Uğur
Aydın
DOLAR13.6165
EURO15.2165
ALTIN787.23
Eray Gökçe

Eray Gökçe

Mail: [email protected]

SAMİMİ DEĞİL, SÜVARİSİNİZ...

Son günlerde Nazilli'de 8 aylık bir Belediye başkanının vicdansızca eleştirilmesi üzerine bu köşe yazısını yazma gereksinimi duydum. Nazilli halkının sabırsızlığını anlarım ve masumiyet çerçevesinde eleştirmesini de anlarım. Fakat 10 yıldır susan, hiçbir konuda ağzını açmayan bazı kesimlerin sırf Kürşat Engin Özcan'ı yıpratmak adına süvari gibi saldırmasını anlayamam. Çünkü bu süvarilerin Haluk Alıcık başkanın ilk 8 ayında eleştiri yerine rant uğruna şakşakçılık yaptığını bildiğim için. Bir elin 10 parmağını geçmeyen bu süvariler, şimdi 10 elin bir parmağıyla Kürşat Engin Özcan'ı hedef seçmiş durumda fakat Nazilli halkı bu oyuna gelmeyecektir.

Sadece düşünelim;

Yıl 2009. Nazilli Belediye Başkanı oldum. İlk ne yaparım. Makamımda tebrikleri kabul eder, oy veren halkıma makam kapımı sonuna kadar açar, kendilerine teşekkür ederdim. 23 bin oy aldım. 10 bini ziyaretime gelse bu süreç bile 2 aya yakın sürer. Ardından ne yaparım. Belediyenin kasasına, borç defterine bakarım. Borcum yok daha kasada para var. Hem de 210 bin TL. Bu konuda rahatım. Bana bu koltuğu bırakan önceki belediye başkanından Allah Razı Olsun derim. Borçlarımı nasıl ödeyeceğim diye kendimi yırtmaya, parçalamaya gerek yok. Bu konuda rahat olduğum için kadrolaşmaya giderim.

Her Belediye Başkanının yaptığı gibi kendime yakın isimleri, her ne kadar belediye başkanı siyasi rozetini bir kenarına da bıraksa yine de kendi partisinden isimleri kadrolara getirir. Kadrolaşma öyle iki günde olacak bir durum da değil, çünkü sen olmadığında o belediyenin işlemesi ve arkana bakmadan güvenebileceğin insanları nokta yerlere yerleştirmen gerekir. Buna da 2 ay verelim. Şuana kadar 4 ay böyle geçti. İlk 8 ayıma 4 ay kaldı. Yerel gazete okuyorum. Sosyal Medyaya bakıyorum. Beni eleştiren, kimseyi bulamıyorum. Aksine bana şakşakçılık yapan, beni öven olumlu eleştiriler görüyorum.

 İlk 4 ayımda kafam o kadar rahat ki, belediyenin borcu yok, eleştiren yok, hizmet anlamında daha henüz birşey yapmamama rağmen. Oh ne kadar güzel. Şimdi artık hizmette yapmam gerekiyor. Çağırıyorum kurmaylarımı ve Nazilli'nin nelere ihtiyacı var. Hangi bölgelerde sıkıntısı var, hangi bölgeye önce ağırlık vermeliyiz diyerek bana rapor hazırlamalarını istiyorum. 1 ay sonunda rapor geliyor ve ilk kazmayı 5'inci ayın sonunda vuruyorum. ilk 8 ayıma kaldı 3 ay. Bu süre zarfında gazetelerde manşetler atılıyor. Belediye başkanından 'hizmet yağmuru'.  'Gece gündüz demeden çalışıyor'. "Nazilli çağ atlayacak". Bunu uzatabiliriz. Her şey çok güzel gidiyor. Borcumun olmaması elimi kolumu bağlamıyor. Henüz bir hizmetimin tamamını bitirmeden 8 ayı tamamlıyorum.

Sadece 2 kere düşünelim;

Yıl 2019. Nazilli Belediye başkanı oldum. Tebrikleri kabul ediyorum. 45 bin oy aldım. Daha ilk gün tebrikleri kabul ederken bir enkaz aldığımı da biliyorum. İçimdeki, aklımdaki deli soruları kimseye belli etmeden bana oy verenlere teşekkür ediyorum. İttifakla geldiğim için iki partinin de tebriklerini kabul etmek daha uzun zaman alıyor yine de 2 ay sonunda tebrikleri bitiyorum. Çağırıyorum kurmaylarımı. Belediyenin borcunun çıkarılması için direktif veriyorum ve en ince ayrıntısına kadar rapor tutulmasını istiyorum. 1 ayın sonunda rapor geliyor. Aşağı yukarı tahmin ettiğimden fazlası geliyor. 102 Milyon TL eski parayla 102 Trilyon. Kasa bomboş. Düşünüyorum. Çözüm bulmalıyım. Hem borcumu ödeyip hem de hizmet nasıl yaparım diye kurmaylarımla kafa kafaya verip gece gündüz çıkar bir yol arıyorum. Daralmaya gidiyorum. Eğer kemer sıkmazsam, işin sonunun iyi olmayacağını biliyorum.

