bağışçı olmaya davet ediyorum.”  </span><br>
<img alt="" src="/images/haberici/AW702667_01.jpg" xss=removed></p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/AW702667_02.jpg" xss=removed></p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/AW702667_09.jpg" xss=removed></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 May 2019 13:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/8f620f8df5feec31fad2ce9656826d1d.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Felç geçirerek geldi, yürüyerek taburcu oldu  </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/felc-gecirerek-geldi-yuruyerek-taburcu-oldu--3780</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/felc-gecirerek-geldi-yuruyerek-taburcu-oldu--3780</guid>
                <description><![CDATA[Aydın'da yaşadığı rahatsızlık nedeniyle Aydın Atatürk Devlet Hastanesi'ne başvuran 86 yaşındaki Süleyman Elmas tedavi sürecinin ardından eski sağlığına kavuştu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Aydın'da yaşayan 86 yaşındaki Süleyman Elmas, geçtiğimiz günlerde sol kolunda ve bacağında güçsüzlük nedeniyle Aydın Atatürk Devlet Hastanesi Acil Servisi'ne başvurdu. Yapılan tetkikler sonucunda Elmas'ın felç geçirdiğinin anlaşılması üzerine Nöroloji Uzmanı Dr. Hasibe Özgeçen Dincel tarafından Elmas’a trombolitik tedavi uygulandı. Sol tarafından kısmi felç geçiren Elmas'a Dinçel ve ekibi tarafından uygulanan doğru tedavi sonrası yaşlı adam eski sağlığına kavuştu. Tedavi sonrası felç geçirerek geldiği hastaneden yürüyerek taburcu olan Elmas, Uzm. Dr. Dincel ve ekibi başta olmak üzere tüm hastane personeline teşekkür etti.<br>
Hastanın hastaneye geldiğinde yaşadığı hissizlik nedeniyle sol tarafının tutmadığını belirten Uzm. Dr. Dincel, "Bu gibi durumlarda zaman çok önemli. Doğru teşhis ve doğru tedavi ile hastamızı yeniden sağlığına kavuşturduk. Hastamıza trombolitik tedavi uygulandı. Hastamız evine yürüyerek gitti. Ekibimle birlikte bizi en mutlu eden şey de bu oldu. Ekibimi gösterdikleri özverili çalışmalardan dolayı tebrik ediyorum" dedi.</span><br>
<img alt="" src="/images/haberici/AW694054_01.jpg" xss=removed></p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/AW694054_02.jpg" xss=removed></p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/AW694054_03.jpg" xss=removed></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 May 2019 14:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/997cf035fac2099b2ef1cb32b76d0d48.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aydınlı öğretmen kansere yenildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinli-ogretmen-kansere-yenildi-3759</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/aydinli-ogretmen-kansere-yenildi-3759</guid>
                <description><![CDATA[Aydınlı öğretmen Hatice Denizci Sal yakalandığı amansız hastalık sonucu hayatını kaybetti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aydın'ın Efeler ilçesindeki Mustafa Kiriş Ortaokulu'nda görevli beden eğitimi öğretmeni Erkan Sal'ın eşi Gazi Paşa İlkokulu beden eğitimi öğretmeni 54 yaşındaki Hatice Sal hayatını kaybetti. Bir süredir mücadele ettiği kanser hastalığına yenik düşen sal'ın vefatı eğitim camiasını ve Sal ailesinin sevenlerini derinden üzdü.<br>
İki çocuk annesi Sal'ın cenazesi 1 Mayıs Çarşamba günü  öğle namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Söke ilçesindeki Yuvaca Mahalle Mezarlığı'nda toprağa verilecek.<br>
<img alt="" src="/images/haberici/AW690893_01.jpg"></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Apr 2019 22:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/b5bec31087aab605c0e1aa93f6927e7c.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bozdoğan’da sağlık taraması yapıldı  </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/bozdoganda-saglik-taramasi-yapildi--3158</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/bozdoganda-saglik-taramasi-yapildi--3158</guid>
                <description><![CDATA[Aydın İl Sağlık Müdürlüğü tarafından bulaşıcı hastalıklar ve vektörle mücadele ekiplerince Bozdoğan’da sağlık taraması yapıldı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span xss=removed>Aydın İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri Bozdoğan Olukbaşı Mahallesi’nde Bulaşıcı Hastalıklar ve Vektörle mücadele kapsamında vatandaşlardan kan alımı yaptı. Alınan kanların Aydın Halk Sağlığı laboratuarında incelenip pozitif bulguda ivedilikle tedavi için tüm gerekenlerin uygulandığı belirtildi.<br>
Vektörle Mücadele sorumlusu Faruk Toga hasta olmadan önlem almanın önemine değinerek, “Bu tür taramalar vektör bulaşanı açısından erken bir tedbir amaçlı olup, aldığımız kan örneklerini Aydın Halk Sağlığı laboratuarlarımızda inceliyoruz. Pozitif bir bulguda ivedi olarak tedavi için yapılması gerekenler konusunda vatandaşlarımızla tekrar irtibata geçiyoruz” dedi.<br>
Vatandaşlar yapılan yapılan sağlık taramasından memnuniyet duyduklarını ifade ederlerken Olukbaşı Mahalle muhtarı İsmail Öztaban “Arkadaşlar yaz aylarında mahallemizde sivrisinek ve haşere mücadelesi için kapsamlı çalışmalar yaptılar. Bu hafta kan alımı yaparak bulaşıcı hastalık taraması yapıyorlar. Bu tür taramalar ve çalışmalar halk sağlığı açısından büyük önem arz ediyor. Çalışmalarından dolayı arkadaşlara teşekkür ediyorum” diye konuştu.</span><br>
<img alt="" src="/images/haberici/AW579100_03.jpg" xss=removed></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Dec 2018 12:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/77883fff99867a7b9be7827ee38d7cd9.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Merdiven Altı Krem Bu Hale Getirdi!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/merdiven-alti-krem-bu-hale-getirdi-2841</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/merdiven-alti-krem-bu-hale-getirdi-2841</guid>
                <description><![CDATA[Üniversite öğrencisi cilt kuruluğunu gidermek için aldığı kremi sürünce yüzünde 2. derece yanık oluştu. Yanık Merkezinde yüzü tamamen sargıya alınan genç, “Merdiven altı kozmetik ürünlerine dikkat edin” dedi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p> Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğrencisi Efekan Yer (22), kullandığı kremin kurbanı oldu. Cilt kuruluğunu gidermek için krem alıp vücuduna süren Yer, bir süre sonra yüzünün yanmaya başladığını fark etti. Kısa süre sonra yüzünün derisi tamamen yanan ve soyulmaya başlayan Efekan Yer, hastaneye müracaat etti.<br>
  Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yanık Merkezinde tedavi altına alınan ve yüzünde ikinci derece yanık tespit edilen Yer, merdiven altı kozmetik ürünlerine dikkat çağrısında bulundu.<br>
  Kendisinin merdiven altı krem kurbanı olduğunu ifade eden Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğrencisi Efekan Yer, “Araştırmadan, doktor tavsiyesi olmadan bilmediğiniz ürünleri kullanmayın” dedi.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/AW481257_01(1).jpg" xss=removed></p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/AW481257_02.jpg"></p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/AW481257_03.jpg" xss=removed></p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/AW481257_04.jpg" xss=removed></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Sep 2018 15:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/eae683633e5db55ea39d5fff377d77cb.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>A vitamini eksikliği gece körlüğüne yol açıyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/a-vitamini-eksikligi-gece-korlugune-yol-aciyor-2821</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/a-vitamini-eksikligi-gece-korlugune-yol-aciyor-2821</guid>
                <description><![CDATA[A vitamini eksikliğinin halk arasında ‘tavuk karası’ veya ‘gece körlüğü’ olarak bilinen göz hastalığına sebebiyet verdiği bildirildi ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p> Gece körlüğünün tedavisiyle ilgili, son yıllarda umut verici gelişmeler yaşandığını belirten Özel Esentepe Hastanesi Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Hasan Vatansever, A vitaminin eksik olması durumunda gözdeki bu sıkıntının sür’atle ilerleyip kalıcı körlüğe sebep olabileceğini söyledi. Yaygın olarak görülen göz hastalıklarından biri olan gece körlüğünün, göze gelen ışığı algılayan retinanın yapısındaki bozulmalar neticesinde  ortaya çıktığını kaydeden Dr. Hasan Vatansever, “Bu bozulmalar kendiliğinden düzelmez ve zamanla da artabilir. Çünkü retinadaki hücrelerin yenilenme özelliği yoktur. Bu yüzden gece körlüğü, kalıcı körlüğe sebep olabilir. Gece körlüğü hastalığında, hastanın görme seviyesi yoğun ışıkta, loş ortamda, gece saatlerinde ve alacakaranlıkta asgarî seviyeye inerek, görme bulanıklaşır ve cisimler seçilemez hale gelir. Rahatsızlığın en net belirtisi gece karanlığında görüşün bozulmasıdır. Daha sonraki süreçte gün ışığında da görme kabiliyeti azalmaktadır. Hastanın her iki gözünde de de görme açısında daralma meydana geliyor” dedi.</p>

<p><br>
<strong>  Gerekli takviyelerle ilerlemesi durdurulabilir</strong><br>
  Gece körlüğü teşhisinin ilk olarak, hastalığın belirtilerinin doğru biçimde anlamakla başladığını aktaran Dr. Hasan Vatansever, “Görme kalitesi pek çok sebepden ötürü bozulabilir. Hastanın görüş kabiliyetini net biçimde ölçmek, bunun gece ve gündüz arasında fark edip etmediğini belirlemek gerekir. Daha sonra retinanın da incelenmesi ile gece körlüğünün kesin teşhisi koyulabilir. Hastalığın teşhisi koyulduktan sonra hangi seviyede bir görme kaybı olduğu belirlenmektedir. Gece körlüğünün günümüzde kesin bir tedavisi yoktur. Ancak hastanın görme kaybı düşük seviyedeyse omega-3 ve A vitamini takviyeleri ile hastalığın ilerlemesi durdurulabilir. Eğer ileri derece görme kaybı varsa ve hastanın görüş kabiliyeti sürekli azalıyorsa biyonik göz tedavisi uygulanabilmektedir” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/AW477146_02.jpg"></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Aug 2018 15:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/fee6774c1739bd7d6e1abd0351e8589a.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ege&#039;de Tıp Dünyasında Çığır Açacak Buluş!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/egede-tip-dunyasinda-cigir-acacak-bulus-2805</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/egede-tip-dunyasinda-cigir-acacak-bulus-2805</guid>
                <description><![CDATA[Ege Üniversitesi (EÜ) Eczacılık Fakültesi ve Tıp Fakültesinde görevli bir grup araştırmacı, dünyadaki enfeksiyonlara bağlı ölümler arasında ikinci, yoğun bakım ünitesi enfeksiyonları içinde ise ilk sırayı alan hastanede gelişen pnömoninin (zatürre) tedavisi amacıyla ilk sayılabilecek netilmisin etkin maddesini içeren kuru toz inhaler şeklinde bir ilaç taşıyıcı sistem geliştirdi
]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div>Egeli bilim insanlarını çalışmalarından dolayı tebrik eden EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, "Hocalarımızla gurur duyuyoruz, maddi ve manevi anlamda her zaman yanlarında olmayı sürdüreceğiz” dedi.</div>

<div>Ege Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Teknoloji Anabilim Dalında görevli Prof. Dr. Mine Özyazıcı, Doç. Dr. Mesut Arıcı ve Ar. Gör. Dr. Aysu Yurdasiper’in öncülüğünde bir grup araştırmacı, dünyadaki enfeksiyonlara bağlı ölümler arasında ikinci, yoğun bakım ünitesi enfeksiyonları içinde ise ilk sırayı alan hastanede gelişen zatürrenin tedavisi amacıyla bir çalışma başlattı. Bilim insanları, TÜBİTAK projesi kapsamında yapılan çalışmalarda, ilk kez netilmisin etkin maddesinin hedef bölgeye (akciğerlere) hızlı bir şekilde ulaşmasını sağlayacak ilaç taşıyıcı sistem geliştirdi.</div>

<div>EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, bir ilke imza atan Egeli buluşçuları çalışmaların yürütüldüğü laboratuvarda ziyaret etti. Buluşla ilgili bilgi alan Rektör Budak, "Başarılı hocalarımız özellikle hastanelerdeki yoğun bakım ünitelerinde ‘solunum yolu enfeksiyonları’ dediğimiz hastalıkların tedavisine yönelik bir formülasyon geliştirdi. Şu anda patent başvurusu yapılmış durumda olan formülasyon tescil aşamasında. Akciğerde enfeksiyonun olduğu bölgeye direkt ilacın taşınabilmesine yönelik bir işlevsel fonksiyon görecek bu formülasyonun ticarileşmesi çok önemli. Çünkü yerli ve milli bir buluş olan bu formülasyon yüksek ihracat potansiyeline sahip" dedi.<br>
Eczacılık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mine Özyazıcı, "Projemizde, hastanede gelişen zatürrenin tedavisine dönük bir formülasyon geliştirdik. Yoğun bakım ünitelerinde dirençli mikroorganizmalar mevcut, bunların tedavisi çok zor ve tam olarak tedavisi için gerekli ilaç da mevcut değildir. Bu hastalık nedeniyle ölüm oranları da çok yüksektir. Geliştirdiğimiz kuru toz inhaler şeklindeki ilaç taşıyıcı sistem, direkt akciğerlerdeki hedef bölgeye gönderilerek, daha az dozda ilaçla hızlı ve güvenilir tedavi sağlayacak" diye konuştu.</div>

<div> </div>

<div><strong>"Dünyada ve Türkiye’de eşdeğeri olmayan bir çalışma gerçekleştirdik"</strong><br>
Ar. Gör. Dr. Aysu Yurdasiper, projenin multidisipliner bir çalışma olduğunu dile getirerek, "Hastane enfeksiyonları bilindiği gibi dünyada ölüm oranında 2. sırayı alıyor. Yoğun bakım ünitelerinde de hastanede gelişen zatürre, yüzde 32 ile yüzde 75 oranında ölüme yol açıyor. Bu çalışmada netilmisin etkin maddesi ile farklı bir ilaç taşıyıcı sistem geliştirerek dünyada ve Türkiye’de eşdeğeri olmayan bir çalışma gerçekleştirdik. Çalışmamızda formülasyon, in vitro etkinlik ve in vivo hayvan çalışmaları tamamlandı. Projemizle ilgili klinik çalışmaları yapabilecek imkanlara sahip durumdayız. Ticarileşirsek dünyada ve Türkiye’de hastaların tedavisine sunulacak ilk netilmisin içeren kuru toz inhaler sistem olacak” dedi.</div>

<div> </div>

<div><img alt="" src="/images/haberici/2613434 (1).jpg" xss=removed></div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Aug 2018 16:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/27e916d3b2008c9d858e7ab550e538dc.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kurban etini çatal bıçakla karıştırmayın!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/kurban-etini-catal-bicakla-karistirmayin-2804</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/kurban-etini-catal-bicakla-karistirmayin-2804</guid>
                <description><![CDATA[Dr. Fevzi Özgönül, kurban etinin çatal bıçak gibi delici bir gereçle karıştırılmaması gerektiğini, yoksa etin içerisindeki suyun fazlası ile dışarı çıkarak etin hem tadını hem de besin değeri kaybettiğini söyledi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dr. Fevzi Özgönül, “Aslında iç yağı ile yapılan bir kavurma hem vücudumuzu güçlendirir hem de kilo ile mücadelemizde bize fazlasıyla yardımcı olur. Şimdi gelelim kurban bayramında en güzel kurban etinin nasıl pişirilmesi gerektiğine: Kurban etimizin çok yağlı kısımlarını iyice temizleyip küp küp doğrayalım, eti rahatlıkla pişeceği büyüklükte bir tencereye alalım, kesinlikle tereyağı veya kuyruk yağı koymayalım et kendi yağı ile pişmeye başlamalıdır" dedi.<br>
Etin çatal bıçak gibi delici bir gereçle karıştırılmaması gerektiğini ifade eden Dr. Özgönül, "Yoksa etin içerisindeki su fazlası ile dışarı çıkar böylece etin hem tadı hem de besin değeri kaybolur. Eti mutlaka çok kısık ateşte ve tencerenin kapağı tam kapalı şeklide kendi suyunda pişirelim, bu dönemde tuz eklemeyelim. Etin tam anlamı ile pişmesine gerek yoktur. Suyunun azalması ve yarı yarıya pişme işlemi gerçekleşmesi yeterlidir. Etin besin değerini kaybetmemesi için çok hızlı pişirmememiz gerekiyor. Büyükçe bir derin tavaya iç yağını ( organları çevreleyen ve besin değeri çok yüksek olan yağ) çok küçük parçalara ayırıp bu tavada yavaş ateşte iyice eriyene kadar pişirin, bu yağın miktarı etin yüzde 25'i kadar olmalıdır yani bir kilo ete karşılık 250 gram iç yağ olmalıdır. Daha sonra bu yağı pişirdiğimiz etin içerisine karıştırıp pişirmeye devam etmeliyiz. Etin suyu tam olarak çekildiğinde tuz ve baharatlar ekleyerek afiyet ile yiyebiliriz” diye konuştu.<br>
Yağlı yemeklerin şişmanlatmadığını kaydeden Dr. Özgönül, “Bilinenin aksine yağlı yemekler bizi şişmanlatmaz, yağ ve proteini yememek veya onların sindirimini sağlayamamak bizi şişmanlatır. İster kavurma ister haşlama olsun, bu bayram da sağlıklı pişirilen et yemeklerini bol bol tüketin” şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/AW473381_01.jpg" xss=removed></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 20 Aug 2018 14:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/3e3d246a63b4e9b64d8b7dab58a4e5d7.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kürdan kullanırken bir daha düşünün!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/kurdan-kullanirken-bir-daha-dusunun-2763</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/kurdan-kullanirken-bir-daha-dusunun-2763</guid>
                <description><![CDATA[Kürdan kullanırken bir daha düşünün!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kürdanın çok seyrek kullanılması konusunda uyarıda bulunan uzmanlar eğer ki sık kullanım durumu söz konusuysa burada bir anormallik olduğunu söyledi.<br>
Kürdan ile diş aralarının temizlenmeye çalışılmasının sık yapıldığını ve aslında yanlış bir davranış modeli olduğunu ifade eden Diş Hekimi Şiar Atmaca, “Standart üretilen kürdanların yapısı diş araları için uygun değildir. Kürdanla temizleme gerçekleştiği zannedilerek yapılan davranış, diş etinde zedelenmelere ve kanamalara, zamanla diş eti çekilmesine ve buna bağlı kemik kaybına, bu da dişlerde sallanmaya sebep olabilir. Bunun dışında kürdanın kırılması ile arada kalan parça dişeti iltihaplanmasına dahi sebebiyet verebilir. Bu sebeplerden dolayı kürdan kullanımından kaçınılmalıdır. Kendini sürekli kürdan kullanmak zorunda hissedenler, mutlaka bir diş hekimine başvurmalıdırlar” dedi.<br>
Ağız ve diş sağlığı konusunda sadece tek başına diş fırçalamanın yeterli hijyen sağlamadığını kaydeden Dt. Şiar Atmaca, “Diş fırçalama eylemi doğru yapıldığında sadece dişlerin açıkta kalan yüzeyleri temizlenmektedir. Dişlerin birbirine bakan, diş arası bölgeleri için ara yüz fırçası ya da diş ipi tercih edilmesi temizliğin tamamlanması için yardımcı etmenlerdir. Diş aralarının temizlenmesi için bu alışkanlık ülkemizde ne yazık ki yaygın olmadığı için en çok diş eti hastalıklarına ve ara yüz diş çürüklerine rastlıyoruz. Düzenli diş hekimi kontrolünde hasta hekim işbirliği sağlanarak doğru tedavi ve bakım sağlanabilir” diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Aug 2018 14:09:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2ff79aa76f7e2045af108cdb79f18665.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlar Uyardı!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/uzmanlar-uyardi-2654</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/uzmanlar-uyardi-2654</guid>
                <description><![CDATA[Kulak Burun ve Boğaz Hastalıklar Uzmanı Op. Dr. Selma Ulukaya, hapşırık sırasında ağız ve burnu tutmanın vücut içerisindeki basıncı artırarak, iç organlara büyük zarar verdiğini belirtti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div>Özel İbni Sina Hastanesi Kulak Burun ve Boğaz Hastalıklar Uzmanı Op. Dr. Selma Ulukaya, hapşırık sırasında ağız ve burnu tutmanın vücuda verebileceği zararlar hakkında bilgi verdi. Hapşırığın, solunum yolunu uyaran yada, alerjik nedenlerle, burun içerisindeki kılların hassasiyetinin artması sonucu vücudun refleks göstermesiyle akciğerlerdeki havanın dışarı atılması olduğunu belirten, Op. Dr. Selma Ulukaya, hapşırığın sağlık açısından gerekli bir refleks olduğunu, ancak bu refleks sırasında ağız yada burnun tutulmasının zararlarını anlattı.</div>

<div> </div>

<div><strong>“Kulak zarı patlar ve iç organlara zarar verir”</strong><br>
Hapşırığın engellenmemesi gerektiğini belirten Op. Dr. Ulukaya “Hapşırık sırasında, ağız yada burnun tutulması kulakta basınç yaparak, kulak zarının patlamasına neden olmaktadır. Hatta yüksek basınç sebebiyle omurgada disk kaymasına bile neden olunabilir. Güçlü bir hapşırma ile vücut basıncı artarak kaburgaların kırılması, iç organlarda tahribat ve hatta bayılmaya dahi yol açmaktadır. Bu nedenle de kesinlikle hapşırığı tutmak ya da engellemek oldukça sakıncalıdır” dedi.</div>

<div> </div>

<div><strong>“Yüksek basınç beyin ve akciğere zarar verir”</strong><br>
Hapşırma vücudun kendini koruma yöntemi olduğunu belirten Op. Dr. Selma Ulukaya “Hapşırık kalp ve akciğerler için oldukça önemlidir. Akciğerlerimizde normal yollarla atamadığımız ölü hava, hapşırıkla dışarı atılmaktadır. Hapşırığı tuttuğumuz zaman vücut içerisindeki basıncı artırarak gözyaşı kanallarının, beyin damarlarının ve hatta akciğerlerinizin patlamasına zarar görmesine neden olabiliriz. Hapşırığı tutmanın beyin kanamasına neden olduğu da bilinmektedir. Peş peşe hapşıran kişilerde alerjik rinit, alerjik sinüzit olma ihtimali yüksektir. Burun kaşıntısı, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, inatçı öksürük ve geniz akıntısı gibi durumlarda bir hekime baş vurulmalıdır” ifadelerini kullandı.</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Jul 2018 22:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/9723f975113c2de47ba802ec854a9b25.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlardan Kritik Uyarı Sıvı Kaybı Öldürür!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/uzmanlardan-kritik-uyari-sivi-kaybi-oldurur-2651</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/uzmanlardan-kritik-uyari-sivi-kaybi-oldurur-2651</guid>
                <description><![CDATA[Diyetisyen Berna Ertuğ, sıvı ihtiyacını ve susuzluğu gideren besinler hakkında bilgi verdi ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div><strong>“Susuzluk vücut dengesini bozuyor”</strong><br>
İnsan vücudundaki su oranlarının korunmasının yaşamsal önem taşıdığını ifade eden Ertuğ, “Vücutta yüzde 2’lik bir su azalması olduğunda bile asit dengesinde değişimler meydana gelmektedir. Yüzde 7’lik bir değişim, insan vücudunda yorgunluk ve halsizliğe hatta halüsinasyon görmeye yol açabilir. Yüzde 10’luk bir değişim ise böbrek fonksiyonlarını sonlandırıp ölümle sonuçlanabilir. Vücut bazı zamanlarda daha fazla sıvıya ihtiyaç duyar. Sıcak havalar, hareket, fazla proteinli ve tuzlu besinlerin tüketimi, terleme, idrara çıkma gibi aktiviteler vücudun su ihtiyacının artmasına neden olur. Ayrıca vücut ısısını artıran ateşli hastalıklarda, solunum yolu ve ishal gibi sorunlarda, bağırsak yoluyla su kaybedilir. Gün boyunca kaybedilen toplam su miktarı 2,5 litreye ulaşırken, pek çok kişi bunun bilincinde ve farkında olmadan vücudunu susuz bırakmaktadır. Hücrelerin yaşamsal faaliyetlerini yerine getirmesi ve bu sayede vücudun fonksiyonlarını tamamlayabilmesi için vücudun su dengesinin korunması gereklidir” dedi.</div>

<div><strong>“Çay ve kahve suyun yerini tutmaz”</strong><br>
Vücudun yeterli miktarda sıvı alabilmesi için günde en az 2-2.5 litre su tüketimi gerektiğini kaydeden Berna Ertuğ, “Vücut direncini kaybetmeden, susuzluk duygusu hissedilmeden su tüketilmelidir. Özellikle yaz aylarında asitli içeceklerin fazla miktarda tüketilmesi, içilen çay ve kahvenin de miktarının fazla olması, sık idrara çıkmaya ve sıvı kaybına yol açabilir. Bu nedenle suyun yanında daha çok taze sıkıymış meyve suları, ev yapımı limonata, ayran ve maden suyu gibi sağlıklı içecekler tercih edilmelidir. Yaz aylarında egzersiz yapılırken de su tüketimine dikkat edilmelidir. Egzersize başlamadan 15 dakika önce 1-1.5 bardak, egzersiz sırasında ise 10-15 dakika aralarla yarım bardak su içilmelidir. Ayrıca sıcak havalarda beslenme programına vücudun su ihtiyacını karşılayan besinler dahil edilebilir.”</div>

<div><strong>Susuzluğu gideren besin maddeleri</strong><br>
Yaz aylarında susuzluğun giderilmesi için 10 besin maddesinin tüketilmesi önerisinde bulunan Ertuğ, “Salatalık, içeriğinde yüzde 95 oranında su bulundurur. Dolayısıyla da yaz sıcaklarında kaybedilen sıvının yerine konulması açısından oldukça yararlı bir sebzedir. Ayrıca A ve C vitaminleri bakımından da zengin içeriklidir. Kavun, yüzde 90 oranındaki su içeriği, iyi bir potasyum ve C vitamini kaynağı olma özelliğiyle kan basıncını düzenler, kabızlığı giderir ve tok tutar. Domates, içeriğindeki likopen sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir ve dolaşımın yavaşlamasına engel olur. İçeriğindeki yüzde 95'e yakın su ile de hücreleri su kaybından kurtarır. Ayrıca domatesteki likopen miktarı, pişirildiğinde ve parçalandığında daha fazla artar. Bu nedenle yaz aylarında domates suyu tüketimi vücut sağlığı için oldukça yararlıdır. Çilek, C vitamini bakımından çok zengin olan çilek, içeriğinde yüzde 90'dan fazla su miktarına sahiptir. Kalp ve damar hastalıklarını önler, enfeksiyonlarla savaşmaya yardımcı olur. Lifli yapısı sayesinde uzun süre tok tutar. Yoğurt, yüzde 80 oranında su bulunur. Ayrıca içerdiği yararlı bakterilerle bir bağırsak düzenleyicidir. Serinletici bir özelliği vardır ve de kemikler, dişler, kaslar ve sinir iletimleri için çok yararlıdır. Karpuz, su içeriği yüzde 92 oranındadır. Ayrıca Beta-karoten, likopen ve C vitamini bakımından da oldukça zengin bir meyvedir. İçeriğindeki B vitaminleri ile gün içinde enerjiyi korumaya yardımcı olur. Kan dolaşımını hızlandırır ve zararlı maddeleri damarlarınızdan uzak tutarak kolesterol seviyesinin yükselmesini engeller. Ancak yaz aylarında en fazla tüketilen ve serinlik veren karpuzun, yüksek miktarda şeker içerdiği unutulmamalıdır. Biber, bol miktarda A ve C vitamini içerir. Yine içeriğindeki su miktarı, yüzde 90'dan fazladır. İçeriğindeki vitaminlerle, hücrelerin sağlıklı çalışmasını sağlar. Kabak, zengin su içeriği ile öne çıkmaktadır. Yapısında yüzde 90'dan fazla oranda su bulunduran sebzelerden biridir. Bu yüzden yaz sıcaklarında ağır yiyecekler tüketmek yerine, kabak ile pek çok yemek seçeneği hazırlanabilir. Marul, ortalama olarak yüzde 95 oranında su bulunur. Bu bakımdan yazın marul tüketmek, vücudun su kaybını önemli ölçüde engeller. C vitamini açısından da çok zengin olan marulun açık yeşil renkte olanı daha fazla su içerir. Limon, içeriğinde yüzde 90’dan fazla su bulunduran limon, yaz aylarında şekersiz limonata şeklinde tüketilebilir.”</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Jul 2018 16:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/5676649cdd2e8180ebb415462a4bee96.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sülükler Hastalara Deva Oluyor..</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/sulukler-hastalara-deva-oluyor-2556</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/sulukler-hastalara-deva-oluyor-2556</guid>
                <description><![CDATA[Medeniyetler boyunca tedavi yöntemi olarak kullanılan sülük, günümüzde de hastalara umut olmaya devam ediyor. Sülük tedavisini uygulayan Dr. Cemalettin Ekmekçioğlu, “Son yıllarda sülük tedavisine ilgi giderek artıyor” diye konuştu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div>Yüzyıllar boyunca çeşitli medeniyetler tarafından hasta tedavilerinde kullanılan sülük tedavisi, günümüzde de hastalara umut olmaya devam ediyor. İzmir’de sülük tedavisi uygulayan Dr. Cemalettin Ekmekçioğlu, sülük tedavisine olan ilginin son yıllarda arttığı söyledi. Ekmekçioğlu, "Sülükle tedavi yöntemi insanlık tarihi boyunca uygulanmış; ancak ‘koca-karı ilacı’, ‘böcekten medet ummak gibi’ laflarla son yıllarda ikinci plana atılmıştı. Son zamanlarda ise bazı hastalıklardan çözüm alınamaması üzerine yeniden sülük tedavisine dönüş başladı” ifadelerini kullandı.</div>

<div> </div>

<div><strong>  "Kirli kanı temizliyor"</strong><br>
  Sülüklerin salgıladığı enzimlerin faydasına dikkat çeken Ekmekçioğlu, “Sülük tedavisinde üç tane ana etkiden bahsedebiliriz. İlk etkisi bilindiği üzere uygulanılan bölgedeki kirli kanı temizlemesi. Sinir ve akupunktur noktalarına uyguladığımızda olumlu etkiler alıyoruz. En önemli etkisi ise sülüklerin ürettiği enzimler. Bu enzimler çok ciddi fayda veriyor. Örneğin sülükler kanın pıhtılaşmasını önleyen enzim üretiyor. Sülükten insana geçen bu enzim o bölgede ciddi anlamda rahatlama sağlıyor ve tıkanıklıkları açıyor” dedi.</div>

<div> </div>

<div><strong>  Hangi hastalıklara uygulanıyor?</strong><br>
  Göz tansiyonu rahatsızlığında da sülük tedavisi uyguladıklarının altını çizen Ekmekçioğlu, “Hastalarımız en çok diz ve eklem ağrısı şikayetiyle bize geliyor. Kireçleme, varis gibi rahatsızlıklarda oldukça etkili bir yöntem. Bunların yanı sıra göz tansiyonu rahatsızlığı olan hastalara da sülük tedavisini uyguluyoruz. Çocuklar, fiziksel olarak güçsüz, kansızlık sorunu çeken ve hamile vatandaşlarımız dışında herkes sülük tedavisi yaptırabilir” dedi.</div>

<div> </div>

<div><strong>  Tek sorun kaşıntı</strong><br>
  Varis şikayeti sebebiyle sülük tedavisi gören hasta Emrah Efetürk ise alınan sonuçtan dolayı oldukça mutlu olduğunu söyledi. Efetürk, “Kalp-damar cerrahisine gittiğimde ameliyat olmam gerektiğini ancak bunun da kesin bir çözüm olmadığını söylediler. Ben de araştırdım ve sülük tedavisine başladım. İlk gün çok garipti. 5 dakika boyunca kaşındırmaya başlıyorlar. Yaklaşık 1 saat sonra atmaya başlıyorlar. Herhangi bir acı çekmedim ancak bir sonraki gün tedavi uygulanan yerlerde kaşıntı oluyor” bilgisini verdi.</div>

<div><img alt="" src="/images/haberici/AW438566_01(1).jpg" xss=removed></div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 08 Jul 2018 12:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/c4a9bbcf98517690da3097be226599ab.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Her 4 Çocuktan 1&#039;inde Görme Bozukluğu Var!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/her-4-cocuktan-1inde-gorme-bozuklugu-var-2554</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/her-4-cocuktan-1inde-gorme-bozuklugu-var-2554</guid>
                <description><![CDATA[Op. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, gelişme çağındaki her dört çocuktan birinde görme bozukluğu yaşandığını dile getirerek, aileleri düzenli göz muayenesi konusunda uyardı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div>Çocuklarda sık karşılaşılan sağlık sorunlarından birinin de görme bozukluğu olduğunu belirten Kaşkaloğlu Göz Hastanesi Başhekimi Op.Dr. Bilgehan Sezgin Asena, göz bozukluğu olan çocukların sosyal ve bedensel gelişimlerinin olumsuz etkilenebileceğini söyledi. İstatistiklere göre, gelişme çağındaki her dört çocuktan birinde görme bozukluğu yaşandığını dile getiren Op. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, aileleri düzenli göz muayenesi konusunda uyardı. Okul öncesi çocuklarda düzenli yapılan göz muayenelerinin erken tanı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Asena, ailelerin bu konuda dikkatli davranması gerektiğini kaydetti.</div>

<div><br>
  3 yaşına kadar en az bir kez olmak üzere; sonraki yaşlarda da iki yılda bir göz muayenesi yaptırılması gerektiğini anlatan Asena, okula başlamadan önce de çocuklarda göz muayenesinin mutlaka tekrarlanması gerektiğini ifade etti. Kimi çocukların okulda öğretmenlerinin uyarısıyla muayeneye geldiğini söyleyen Op. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, "Göz sağlığı, çocuğun bedensel gelişiminin yanı sıra eğitim hayatı açısından da büyük önem taşıyor. Öğrenmenin yüzde 80'i görme duyusuyla sağlanıyor. Özellikle göz tembelliğinin okul öncesinde yakalanması son derece önemli. Bazen çocuklardaki göz sorunları okulda öğretmenlerinin dikkatiyle ortaya çıkıyor ve o sayede muayeneye geliniyor. Halbuki, göz tembelliği 8-9 yaşından sonra giderilemeyen bir bozukluktur. Bu açıdan düzenli göz muayenesi ve erken teşhis çok önemli" diye konuştu.</div>

<div> </div>

<div><strong>  Erken tanı çok önemli</strong><br>
  Erken tanı konulduğu takdirde göz tembelliği tedavisinin mümkün olduğunu belirten Op. Dr. Bilgehan Sezgin Asena, okul öncesindeki çocukların ailelerine büyük görev düştüğünü kaydetti. Göz kayması ve şaşılık gibi problemlerin aileler tarafından fark edilebildiğini; fakat kırma kusuru diye tabir edilen sorunların ancak muayenede anlaşılabildiğini dile getiren Asena, "Görme bozukluğu yaşayan çocuklar kendi görme düzeylerinin normal olduğunu düşünüyor. Bir de henüz konuşamayan küçük çocuklarda çocuğun kendini ifade edememesi nedeniyle fark edilebilecek kadar belirgin göz problemlerinin bile teşhisi geç döneme kalabiliyor. Bu noktada ailelere büyük görev düşüyor. Konuşma dönemi öncesindeki çocuklarda, özel muayene yöntemleri kullanılarak, çocukta bir göz kusuru olup olmadığını anlayabiliyoruz" diye konuştu.</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 07 Jul 2018 15:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/ab54320269c7d90a856821f7a516f96d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlar anne ve babaları uyardı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/uzmanlar-anne-ve-babalari-uyardi-2544</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/uzmanlar-anne-ve-babalari-uyardi-2544</guid>
                <description><![CDATA[Sivri, keskin ve küçük parçalı oyuncakların çocuklar için ciddi riskler oluşturduğunu söyleyen Prof. Dr. Melih Kaptanoğlu, 5 yaşından küçük çocuk bulunan evlere kuruyemiş alınmaması gerektiğini söyledi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div>Medical Park İzmir Hastanesi Göğüs Cerrahisi Kliniği'nden Prof. Dr. Melih Kaptanoğlu ailelerin çocuklarına alacakları oyuncaklara çok dikkat etmeleri gerektiğini çocukların bu cisimleri yutması sonucunda ölümle sonuçlanabileceğini belirtti. Medical Park İzmir Hastanesi'nde gerçekleşen “Çocuklarda Trakeobronşiyal ve Özefagiyal Yabancı Cisimler” isimli seminerde konuşan Kaptanoğlu çocuk sahibi olan ebeveynlere yabancı cisimler konusunda önemli tüyolar verdi. Kaptanoğlu, 5 yaşından küçük çocuk bulunan evlere kuruyemiş alınmaması gerektiğini kaydetti.</div>

<div><strong>  "Çocuklar dünyayı ağızlarıyla tanıyorlar"</strong><br>
  Ailelere, çocuklar 5 yaşında gelene kadar evlere kuruyemiş alınmamasını öneren Kaptanoğlu, “Çocuklarda yabancı cisimler ağza çok sık alına biliniyor. Bunlar bazen yemek borusuna bazen de soluk borusuna kaçabiliyor. Eğer kaçırılan parça büyükse ciddi sorunlara yol açıyor. Nefes alamama, ani ölüm gibi. Bunları engellemek için toplumumuzda ailelerin dikkatli olması gerekiyor. Örneğin çocuklara oyuncak alınacaksa oyuncağın çok küçük parçaları olmaması gerekiyor. Sivri, keskin parçaların olmaması lazım. Bir de bu yabancı cisimlerde en çok fındık, fıstık gibi kuruyemişler oluyor. Evlerimizde de her daim kuruyemiş bulunuyor. Kuruyemişleri çocuklara vermesek bile yerden düşeni bulup yutabiliyorlar. Bu yüzden ilk 5 yaşa kadar evlere kuruyemiş alınmamasını öneriyorum. Alınıyorsa da çocuklardan uzak tutulması gerekiyor. Çünkü çocuklar dünyayı ağızlarıyla tanıyorlar o yaşlarda. Her şeyi ağızlarına götürmek istiyorlar. Dolayısıyla bir yetişkin gibi koordineli nefes alma ve çiğneme hareketleri olmadığı için bunları ciğerlerine kaçırabiliyorlar” dedi.</div>

<div><strong>  "Morarma varsa hastaneye götürülmeli"</strong><br>
  Ailelerin çocukları çok iyi gözlemlemeleri gerektiğini belirten Kaptanoğlu, “Böyle durumlarda eğer aileler kötü bir öksürük, öksürük nöbetleri, morarma gibi belirtiler görürlerse direk hastaneye götürülmelidirler. Çocuğumuzun ağzında bir şey olduğunu ya da yuttuğunu düşünüyorsanız da hastaneye götürmekte fayda var. Böyle bir durumla aileler bize geldiklerinde çoğu zaman hafif bir narkozla ışıklı borularla girilip yabancı cisimler saptanıp herhangi bir zarar vermeden vücuttan çıkartıyoruz” diye konuştu.</div>

<div> </div>

<div><img alt="" src="/images/haberici/AW437193_01.jpg" xss=removed></div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Jul 2018 14:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/0a8467939555b0e7da7bc17ea9d68aa2.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanser Tedavisi Artık Ücretsiz</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/kanser-tedavisi-artik-ucretsiz-2539</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/kanser-tedavisi-artik-ucretsiz-2539</guid>
                <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, "Kanser cerrahisi için yılda 240 milyon TL ödüyorken söz konusu düzenleme ile bu ödemeyi yılda yaklaşık 750 milyon TL'ye çıkartarak kanser hastalarımızın tedavilerini tamamen ücretsiz hale getirdik. Hem kanser hem de diğer tüm hastalıkların tedavisine ve önlenmesine ilişkin yine maliyet unsuru gözetmeksizin iyileştirmelerimiz hızla ve artarak devam edecek" dedi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div>24 Haziran seçimlerinin ardından güçlü Türkiye adına çalışmalara hız kesilmeden devam edildiğini kaydeden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, Resmi Gazete’de Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Sağlık Uygulama Tebliğine (SUT) ilişkin yeni düzenlemelerin yayımlanmasını sağladıklarını anımsattı. Yayımlanan tebliğde, yapılan düzenlemeler ile kanser hastalarına bu hastalıkla mücadelede her an yanlarında olma sözünü yerine getirdiklerini dile getiren Sarıeroğlu, "Kanser tedavisi, cerrahisi ve ilacına ilişkin yani kanser hastalığına ilişkin her türlü ilave ücret ve fark ödemesini kaldırdık. Vatandaşlarımızdan, SGK ile sözleşmeli/protokollü sağlık hizmeti sunucuları sunmuş oldukları bu hizmetler (Kanser tedavisi, cerrahisi, ilacı) nedeniyle hiçbir şekilde ilave ücret almayacak, vatandaşlarımız ceplerinden hiçbir ücret ödemeyecek. Düzenleme öncesi kanser cerrahisi için yılda 240 milyon TL ödüyorken söz konusu düzenleme ile bu ödemeyi yılda yaklaşık 750 milyon TL ye çıkartarak kanser hastalarımızın tedavilerini tamamen ücretsiz hale getirdik. Hem kanser hem de diğer tüm hastalıkların tedavisine ve önlenmesine ilişkin yine maliyet unsuru gözetmeksizin iyileştirmelerimiz hızla ve artarak devam edecek" diye belirtti.</div>

<div><strong>"SUT’un 3 bin 550 işlem kodunda fiyat artışı yaptık"</strong><br>
2008’den beri Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) çeşitli düzenlemeler yapılsa da bir yıla yakındır çok ayrıntılı ve teknik bir çalışma ile 7 bin 400 işlem kodu bulunan SUT'un 3 bin 550 işlem kodunda fiyat artışı yapıldığını aktaran Sarıeroğlu, "Yapılan değişikliklerle yüzde 14 ila yüzde 225 arasında fiyat artışı sağlandı. Bu düzenlemeyle başta üniversitelerimiz olmak üzere kamu sağlık hizmeti sunucuları ile özel sağlık hizmeti sunucularının sunmuş olduğu hizmetlerin mali karşılığını alması ve finansal durumlarının iyileştirmesini sağlamış olduk. Tebliğdeki değişikliklerle sigortalılarımız ve sağlık hizmeti sunucularının sorunlarının çözümüne ilişkin çok büyük bir bütçe imkanı sunmuş olduk. SUT düzenlemesi ile sağlık hizmet sunucularına her yıl için yaklaşık 2,5 milyar TL kaynak artışı sağladık. Bu kaynağın sigortalılarımızın sağlık hizmetine erişimi, hizmetin yaygınlığı ve kalitesinde çok önemli artışlara dönüşmesini öngörüyoruz. Yayımlanan tebliğle sağlık hizmeti sunumunda hiçbir zaman maliyet unsuru gözetmediğimizi, insana ve hayata verdiğimiz değeri ve önemi bir kez daha açıkça ifade etmiş olduk. Sağlık hizmet sunumu sektöründe bir arz-talep dengesi kurarak, ülkemizdeki sağlık hizmeti yatırımlarının artırılmasına da bir olanak sağlayarak sektörde buna bağlı kalite, erişilebilirlik, yaygınlık ve istihdam artışı bekliyoruz. Bu vesileyle hasta vatandaşlarımıza bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, yeni uygulamanın tüm vatandaşlarımıza sağlıklı bir yaşam getirmesini temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Jul 2018 17:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/395752accdcb578de880792901449f82.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&#039;112 çalışanları bu bedelden mahrum bırakılamaz&#039;</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/112-calisanlari-bu-bedelden-mahrum-birakilamaz-1145</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/112-calisanlari-bu-bedelden-mahrum-birakilamaz-1145</guid>
                <description><![CDATA[
Sağlık-Sen Aydın Şube Başkanı A. Baki Karaer, 112 Acil Servis çalışanlarının geriye dönük tayın bedelinden mahrum bırakılmamaları gerektiğini söyledi
]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
112 Çalışanlarının Tayın Bedeline Yönelik esaslar yayınlandı. Sağlık-Sen Aydın Şube Başkanı Baki Karaer, yaptığı açıklamada; “Sağlık Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığı, 112 Acil Servis çalışanlarının tayın bedelleriyle ilgili bir yazı yayınladı. Müsteşar Eyüp Gümüş imzasıyla yayınlanan yazıda, tayın bedeli alan personele ödemelerin maaşla birlikte yapılacağı belirtildi. Yazıda görevlendirme, izin, atama ve benzeri durumlarda uyulması gereken hususlar belirtildi.<br />
Bakanlık yazısında, tayın bedeli verilen personelin, devlet memurları yiyecek yardımı yönetmeliğine göre yiyecek yardımı yapılan yemek servislerinde yemek yemeleri halinde, yemek bedelinin tamamının kendilerinden alınacağı belirtilmekte.<br />
15 Eylül 2016 tarihi itibarıyla 112 Acil Servis çalışanlarına tayın bedeli verilmesi gerekirken, bazı yerlerde tayın bedeli ödenmesine karşın, bazı yerlerde ise ödemeler yapılmadı. Şimdiye kadar geçen sürede 112 personeli, tayın bedelini alamadığı için yemek servislerinden yararlanmak zorunda bırakıldı. Bu nedenle 112 çalışanlarının 15 Eylül 2016 itibarıyla geriye dönük tayın bedelinden mahrum bırakılacak olmaları kabul edilemez” şeklinde konuştu.</p>

<p><img alt="" src="/images/haberici/20170127AW968092_01.jpg" style="height:476px; width:660px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Jan 2017 10:28:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/9e59947759a9ca1d693acac9be17d392.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yetersiz su tüketimi kış depresyonunu tetikliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/yetersiz-su-tuketimi-kis-depresyonunu-tetikliyor-901</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/yetersiz-su-tuketimi-kis-depresyonunu-tetikliyor-901</guid>
                <description><![CDATA[Su tüketimi sadece bedenimizi değil, ruhumuzu da etkiliyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong style="font-family:verdana,geneva,sans-serif; font-size:13px">Yeteri kadar su içmemenin yaşam kalitesini düşürdüğünü söyleyen Waternet Sağlıklı Yaşam Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, “Havaların soğuması ve ofislerde geçirilen uzun saatler su tüketimini azaltıyor. Bu durum da, konsantrasyon bozukluğu, migren ve depresyon gibi sonuçlara yol açıyor” diye konuştu.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Yataktan çıkmak istemiyor, gün içinde kolunuzu kıpırdatacak kadar enerjiniz olmadığını mı düşünüyorsunuz? Kesinlikle yalnız değilsiniz! Havaların soğuması, işe / okula gitmek için karanlıkta evden çıkmak, gün ışığından yeterince yararlanamamak birçok kişiyi mutsuz ediyor. Ancak kış depresyonu yaşamanızın sebebi, yeteri kadar su içmemeniz de olabilir. Waternet Sağlıklı Yaşam Uzmanı Diyetisyen Canan Aksoy, kadınların ortalama iki, erkeklerin ise iki buçuk litre su içerek, kış aylarını hem fiziksel hem de ruhsal olarak daha sağlıklı geçirebileceklerini belirtiyor.</span></p>

<p><strong style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Kadınlarda iki, erkeklerde iki buçuk litre</strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Vücudumuzun her zaman suya ihtiyacı olsa da, havaların soğuması su tüketimini azaltabiliyor. Bu mevsimde giydiğimiz kalın giysiler de su kaybının artmasına yol açıyor. Su içmek için susuzluk hissinin beklenmemesi gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Canan Aksoy, vücudun gece boyunca susuz kalmaması için özellikle yatmadan önce büyük bir bardak su içilmesini öneriyor. Depresyonu önlemenin bir yolunun da, mutluluk hormonu serotonin salgılanmasını artıran egzersizden geçtiğini belirten Aksoy, egzersiz başlangıcında ve sonrasında 15-20 dakika aralıklarla, 1-2 bardak su tüketilmesi gerektiğini söylüyor.</span></p>

<p><strong style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Bitki çayları ve antioksidanlardan yararlanın</strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Kış aylarında birçok kişi su yerine sıcak içeceklere yönelerek çay ve kahve tüketimine ağırlık veriyor. Bu içecekler suyun yerini tutmadığı gibi, içerdikleri tein ve kafein nedeniyle vücuttaki suyun atılmasına da sebep oluyor. Çay ve kahve tüketildiği zaman mutlaka su da içilmesi gerektiğini ifade eden Canan Aksoy, bitki çaylarını tavsiye ediyor, “Kafein ve tein içermeyen ve birçok faydası olan bitki çayları kış döneminde yardımcınız olabilir. Bağışıklık sisteminin güçlenmesi için adaçayı, ıhlamur, kuşburnu, yeşil çay ekinezya ve böğürtlen gibi çayları tüketebilirsiniz. Ayrıca yatıştırıcı etkilerinden dolayı rezene, papatya, sarı kantaron çayları kışın tercih edilebilir. Regl öncesi gerilimi azaltan adaçayı, bu dönemlerde hayatı daha rahat karşılamamıza yardımcı olacaktır.”</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Hareketin azaldığı ve hastalıklara yakalanma riskinin arttığı kış döneminde sağlıklı kalmanın yolu, yeterli sıvı tüketimi, fiziksel aktivite ve dengeli beslenmeden geçiyor. Beslenme programına A,C, E vitaminleri ve selenyum içeren besinler eklemenin önemine değinen Diyetisyen Canan Aksoy, karalahana, brokoli, pancar, kırmızı biber, soğan, portakal, kiraz, çilek, ahududu, kuru erik gibi besinlere sofralarda daha çok yer açılması gerektiğini belirtiyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>Yetersiz su tüketiminin olumsuz etkileri</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">- Ciltte kuruluk ve kepeklenme</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">- Kabızlık</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">- Halsizlik</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">- Baş ağrısı</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">- Konsantrasyon bozukluğu</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">- Migren</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">- Depresyon</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">- Yaşam kalitesinin düşmesi</span></p>

<p><br />
<strong>HABER MERKEZİ</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Dec 2016 13:30:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/23fc45b1cf4d24b857e483f9ec66907d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ruh Sağlığınızı  Korumanın Yolları</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/ruh-sagliginizi--korumanin-yollari-829</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/ruh-sagliginizi--korumanin-yollari-829</guid>
                <description><![CDATA[Havaların soğumasıyla beraber özellikle depresyon ruh sağlığımızı tehdit ediyor. Uzmanlar kış mevsiminin ve soğuk havaların ruh sağlığınızı olumsuz etkilememesi için uyarılarda bulunuyor
]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Havalar iyice soğudu, kış mevsiminin varlığını iyiden iyiye hissettirdiği günler yaşıyoruz. Havaların soğumasıyla beraber, özellikle depresyonun sıkça kapımızı çaldığını biliyoruz. Uzmanlar, kış mevsiminde depresyon yaşayan insan sayısının daha fazla olduğunu vurguluyor. &nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Moodist Psikiyatri &amp; Nöroloji Hastanesinden Klinik Psikolog Betül Uzun, depresyon belirtileri ve alabileceğiniz önlemler hakkında ipuçları verdi:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">“Günümüzde birçoğumuz, arkadaş veya aile ortamında herhangi bir mutsuzluğumuzu dile getirdiğimizde “acaba depresyonda mısın?” cümlesiyle karşı karşıya kalmışızdır. Depresyon kelimesinin günlük hayatta bu kadar yoğun kullanılması, durumun önemini ve yardım gerektirdiğini gözden kaçırmamıza neden olabilmektedir. Peki, bir moda akımı gibi hepimizin diline pelesenk olan bu depresyon nedir, onu nasıl tanırız ve hayatımızdan nasıl uğurlarız?&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Her Üzgün Yüz Depresyon Demek Değildir<br />
Öncelikle bilinmesi gerekir ki kişinin depresyonda olup olmadığının ruh sağlığı uzmanları tarafından klinik çalışmalarla tespit edilmesi en sağlıklı olanıdır çünkü her üzgün ve ağlayan yüz, depresyon belirtisi değildir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Örneğin, günlük yaşamda hepimiz girdiğimiz bir tartışma sonrası mutsuz olup bu durumun sıkıntısını yaşamaya devam edebiliriz. Her insan için bu gibi durumlar üzücüdür ve mutsuz olmak beklenen bir tepkidir. Fakat kişinin herhangi bir olay yaşamasından sonra yaşam kalitesinde bozulmaların olması, zamanla yıkıcılığın geçmemesi veya artması gibi sonuçlar depresyonun habercisi olabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Depresyonda Olduğunuzu Nasıl Anlarsınız?<br />
Kişinin depresyon tanısını karşılaması için bazı belirtilerin belli bir süre devam etmesi gerekir. Üzüntü, isteksizlik, durgunluk ve ümitsizlik hali, değersiz olduğuna inanma, uyku ve yemek düzeninde farklılıklar, aile ve sosyal ortamlardan kaçınma, dikkat problemleri ve hatta intihar düşüncesi gibi belirtilerin olduğu ve en az iki hafta sürdüğü tablo depresyon olarak tanımlanır.&nbsp;<br />
Depresyonda olan her kişi için bu belirtiler ve şiddeti değişiklik gösterebilir. &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Kuaför ve Alışveriş Çözüm mü?<br />
Depresyonda olduğuna inanan kişiler, profesyonel yardım yerine kuaföre gitmek veya alışveriş yapmak gibi aktivitelerle durumun çözüleceğine inanabiliyor. Belirti ve şiddetine göre hiçbir müdahale yapılmadan da kişiler bu durumdan bazen kurtulabilir ya da her insana iyi geldiği gibi alışveriş yapmak depresyondaki bir kişiye de pekâlâ iyi gelebilir ancak kesin çözüm bir uzmandan destek almaktan geçer.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Peki ya soğuk havalar?<br />
Havaların soğumasıyla beraber, özellikle depresyonun sıkça kapımızı çaldığını biliyoruz. Hatta soğuk rüzgarların esmesi ile boy gösteren depresyon için “Ruhun üşümesi” tanımı yapılmaktadır. Kış aylarında depresyon riskinin artmaması veya kış ayının misafiri olan depresyonun uzun soluklu olmaması için dikkat edilmesi gereken bazı durumlar vardır. &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Öncelikle soğuk havalarda da size iyi geleceklerin listesini yapın ve olabildiğince hayata geçirin. Soğukların artmasıyla yataktan çıkmama yönündeki isteğinizi olabildiğince duymayın ve sabahları uyanmak için kendinize sebepler bulun. Enerjinizin düşmemesi için beslenmenize olabildiğince özen gösterin.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Depresyon için yapılabileceklerin listesi oldukça uzun olabilir. Yapılanlar bazen koruyucu bir önlem bazen ise tedavinin çok önemli bir parçasıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Fakat bilinmesi gerekir ki atılması gereken ilk adım, depresyonun kapımızı çaldığını düşünüyorsak bir uzmandan yardım almaktır. ”&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>HABER MERKEZİ</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Dec 2016 18:01:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/72643f245b17b9da3a0570e80ab2c04d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda mide gribine dikkat!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/cocuklarda-mide-gribine-dikkat-791</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/cocuklarda-mide-gribine-dikkat-791</guid>
                <description><![CDATA[Çocuklarda ishal ve mide bulantısı şikayetlerinde son günlerde artış yaşanıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların soğumasıyla birlikte okul ve kreş hastalıklarının yaygınlaşmasının etkili rol oynadığı, halk arasında “mide gribi” olarak da bilinen bu şikayetlere nörovirüsler neden oluyor. Memorial Şişli Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Dicle Çelik, çocuklarda ishal salgını ve alınması gereken önlemler hakkında ailelere önerilerde bulundu.</p>

<p><strong>ENFEKSİYON KAYNAKLI ÖLÜMLERDE İSHAL İLK ÜÇTE</strong></p>

<p>İshal, tüm dünyada özellikle de gelişmekte olan ülkelerde önemli sağlık sorunlarından biridir. İshallere bağlı ölümler, dünyada enfeksiyonlara bağlı ölümler arasında ilk üç sırada yer almaktadır. Çocukluk çağı akut ishallerin büyük kısmından gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde virüsler, az gelişmiş ülkelerde ise bakteriler sorumludur. En sık viral etkenler rotavirüs, adenovirüs, enterovirüs ve nörovirüslerdir.</p>

<p><strong>3-24 AYLIK DÖNEMDE YAYGIN GÖRÜLÜYOR</strong></p>

<p>Okullarda ve kreşlerde son günlerde yaygın olarak nörovirüsa bağlı kusma-ishal şikayetlerinde artış gözlenmektedir. İshal sıklıkla 3-24 aylık dönemdeki çocuklarda görülmektedir. Süresinin 5 gün ya da daha kısa olması akut ishal olarak tanımlanır. Mikropların en önemli bulaş şekli dışkı-ağız yoludur. Enfekte yiyecekler, içecekler ve her türlü materyalin mide–bağırsak kanalına ulaşması ishale neden olabilir.</p>

<p><strong>YETİŞKİNLERE DE BULAŞABİLİYOR</strong></p>

<p>İshal, dışkılama alışkanlıklarının değişmesi ile birlikte kendini gösterir. İshale neden olan virüsle enfekte olan çocuklarda kusma ardından kötü kokulu ishal gözlenmektedir. Evde yetişkinlere de bulaşıp çocuklardan yaklaşık 10 gün sonra erişkinleri de etkilemektedir. Dünya Sağlık Örgütü, ishali 24 saatte üçten fazla sulu dışkılama veya sadece anne sütü ile beslenen bebeklerde ise her zamankinden yani günde 6-8’den fazla sulu dışkılama olarak tanımlanmaktadır.</p>

<p><strong>İSHALLE BİRLİKTE KUSMA VE ATEŞ DE GÖRÜLÜYOR</strong></p>

<p>İshal nedeni ile hastaneye başvuran çocuklara doğru teşhis konulması ve tedavinin uygulanması için doktorlar bazı sorular sormaktadır. Çocuğunuzun yaşı, ishal süresi, günlük dışkı sayısı, dışkı miktarı ve karakteri yani kan ya da mukus içermesi, günlük kusma sayısı ve içeriği, en son idrar yaptığı zaman, en son aldığı sıvılar ve besinler, susuzluk durumu, hastalık öncesi tartısı, vücut ısısı, uykuya eğilim olup olmadığına mutlaka dikkat edilmelidir. İshal tablosuna kusma, ateş, karın ağrısı ve karında şişliğin eşlik ettiği unutulmamalıdır.</p>

<p><strong>VÜCUTTA SIVI KAYBININ &nbsp;ARTMASI TEHLİKELİ</strong></p>

<p>İshalli çocuklarda en önemli sorun, dışkı sayısının artması ve kusma ile ağızdan beslenmenin yetersiz olması sonucu gelişen vücuttaki sıvı kaybı yani dehidratasyon tablosudur. Ateşin de tabloya eklenmesi ile vücuttaki sıvı kaybı artar. Hafif–orta dehidratasyon bulguları bebeklerde %5–10, çocuklarda %3–6 vücut ağırlığı kaybıyla ortaya çıkar.</p>

<p><strong>SIVI KAYBI OLMAYAN ÇOCUKLARA EVDE İSHAL TEDAVİSİ İÇİN 10 ÖNERİ</strong></p>

<p>1) Anne sütü alan bebeklerde emzirme sıklığı artırılmalıdır. 6 aydan büyük çocuklara ayran, taze sıkılmış meyve suları ve su verilebilir.</p>

<p>2) Her sulu dışkıdan sonra 2 yaştan küçük çocuklara ½ - 1 çay bardağı (50-100 ml), 2 yaşından büyüklere ½ - 1 su bardağı (100-200 ml) ek sıvı verilmelidir.</p>

<p>3) Sıvı tüketimi isteği fazla olan çocuklara alabildiğince ama yavaş olarak sıvı gıda verilmelidir.</p>

<p>4) Çocuk kusarsa 10 dakika beklenmeli, sonra tekrar daha yavaş olarak sıvı verilmelidir.</p>

<p>5) Beslenme sürdürülmeli, anne sütü alan bebeklerde emzirilme sıklığı arttırılmalı, anne sütü almayan bebeklerde ise her zaman aldığı mamasına devam edilmelidir.</p>

<p>6) 6 aydan büyük, ek gıda başlanan çocuklara kısa aralıklarla enerjiden zengin ve protein içeren yiyecekler püre olarak hazırlanmalı ve taze olarak verilmelidir.</p>

<p>7) Pirinç, pirinçli karışımlar, tahıllar, patates ve yoğurt tüketimi ishalli çocuğun beslenme durumunu dengeler, ishal süresini azaltır.</p>

<p>8) Çocuğa çinko desteği verilmelidir. Dünya Sağlık Örgütü 5 yaş altı ishal vakalarında çinko desteği önermektedir. Doktor önerisiyle 6 aya kadar günde 10 mg, 10-14 gün; 6 ay ve üzeri ise günde 20 mg 10-14 gün kullanılmalıdır.</p>

<p>9) Çocuk evde yakından izlenmelidir. Bu süreçte, çocuğun fazla sayıda ve daha sulu dışkı yapıp yapmadığı, kusma sıklığı, normal emme ve su içmesinde azalma, göz küresinde çökme, kendisini hasta hissetmesi, ateşinin yüksek olması ve dışkıda kan olup olmadığı iyi takip edilmelidir.</p>

<p>10) İshal 3 gün içinde düzelmezse mutlaka çocuk doktoruna başvurulmalıdır.</p>

<p><strong>Haber Merkezi</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Nov 2016 19:51:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/1edce858519607ab424aebff5719f2a1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diz ağrıları ihmal edilmemeli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/diz-agrilari-ihmal-edilmemeli-782</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/diz-agrilari-ihmal-edilmemeli-782</guid>
                <description><![CDATA[Eklemdeki rahatsızlıklar ihmale geldiğinde, dizdeki hasar artabiliyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Bu nedenle diz rahatsızlıklarını bilmek ve doktora başvurmayı ertelememek, sağlığımız açısından büyük önem taşıyor. Menisküs ya da bağ dokusu sorunları başta olmak üzere diz rahatsızlıkları yaşayanların sportif aktiviteleri hafifletmeleri gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Taner Özdemir “Yoğun fiziksel aktivite gerektiren bir meslek söz konusuysa, işyeri hekimiyle görüşülerek gerekli önlemler alınmalı” diyerek diz rahatsızlıklarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Diz ağrıları, yaş gruplarına göre farklı nedenlerle ortaya çıkıyor. Meslek ve sportif aktivite durumu da etkili faktörler arasında. Bazı diz rahatsızlıkları acil cerrahi müdahaleye gereksinim duyarken, bazı rahatsızlıklar uzun süreye yayılan ve rehabilitasyon gerektiren bir tedavi süreci gerektiriyor. En çok bilinen rahatsızlığı menüsküs olsa da dizde oluşabilecek sorunlar bununla sınırlı kalmıyor. Anadolu Sağlık Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Taner Özdemir diz ağrılarının ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Özdemir “Eğer dizinizde bir darbe sonucunda şişlik, hareket kısıtlanması oluşmuşsa, yürürken dizinizde anormal bir durum hissediyorsanız, dizde kilitlenme ya da ‘boşa gitme’ durumu varsa mutlaka doktora başvurmalısınız. Dizdeki şişliğe, şişen bölgede ısınma ve yüksek ateş eşlik ediyorsa, acil cerrahi müdahale gerektiren bir durum söz konusu olabilir ve hemen doktora gitmek gerekir” dedi.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>SPORTİF AKTİVİTE DİZ AĞRISINA NEDEN OLABİLİR</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Diz ağrılarının nedenlerinin öncelikle yaş, meslek grupları ve sportif aktivite yoğunluğuna göre farklılık gösterdiğine dikkat çeken Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Taner Özdemir “Ağrılar; dizin aktiviteler sonucunda yaralanması, çeşitli nedenlerle oluşan mekanik problemler ya da artrit hastalıklardan kaynaklanıyor olabilir. Bunların dışında, nadir olarak görülen bazı anormallikler de diz ağrılarına sebep olabiliyor” dedi.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>DİZ KAPAĞININ TAM ORTADA OLMAMASI&nbsp;DE AĞRIYA SEBEB OLABİLİYOR&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Op. Dr. Taner Özdemir diz kapağının, anatomik olarak olması gereken yerin dizin tam ortası olduğunu belirterek “Bazı nedenlerle diz kapağı tam ortada olmayabiliyor. İlk bakışta pek önemli bir sorun olarak görülmese de bu anomaliye sahip olanların çeşitli diz rahatsızlıkları yaşama riski daha yüksek. Diz kapağındaki ağrıların bir kısmının nedeni genellikle bu anomalidir. Diz kapağınız dizinizin tam ortasında değilse, bir yüklenme anında diz kapağının yana kayması, kayarken kıkırdakta zedelenme oluşması gibi riskler oluşur. Diz kapağının hemen altında bulunan kıkırdakla anormal şekilde sürtünmeler olur. Bu anormal sürtünme osteoartrit, halk arasında bilinen ismiyle kireçlenmeye neden olur” açıklamasında bulundu.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>SPOR YAPARKEN DİZE AŞIRI &nbsp;YÜKLENİLMEMELİ&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Spor yapmanın sağlığımız için son derece gerekli olduğunu aktaran Op.Dr. Taner Özdemir ancak yoğun sportif faaliyet ve aşırı yüklenmenin çeşitli rahatsızlıklara, hatta bazen geriye dönüşü olmayan hasarlara neden olabileceğini vurguladı. Özdemir “Diz bağlarındaki yaralanmalar ve menisküs yırtıklarının halk arasında “sporcu hastalığı” olarak bilinmesinin nedeni de bu. Diz bağlarının yaralanması, genel söylemiyle ‘ön çapraz bağ yaralanması’ oldukça sık rastlanan bir durum. Genellikle sportif aktiviteler sırasında ya da ağır iş sonucunda meydana geliyor. Menisküs de yoğun spor yapanlarda ve çalışırken sürekli diz çökenlerde daha çok görülüyor. Sporcular bunların dışında, dizin açılması fonksiyonunu sağlayan patella tendonunda zedelenme riskine karşı da dikkatli olmalı. Özellikle çocuklar söz konusu olduğunda, dikkat ve hassasiyetin dozajını artırmakta fayda var. Spor yaparken aşırı yüklenmenin özellikle çocuklar açısından tehlikesi var. Çocuklar spor yaparken fazla yüklenme nedeniyle dizde çeşitli rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Çocuklarda kemikler ve epifiz kıkırdaklar çok yumuşaktır. Aşırı yüklenme, dizin ön kısmındaki yumuşak kıkırdak parçasının zedelenmesine, çeşitli rahatsızlıklar oluşmasına neden olabilir” uyarısında bulundu.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>DİZDE ENFEKSİYOA&nbsp;&nbsp;DİKKAT</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Diz ağrısı nedenlerinden birinin de enfeksiyonlar olduğuna değinen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Taner Özdemir sözlerini şöyle tamamladı: “Dizin iç kısmında ‘sinovya’ adı verilen bir zar bulunuyor. Bu zar, eklemin daha rahat hareket etmesini sağlayan bir sıvı salgılar. Sinovyada mikrobik nedenlerle enfeksiyon oluşabilir ve bu durum çok tehlikeli bir diz rahatsızlığıdır. Septik artrit adı verilen bu hastalık, acil cerrahi müdahale gerektiriyor. Peki, septik artritin belirtileri neler? Herhangi bir darbe olmamasına rağmen, dizde aşırı şişlik ve şişen bölgede ısı artışıyla birlikte, hastada yüksek ateş gözleniyorsa acil olarak doktora başvurmak gerekir. Septik artrit, acil müdahale edilmemesi durumunda, kıkırdakta zedelenmeye ve sonrasında kireçlenmeye neden oluyor. Sinovya zarında romatoid artrit rahatsızlığının oluşması durumunda ise zar kalınlaşarak daha fazla sıvı üretiyor. Bu rahatsızlığın tedavisini romatoloji uzmanları gerçekleştiriyor.”</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>KISA KISA</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Diz kilitlenmesi: Diz ekleminin çalışamaz hale gelmesi ve sabit bir konumda kalması. Menisküs yırtığı, kıkırdak zedelenmesi başta olmak üzere birçok sebebi olabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Dizin boşa gitmesi: Yürürken ya da koşarken dizde anormal hareket hali hissedilmesidir. Bağ yaralanması belirtisidir.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Bursit: Dizdeki “bursa” adı verilen küçük yastıkçıkların iritasyon nedeniyle şişmesi ve ağrıya neden olması. Bu küçük yastıklar dizimizi darbelere karşı koruyor. Genellikle, işi gereği sürekli diz çökmek zorunda olan kişilerde görülüyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>KISA KISA</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Diz ağrılarında ilkyardım</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Eğer dizinizde bir şişlik ve ağrı varsa;</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Buz uygulayın, böylece ağrıyı ve ödemi azaltırsınız.<br />
Uzanın ve ayağınızın altına bir destek yerleştirin.<br />
Çok sıkı olmamak kaydıyla, bandajla sarın.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>KUTU</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Dizde sıklıkla…</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>ÇOCUKLARDA:</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Çocuklarda sıklıkla; aşırı zorlanmadan, spor yüklenmesinden kaynaklı sorunlar yaşanıyor. Diz bölgesindeki kas iskelet sistemi tümörlerine de daha çok çocuklarda rastlanıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>GENÇLERDE:</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Gençlerde sıklıkla; sportif aktivite ya da iş gereği zorlanmadan kaynaklanan ağrılar görülüyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Yaşlılarda:</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Yaşlılarda sıklıkla; osteoartrit ya da romatoid artrit gibi romatizmal hastalıklardan kaynaklanan sorunlar oluşuyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>Haber Merkezi</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 27 Nov 2016 17:38:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/258e9e403b1915152663c01274b2484c.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Boyun fıtığı kader değil!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/boyun-fitigi-kader-degil-756</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/boyun-fitigi-kader-degil-756</guid>
                <description><![CDATA[Boyun kıkırdatma, bilgisayar başında aşırı çalışma, ev işleri, perde asma, dikiş-nakış gibi faaliyetler ve ilerleyen yaş; boyun fıtığına neden olabiliyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Kolda güçsüzlük, baş ağrısı gibi şikayetlere neden olan hastalık, hayat kalitesine darbe vuruyor. Hastalar saçını bile tarayamaz, tornavida çeviremez hatta ağrılardan yatak yerine koltukta uyur hale geliyor. Oysa boyun fıtığı; ilaç, fizik tedavi ve cerrahi tedavi seçenekleriyle tedavi edilebiliyor ve tüm bu şikayetlere veda edilebiliyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Omurga ile ilgili hastalıklarda bel ağrılarından sonra ikinci sırada yer alan boyun fıtıklarının tedavisinin mümkün olduğunu vurgulayan Türkiye İş Bankası iştiraklerinden Bayındır Söğütözü Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Tekkök boyun fıtıklarının nedenlerini, belirtilerini ve tedavi seçeneklerini anlattı:</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">TEDAVİ EDİLEBİLİR</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Omurgamızın geneli ile ilgili ağrılardan en sık olanı bel ağrılarıdır. Boyun ağrıları, bel ağrılarından sonra ikinci sırada yer alır. Her yüz kişiden 7-8’inde ciddi bir boyun ağrısı olma riski mevcuttur.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Boyun fıtığında; kesin tanı için manyetik rezonans (MR) adı verilen tetkikin yapılması gerekir. MR'ın olmadığı yerlerde bilgisayarlı tomografiden yararlanılabilir ama tanı gücü kısıtlıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Boyun fıtığı, tedavisi mümkün bir hastalıktır. Hastaların büyük çoğunluğu ilaç veya fizik tedavi yöntemlerinden yararlanır. Boyun fıtıklı hastaların ancak onda biri cerrahi tedaviye aday olur. Bu durumda da; boynun önünden mikroskop ile yapılan başarılı bir ameliyattan sonra kısa sürede normal yaşamlarına dönebilirler.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>KÜTLETMEYİN KIRTLATMAYIN:</strong> Boyun ağrıları da bel ağrıları gibi her yaşta olabilecek bir sağlık sorunu. Ancak hastalığın görülüş sıklığını artıran birtakım nedenlerin olduğu unutulmamalı. Boyun omurlarının kötü veya yanlış kullanımından (boyun kütletme veya kırtlatma) ya da trafik kazası-yüksekten düşme gibi ciddi bir zedelenme boyunla ilgili sorun oluşum riskini artırır.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>AŞIRI BİLGİSAYAR KULLANIMI BOYNA ZARAR:</strong> Ev işleri, dikiş-nakış, temizlik, perde asma, yer silme gibi ev içi faaliyetleri ile bilgisayar başında yoğun çalışma gerektiren işler; boyun ağrılarını arttırıcı diğer nedenler olarak karşımıza çıkar.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>YILLAR AKIYOR BOYUN KİREÇLENİYOR:</strong> Ayrıca yaş arttıkça boyun omurlarının kireçlenmesi de boyun ağrılarına neden olur. Bu grup hastalarda boyun hareketleri kısıtlı hale gelir ve ağrı şikayeti ortaya çıkar. Bu ağrı, bazen başa doğru yayılarak, baş ağrılarına bile neden olabiliyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>TEK KOL VE BAŞ AĞRISI: </strong>Hayat kalitesine darbe vuran boyun fıtığının belirtilerine dikkat etmekte fayda var. Hastalar genellikle tek bir kola doğru yayılan ağrıdan şikayet ederler. Ağrı, parmak uçlarına kadar yayılır ve uyuşma ile beraber olabilir. Ağrının yayıldığı kolda kuvvet kaybı olabilir. Ayrıca ağrılar bazen başa da yayılır ve ciddi baş ağrılarına neden olur.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>KOLUNU KALDIRIRKEN ZORLANIR: </strong>Hastalar, fıtığın sinir sistemindeki seviyesine göre değişen şikayetlerde bulunurlar. Bu şikayetler; saç taramak için kolunu kaldıramamak, tornavida çevirememek, bileğini yukarı kaldıramamak, ellerine aldıkları ağır cisimleri yere düşürmek olabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>GECE UYURKEN AĞRI YAPAR:</strong> İleri dönemlerde koldaki zayıf kas eriyerek incelmeye de neden olabilir. Ağrı, özellikle gece uykuda aşırı derecede artar; bazı hastalar yatakta ağrı çekeceklerine koltukta uyumayı tercih ederler.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Tedavisi mümkün olan boyun fıtığında ilaç tedavisi, fizik tedavi ve cerrahi seçenekler mevcut. Şayet boyun fıtığı kolda kuvvet kaybı, kaslarda erime ve kolda incelme yapmamışsa, genel olarak ameliyatsız yöntemlere öncelik vermek gerekir. Bu yöntemlerden ilki ilaç tedavisi olmalıdır. Ödemi alıcı ilaçlar ve kas gevşeticiler ilk planda düşünülmesi gereken ilaçlardır. İlaç tedavisine ek olarak, nadiren boyunluk ya da kollar dediğimiz destek de takılması gerekebilir.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">İlaç tedavisinden on ila on beş günde yanıt alınmazsa ve hala ağrı sızı var ama kuvvet kaybı yoksa fizik tedavi ikinci seçenek olarak düşünülebilir. Başta kuvvet kaybı olsa dahi hastanın ağrısı fizik tedaviye de yanıt vermezse en son çare olarak ameliyat düşünülmeli.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">FITIK OLMAMAK İÇİN DİKKAT</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">FITIK AĞRISI GECE UYUMAYI BİLE ZORLAŞTIRIYOR</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Bu belirtiler sizde de varsa doktorunuza başvurun.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">ÖNCE İLAÇ TEDAVİSİ VE FİZİK TEDAVİ SONRA CERRAHİ</span></strong></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">MİKROSKOPLA AMELİYATTA BİR GÜN SONRA EVE DÖNÜŞ</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">İlaç ve fizik tedavisi ile sonuç alamayan boyun fıtığı hastalarında cerrahi seçenekler gündeme gelir. Teknik olarak boyun fıtığına iki türlü yaklaşım mevcut:</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Boynun önünden yapılan ameliyat: Boyun fıtıklarının daha çok görüldüğü, boynun orta ve alt kesimlerinde sıkça uygulanan cerrahi bir teknik. Boynun ön tarafından ameliyat mikroskobu kullanılarak yapılan bir girişimdir. Değerli bir organ olan omurilik ameliyat bölgesinden uzakta kaldığı için ve mikroskop cerrahın detayları görme yeteneğini 50-60 kez artırdığı için daha güvenli bir ameliyattır. Kıkırdak boşaltıldıktan sonra omurgalar arasında çökme olmaması için ya hastanın kasığından alınan kendi kemiği ya da yapay bir destek (araba lastiklerine konan takoz destek gibi) konur. Ameliyat sonuçları genellikle çok başarılıdır. Hasta ameliyatın ertesi günü eve gitmeye hazır hale gelir. İki hafta sonra da işinin başına dönebilir.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Boynun arkasından yapılan ameliyat: Üst boyun omur fıtıkları nadir görülür ve bunlara önden girilerek ulaşılması güçtür. Üst boyun fıtıklarında ve orta ve alt boyun fıtığı 3 veya 3’ten fazla kıkırdakta olması durumunda; girişim boynun arkasından olmak zorunda olabilir. Ancak arkadan yapılan cerrahi girişimler; hem cerrah hem hasta açısından hayli zordur. Omuriliğin fıtığın önünde olması, girişimi riskli hale getirir. Üstelik bu girişimde boyun omurlarının arka kısımlarında bulunan kemik çıkıntı ve kanatların da alınması gerekir ve bu da boynun fiziki yapısını bozar. Kişinin ameliyattan sonraki yaşamında boynu ile ilgili birtakım yapısal bozukluklara neden olabilir. Ayrıca boynun arka kısmındaki kemik doku da eksik olacağı için hastaların kol ağrısı veya kuvvetsizliği geçse de sık boyun ağrıları ve spazmları olur.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Haber Merkezi</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Nov 2016 10:37:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/2ceaf08c57510b813ebaebf76a5c3d41.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bağışıklık sistemini güçlendiren 10 besin</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/bagisiklik-sistemini-guclendiren-10-besin-754</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/bagisiklik-sistemini-guclendiren-10-besin-754</guid>
                <description><![CDATA[Özellikle sonbahar ve kış aylarına geçişte soğuk algınlığı, grip gibi viral enfeksiyonlara daha sık rastlanılıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Dahiliye Uzmanı Dr. Semiha Kaplan, doğru besinler tüketildiğinde besinlerle bağışıklık sisteminin güçlendirilebileceğini belirtiyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Grip, soğuk algınlığı gibi viral enfeksiyonlar özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan kişilerde daha fazla görülüyor. Bağışıklık sistemimizi güçlendirerek, direncimizi arttırarak bu hastalıklarla baş etmemiz mümkün. C vitamini bağışıklık sistemini güçlendiren en önemli vitaminlerin arasında yer alıyor. A ve D vitamini magnezyum ve çinko da vücut direncini artırıyor. Ancak bütün bu vitamin ve mineralleri doğal yollarla yani besinlerle de alabileceğimizi söyleyen Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Dahiliye Uzmanı Dr. Semiha Kaplan, bağışıklık sistemini güçlendiren 10 besini şöyle sıralıyor:</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">SARIMSAK: KANSERİ ÖNLEYİCİ ETKİSİ VAR</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Doğal antibakteriyel, antiviral ve antifungaldir (mantar önleyici). Sarımsak allicin içermekte olup kimyasal bir antikarsinojenik (kanser oluşumunu önleyici) etkisi vardır. Kolesterol ve kan basıncını düşürme etkisi de mevcuttur.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">YOĞURT: İYİ BAKTERİLERİ VÜCUDA ALIR</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Bağışıklık sistemimizin yaklaşık yüzde 70-80’ini bağırsak florası oluşturur. Bu dengeyi sağlayan “iyi bakteriler” probiyotiklerle vücuda alınır. Probiyotiklerin en önemlileri yoğurt ve kefirdir. Sabahları yiyeceğimiz 1 kase yoğurt bağışıklık sistemimizi güçlendirmemize yardımcı olur. Ayrıca D vitamini açısından da bize destek olur.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">ISPANAK: HÜCRELERİ YENİLER</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Folik asit, C vitamini, potasyum ve magnezyumdan zengindir ve hücre yenilenmesine yardımcı olur.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">BROKOLİ: KARACİĞER İÇİN FAYDALI</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Kalsiyum, A, C ve E vitamininden zengin olup karaciğer için faydalıdır. Antioksidan etkisi vardır.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">TURUNÇGİLLER: C VİTAMİN AÇISINDAN ZENGİN</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Greyfurt, portakal, limon, lime ve mandalina C vitamini açısından çok zengindir. Kalp hastalığı olan, kan sulandırıcı ilaç kullanan hastaların greyfurtu dikkatli tüketmeleri gerekir.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">TARÇIN: SİNDİRİME FAYDALI</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Doğal antibakteriyel, antiviral ve antifungaldir. Sindirime faydalıdır, kan şekerinin dengelenmesinde olumlu etkileri vardır.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">KARPUZ: YÜKSEK MİKTARDA LİKOPEN İÇERİR</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">A ve C vitamini, yüksek miktarda likopen içerir. Enfeksiyon, enflamasyon ve serbest radikallerde azalmaya yardımcı olur.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">KABUKLU DENİZ ÜRÜNLERİ: GRİBE KARŞI ETKİLİ</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">İstiridye, ıstakoz, yengeç gibi deniz ürünleri bol selenyum içerir ve grip virüslerine karşı beyaz kan hücrelerinin sitokin üretmesine yardımcı olur. Omega-3 yağ asitlerinden zengin somon, uskumru, ringa balığı soğuk algınlığı ve solunum yolları enfeksiyonlarında akciğerleri korur ve enflamasyonu azaltarak yardımcı olur.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">KIRMIZI BİBER: SAĞLIKLI BİR CİLDE YARDIMCI</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">C vitamini deposudur, beta-karotenden zengindir. Bağışıklık sistemini güçlendirmesinin yanı sıra sağlıklı bir cilde ve gözlere sahip olmamızı sağlar.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">KİVİ: HIRILTILI SOLUMAYI ENGELLER</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Folat, potasyum, K ve C vitamininden zengindir. Solunum sistemini özellikle soğuk algınlığı sonrası oluşan öksürük, wheezing (hırıltılı soluma) gibi komplikasyonlardan korur.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Haber Merkezi</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Nov 2016 09:52:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/ca90857cabd64f00f3ad83e58921deba.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’de her yıl yaklaşık 1500-4500 hastaya ALS tanısı konuyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/turkiyede-her-yil-yaklasik-1500-4500-hastaya-als-tanisi-konuyor-741</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/turkiyede-her-yil-yaklasik-1500-4500-hastaya-als-tanisi-konuyor-741</guid>
                <description><![CDATA[ALS hastalığını, yakın zaman önce pek çok ünlü isminde katıldığı Buz Kovası (Ice Bucket Challenge) kampanyasıyla duyduk]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Kampanyadan elde edilen gelir, bilimsel araştırmalara aktarıldı ve bu sayede yeni tedavilere rehber olacak NEK1 adlı yeni bir gen keşfedildi. Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı Dr. Hale Gökmen tahmini rakamlara göre, Türkiye’de her yıl 1500- 4500 civarı hastanın ALS tanısı aldığını, toplamda ise 8000-10.000 civarında hastanın olduğunu belirtti. Gökmen “ALS hastalığının nedenini bugün tıp dünyası tam olarak bulmuş değil. Bazı çalışmalar hastalığın sigara içenlerde, kurşun zehirlenmesine maruz kalanlarda, askerlerde daha sık olduğunu gösteriyor. Yeni keşfedilen NEK1 geni ise tedavi için şimdiden umut veriyor” dedi.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">ALS (Amiyotrofik Lateral Skleroz), henüz kesin tedavisi olmayan bir nörolojik hastalık. 1938 yılında, 35 yaşındayken hayatını kaybeden ünlü ABD’li beyzbolcu Lou Gehrig’in adıyla da anılan ALS, hızlı ilerliyor. İstemli hareketlerimizi yaparken kullandığımız kaslara emir götüren motor nöron adlı hücrelerin, henüz bilmediğimiz bir nedenle dejenere olmaları, yani ölmelerine bağlı olarak gelişiyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Buz Kovası (Ice Bucket Challenge) kampanyası, hatırlanacağı gibi yakın zaman önce tüm dünyayı etkisi altına alarak ALS hakkında büyük bir farkındalık yaratmıştı. Kampanyada, katılımcılar başlarından aşağı bir kova buzlu suyu boca ediyorlar ve bunu yapmadan önce üç kişiye meydan okuyorlardı. Bu nedenle meydan okudukları kişi de ya buz kovasını başından aşağı dökmek ya da ALS hastaları için 100 dolar bağışlamak zorundaydı. Kampanya, özellikle sosyal medyanın etkisiyle büyük bir başarı elde etti. Bill Gates’ten Lady Gaga’ya kadar dünyaca ünlü pek çok isim, çektikleri videolar ve yaptıkları bağışlarla kampanyaya destek oldu. İşte o desteklerin sonucunda oluşan gelir yeni bilimsel araştırmalar için kullanıldı ve bu da hastalığın tedavisinde yeni kapılar açacak bir genin keşfini beraberinde getirdi. Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı Dr. Hale Gökmen bu genin keşfinin önemine değinerek “Bu oldukça önemli bir gelişme. Çünkü ALS hastalığının tam olarak nedenleri henüz bilinmiyor ve tıp dünyası bu konudaki pek çok araştırmayla yoluna devam ediyor” açıklamasında bulundu.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">ÖNCE ELLERDE FARK EDİLİYOR</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Hastalık başladığında öncelikle ellerde güçsüzlük ve incelmelerin fark edildiğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı Dr. Hale Gökmen “Hastalıkla birlikte vücuttaki tüm kaslar tutulabiliyor. Bazen hastalar yazı yazma, giyinirken düğme ilikleme gibi ince işlerde sorunlar yaşadıklarında ya da bacaklarından birinde güçsüzlük fark edip doktora başvurabiliyorlar. Belirgin olarak tüm vücutta olabilen seğirmeler de dikkat çekiyor. Nadiren ise hastalık, yutma ile konuşma kaslarında başlıyor ve hasta konuşmada zorlanma ya da seste değişmeyle doktora başvurabiliyor. Bazen peltek konuşma ya da kaslarda güçsüzlükle birlikte sertlik ve kasılma hissi de olabiliyor. Fasikülasyon denilen kaslarda atmalar da hastaları endişelendiren bir başka belirti. Fasikülasyon aslında normal kişilerde de yorulunca olabilen bir durum fakat diğer bulgularla birlikte, özellikle de dilde olması tanı koydurucu oluyor. Tüm bu belirtilerle birlikte öncelikle eller, sonra kollar gibi vücuttaki tüm kaslar hareket yeteneğini yitirmeye ve incelmeye başlıyor. Hasta yürüyememeye başlıyor ve bir süre sonra boynunu tutamaz hale geliyor. Son olarak yüzdeki çiğneme kasları ve daha sonra da solunum kasları tutulduğunda bu hastalar solunum yetmezliği de yaşıyor. Ancak iyi bir bakımla (Evde yoğun bakım ortamı oluşturmak, tıbbi cihaz, kesintisiz güç kaynağı, havalı yatak, vs.) bu hastalar hayatlarına uzun yıllar devam edebiliyorlar” dedi.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">DAHA ÇOK ERKEKLERDE GÖRÜNÜYOR</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Hastalığın nedeninin tıp dünyası tarafından bulunmadığını belirten Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı Dr. Hale Gökmen “Bazı çalışmalar hastalığın sigara içenlerde, kurşun zehirlenmesine maruz kalanlarda, askerlerde daha sık olduğunu gösteriyor. Fakat şimdilik yüzde 5-10 kadarının genetik olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla hastaların çoğunun aile öyküsü yok. En sık 60-70 yaş arasında ve daha çok da erkeklerde görülüyor” şeklinde konuştu.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Haber Merkezi</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 23 Nov 2016 11:56:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/5b86763430b41574d2890b60088b8a4e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akciğer kanseri tedavisinde yeni bir yöntem</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/akciger-kanseri-tedavisinde-yeni-bir-yontem-738</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/akciger-kanseri-tedavisinde-yeni-bir-yontem-738</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’den dünyaya yayılan intratümoral kemoterapi; özellikle akciğer kanseri hastalarında diğer tedavi yöntemleri ile birlikte uygulanıyor, hastanın bağışıklığını güçlendiriyor ve vücudun kanserle savaşmasını kolaylaştırıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Öksürük, ağrı gibi belirtiler çoğunlukla gözardı edildiği için geç fark edilen ve bu nedenle tedavi edilemediği yanılgısına düşülen akciğer kanseri, erken evrede yakalandığında tedavi şansı buluyor. 1980’li yılların sonunda Prof. Dr. Seyhan Çelikoğlu’nun geliştirip uyguladığı ve bugün ABD’de ve Avrupa ülkelerinde de uygulanan intratümoral kemoterapi’de tedavi şansını çok yükseltiyor. Türkiye İş Banksası iştiraki Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Levent Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Bölümü Başkanı Prof. Dr. Firuz Çelikoğlu; Akciğer kanserinin tanı ve tedavi yolları ile intratümoral kemoteripinin detaylarını anlattı:</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>İLK BELİRTİ ÖKSÜRÜK:</strong> Akciğer kanserinin en önemli belirtisi öksürük! Eğer bir ay devam eden kuru bir öksürük varsa, bu mutlaka adı konulması gereken bir durumdur. İkincisi eğer hasta şanslıysa, ‘hemoptizi’ denilen kanama olur. Balgam içerisinde ince kırmızı kan görülür ya da tamamen parlak küçük bir kan gelir. Bu da tıpkı öksürük gibi hastaların psikolojik olarak hep reddettikleri bir durumdur.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>OMUZ VE SIRT AĞRISINA DİKKAT:</strong> Bazen akciğer kanseri sadece lokal ağrılarla belirti verebilir; sırt ağrıları, omuz ağrıları gibi. Bunlar da akciğer kanserleri için çok özel, çok spesifik bir durum değildir. Yani akciğer kanseri aslında ufak bulgular vermesine rağmen çok sinsi gelişen bir kanserdir. Belirleyici ağrılar ancak kemiklere, akciğer zarına ulaştığı zaman kanser ortaya çıktığı için bunlar geç bulgulardır. Bu nedenle özellikle sigara içen kişilerin çok uyanık olması gerekiyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIR:</strong> Eğer akciğer kanseri erken safhada tespit edilirse mutlaka tedavisi olur. Ancak hastalar belirtileri yadsıdığı ve zamanında yakalayamadığımız için akciğer kanseri tedavisiz bir hastalıkmış gibi karşımıza çıkıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>SİGARA GENLERİ VURUYOR: </strong>Akciğer kanserinde birinci risk faktörü genetik etkenlerdir. Aslında vücutda sürekli kanser oluşur ancak P53 geni, bu sorunlu hücreleri yok eder. Bu genin yok olması kanserin oluşumunu tetikler. P53 geninin aktivitesinin azalmasının ilk nedeni sigaradır. Sigaranın içindeki maddeler, toksik maddeler, sıcaklığı, ısısı gibi durumlar vücudun P53 geninin aktivitesini azaltmaya başlar. Sonuçta dengeler bozulursa kanserojen bir ortam oluşabilir. Eğer vücutta diğer kanserlere müsait bir ortamdaysa bu sigara içen kişilerde çok daha hızlı gelişir.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>ŞEHİR MERKEZİ KANSER EDİYOR:</strong> İkincisi; akciğerle ilgili enflamasyon hastalıkları geçirmiş kişiler sigara içmeye devam ediyorsa kanser olma riski daha fazladır. Sigaranın yanında hava kirliliği de varsa bu sigaranın kanser etkisini daha da artırır. Yani şehir merkezlerinde yaşamanın riski artırdığını söyleyebiliriz.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>KİMYASAL MADDELERE DİKKAT</strong>: Bunların dışında kimyasal maddelerle maruz kalınması etkendir. Bu nedenle sanayide çalışan işçilerin de riski yüksektir. Aspest en önemli kanser nedenlerinden biridir. Şu anda çok büyük bir oranda kontrol edilmekle beraber izolasyon için kullanılan bu madde fren balatalarında, boruların izolasyonunda bulunur. Eski binaların yıkımlarında, batık gemilere dalışlarda karşılaşılan kimyasaldır.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">GELECEĞİN TEDAVİSİ: İNTRATÜMÖRAL KEMOTERAPİ</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Diğer pek çok kanser tedavisinde kullanılan cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi yöntemlerinin uygulandığı akciğer kanserlerinde, tedaviye katkıda bulunacak çok önemli üçüncü bir seçenek daha bulunuyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">1980’lerin sonunda 1990’larda Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Prof. Dr. Seyhan Çelikoğlu’nun geliştirdiği, dünyada şu anda kabul edilmiş olan intratümoral kemoterapi (lokal kemoterapi) de bu hastaların tedavi olanaklarını artırıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Yapılan büyük araştırmalar sonucunda şu anda dünyada intratümoral kemoterapi de uygulanıyor. İntratümoral kemoterapi, geleceğin tedavilerinde immunoterapinin birinci basamağı kabul ettiğimiz tedavi olarak yerini alıyor.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">KANSER HÜCRELERİNİ TEMİZLİYOR YAYILMAYI DURDURUYOR</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Erken safhada yakalanan kanserlerde ilk seçenek cerrahi, yani lokal olarak çıkartmak. Bu tedaviye destek olabilecek bir tedavi de intratümoral kemoterapidir. Dünyada kabul gören intratümoral kemoterapi tedavisinde: akciğerin içerisine bronkoskopla direkt giriliyor. Hava yollarını tıkayan kanser hücrelerinin içerisine ilaç verilerek o tıkanıklığın erimesi sağlanıyor, böylece akciğerde havalanma tekrar başlıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Ayrıca bu verilen ilaçlar, direkt lenflere gidip lenflerdeki kanser hücrelerini de temizliyor. Böylece bölgenin dışına yayılmasını engelliyor. Bu tedavinin bir yararı da ileri derecede akciğer kanserinde, kanseri küçülttüğü için ameliyat edilmeye imkan yaratacak düzeye getirmesidir. İleri evre gözüken kanserin bile erken evreli bir kansere dönüşmesi şansını bize sunuyor. Bu düzeyde olup ameliyat ettiğimiz, yaşamı kurtulan hastalarımız var.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">YAN ETKİSİ OLMAYAN ETKİLİ BİR TEDAVİ</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Intratümoral kemoterapinin yan etkisi hemen hemen yok gibi. Olan yan etkileri de pozitif.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Öncelikle kanamayı durduruyor, hava yollarını açıyor, nefes darlığını düzeltiyor. Yan etkileri; belki ilk gün yapılan işlemlerdeki o da sadece ilk gün ve bazı hastalarda ateşlenme hissi olabiliyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">İşlem günübirlik ve ayakta yapılıyor. Hasta aynı gün evine dönüyor. Saç dökülmesi, kan hücrelerinde azalma, halsizlik olmuyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Havayolu içerisini tıkayan, akciğer kanseri hastalarının yanı sıra beyin tümörlerinde uygulanabiliyor; çünkü kemoterapi tedavisinin etkisi beyin tümörlerine ulaşmıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Pankreas kanserlerinde, kolerektal kanserlerde yani rektum kanserlerinde, mide kanserlerinde, karaciğer kanserlerinde ve kanser metastazlarında uygulanabiliyor.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Haber Merkezi</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 23 Nov 2016 10:31:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/bd3343aa4e19242a82962a3f4b8f5207.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Günü Güzelleştiren Öğün “Kahvaltı”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/gunu-guzellestiren-ogun-kahvalti-735</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/gunu-guzellestiren-ogun-kahvalti-735</guid>
                <description><![CDATA[Beslenme uzmanlarının büyük önem verdiği ve sağlığımız açısından en çok dikkat etmemiz gereken öğün kahvaltı oluyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Tüm günün güzel geçmesini sağlayacak kahvaltının adresi Bolulu Hasan Usta, sıcacık ekmeğin mis gibi kokusu, malzemenin en bolu ve tazesiyle dolu dolu bir kahvaltı keyfi yaşamak isteyenleri bekliyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Güne enerjik başlamak, güzel bir kahvaltı sofrasından geçiyor. Bolulu Hasan Usta’da güne güzel başlamak isteyenler için çeşit çeşit peynirleri, zeytini, reçeli, bal kaymağı, sucuklu yumurtası ve tadına doyulmaz daha pek çok lezzetiyle kahvaltının en lezzetlisi sunuyor.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Haber Merkezi</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Nov 2016 12:12:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/682ee13d1b8534a8a3d0b56f517fdf39.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kış depresyonunun ilacı güneş ışığı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/kis-depresyonunun-ilaci-gunes-isigi-733</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/kis-depresyonunun-ilaci-gunes-isigi-733</guid>
                <description><![CDATA[Mevsim değişiklikleri sadece bedenimizi değil ruhumuzu da etkiliyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Depresif ruh hali, sinirlilik, alınganlık, konsantrasyon güçlüğü, keyifsizlik, yorgunluk, uykuda artma ya da azalma gibi belirtilerle kendini gösteren ve halk arasında ‘kış depresyonu’ diye adlandırılan bu değişim, mevsimsel duygu durum bozukluğu olarak tanımlanıyor. Medical Park Silivri Hastanesi Psikoloğu Dr. Fehime Hamaloğlu, mevsimsel duygu durum bozukluğunun özellikle güneşin yüzünü daha az gösterdiği sonbahar ve kış aylarında beynimizin daha az mutluluk hormonu (serotonin) salgılamasıyla ortaya çıktığına dikkat çekiyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Mevsimsel değişikliklerin tüm canlılar üzerinde önemli etkileri bulunduğu uzun zamandır biliniyor. Öyle ki mevsimlerin insanlarda doğum ve ölüm oranları, büyüme hızı, depresyon, mani ve intihar sıklığındaki etkisi somut bir şekilde gözlemlenebiliyor. Günümüzde mevsimlerin değişimiyle seyreden, yılın belirli dönemlerinde ortaya çıkan ve tekrarlanan duygu durum değişiklikleri mevsimsel duygu durum bozukluğu olarak adlandırılıyor. Artık psikiyatrik bir bozukluk olarak kabul edilen mevsimsel duygu durum bozukluğunun yaşam boyu görülme sıklığı ise yüzde 17.1 olarak kabul ediliyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Medical Park Silivri Hastanesi Psikoloğu Dr. Fehime Hamaloğlu, “Mevsimsel duygu durum bozukluğu yaşadığını düşünenler, özellikle sabah gündoğumu ve akşam gün batışı saatlerinde doğaya çıkmalı, düzenli nefes egzersizleri yapmalı ve gözlerinin olabildiğince ışık almasını sağlamalıdır” diyor. Psikolog Hamaloğlu, kış depresyonunu ve tedavi yöntemlerini şöyle anlatıyor:</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">GÜNEŞ IŞIĞIYLA BAĞLANTILI</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">“Halk arasında ‘kış depresyonu’ olarak da adlandırılan mevsimsel duygu durum bozukluğunun güneş ışığıyla bağlantısı olduğu kabul ediliyor. Melatonin ışık etkisiyle baskılanan, uykuya geçişimizi sağlayan bir hormondur. Mevsimsel özellikli depresyon tanılı hastalar incelendiğinde kış aylarında daha fazla melatonin salınımı olduğu gözlenmiştir. Sonbahar ve kış mevsiminde güneş ışığından daha az faydalanmamız nedeniyle beyinde bazı merkezler uyarılamadığı için mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin yapımı çok azalır ve bu durumlarda melatonin artışıyla seyreden depresyon ortaya çıkar. Kış aylarında daha çok uykuya ihtiyaç duymamızın en büyük nedeni de ışığın azalmasıyla birlikte serotonin hormonunun azalmasına karşın melatonin hormonunun artmış olmasıdır. Kış dönemlerinde artan melatonin uykuyu arttırmakta ve insanlarda iştah açılmasına neden olur.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">KADININ KIŞ DEPRESYONU ERGENLİKTE BAŞLAR</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Yapılan bir araştırmada kadınlarda erkeklerde mevsimsel duygu durum bozukluğu görülme sıklığında istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Türkiye’de bir devlet üniversitesinin araştırmasına göre, kadınlarda mevsimsel duygu durum bozukluğu oranı yüzde 21.1 çıkarken erkeklerde ise bu oran yüzde 15.5 olarak ölçüldü.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Kadınlardaki kış depresyonu yaygınlığı ergenlikle başlayıp menopozla sona erer. Kadınların depresyonuna daha yüksek oranda anksiyete eşlik eder. Daha çok atipik (belli bir kalıba uymayan, herhangi bir grupta rahatlıkla sınıflandırılamayan) özellikleri bulunur ve döngüsel (her mevsim tekrarlayan) özelliği vardır.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">BELİRTİLERİ NELER?</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Mevsimsel duygu durum bozukluğunun belirtileri şöyle sıralanabilir:</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Depresif ruh hali,<br />
Çocuk ve gençlerde sinirlilik ve hırçınlık,<br />
İlgisizlik ve memnuniyetsizlik,<br />
Ativitelerde azalma,<br />
Öncesinde keyif alınan şeyleri keyif vermemesi,<br />
İştahta artma ya da azalma,<br />
Aşırı kilo alımı,<br />
Amaçsızlık,<br />
Psikomotor hareketlerde artma ya da azalma,<br />
Yorgunluk ve enerji kaybı,<br />
Değersizlik duygusu,<br />
Yersiz ya da abartılı suçluluk duygusu,<br />
Alınganlık,<br />
Konsantrasyon güçlüğü,<br />
Uykuda artma ya da azalma,<br />
Ölümü ya da intiharı düşünmek,<br />
İntihar girişiminde bulunmak<br />
.<br />
<strong>PSİKOTERAPİ ŞART</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Mevsimsel duygu durum bozukluğu tedavisinde sıklıkla antidepresanlar, uyku yoksunluk terapileri ve özellikle de fototerapi kullanılır. Sonbahar ve kış aylarında gecenin uzaması ve ışığa maruz kalınan sürenin kısalmasına bağlı olarak melatonin salınım süresinin artmasıyla organizmada enerji depolanması süreci başlar ve bu süreç daha fazla uyku, gıda alımına yol açar. Antidepresan etkisi gösteren ışık tedavisi (fototerapi) ile melatonin salınımı azaltılarak bu süreç tersine çevrilmektedir. Mevsimsel duygu durum bozukluğunda sadece antidepresan kullanımı çözmez, sadece erteler. Bu nedenle en uygun tedavi yöntemi ilaç kullanımı ile psikoterapinin birlikte ilerlemesidir.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">SABAH VE AKŞAM DOĞA YÜRÜYÜŞÜ YAPIN</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Mevsimsel duygu durum bozukluğu yaşadığını düşünenler, özellikle sabah gündoğumu ve akşam gün batışı saatlerinde doğaya çıkmalı, düzenli nefes egzersizleri yapmalı ve gözlerinin olabildiğince ışık almasını sağlamalıdır. Mevsimsel duygu durum bozukluğu yaşayan kişiler halsizliğinde etkisiyle hareketten kaçınır ama fiziksel aktivitenin eksikliği nedeniyle daha halsizleşir. Ancak kişilerin daha fazla fiziksel aktiviteye yönelerek bu kısır döngü kırması gerekir. Kışın etkisiyle kişilerin günlük yaşantılarında büyük değişiklikler yapmalarından kaçınmaları, hayatlarına olabildiğince aynı düzenle devam etmeleri, zaten hormonlar bizi bu duruma sürüklüyormuş diyerek durumu kabullenip pes etmemeleri, uyku düzenlerini bozacak kötü alışkanlıklardan kaçınmaları mevsimsel duygu durum bozukluğuna yakalanma riskini azaltacaktır.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">KOŞULSUZ KABULLE YAKLAŞILMALI</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Fizyolojik nedenleri bu denli çok olan duygu durum bozukluğuna yakalanan insanlara karşı yakınları her psikolojik rahatsızlıkta olması gerektiği gibi koşulsuz kabulle yaklaşmalıdır. Depresyondaki kişinin isteksiz ve halsiz davranışları yakınlarını da depresif duygu durumuna sürükler ve tahammül sınırını düşürür. Ancak bu durumun geçici bir süreç olduğu ve kişinin o an belli etmese de yakınlarına ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. Kişilerin özel alanlarına saygı duyulmalı, üzerlerine “Haydi bir an önce iyileş” diye bir beklenti yüklenmemelidir. Depresyondaki kişilere karşı olabildiğince anlayışlı, hayatlarındaki pozitif şeyler hatırlatılarak yaklaşılmalıdır. Depresyondaki kişilerin intihar olasılığı, diğer kişilerden 100 kat daha fazladır. Bu nedenle depresyondaki kişiler uzaktan da olsa sürekli bir denetim altında bulundurulmalı, bir göz daima üzerlerinde olmalıdır.”</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Haber Merkezi</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Nov 2016 11:21:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/1582b3946c984dc87118b40c57b7b9e5.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ofisteki koltuklar risk taşıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/ofisteki-koltuklar-risk-tasiyor-725</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/ofisteki-koltuklar-risk-tasiyor-725</guid>
                <description><![CDATA[Masa başında çalışırken saatlerimizi geçirdiğimiz koltukların sadece rahatlığına değil, üretiminde kullanılan malzemelerine de dikkat etmemiz gerekiyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Koltuk üretimini, toksik etkiler yani zehirli kimyasallar içermeyen malzemelerle gerçekleştiren Tuna Girsberger, ofis çalışanlarına sağlıklı ve güvenli bir ortam sunuyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Hizmet sektöründe çalışıp uzun saatlerini masa başında geçirenlerin yaşadığı rahatsızlıkların başında boyun, bel ve sırt ağrıları geliyor. Bunlar, herkesten duyduğumuz ve sıkıntılarını hissedip önlem aldığımız rahatsızlıklar. Peki ya fark edemediklerimiz? Korkutucu gerçek şu ki, saatlerce oturduğumuz koltukların üretiminde kullanılan malzemeler, toksik etkileri olan PAH bileşenleri içeriyor olabilir! Bugünün ofis yaşamını yansıtan çizgileriyle Tuna Girsberger, ergonomideki iddiasını Endüstriyel Tıp Raporu ile taçlandırırken, sahip olduğu PAH sertifikası ile de insan sağlığına önem verdiğini bir kez daha ispatlıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Çalışma ve misafir koltuklarının Türk Akreditasyon Kurumu’ndan onaylı PAH sertifikasına sahip olduğunu söyleyen Tuna Ofis Satış &amp; Pazarlama Bölüm Başkanı ve Tuna Girsberger Genel Müdürü G. Mehmet Arda, “PAH bileşenleri içeren ürünlerin deri ile temas etmesi sonucunda, zehirli kimyasallar vücudumuza girebiliyor. Uzun saatlerini masa başında geçiren çalışanlar için, bu durum çok ciddi bir tehdit oluşturuyor. PAH’lar, çevrede bulunan, insan sağlığına olumsuz etki eden her şey olabilir. Kumaşlar, metal parçalar, özellikle de plastiklerde çok yoğun olarak bulunabiliyor. Koltuklarda, diğer malzemelerin yanı sıra plastik aksamın da oldukça fazla olduğu göz önünde bulundurulunca, PAH içermeyen malzemelerin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor. Kaliteli mobilya üretimi ve tasarım kadar sağlık konusuna da hassasiyetle eğilen bir marka olarak, bu konu üzerinde titizlikle çalıştık. Plastik aksamlarından kumaşlarına kadar, Tuna Girsberger koltuklarının üretiminde kullandığımız hiçbir malzeme, PAH bileşenlerini içermiyor” diyor.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">DERİ YOLUYLA BULAŞIYOR, KARACİĞER VE BÖBREKLERDE BİRİKİYOR</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">PAH, yani polisiklik aromatik hidrokarbonlar, toksik etkiye sahip kimyasallardır. Orman yangınları gibi doğal yollarla ya da sigara dumanı, motorlu taşıtlar gibi nedenlerle insan kaynaklı oluşan PAH’lar, yiyecek, içme suyu, kirli hava ve deriyle temas yoluyla vücuda girebiliyor. Genellikle karaciğer, yağ ve böbreklerde birikerek çok ciddi sağlık sorunlarına yol açan PAH’ların en bilineni, zararlarına rağmen hala yoğun olarak kullanılan naftalin. Özellikle plastiklerde bulunan PAH’lar, ayakkabılardan sandalyelere, gün içinde sürekli kullandığımız ürünler ile vücudumuza girerek sağlığımızı tehdit ediyor. Bu nedenle, bu kimyasalları içermeyen sertifikalı ürünler kullanmak büyük önem taşıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>&nbsp;Haber Merkezi</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Nov 2016 13:04:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/1eeefc9501553204544690ce0622bd10.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KOAH’dan korunmak için sigarayı bırakın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/koahdan-korunmak-icin-sigarayi-birakin-724</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/koahdan-korunmak-icin-sigarayi-birakin-724</guid>
                <description><![CDATA[Sigara içenleri bekleyen ölümcül hastalık KOAH ile mücadelede en önemli ve ilk adım sigarayı bırakmak... Yeşilay Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, “Bu ölümcül hastalığa yakalanmamak mümkün; kendiniz ve sevdikleriniz için sigarayı bırakın” uyarısında bulunuyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Dünyada ölüm sebepleri içinde 3. sırada yer alan ve KOAH olarak bilinen Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı nedeniyle yılda 210 milyon kişinin etkilendiği tahmin ediliyor. Aktif sigara içicisinin en büyük risk grubu içinde olduğu KOAH, aynı zamanda pasif olarak sigara dumanına maruz kalanları da ciddi şekilde tehdit ediyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Dünya KOAH Günü dolayısıyla açıklama yapan Yeşilay Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, KOAH’ın önlenebilir bir akciğer hastalığı olduğunu belirterek, “KOAH’ın bir numaralı risk faktörü sigaradır. Öyle ki tedavi aşamasında sigara bırakılsa dahi vücuda sigarayla birlikte işlenen zehirli maddelerin bu hastalığın tedavisini zorlaştırdığı bilinmektedir. KOAH’a pasif içicilerin de yakalanma riski çok yüksek. Burada özellikle sigara içilen ortamlarda bulunmanın etkisi çok fazladır” dedi.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">SİGARA DUMANINA MARUZ KALINDIĞINDA DA SİGARA KAYNAKLI BİR ÇOK HASTALIĞA YAKALANMA RİSKİNİN OLDUĞUNU BELİRTEN ÖZTÜRK, AÇIKLAMASINDA ŞUNLARI SÖYLEDİ:</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">éDuraklarda, parklarda, hastane ve okul bahçelerinde, taksilerde sigara içmek yasak olmasına rağmen maalesef bu kural çiğneniyor. Haliyle sigara içmeyen bir çok kişi sigara içenin dumanından pasif olarak etkileniyor, sigaradan salınan zehirli dumanı solumak zorunda kalıyor. Özellikle çocuklar pasif içicilikten en çok etkilenen grup. Bizler de özellikle sigaranın yasak olduğu yerlerde sigara içmeyenin hakkını korumak ve pasif içiciliğin zararlarını azaltmak amacıyla yapılan ihlali tek tuşla bildirebileceği Yeşil Dedektör mobil uygulamasını hayata geçirdik. Telefon ya da tablete indirilen bu uygulamayla sigara ihlalini gören vatandaşımız Sağlık Bakanlığının denetim ekiplerine uygulamadan konum göndererek ihlali bildirebilliyor. Denetim ekipleri de mekana gelip denetimi ve gerekli işlemleri yapıyor.”</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Tütün ürünlerinin de KOAH’a sebebiyet verdiğini söyleyen Başkan Öztürk; “Nargile, puro, pipo gibi tütün ürünleri de KOAH’a yol açıyor. Bu ölümcül hastalığa yakalanmamak için, kendiniz ve sevdikleriniz için sigarayı bırakın. Bırakmakta zorlanıyorsanız mutlaka, Sigara Bırakma Polikliniklerinden ve Sağlık Bakanlığı çağrı merkezlerinden destek alın” diye konuştu.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">BELİRTİLERİ NELER…</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Özellikle 40 yaşından sonra görülen KOAH, sinsi ve fark edilmesi zor bir hastalık. Kişilerde önceleri yokuş ve merdiven çıkarken kendini gösteren nefes alma güçlüğü ile başlar. Zamanla bu durum ilerler ve düz yolda da solunum sıkıntısı ortaya çıkar. Gece uykudan uyandıran, uyutmayan nefes darlığı şekline ilerler. Kişi, nefes darlığından dolayı günlük işlerini yaparken dahi zorlanır, başkalarının desteğine ihtiyaç duyar. Tüm bunlar KOAH belirtisidir.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Nefes ölçüm testinde hava yolu tıkanıklığının saptanması ile teşhis eden KOAH her ne kadar ilerleyici bir hastalık olsa da önlenebilir ve tedavi edilebilir. Tedavide ilk yapılması gereken sigaranın bırakılması ve kapalı veya açık alanlarda sigaraya maruz kalmaktan kaçınılmasıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>SİGARA CAN YAKIYOR</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte birinin sigara içicisi olduğu tahmin ediliyor. Dünyada en büyük sağlık sorununun sigara olduğunu ilan eden Dünya Sağlık Örgütü’nün istatistiklerine göre tahminen her 3 yetişkinden biri sigara kullanıyor. Sigara içme, akciğer kanserinin oluşumunda en önemli faktör olarak bildiriliyor. Sebep olduğu diğer kanserler, kalp-damar ve solunum hastalıklarıyla birlikte her yıl yaklaşık 6 milyon kişi sigara sebebiyle hayatını kaybediyor.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">YEŞİLAY, BAĞIMLILIKTAN KORUNMA EĞİTİMLERİ MİLYONLARA ULAŞTI</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Yeşilay’ın sigara, alkol, uyuşturucu, teknoloji bağımlılığı ve sağlıklı yaşam alanlarında yaş gruplarına göre özelleştirilmiş ve alan uzmanları tarafından hazırlanmış içeriklerle öğrencilere ulaştırılan Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı (TBM) eğitimleri 11 milyon öğrenci ve 2 milyon veliye ulaştı. Bu eğitimler kapsamında ilkokul, ortaokul, lise ve yetişkin modüllerinde sigara bağımlılığı, sebepleri, koruyucu önlemler ve bırakma yöntemleri eğitimleri de Türkiye’nin dört bir yanında TBM formatörü ve rehber öğretmenler vasıtasıyla yediden yetmişe herkese ulaştırılıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>Haber Merkezi</strong></span><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Nov 2016 11:58:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/0c0e84a9b28ef5dd25800da453b82e89.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bağışıklık sisteminizi güçlendirecek 11 öneri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/bagisiklik-sisteminizi-guclendirecek-11-oneri-722</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/bagisiklik-sisteminizi-guclendirecek-11-oneri-722</guid>
                <description><![CDATA[Soğuk hava ve stresli şehir hayatıyla mücadele etme süreci, bazı hastalıkları da beraberinde getirebiliyor. Sağlıklı kalmak için öncelikle günlük yaşam alışkanlıklarını gözden geçirmek gerekiyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Alınacak birkaç basit önlem ile bağışıklık sistemini güçlendirmek ve hastalıklara dur demek mümkün olabiliyor. Memorial Ataşehir Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Prof. Dr. Birsel Kavaklı, hastalıklardan korunmak için vücut direncini artırmanın yolları hakkında bilgi verdi.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">STRES BAĞIŞIKLIĞI DÜŞÜRÜYOR</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Bağışıklık sistemi yalnızca hastalıklarla ilgili değildir; yani bu sistemin çökmesinde sadece virüsler değil, duygularımız da büyük önem taşımaktadır. Örneğin; ağır stres altında kalındığında dudakta çıkan uçuk da, aşırı yorgunluk ve uykusuzluğa bağlı olarak görülen solunum yolu hastalıkları da bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle ortaya çıkmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>KULLANILAN BAZI İLAÇLAR DA ETKİLİ</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Karaciğer, diyabet, kalp-damar hastalıkları ile kanserlerin de bağışık sistemini zayıflatmaktadır. Hastalıkların yanı sıra kullanılan bazı ilaçlar da bağışık sistemini olumsuz etkileyebilir. Kortizon ve kanser ilaçları kişiyi zayıf düşürürken, yetersiz ve sağlıksız beslenme ile alkol ve sigara tüketimi de hastalıklara davetiye çıkarabilir.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">SIK HASTALANMAK ÖNEMLİ BİR İŞARET</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Bir kişi sık hastalanıyorsa, bu durum bağışıklık sisteminin zayıfladığını göstermektedir. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin en etkili yolu sağlıklı yaşam tarzını benimsemektir. Sağlıklı beslenme, kaliteli uyku, düzenli egzersiz ve stresten uzak kalmak gerekir. Ayrıca meyve-sebze tüketimini artırmak, kimyasallardan uzak durmak ve iklime göre giyinmek de bağışıklığı kuvvetlendirmek için dikkat edilmesi gereken kurallardır.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">C VİTAMİNİNİ PORTAKAL VE BİBERDEN ALABİLİRSİNİZ</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Bağışıklık sistemini güçlendirmek denilince akla ilk C vitamini, dolayısıyla portakal ve mandalina gibi meyveler gelmektedir. Mevsiminde tüketilen C vitamininden zengin meyveler oldukça faydalıdır. Bu şartlar yerine getirildiğinde multivitamin kullanımına gerek kalmaz. Yine biber de C vitamini içeren önemli bir besindir. Eğer tüketilen meyvelerden alınan C vitamin yeterli gelmezse, doktor tavsiyesi ile bitkisel takviyeler kullanılabilir. Ayrıca bu dönemde kalp-damar sağlığı için çok önemli olan omega-3 ile selenyum ve koenzim Q10 de alınabilir.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">GÜÇLÜ BİR BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ İÇİN ÖNERİLER</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">1. Ellerinizi sabun ve bol su ile düzenli olarak yıkanın.<br />
2. Kişisel temizliğinize özen gösterin.<br />
3. Meyve ve sebzeleri akan su (musluk) altında iyice yıkandıktan sonra tüketin.<br />
4. Günlük sıvı ihtiyacınızı mutlaka su ile karşılayın.<br />
5. Gıdaları olabildiğince taze tüketin ve gerekli hallerde buzdolabında saklayın.<br />
6. Pastörize edilmiş ya da UHT yöntemi ile paketlenmiş uzun ömürlü sütleri tercih edin. Çiğ süt tüketecekseniz kaymak tuttuktan sonra karıştırarak 5-7 dakika kaynatıp, olabildiğince kısa sürede soğutun.<br />
7. Et ve yumurtaları iyice pişirin.<br />
8. Taze peynir tüketmeyin.<br />
9. Düzenli egzersizi ihmal etmeyin<br />
10. Kaliteli uykuya özen gösterin<br />
11. Aşı ile korunabileceğiniz hastalıklara karşı aşı yaptırın.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>Haber Merkezi</strong></span><br />
<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Nov 2016 10:25:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/a5ba4d1b9e24950eb8983a9284ac7ef9.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>1 mm uzatın 10 yaş gençleşin!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/1-mm-uzatin-10-yas-genclesin-721</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/1-mm-uzatin-10-yas-genclesin-721</guid>
                <description><![CDATA[Diş Hekimi Pertev Kökdemir: “Yüzde yaşı gösteren birçok farklı belirti vardır ama bunlar içerisinde en önemlilerinden biri dişlerdir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Ön iki dişi çeşitli estetik metotlarla 1 milimetre kadar görünür hale getirerek, o kişinin yüzündeki ifade 10-15 yaş gençleştirilebilir.”</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Diş Hekimi Pertev Kökdemir, diş estetiğinde 1 milimetrelik bir değerin bile ne kadar önemli olduğunu belirtiyor ve 1 mm.’lik bir diş görüntüsü ile nasıl 10-15 yaş gençleşeceğinizi anlatıyor:</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">“Gözümüze estetik olarak güzel görünen hemen hemen her şeyde bir altın oran vardır. Diş ve yüz estetiği için de bu geçerlidir. Estetik şikayetlerle başvuran hastalara yaptığımız muayenelerde öncelikle ‘Hastamızda dişler, dudak ve çene yapısı estetik kriterleri karşılıyor mu?’; buna bakarız.”</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">ÜST DİŞLERİN TAMAMINA YAKINI GÖRÜNMELİ</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Diş Hekimi Pertev Kökdemir, diş ve dudaklardaki estetik kriterlerini de şöyle anlatıyor; “Estetik bir gülüş elde etmek için hastamız gülümsediği zaman; üst dişlerin tamamına yakınının görünmesi, üst diş kesici uçlarının alt dudağa hafif değmesi veya teğet geçmesi, büyük bir gülümsemede dudak köşelerinde karanlık üçgenlerin kalmaması, dudaklar serbest haldeyken kesici diş uçlarının belli bir miktarda görünmesi gibi kriterlerin gerçekleşmesi gerekir.”</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">ÖN DİŞLER YAŞIMIZI ELE VERİYOR</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">“Dudaklar serbest haldeyken ön iki dişin görünme miktarı hastalarımızın yüzünün daha genç görünmesinde önemli bir faktördür” diyen Kökdemir, “Doğal yaşam süreci içinde ön iki dişimiz diğer dişlerimizde olduğu gibi zaman içinde aşınır ve 40- 45 yaşlarında tam dudak hizasına kadar aşınmış olur. Eğer bu ön iki dişi, çeşitli estetik metotlarla 1 milimetre kadar görünür hale getirirsek; o kişinin yüzündeki ifade 30'lu yaşlara geri döner. Yani bu kişiye karşıdan bakanlar; yüzü 30-35'li yaşlarda olarak algılar. 60 yaşlarındaki bir kişide de yine çeşitli estetik yöntemlerle dişleri 1 milimetre kadar görünecek hale getirirsek, karşıdan bakanlar bu kişiyi 45-50 yaşlarında olarak algılar” ” diyerek aradaki büyük farkı anlatıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">“Tabii ki yüzde yaşı gösteren birçok farklı belirti vardır ama bunların en önemlilerinden biri dişlerdir” diyen Kökdemir; “O yüzden estetik müdahale yaparken diş şekillendirmelerini ve</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">diş formlarını, hastamızı olduğu yaştan 10-15 yaş daha genç gösterecek şekilde yapıyoruz” diyor.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">HASTANIN BEKLENTİLERİNİ DİNLEMEK ÖNEMLİ</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Diş boylarını ve formlarını değiştirirken 3 temel yöntem kullanılır diyen Diş Hekimi Pertev Kökdemir, bu yöntemleri şöyle anlatıyor: “Bunlar; zirkonyum veya porselen kaplamalar, bonding yöntemi ve empress laminalardır. Bu yöntemlerden hangisinin hangi hastaya daha uygun olduğu yapılan muayene sonrası ortaya çıkar. Muayene sırasında hastamızın beklentilerini dinlemek, hastamızı doğru anlayabilmek ve ona göre hareket etmek; ortaya çıkacak sonucun da daha memnun edici olmasını sağlar.”</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Haber Merkezi</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Nov 2016 10:14:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/58c73b369edc73a22e055aa84921a75e.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Domates prostat riskini yüzde 30 azaltıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/domates-prostat-riskini-yuzde-30-azaltiyor-711</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/domates-prostat-riskini-yuzde-30-azaltiyor-711</guid>
                <description><![CDATA[Kanserlerin 3'te 1'inin nedeni sigara, 3'te 1'inin nedeni de beslenme. Yürüyüş, kolon kanseri riskini % 40 azaltıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Anadolu Sağlık Merkezi Tamamlayıcı Tıp Merkezi Danışmanı ve Atlanta Emory Üniversitesi Üro-Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Küçük, “Soya fasulyesi tüketenlerde meme kanseri oranı yüzde 10-30. Domates, prostat riskini % 30 düşürüyor” dedi.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">“Tamamlayıcı Tıp”ın, klasik tedavileri reddederek yerine alternatif tedavi yöntemleri sunmak anlamına gelmediğini söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Tamamlayıcı Tıp Merkezi Danışmanı ve Atlanta Emory Üniversitesi Üro-Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Küçük, tersine işin içine uygulanan klasik tedavilerin etkisini artıracak ve hastaların daha iyi sonuç almalarını sağlayacak uygulamaların katılması olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Küçük “Tamamlayıcı tıp standart tedavilere ek olarak hastaların daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürüp tedavi sonuçlarının daha iyi olmasını sağlayan yöntemleri içeriyor. Günümüzde ABD'de Harvard, Stanford, Yale, Johns Hopkins, Mayo ve Cleveland Klinik gibi dünyaca ünlü 60'ın üstünde üniversite ve ünlü tıp kuruluşları, bünyelerindeki tamamlayıcı tıp merkezleri ile dikkat çekiyor” açıklamasında bulundu.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">BİRÇOK HASTALIĞIN TEMELİ VÜCUT AĞIRLIĞININ FAZLA OLMASI</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Tamamlayıcı tıp kapsamına giren yöntemleri daha sağlıklı sonuçlar almamız için uygulamamız gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Tamamlayıcı Tıp Merkezi Danışmanı ve Atlanta Emory Üniversitesi Üro-Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ömer Küçük, bunların başında fiziksel aktivite ve egzersizin geldiğini söyleyerek “Birçok hastalığın temelinde fiziksel aktivite eksikliği ve insanların vücut ağırlıklarının fazla oluşu yatıyor. Yapılan araştırmalar özellikle bazı kanser türlerinde (akciğer kanseri, meme kanseri vb.) egzersiz yapan hastaların tedavi sonuçlarının çok daha iyi olduğuna işaret ediyor. Bu hastalarda hem kanserin nüksetme riski daha az oluyor hem de bu kişilerin yaşamlarını daha sağlıklı ve mutlu geçirdikleri görülüyor” dedi.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">SOYA FASULYESİ MEME KANSERİNE KARŞI</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Kanserlerin 3’te1'inin sağlıksız ve yanlış beslenme kaynaklı olduğuna dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Tamamlayıcı Tıp Merkezi Danışmanı Prof. Dr. Ömer Küçük yeterli sebze meyve tüketmemenin, şekerli ve yağlı yiyecekleri tercih etmenin ve vücut ağırlığının fazlalığının kansere yol açan en önemli faktörler arasında olduğunu söyledi. Hastaların tedavilerini beslenme şekilleri ve yaptıkları diyetlerin de etkileyebildiğini dile getiren Prof. Dr. Ömer Küçük “ABD'de meme kanseri hastaları arasında yapılan bir çalışmada diyetlerindeki yağ oranını yüzde 30'dan 15'e düşüren meme kanseri hastalarının daha uzun yaşadıkları ve yaşam sürelerinin hastalık nüksetmeden en az 2 yıl uzadığı görülüyor. Son yıllarda soya fasulyesi üzerinde yapılan çalışmalar ise soya fasulyesi ürünlerini daha fazla tüketen kadınların meme kanserine daha az yakalandıklarına ve bu kişilerin tedavilerinden daha iyi sonuç alındığına işaret ediyor. Tüketilen soya miktarına bağlı olarak meme kanseri vakalarında yüzde 10-30 oranında azalma görülüyor. Tedavi sonrasında soya tüketen hastaların sonuçlarının ise diğerlerine göre yüzde 20 oranında daha iyi olduğuna dikkat çekiliyor” açıklamasında bulundu.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">DOMATES PROSTAT KANSERİ RİSKİNİ YÜZDE 30 DÜŞÜRÜYOR</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Harvard Üniversitesi'nde 30 yılı aşkın süreyle yaklaşık 47 bin kişinin beslenme şekillerinin incelendiğini ve 30 yıl sonra bu kişilerin bir bölümünde kanser oluştuğuna dikkat çekildiğini vurgulayan Prof. Dr. Ömer Küçük “Görülüyor ki az domates tüketenlerin prostat kanserine yakalanma riski daha yüksek. Durumla ilgili bilimsel veriler ortaya koyan araştırmalar domatesin prostat kanseri riskini yüzde 30 oranında düşürdüğünü gösteriyor. Atlanta Emory Üniversitesi'nde de bu konuda araştırmalar yapıyoruz. Domatesin faydasının içinde bulunan 'likopen' adlı maddeden geldiğini düşünüyoruz. Prostat kanserli hastalara likopen verdik. Sonrasında hastaların ameliyatla prostatlarını aldık. Ne gibi değişiklikler olduğuna bakıldığında ise likopen verilen hastaların tümörlerinin daha küçük olduğu görüldü. Bu sonuçla likopenin tümör küçültücü ve kanser riskini azaltıcı etkisi ortaya konmuş oldu” dedi.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">STRESİ YENEN KANSERİ DE YENER</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Tamamlayıcı tıbbın en önemli unsurları arasında “stres azaltma yöntemleri”nin geldiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Tamamlayıcı Tıp Merkezi Danışmanı Prof. Dr. Ömer Küçük “Bağırsak, tansiyon, diyabet ve kalp hastalıklarının stresle bağlantılı olduklarını bilimsel olarak ispat eden çok sayıda çalışma bulunuyor. Stresin, bağışıklık sistemini zayıflatarak kanser dahil tüm kronik hastalıklara davetiye çıkarma özelliğini ortadan kaldırmada fiziksel aktivite ve egzersiz en güçlü yöntemler olarak değerlendirilse de bunların yanında meditasyon, yoga ve müzik terapisi de yüz güldüren sonuçlarıyla dikkat çekiyor” şeklinde konuştu.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">5 YIL İÇİNDE TÜM KANSERLER YÜZDE 25 ARTACAK</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">ABD'de yılda 1,4 milyon kişiye kanser tanısı konduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ömer Küçük 2025'te bu rakamın 2 milyona çıkacağının düşünüldüğünü belirtti. Prof. Dr. Küçük “Öngörüler tüm kanserlerin 5 yıl içinde yüzde 25 civarında artacağı yönünde. Bu tablo sağlıksız yaşam biçimine ‘dur!’ deme zamanımızın geldiğinin işareti. Bunu söylüyoruz çünkü kanserlerin üçte ikisine kendi elimizle davetiye çıkarıyoruz. Oysa risklerden uzak kalmak ve tehlikeyi önemli oranda azaltmak mümkün. Bu noktada ‘tamamlayıcı tıp’ kavramının önemini görmezden gelmemeliyiz. Klasik tedavilerin etkisini artıracak bu uygulamaların bilimsel temelli ve çok çarpıcı sonuçları var” dedi.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">EGZERSİZ, TEDAVİLERİ YÜZDE 20 ORANINDA OLUMLU ETKİLİYOR</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Prof. Dr. Ömer Küçük sözlerine şöyle devam etti: “Düzenli egzersiz yapan meme, akciğer ve prostat kanseri hastalarına uygulanan tedaviler yüzde 10-20 oranında daha olumlu sonuç veriyor. Yani bu hastalarda kanserin nüksetme riski azalıyor, nükste gecikme ve yaşam kalitesinde artış oranı yüzde 10-20 arasında değişiyor. ABD'de hastalar dahil herkese günde en az 30 dakika tempolu yürüyüş ya da eşdeğer yüzme, bisiklete binme, aerobik gibi fiziksel aktiviteler öneriliyor. Bilimsel çalışmalar haftada 150 dakika egzersizin hem kanser riskini azalttığını hem de kanser hastalarının tedavisini olumlu etkilediğini gösteriyor. Örneğin haftada 5 gün 30 dakika yürüyüş yapmanın kolon ve meme kanseri riskini yüzde 30-40 oranında azalttığını gösteren çalışmalar bulunuyor. South Carolina Üniversitesi'nin 1987-2002 yıllan arasında 18-81 yaşlarında 2863 kadın ve erkek kanser hastası üzerinde yaptığı bir araştırma, düzenli ve tempolu egzersiz yapan kanser hastalarında ölüm oranlarının yüzde 33 düştüğünü gösteriyor. Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir başka araştırma ise menopoz sonrası düzenli egzersiz yapan kadınlarda meme kanseri riskinin ciddi oranda azaldığına dikkat çekiyor. 1986-2006 yıllan arasında menopoz sonrası 95 bin 396 kadını inceleyen bilim insanları, bu kadınlardan 4782'sinin meme kanserine yakalandığını tespit ediyor. Menopoz döneminde ve sonrasında düzenli egzersiz yapanların risklerinin yüzde 95 oranında düştüğü görülürken, meme kanserine yakalanan 4782 kadının düzenli egzersiz yapmadıkları belirtiliyor.”</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">SAĞLIKSIZ BESLENME SİGARA KADAR TEHLİKELİ</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Sigaranın kanserlerin yaklaşık 3’te 1’inin nedeni olarak görüldüğünü söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Tamamlayıcı Tıp Merkezi Danışmanı Prof. Dr. Ömer Küçük “ABD’de kanserlerin yüzde 30-35’i sigara kaynaklıyken diğer yüzde 30-35’inden beslenme sorumlu tutuluyor. Bu noktada sağlıksız beslenmenin sigara kadar zararlı olduğu görülüyor. Sebze meyve tüketilmemesinin, beslenmede fazla yağlı ve şekerli gıdalara yer verilmesinin kanserle ilişkili olduğunu gösteren çok sayıda örnek bulunuyor. Kötü beslenmenin iyi beslenmeye çevrilmesi ve sigara içilmemesi halinde kanserlerin 3’te 2’si önlenebilir” açıklamasında bulundu.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Haber Merkezi</span></strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 19 Nov 2016 09:26:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/7324615d48bda0c65e678360ef8845b4.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Her tiroid nodülü kanser değildir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/her-tiroid-nodulu-kanser-degildir-706</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/her-tiroid-nodulu-kanser-degildir-706</guid>
                <description><![CDATA[Tiroid bezinde saptanan nodüller, hastaları tiroid kanseri endişesine sürüklüyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Oysa uzmanlar bu nodüllerin yüzde 95’inin iyi huylu kitleler olduğunu belirtiyor. Medical Park Gebze Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ali Rıza Çimen, “Nodülü olan hastalar hemen endişeye kapılmamalı ama mutlaka muayene olarak gerekli tetkikleri yaptırmalı” diyor.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Tiroid hastalarında tiroid bezinde “nodül” olarak adlandırılan, çoğu zaman iyi huylu olan kitleler görülür. Boyunda gırtlağın altında dışardan fark edilecek kadar büyümeyle dikkat çeken nodüller; ses kısıklığı, yutkunmada zorluk, nefes darlığı, boyun bölgesinde ani başlayan ve hızlı büyüyen şişlikler gibi şikayetler de yapabilir. Tiroid nodülleri doktor tarafından yapılan muayene ya da boyun bölgesine uygulanan görüntüleme tetkikleriyle tespit edilmektedir. Nodüllerin yaklaşık % 5’i tiroid kanseridir yani % 95’i iyi huylu kitlelerdir. Nodüller, yaşlılarda, iyot eksikliği olan bölgelerde ve radyasyona maruz kalan kişilerde daha fazla görülmektedir. Ultrasonografi yapılma sıklığının artmasıyla, erişkinlerde tespit edilme oranı her 100 kişiden 60-70 kişiye ulaşmıştır. Nodül tespit edildiğinde aşırı hormon üretimi yapıp yapmadığı da mutlaka araştırılmalıdır.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">AİLEDE TİROİD KANSERİ VARSA DİKKAT</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Nodülü olan hastaların ailesinde tiroid kanseri öyküsü de sorgulanmalıdır. Ses kısıklığı, yutkunmada zorluk, nefes darlığı, boyun bölgesine radyasyon uygulanması, ailede 20 yaş altı ve 70 yaş üstü tiroid kanser öyküsü, erkek cinsiyet, tiroid bölgesinde ani başlayan ve hızlı büyüyen şişlikler, nodülün çevre dokulara yapışık olması veya boyunda kötü görünümlü lenfadenopati saptanması tiroid kanseri ihtimalini artırır.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">MUTLAKA TAKİBE ALINMALI</span></strong></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Genel olarak boyutu 1 santimetrenin üzerinde olan nodüllerin kanserli olup olmadığı ameliyat olmadan, kolay uygulanan biyopsi yöntemiyle anlaşılabilir. Ancak biyopsi sonrasında belirli aralıklarla nodüllerin büyüyüp büyümediği ultrasonla takibe alınmalıdır. Boyutu 3 santimetrenin üzerindeki nodüllerde kanser ihtimalinin artması, zaman geçtikçe büyüme gerçekleşmesi ve bası bulgularının ortaya çıkması, hormon üretme olasılığı olması nedeniyle çoğu zaman cerrahiye başvurulmaktadır. Biyopsi, uygun hastaların tiroid cerrahisi olması kararına yön verir. Tüm hedef, doğru zamanda doğru cerrahi tedaviyi uygulamak olmalıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>Haber Merkezi</strong></span><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Nov 2016 09:47:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/68c7ef573cc4d69575c51a1dc03e3832.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>10 yanlış bir dişinizi götürebilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/10-yanlis-bir-disinizi-goturebilir-703</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/10-yanlis-bir-disinizi-goturebilir-703</guid>
                <description><![CDATA[Ağız ve diş bakımının doğru yapılması, sağlıklı bir yaşamın önemli kuralları arasında yer alıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Çocukların diş sağlığından, diş fırçalamaya; beslenmeden, ağız kokusuna kadar birçok konuda doğru bilinen yanlışlar dişlerin kaybına neden olabiliyor. Memorial Şişli Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Bölümü’nden Dt. Aslı Tapan, “21-27 Kasım Ağız ve Diş Sağlığı Haftası” öncesi, diş hastalıkları ile ilgili yaygın ancak yanlış inanışlar hakkında bilgi verdi.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>1-“ELEKTRİKLİ DİŞ FIRÇALARI HEM DİŞ ETİ ÇEKİLMESİNİ ARTIRIR HEM DE DİŞLERİ AŞINDIRIR” (YANLIŞ)</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Elektrikli diş fırçaları bilinenin aksine çok kapsamlı bir temizlik sağlamaktadır. Bu fırçalar ile yapılan etkin temizlik sayesinde zamandan da tasarruf sağlanmaktadır. Ağız ve diş sağlığı için dişleri fırçalamanın yanında ara yüz temizlik araçlarını da etkin kullanmak önemlidir.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>2- “SARIMSAK, KARANFİL, KOLONYA DİŞ AĞRISINA İYİ GELİR” (YANLIŞ)</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Hastaların sarımsak, karanfil ya da kolonya yardımıyla diş ağrılarını dindirme çabası, psikolojik olarak rahatlama hissi verebilmektedir. Bu işlemler sırasında oluşan asidik etkiden dolayı yumuşak dokuda daha büyük sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Yumuşak dokuda oluşacak hasarlar, kolay bir işlemle rahatlayabilecek olan hastanın daha zor ve karmaşık işlemlerle karşı karşıya kalmasına neden olabilmektedir. Yaşanan diş ağrılarında bir doktora gitmek en doğru yaklaşımdır<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
<strong>3-“DİŞ ETLERİMİN KANAMASI DİŞLERİMİ İYİLEŞTİRİR” (YANLIŞ)</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Diş etlerinin kanayarak kendini iyileştirdiği kanısı toplumda azımsanamayacak kadar fazladır. Hatta fırçalama sırasında fazla baskı yaparak diş etlerini kanatmak isteyen kişilerde vardır. Diş etlerini kanaması günlük bakım sırasında istenmeyen bir durumdur ve diş kaybına neden olabilmektedir. Günlük bakım sırasında diş etlerinin kanaması ciddi sorunların habercisi olabileceği için vakit kaybetmeden doktora başvurmak en sağlıklı yoldur.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>4-“HAMİLELİKTE NASILSA KALSİYUM KAYBI YAŞAYACAĞIM İÇİN DİŞLERİM ZARAR GÖRECEK”(YANLIŞ)</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Anne adaylarını en sık düştüğü hatalardan biri; hamilelik sırasında kalsiyum kaybı yaşayacakları için dişlerinin zarar göreceği inancıdır. Doğru ve dengeli beslenme ile hamilelik sürecinde iyi bakım, dişlerin korunması için yeterlidir. Dişler hiçbir zarar görmeden hamilelik süreci tamamlanabileceği gibi, bu dönemde yaşanan sorunlar için diş doktoruna gitmenin de herhangi bir sakıncası bulunmamaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>5-“İMPLANT YAPTIRDIM, ARTIK DİŞLERİM ÇÜRÜMEZ BAKIM YAPMAMA GEREK YOK” (YANLIŞ)</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">İmplantların ömrü 30 seneye kadar ulaştığı vakalar görülmektedir. İmplantın başarısı için 5-10 senelik kriterleri göz önünde bulundurmak gerekmektedir. Nasıl olsa çürümez yaklaşımıyla ihmal etmek yerine, tam tersi çok iyi bakım yapılmalıdır. İyi bakılmayan implant bölgesinde ortaya çıkan enfeksiyon implantın kaybedilmesine neden olabilmektedir. İmplantın başarısını iyi ağız bakımı ve hastanın alışkanlıkları %100 etkileyecektir.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>6-“ÇOCUĞUMUN SÜT DİŞLERİ NASILSA DÖKÜLECEK DOKTORA GİTMEME GEREK YOK”(YANLIŞ)</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Hem doktorla tanıştırmak hem de ilerde ortaya çıkabilecek ağız ve diş sağlığı sorunlarına engel olmak için çocukların 2-3 yaşından itibaren diş doktoruna gitmesi önemlidir. Ebeveynleri bilinçlendirerek ağız ve diş sağlığıyla ilgili sorunların bu dönemde planlanması gerekir. Birçok aile çocukların süt dişlerinin nasılsa döküleceğini söyleyerek kanal tedavisi ya da dolgu işlemine karşı çıkmaktadır. Çocuğun süt dişleri ağızda yer tutucu görevi görmektedir. Süt dişlerinin erken kaybı dişlerin çapraşık gelişmesine neden olabileceği için bu dişlerin gerek kanal tedavisi gerekse dolgu işlemleriyle sonuna kadar korunması önemlidir.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>7-“ÇOCUĞUMUN ÇAPRAŞIK DİŞLERİNİ ERGENLİK DÖNEMİNDE DÜZELTİRİZ” (YANLIŞ)</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Çocuklarda görülen çapraşıklık erken ortodonti ile 7 yaşından itibaren düzeltilebilmektedir. Bu sayede ileri yaşlarda yaşanabilecek çok daha uzun süreli tedavilerin önüne geçilebilmektedir. Çocuklarda ilk azı dişi çıktığında bir ortodontistten görüş almak ileride yaşanacak büyük sıkıntıları engelleyebilmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>8-“DİŞ TAŞLARINI TEMİZLETİRSEM HASSASLAŞAN DİŞLERİM ZARAR GÖRÜR” (YANLIŞ)</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Hastaların birçoğu diş taşı temizliğine dişlerin hassaslaşacağı ve daha çok renkleneceği gerekçesiyle karşı çıkmaktadır. Temizlenmeyen diş taşları oluşacak diş eti problemini tetikleyecek ve ileride tedavisi daha komp0like bir problem ile hastayı karşı karşıya bırakacaktır. Diş taşı temizliğinin ağız ve diş sağlığındaki önemi tartışılamaz.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>9-“DİŞLERİMİ PİYASADA SATILAN ÜRÜNLERLE BEYAZLATABİLİRİM, DOKTORA GİTMEYE GEREK YOK” (YANLIŞ)</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Piyasada satılan ürünlerle dişleri beyazlatmak kontrolsüz bir işlemdir. Diş etlerinde çekilme ya da diş minesindeki derin çatlaklar kişide hassasiyet sorunları yaratabilmektedir. Diş beyazlatma işlemini doktor kontrolünde ve kişiye uygun ürünlerin seçimi ile daha sağlıklı yapılabileceği tartışılmazdır.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>10- “AĞIZ KOKUSU HERKESTE OLUR TEDAVİYLE GEÇMEZ” (YANLIŞ)</strong></span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif">Ağız kokusu, önemli bir problem olup ağız ve diler ile beraber bir çok sebepten kaynaklı olabilir. Önemli olan ağız ve diş kaynaklı sebebi ortadan kaldırmak. Eğer geçmiyorsa diğer etkenlere yönelmektir. Ağız ve diş sağlığı ile ilgili etkenler arasında diş çürükleri, gözden kaçan diş eti hastalıkları, kötü protezler, ağızdaki hijyenik olmayan restorasyonlar sayılabilir. Ağız kokusu etken ortadan kalkmadığı sürece kaybolmaz.</span></p>

<p><span style="font-family:verdana,geneva,sans-serif"><strong>Haber Merkezi</strong></span><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Nov 2016 09:10:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/dd52cd8b8e20effe71e83a41eeee7354.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Organ bağışları hala yetersiz</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/organ-bagislari-hala-yetersiz-697</link>
                <guid>https://www.muhabirgazetesi.com/haber/organ-bagislari-hala-yetersiz-697</guid>
                <description><![CDATA[Ülkemizde organ bekleme listelerinde hasta sayıları giderek artarken, yapılan organ bağışları ihtiyacı karşılamakta yetersiz kalıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası nedeniyle açıklamalarda bulunan Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Alper Demirbaş, her yıl nakil olamadığı için yüzlerce kişinin hayatını kaybettiğini hatırlattı. Prof. Dr. Demirbaş, Türkiye'de 70 bin kronik böbrek hastasının 20 bin kadarının böbrek bekleme listesinde olduğunu vurguladı.</p>

<p>Dünyada olduğu gibi ülkemizde de organ naklinde birinci sorunun organ bağışlarının azlığı. 2-8 Kasım Organ Bağışı Haftası nedeniyle açıklamalarda bulunan Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Alper Demirbaş, "Organ nakli ve bağışı ne yazık ki Türkiye'de istenilen oranlara ulaşmayan, hatta yaklaşamayan bir alan" diyerek bunun sonucu olarak her yıl, her yaştan binlerce kişinin hayatını kaybettiğini belirtti.</p>

<p>Prof. Dr. Alper Demirbaş, "Organ nakli sadece bir ameliyat değil. Kronik organ hastalıkları sadece hastayı değil ailesini ve çevresini de ilgilendirir, yaşam düzenlerini altüst eder. Verici ister canlı ister kadavra olsun, tıp dışında işin içine hukuk, etik, felsefe, sosyoloji, ekonomi, eğitim yani tümüyle hayat girer. Bu nedenle ülkemizde organ nakli ve bağışı sorununun çözümü için tüm bu alanların dikkate alınması ve bu alanlara ilişkin de çalışılması gerekir" şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>20 BİN KİŞİ BÖBREK BEKLİYOR</strong></p>

<p>Türkiye'de 70 bin kronik böbrek hastasının 20 bin kadarının böbrek bekleme listesinde olduğunu belirten Prof. Dr. Alper Demirbaş, böbrek bekleyen hasta sayısının her gün arttığını, böbrek naklinin Türkiye'nin ciddi bir sorunu olduğunu vurguluyor. "Bu yılın başında nakil bekleyen 16 bin kişi vardı. Şimdi 20 bin kişi oldu. Bu ciddi bir artış. Türkiye'de organ bağışına pek sıcak bakılmıyor. Bu nedenle hastaların böbrek nakli olabilme şansı yılda ellide bir olarak karşımıza çıkıyor. Yılda 3 bin civarında böbrek nakli yapılabiliyor, bunun ancak 600 kadarı kadavradan alınırken, geri kalanında canlı vericiden nakil yapılıyor" diye konuştu.</p>

<p><strong>HER 10 KİŞİDEN 1'İ BÖBREK HASTASI</strong></p>

<p>Türkiye'de böbrek rahatsızlığında hızlı bir artış var. Her 10 kişiden 1'i böbrek hastası. Kronik böbrek yetmezliği böbrek işlevlerinin ilerleyici şekilde, geriye dönüşü olmaksızın kaybedildiği yaygın görülen bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Bu hastalık tüm organ ve sistemleri etkiliyor ve yaşamı tehdit ediyor. Önemli ölçüde iş gücü ve yaşam kalitesi kaybına<br />
neden oluyor. Sıklığı, kompleks tedavileri ve yüksek ekonomik giderleri nedeniyle bu durum ülkemiz için ciddi bir halk sağlığı sorunu. Ülkemizde 70 bin kronik böbrek yetmezliği yaşayan hastanın olduğu tahmin ediliyor ve her yıl bu sayıya 8-10 bin hasta ekleniyor.</p>

<p><strong>ANA TEDAVİ YÖNTEMİ DİYALİZ DEĞİL BÖBREK NAKLİ</strong></p>

<p>"Diyaliz, kronik böbrek yetmezliğinde hiçbir zaman ana tedavi yöntemi olarak görülmüyor. Diyaliz, böbrek nakline kadar geçen sürede hastayı yaşatmak için uygulanır" diyen Prof. Dr. Alper Demirbaş organ bulunamadığı için çok sayıda hastanın hayatını kaybettiğini, bir kısmınınsa diyalizle yaşamak zorunda kaldığını söyledi.</p>

<p>Prof. Dr. Alper Demirbaş , "Kalp yetmezliği, kronik karaciğer hastalığı ve kronik böbrek hastalığında nakil en seçkin ve hayat kurtarıcı yöntemdir. Canlıdan yapılan organ bağışlarında alıcının iyileşmesi pahasına normal ve sağlıklı bir insana majör bir cerrahi girişim yapılması 'önce zarar verme' ilkesine ters düşen bir durum olarak algılanabilir. Ancak unutulmaması gerekir ki, bir gün sizin de çocuğunuz, anne-babanız, yakınlarınız ya da siz organ bağışına ihtiyaç duyabilirsiniz. Bu nedenle vefat edenlerden nakil sayısını artırmak ve daha çok sayıda hayat kurtarmak için herkesin organlarını bağışlamasını öneriyoruz" dedi.</p>

<p><strong>Haber Merkezi</strong><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Nov 2016 16:25:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.muhabirgazetesi.com/images/haberler/cb4bbc0a48a6bd2b8a0a71beaf402d55.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