Belediye başkanı seçilmemin üzerinden 3 ay geçti. 2'ye aldığım bir şeyi 1'e almanın, 2 verdiğim bir şeye 1 vermenin stratejini uyguluyorum. Başarılı olmaya başlıyorum. Bir de bakıyorum ki İller Bankasından gelecek parama kesinti uygulanıyor. Tam yüzde 40. Yıllardır uygulanmayan bir şey bize uygulanıyor. Soruyorum AK Partili ya da Cumhur ittifakının kazandığı belediyelerde kesinti olmuyor. Anlıyorum ki bu konuda 1-0 geride başlıyorum. İşçilerimin maaşlarını nasıl ödeyeceğim diye düşünmeye başlıyorum. Deniyorum, yollar arıyorum. Gece uyuyamıyorum. Bana oy veren insanlara mahcup olmamak adına ailemden, sevdiklerimden ödün verip, nerdeyse eve sadece yatmaya gidiyorum.

Bu sırada kadrolaşmaya gitmem gerekiyor. Zaten işçi fazlalığı var hem işçi çıkarıp hem de çalışacağım ekibimi belirlemem gerekiyor. Bu süre zarfında da 1 ayım geçiyor. 4 ayı tamamladım. Yerel gazete ve sosyal medyaya bakıyorum. Sürekli bazı kesimler tarafından eleştiriliyorum. Hatta 10 yıldır sorulmayan hesaplar bana soruluyor. 10 yıldır yapılmayan hizmetler 4 ayda bana mal ediliyor. Şaşırıyorum derken eski sigorta borçlarından dolayı E-haciz yoluyla paramızın bir kısmına Vergi Dairesi tarafından bloke konuyor.  İşçilerimin maaşını ödeyeceğim paraya konuyor bir de. Hemen bir şekil de çözüm buluyor, Allahtan blokeyi kaldırtıyorum. 5 ay geçti.

Nazilli'nin merkezi Altıntaş Mahallesi'nden başladığım yol yenileme çalışmalarımın yarısı tamamlandı. Namık Kemal Caddesi boyunca asfalt yenileme çalışmaları Büyükşehir ortaklığı ile tamamlandı. Nokta atışı ile bu kadar zorlu süreçte hizmet yapıyorum. Bakıyorum ki hizmet yaptıkça eleştiriliyor, 10 yıllık sorunlar, o dönemlerde yapılan uygulamalar, o dönemlerdeki hizmet sorunları yine bana mal edilmeye devam ediyor.

Yukarıda yazdığım ilk belediye başkanı Haluk Alıcık, onun altındaki belediye başkanı Kürşat Engin Özcan.

-Eşit koşullarda başlamadılar,

-Biri sürekli şakşaklanıp, biri sürekli eleştirilirken,

-Biri belediyeyi borçsuz alıp, biri 102 trilyon borçla alırken,

-Biri bir düşünürken, biri bin düşünmek zorunda kalmışken,

-Biri 1-0 önde, biri 1-0 gerideyken,

-Hangi adalet terazisine sahipsiniz ki her ikisini de aynı kiloda tutuyorsunuz?

-Bu şehri ve köy arazilerini parsel parsel pazarlayıp satanlar bu kadar eleştirilmezken,

-Mahkeme kararı olmasına rağmen, nasıl oluyor da bazı park ve Otogarın devrini Nazilli'nin malları Büyükşehire peşkeş çekiliyor diyebiliyorsunuz?

-Seçim kazanacağım diye yüzlerce işçiyi fazlalık olmasına rağmen belediyeyi alıp, işçi üzerinden siyaset yapanları nasıl eleştirmiyorsunuz?

-Yöresel çadırlar adı altında kurulan panayırları hedef gösterip, esnafımızı sahiplenme duygunuz şimdi mi kabarıyor?

-10 yılda Nazilli her yönden 10 kez geri gitmişken, şimde neden 100 kez geri gidiyor gibi algı yaratılıyor?

-Haluk Alıcık'ın 10 yıllık belediye başkanlığının sonunda ustalık dönemimiz anca başlayacak demesine rağmen, Kürşat Engin Özcan'dan ilk 8 ayında nasıl ustalık dönemi bekliyorsunuz?

Samimi değil, süvarisiniz...

Not:(Oy veren, vermeyen halkımıza lafımız yok. Onların eleştirmek en doğal hakkı. Bu, bir elin parmağını geçmeyen süvarilere istinaden yazmış olduğum bir yazıdır. Yazım, sadece ilk 8 ayda iki belediye başkanının yaşadığına inandığım dönemleri kapsıyor. Kimseyi hizmet yapmadı diye suçlamıyorum. Saygılarımla....)

(Süvarı: Süvari, Farsça سوار suvâr=at kelimesinden gelir, atlı askerdir. Geçmişte daha çok ani baskınlarda ve vurucu saldırılarda kullanılırdı...)

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar